İLETİŞİM diye bir MESLEK Olur mu?

Meslek nedir? Yasal olarak Meslek tanımı nedir? Bir işin Meslek olabilmesi için yasal düzenleme gerekli mi? Yasal düzenleme olmadığı durumda, bir İŞ, Meslek olur mu?

Meslek; kişinin yaşamını sürdürmesi ve geçimini sağlaması için yaptığı sürekli bir iş. Meslek, para kazanmanın ötesinde, kapasiteyi kullanma ve kendini gerçekleştirme yoludur.

Ancak yapılan her iş, yasal olarak MESLEK kabul edilemez. Bir uğraşı ve işin Meslek özelliği taşıması için yasal düzenleme, belli bir eğitimi, kuralları, statüsü ve kullandığı belli araç ve gereçleri olmalı.

Bu durumda meslek, İnsanlara yararlı mal ve hizmet üretmek, karşılığında para kazanmak için yapılan, belli bir eğitimle kazanılan, sistemli bilgi ve becerilere dayalı, kuralları yasalarla belirlenmiş etkinlikler bütünü.

Meslek, İnsana toplum içinde belli bir yer sağlar, kişiye sorumluluk ve mesleki olgunluk yükler.

Meslek odaları, üye meslektaşların mesleki yaptıkları işleri kolaylaştırmak, mesleğin menfaatlerini korumak ve ihtiyaçlarını karşılamak, aynı mesleği yapan meslektaşlar arasında iletişim ve yardımlaşmayı amaçlar.

Türkiye’de tüm meslek gruplarının bir odası vardır. Yasa ve kanunlara göre hareket eder ve ona göre davranır.

Odalar, tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarıdır.

  • Peki, İLETİŞİM, bir MESLEK mi yoksa değil midir?
  • İletişim diye bir MESLEK olur mu?
  • İletişim Mesleğini öğrenmek için dört yıllık İletişim Fakültesi okumaya ne gerek var, dediğinizi duyar gibiyim.
  • Meslek tanımı olmayan İletişim için mesleki yasal düzenleme olur mu? Ya da Gerek var mıdır?

İletişim diye bir meslek yok ise yasal olarak Meslek tanımının yapılmasına da gerek yoktur.
Peki, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi ile birlikte Cumhurbaşkanlığı bünyesinde ” İletişim Başkanlığı ” neden kurulmuştur?

Mademki, İletişim bir MESLEK değildir. Ülkemizde YETMİŞ Adet İLETİŞİM FAKÜLTESİ neden kurulmuştur?

Peki, Birilerinin ehliyetsiz – liyakatsiz ve kifayetsiz muhteris oğlu – kızı – gelini – damadı ve yeğenleri, İletişim Fakültelerinde hem istihdam edilsin ve hem de Milletin Vergilerinden BALLI MAAŞ alsın diye mi kurulmuştur?

  • Peki, Gazeteci – Köşe Yazarı – Basın Danışmanı – Kurumsal Marka Yöneticisi – Kurumsal İletişim Müdürü – İletişim Sorumlusu – Halkla İlişkiler ve Basın Danışmanı – Siyasi Liderlere hem Basın Danışmanı ve hem de Metin Yazarı olabilmek için DÖRT YILLIK ” İLETİŞİM Fakültesi ” okumaya gerek var mı?

Türkiye’de YETMİŞİ aşkın İletişim Fakültesi bulunmakta ve her sene On bin dolayında işsizler kervanına katılan dört yıllık eğitimli İletişim Fakültesi Mezunu bulunmaktadır.

Peki, İşsizler kervanına her yıl binlerce İletişim Fakültesi mezunları katılmaya devam ederken, Yeni İletişim Fakülteleri NEDEN açılır?

Türkiye’deki İletişim fakültelerinin kuruluş tarihi BASIN YAYIN Fakültelerini saymaz ise Kırk yılı aştığını, bir kenara not edelim.

İletişim Fakültesi mezunları; MESLEK olarak, herhangi bir bakanlık, kamu kurum ve kuruluşlarınca muhatap alınmamaktadır.

Ülkemizdeki diğer fakülteler; çeşitli bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları ile ilişkilendirilmesine, kamusal statü verilen meslek odaları çevresinde toplanmasına ve mesleki yasal çerçeveleri çizilmesine rağmen, kurulduğu günden bu yana İletişim Fakültesi ve mezunları, yok sayılmakta ve görmezden gelinmeye devam etmektedir.

İletişim Fakültesi Mezunları kamu nezdinde muhatap bulamadığı ve mesleki yasal çerçevesi çizilmediği için özel sektörde mesleki olarak tanınması mümkün olmamaktadır.

İletişim Fakültesi mezunlarının kurumlar ya da firmaların girişlerinde, bakımlı ve güzel giyimli bay veya bayan Halkla İlişkiler elemanları değildir.

Sonra da bu ülkede ulusal ve uluslararası çapta bir MARKA neden çıkmaz diye sitem edilmektedir. Peki, Reklam ya da Marka uzmanı olarak işe aldığınız kişi hangi fakülte mezunu?

İmam Hatip Lisesi ve İlahiyat lisans eğitimi almış, siyasi olarak arkası kalın tipler; tüm kamu kurumlarında, İletişim birim müdürü veya koordinatörü olarak istihdam edilmektedir.

Böyle bir uygulama; İletişim Fakültesi Mezunlarının haksızlığa uğraması ve mağdur edilmesi demektir.

İletişim Fakültesi Mezunlarının istihdam sorunları; öncelikle muhatap bulamamak ve mesleki yasal düzenlemenin yapılamamış olmasından kaynaklanmaktadır.

Peki, İLETİŞİM MESLEK YASASI konusunda; İletişim Fakültelerinin bulunduğu Üniversite rektörleri, yönetim kademesi, yetmiş kadar İletişim Fakültesi dekanı ve fakülte yönetimleri, İletişim fakültelerindeki binlerce iletişim eğitimi veren öğretim üyesi neler yapmaktadır?

Peki, İletişim Fakültelerinin bulunduğu Üniversite Rektörleri ve İletişim Fakültesi yönetimleri; İletişim Fakültelerinden mezun etmekte oldukları öğrenciler için TBMM ve Cumhurbaşkanlığı nezdinde, İLETİŞİM MESLEK YASASI tanımı yapılmalı ve acilen YASALAŞMALI, şeklinde bir dertleri veya lobi faaliyetleri var mıdır?

İletişim Başkanlığı, DAHA ADİL bir DÜNYA, Paneli!.

1999 yılında, ABD’yi ziyaret eden dönemin Türkiye Cumhuriyeti Devleti Başbakanı Ecevit’e, ABD Başkanı Cinton; Sayın Ecevit: Kafkaslardan Balkanlara, Afrika’dan Ortadoğu ve Orta Asya’ya kadar muazzam geniş bir yelpazede muhteşem bir Yumuşak Gücünüz var! Gelin birlikte güçlerimizi birleştirelim, diyordu!

Bölgemizde ve özellikle ülkemizde yaşadığımız ekonomik kaos ve siyasi türbülansı, anlayabilmek ve yorumlayabilmek için Küresel iki EKOL ve GÜÇ arasında, yeni bir DENGE çerçevesinde, ikinci Dünya Savaşı devam ederken ve akabinde kendi aralarında yapmış oldukları konferansları, gizli görüşmeleri ve anlaşmaları dikkatli okumak ve algılamak gerekir!

Bugün, Küresel iki EKOL ve GÜÇ arasında, Dünyanın Barış ve Huzuru, SOĞUK SAVAŞ benzeri Yeni bir DENGE adına, yeniden; sınırlar – konferanslar ve anlaşmalar silsilesine şahit olmaktadır!

Türkiye Cumhuriyeti Devleti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı; ” Stratcom Public Forum ” etkinliği kapsamında; Avusturya, İsviçre, Macaristan, Hollanda, Almanya, İngiltere, Polonya, Belçika, Fransa, İtalya’nın başkenti Roma’da gerçekleştirilen ve toplamda YİRMİ ülkede, ” Daha Adil Bir Dünya Mümkün ” temalı, panel düzenlemektedir!

Türkiye Cumhuriyeti Devleti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun; dünyada; adalet, kapsayıcılık ve eşitlik ilkelerine dayalı bir düzenin mümkün olduğuna inandıklarını ve bu vizyonu kararlılıkla savunduklarını! Türkiye’nin uluslararası alandaki vizyonunu daha geniş kitlelerle buluşturmayı! Çok taraflılık ilkesinin zemin kaybettiği ve uluslararası örgütlerin bu sorunlara etkili çözümler bulma kapasitesinin giderek daha fazla sorgulandığı!

  • Dünya; insanlığını etkileyen küresel sorunların çözümünde önemli bir yol ayrımında bulunmaktadır!
  • Dünya; Birleşmiş Milletlerin Meşruiyet ve kapsayıcılık eksiklikleri, barış ve güvenlik sağlama konusundaki temel misyonunu zayıflattığı bir dönemden geçmektedir!

Altun; Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın; Dünya beşten büyüktür, ifadeleri, uluslararası sistemin adalet temelinde yeniden inşa edilmesi gerektiğini! Birleşmiş Milletlerin reforme edilerek daha kapsayıcı, şeffaf ve hesap verebilir bir yapıya kavuşması gerektiğine dair uluslararası farkındalığın artmasına önemli katkı sağlamakta, olduğunu!

Altun; sadece küresel boyutlara ulaşan sorunların değil aynı zamanda çözümlerin de konuşulması hedeflendiği! ” Daha Adil Bir Dünya Mümkün ” teması altında, küresel adalet ve eşitlik temelinde, kapsayıcı bir uluslararası sistem inşa etme yolundaki önerileri gündeme taşıdıklarını! Devletler, sivil toplum kuruluşları, medya ve düşünce kuruluşları arasında daha güçlü bir diyaloğun kurulması ve sürdürülmesinin temellerini atıyoruz, değerlendirmelerde bulunmuştur!

  • 2023 yılı Haziran aynın son günlerinde, Paris’te, Dünya finans sistematiği çerçevesinde, ‘Daha adil’ yeni bir finansal sistem çağrısı, zirvesi yapılmıştır!

Daha adil yeni bir finansal sistem çağrısı zirvesine; Uluslararası örgüt başkanları ve Afrika ülkelerinden devlet başkanları, katılım sağladı!

‘Daha adil’ yeni bir finansal sistem çağrısı, zirvesi; BM’nin sponsor olduğu iklim zirveleri çerçevesinde bir toplantı olmadığı! G7, G20 veya herhangi bir uluslararası veya bölgesel kuruluş gibi bir çerçeve içinde bir toplantı, olmadığı!

‘Daha adil’ yeni bir finansal sistem çağrısı zirve; Uluslararası finansal sistemi dikkatli bir şekilde yeniden şekillendirme ihtiyacının hissedilmesi! İklim değişikliği ve onun yol açtığı felaketlerle başa çıkma konusuna odaklanmaktadır!

‘Daha adil’ yeni bir finansal sistem çağrısı zirve; gelişmekte olan ülkelerde yoksullukla mücadeleden vazgeçilmemesi! Bu nedenle, iki önceliği birlikte gerçekleştirmek için daha fazla fona ihtiyaç duyulduğu!

Fransa Cumhurbaşkanı Macron; derinleşen bölünmelere, çevresel kırılganlığa, Kovid pandemisinin sonuçlarına, dağınık ekonomik aktivitenin yeniden canlanmasına, Ukrayna’daki savaşa ve küresel finansal sistemdeki istikrarsızlığa işaret ederek! Uluslararası finansal yapının başarısızlığını, Dünya Bankası ve uygulamalarını tamamen ahlaksız hale gelmiş, olarak tanımladığı! Uluslararası Para Fonu (IMF) gibi uluslararası kurumların performansını kontrol eden kuralları kınamaktan çekinmediği, karamsar bir tablosunu çizmiştir!

Dünya Ekonomik Forumu Başkanı Klaus Schwab; Ulus Devletler bizim gündemimize uymak zorunda! BÜYÜK SIFIRLAMA gündemine uymayan Ulus Devletler; her alanda çok büyük sorunlar ile karşı karşıya kalır! BÜYÜK SIFIRLAMA ile Devletler yönetimlerini de, bize devretmeli ya da Paydaş demokrasi, vurgusunu yapmaktadır!

Dünya da, SOĞUK SAVAŞ benzeri, ÇOK KUTUPLU Yeni bir DENGE – SİSTEM ve DÜZEN kurmak adına; konferans – panel ve arama çalışmalarının olduğu bir dönemde; Türkiye Cumhuriyeti Devleti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan; Önümüzde yepyeni bir dünya var! Dünya aşırı sağa kayıyor, ırkçı siyasetler ve “aşırı sağcı demagoglar” yükseliyor! Demokrasiler geriliyor, otoriterlik artıyor! Böyle bir gidişatta, Türkiye dünyaya iyi gelebilecek yeni bir çözüm sunabilir! Avrupa Birliği’ni ekonomiden savunmaya, siyasetten uluslararası itibara, içine düştüğü çıkmazdan sadece Türkiye, Türkiye’nin tam üyeliği kurtarabilir, ifade ve vurgularının, ” Daha Adil Bir Dünya Mümkün ” mottosu çerçevesinde, dikkate değer olduğunu düşünüyorum!

İLETİŞİM Kurmak; bir gün herkese ve her KURUMA lazım olacak!

Toplum içinde veya ailede, bir kişi ben iletişim kurmuyorum diyemez! Kişi, İletişim kurmuyorum dediğinde, beden dili ile farkında olmadan iletişim kurmaktadır!

İnsan ve Kurumlar; çevresi ve paydaşları ile iletişim kurmadan varlığını devam ettiremez! Bir yerde Kurumsal bir durumdan söz ediyorsak, paydaşlar ve bağlıları olan insan toplulukları olacaktır.

İnsanın olduğu her yerde İletişim mutlaka olacaktır! İletişimi, bizim medeniyetimiz ve kültürümüz, insan insanın zehrini alır, şeklinde ifade etmektedir!

Bireyin iç huzura ermesi, mutlu ve huzurlu bir topluma erişebilmek için bireyin yakın çevresi ile kurmuş olduğu sağlıklı iletişim çok önemlidir.

Aksi halde, Sonsuz Kudret Sahibi Yüce Allah, insanlığı toplum halinde değil, yalnız başına dağlarda yaşamasını murat ederdi.

Hz. Allah; İnsanlığı, tanışıp bilişsinler diye farklı kavimler halinde yarattık buyuruyor! Tanışıp ve bilişmek, iletişim değil midir? Modern dünyada insanlar, tanışıp bilişmekten kaçmaktadır! Neden acaba?

Kurumlar, üyeleri ve paydaşlarına yönelik olarak kurumdaki gelişmeler, başarı ve başarısızlıklar hakkında iletişim kurmadan haberdar olunamaz! Hem de iletişim kanallarının her gün arttığı günümüzde!

Kurumsal aidiyet kültürünün oluşması ve gelişmesi, sağlıklı iletişim ile ancak sağlanabilir. Kurumsal kültür ve kurumsal felsefe, kurumsal aidiyetin oluşması, gelişmesi ve olgunlaşması, iletişim ile varılabilecek hedeflerdir!

Bir kurum paydaşları ile sağlıklı bir iletişimi yok saydığı veya hafife aldığı durumlarda, dedikodu ortalığı kaplayacaktır. Bir kere zuhur eden dedikodunun önü alınamaz!

Doğa boşluğu da kabul etmeyeceğine göre! Dedikoduyu yönetemediğiniz durumlarda ise sonuçlar daha da kötü olacaktır! Kriz yönetilemez hale gelir ve kurumsal yapıya zarar verebilir!

İletişim kurmuyorum diyen bir kurumsal yapı, dedikodudan başını kaldıramaz! Doğa boşluğu kabul etmeyeceğine göre! Şuyu Vukuundan beter işler işe uğraşmak zorunda kalır! Kurumsal yapı kendi asıl işlerine vakit bulamaz!

İletişim kurmuyorum demek, arabaya binmiyorum ve trafiğe çıkmıyorum, demekten bir farkı var mıdır?! Trafiğe çıkarsınız ve kaza da olabilir! İletişimde kuracaksınız ve iletişim krizleri de olacaktır! Hayat böyle bir şey! Mesele ÇÖZÜM için göstermiş olduğunuz çaba – gayret ve niyetinizdir!

Trafik kazası olduğunda ve yaralılar ve ölenler olduğunda yok mu sayıyorsunuz?! İletişim krizleri de olacak ve çıkıp, açık – şeffaf bir şekilde konuşacaksınız! Bu kadar basit!

Her kurumun dostları ve sevenleri olduğu gibi rakipleri ve düşmanları olacaktır. Doğanın kuralı böyle değil midir? Kurumsal yapılar için farklı kesimlerden kara propaganda ve algı yönetimleri olacaktır!

Rekabet olmadan, gerçek doğruya erişmek nasıl olacaktır? Böyle zamanlarda, kurumsal yönetimin, duruşu ve sağlıklı iletişim kanallarından gelen bilgiler doğruyu görmesini kolaylaştıracaktır!

Hiçbir şey tek olarak yaratılmamıştır. Zıddı olmayan hiçbir şey var ve kaim olamayacağına göre! Her şey zıddı ile ancak görünür ve bilinebilir!

Kurumsal yapı, kurum kültürü doğrultusunda iletişimi kendisi veya doğrudan kurum tarafından atanmış bir sözcüsü yapmadığı takdirde, kurumsal sözcü olduğunu ve olabileceğini vehmeden ve sorunlu tipler, doğrudan kendilerini sözcü olarak atayabilir! Böyle bir durumda Kurum zarar görmeye devam edecektir!

Kalabalık paydaşı olan bir Kurumsal yapı, konuşmuyorum, paydaş ve rakiplerim ile iletişim kurmuyorum demek gibi bir lüksü kesinlikle olamaz! Çıkıp konuşmalı, açık ve şeffaf bir şekilde iletişim kurmalıdır!

Binlerle ifade edeceğimiz çalışanı ve paydaşı olan bir kurumsal yapıdaki iletişim biriminin yöneticiliğine alanında eğitimi ve uzmanlığı olmayan kişileri getirirseniz öncelikle bilime ve kurumsal yapıya, saygısızlık etmiş olursunuz!

Bilime ve özellikle de araştırma ve geliştirmeye önem vermesi gereken eğitim kurumları, bilim ve uzmanlığa saygı duymadığı takdirde, toplumun diğer kesimleri neden ve nasıl saygı duyacaktır?

On bin saat kuramı gereğince, on bin defa videodan kalp veya beyin ameliyatı izlediğini söyleyen bir kişi, artık uzman oldum ve mezkur ameliyatları yapabilirim, derse ne yapacaksınız?!

Nasıl ki ayağınız kırıldığı veya çıktığında, mahallenizdeki kırık veya çıkık işlerinden anlayan bir amcaya gitmiyorsak! İletişim de eğitim ve uzmanlık isteyen bir meslek dalıdır!

Bilime ve uzmanlığa, bilim merkezi olan kurumsal yapılar, saygı göstermez ve toplumu inandıramaz olursa, toplum ve başkaları neden saygı göstersin ki?!

İletişim Mesleği ve Meslek Torbacıları!..

İletişim mesleğini icra eden, özellikle  gazete ve kitle iletişim araçları üzerinden  kamuoyu ile iletişim kuranlar; bir kelime,  bir kavram  ve bir cümlenin; ANLAMI,  İÇERİK ANALİZİ, İÇERİK ÇÖZÜMLEMESİ, METAFOR  ve MECAZ  ANLAMINDAN bihaber olduğu   durumlarda  elbette ki  İLETİŞİM KAZALARI ile  sonuçlanacaktır!. Tabii ki kaza olunca, kazanın tabiatı gereği, ölüler ve yaralılar da mutlaka olacaktır!.

Eskiler, insan insanın zehrini alır, derler!. İnsanın aslı ve  özü muhabbettir, iletişimdir!. Peki, İnsanda ki zehri nasıl alacağız?! Ya da İletişim ile sözlü gelenekte olduğu gibi ZEHİRİ alınmayan insan, neler yapabilir? İletişim insandaki zehri alma ve izale etme sanatı!.

İletişim; Aklına  geleni geldiği şekilde  söz söyleme veya  yazma  sanatı  değildir!. İletişim;  Diğer mesleklerde olduğu gibi ( Doktor  veya  Mühendislik ) eğitimi  alınması  ve formasyonun da öğrenilmesi gereken  bir  meslektir!.

Her ne kadar  yıllardır MESLEK tanımı  yapılmamış ve MESLEK YASASI  çıkmamış olsa da!.

Ülkemizde, yetmiş adet İletişim Fakültesi ve her yıl on bine yakın  MESLEKSİZ İletişim Fakülte mezunu olmasına rağmen, İletişim Fakültesi mezunlarının saygınlığı ve mesleğin de itibarı zaviyesinden, MESLEK YASASININ çıkması için Mesleki Yeterlilik Kurumu, eski bir İletişim Fakültesi Dekanı olarak, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ve sektör temsilcilerini,  konu ile ilgili olarak hassasiyet göstermeleri, mesleğin  itibarı  ve saygınlığı zaviyesinden göreve çağırıyorum!.

İletişimde cümle ve kelimenin kendisi kadar, öncesi ve sonrası da çok mühimdir!. Eskilerin ifadesi ile siyak ve sibakına bakmak gerekir!. Siyak sözlükte, sürmek, sevk etmek, salmak anlamlara gelmektedir! Siyak ıstılahı olarak, sözün gelişi, ifade tarzı, üslup, tarz, anlatım biçimi gibi manalarda kullanılır! Siyak kavramıyla sözün maksadı ve gayesi arasında sıkı bir ilişki vardır!. Siyak, üslubundan ve söylendiği ortamdan hareketle sözün maksadını ve gayesini anlamaya çalışmak demektir!

Sibak  sözlükte, yarışta, savaşta, ilimde, Müslüman olmada, kısaca hemen her alanda ilk, öncü ve birinci olmak,  anlamına gelir!. Sibak ıstılahı olarak, bir şeyin geçmişi, öncesi, üst tarafı, başlangıcı, dil açısından bir ifadenin öncesi, yukarısı manalarında kullanıldığı gibi sözün baş tarafı ile olan bağlantısı, sözün evlinden, öncesinden gelen mana, evveliyat, karşılığı olarak kullanılır!.

Siyak ve Sibak kavramı genel olarak, bir söz veya ifadenin,  öncesi ve sonrasına bakarak, sözün hangi anlamda kullanıldığı, yanlış anlaşılma ve yorumlara, yani iletişim kazalarına sebebiyet vermemek adına, doğru  ve açık bir şekilde anlamak ve algılamak manasına gelir!

Kalp Ameliyatı olmak için doktora gittiniz ve yanlışlıkla operatör doktor, hastanın  ATAR  DAMARINI  kesmiş!. Sonuç; ÖLÜM!  ON Katlı bir Bina İNŞA etmek için İNŞAAT Mühendisi  ve MİMAR ile anlaştınız!. Fakat ON KATLI BİNA inşaatı  için sehven KOLON  yapmayı unutmuşlar!. Sonuç; Bina ÇÖKMÜŞ!..

İletişim de böyledir!. Yanlış anlaşıldım!. Böyle demek istemedim!. Şunu veya şunları şöyle şöyle demek istedim, olmaz!.. Sonuç; Bir İletişim KAZASI olmuş!. Ölen ve yaralananlar vardır!. Durum, hastane ve mahkemeye intikal etmiştir!.

İLETİŞİM  Mesleği, herkesin yapabileceği ve birileri tarafından da GÖZ ARDI edilemeyecek kadar mühim bir MESLEKTİR!..

İletişim kazasının olduğu,  KAOS ve  KAOTİK  durum ve ortamlarda,  aynı yolun yolcusu ve aynı zihniyetin temsilcileri; KAMUOYUNDAN gelen TEPKİ üzerine, dün olduğu gibi bugün de,  anında  dönecektir!. Aslında mezkur tipler cibilliyetini sergilemektedir!. Ben ondan veya onlardan değilim şeklinde; boy boy RESİM ve  PAYLAŞIMLARA ŞAHİT olabilirsiniz!.

DURUŞ, OMURGA ve KARAKTER;  ÇIKAR, MENFAAT ve sadece  İBAN  hareketine bağlıdır!.

Her meslek grubu, mesleki kimlik altında başkaca işler çeviren, aklı, fikri ve zihniyeti dinozorlaşmış ve özellikle de sektörde ki TAKLACI ve TORBACILARI, mesleğin itibarı ve mesleğe yeni girecek genç kuşaklar adına, meslekten temizlemek zorundadır!

Mesleği icra edenler; mesleki kimliğin verdiği güç ile  torbacılık yöntemi ile parasal olarak obezleşen  değil, mesleğin itibarı ve geleceği adına mesleğe GÜÇ ve İTİBAR katması gerekir!. Aksi halde mesleğin çöküşü ve bitişi, özellikle de  itibarı ve geleceği  hakkında, sektör temsilcilerinin  söz söylemeye ve  şikayet etmeye hakkı olamaz!.

İnsan denen ACİZ varlık; Dünyalık MAKAM, MEVKİ, PARA, PUL ve KADIN için hem kendisi ve hem de mesleki olarak  YAMULABİLİR!.

Sonsuz Kudret sahibi Yüce Allah;  Ali İmran suresi 8. ayetinde;  Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi  yamultma, eğdirme ve saptırma, bize tarafından bir rahmet bağışla!. Hiç kuşku yok, lütfü bol olan yalnız sensin, şeklinde buyurmaktadır!..

Allah kimseyi, yanlışı savunacak kadar CAHİL ve doğruyu inkar edecek kadar da NANKÖR  etmesin!.  Amin!. Amin!. Amin!.

İLETİŞİM; Bir İş mi yoksa MESLEK midir?!..

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda;  Medyayı kuşatma altına almış, yabancı ve yozlaşmış ideolojilere saplanmış gazeteci ve yorumculardan Türkiyeyi arındırmak amacıyla, milli ve şuurlu vatansever gençlerimizi, üniversite tercihlerinde İletişim Fakültelerini dikkate almalarının milli bir görev olduğuna inanıyorum, ifadelerinin iletişim mesleği adına çok manidar olduğunu düşünüyorum!

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin İletişim Fakülteleri ve özellikle de iletişim ve gazetecilik mesleği zaviyesinden yapmış olduğu paylaşım akabinde, iletişim fakültesi mezunlarının yıllardır çektiği sıkıntı, iletişim meslek ruhu ve tanımı, iletişimci ve gazetecileri  patronun iki dudağı arasına hapseden durumun giderilmesi, iletişimde ki ruhsuzluğun izalesi ve krizi fırsata çevirme zaviyesinden,  hayırlara vesile olabileceğini düşünüyorum!.

Bir işin meslek olabilmesi için yasal düzenleme gerekli midir? Yasal düzenleme olmadığı durumlarda, bir iş meslek sayılır mı? Bir uğraşın ve işin meslek özelliği taşıması için, yasal düzenleme  ve  belli bir eğitimi, kuralları ve  statüsü,  kullandığı  araç ve gereçleri olmalıdır!.

Meslek, insanlara yararlı mal ve hizmet üretmek, karşılığında para kazanmak için yapılan ve  belli bir eğitimle kazanılan, sistemli bilgi ve becerilere dayalı, kuralları yasalarla belirlenmiş etkinlikler bütünüdür!. 

Bir işin yasal meslek tanımı ile birlikte mesleki örgütlenme imkanı da doğmaktadır!. Meslek odaları, üyelerinin  yaptıkları işleri kolaylaştırmak, meslek menfaatlerini korumak, mesleki ihtiyaçları karşılamayı ve yardımlaşmayı amaçlar!. Türkiye’de tüm meslek gruplarının bir odası vardır!. Fakat İletişim Meslek odası yoktur!

Peki, İletişim bir meslek midir?  İletişim diye bir meslek  olur mu?! İletişim mesleğini edinmek için dört yıllık fakülte okumaya gerek var mıdır?!   İletişim diye bir meslek için yasal düzenleme olmalı mıdır?!  İletişim diye bir meslek yok ise,  elbette ki yasal olarak Meslek tanımının yapılmasına da ihtiyaç yoktur!

İletişim mesleğini; sektörün ihtiyaç duyduğu, nitelikli, etik ve toplumsal değerlere bağlı, küresel rekabet ortamında, yerli ve milli şuura hâkim, sektörün gereksinimlerine uygun vasıfları taşıyan, üretebilen ve paylaşabilen, yerinde ve doğru karar alma becerisine sahip bireyler yetiştirmek, şeklinde ifade edebiliriz!.

İletişimcileri; her türlü haber üretim ortamı ve  basılı, görsel – işitsel, elektronik ve etkileşimsel ortamlar  doğal çalışma alanlarıdır!. Bunların yanı sıra; medya planlama ve satın alma, basın sözcülüğü ve basın danışmanı, metin yazarlığı, pazarlama, reklam ve halkla ilişkiler uzmanlığı, marka – makam ve itibar yönetimi, siyasal ve kriz iletişimi, editörlük ve tüm bu alanların yönetsel sorumluluğu potansiyel çalışma alanları olarak sayabiliriz!

Türkiye’de 70’i aşkın İletişim Fakültesinde,  her yıl on bin civarında fakülte mezunu işsizler kervanına katılmaktadır! Binlerce yeni İletişim Fakültesi mezunları iş piyasasına umutsuz, mesleksiz ve sahipsiz bir şekilde salınıyor! Türkiye’deki İletişim fakültelerinin varlığı altmış yılı aşmasına rağmen, mesleki olarak; bakanlık, kamu kurum ve kuruluşlarınca muhatap alınmamaktadır!

Ülkemizdeki tüm fakülteler ve meslek grupları, bakanlıklar,  kamu kurum – kuruluşlar ve özel sektör ile ilişkilendirilmesine, kamusal statü verilen meslek odaları çevresinde toplanmasına ve mesleki yasal çerçeveleri çizilmesine rağmen, kurulduğu günden bu yana, İletişim Fakültesi mezunları, yani İLETİŞİMCİLER,  adeta yok sayılmakta ve görmezden gelinmektedir!  İletişim Fakültesi Mezunları yani İLETİŞİMCİLER kamu nezdinde muhatap alınmadığı ve mesleki yasal çerçevesi de çizilmediği için özel sektörde meslek olarak tanınması mümkün değildir!

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı; MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin gençlere; Üniversite tercihlerinde İletişim fakültelerini dikkate almaları çağrısından dolayı şükranlarını sundu! Ülkemizin menfaatlerine karşı medyanın önemli bir bölümü 5. kol faaliyeti yürütüyor!. Yalanlar üzerine inşa ettikleri gündemlerini, hakikatin sesiyle buluşturmalıyız!. Ülkemizin her bir ferdinin bu mücadeleye omuz vereceğine yürekten inanıyorum! İletişim Başkanlığı olarak ülkemizin haklı davasını dünyaya anlatma mücadelemizde, İletişim fakülteleri de önemli paydaşlarımız arasında yer alıyor!. İletişim fakültesi hocaları, öğrencileri ve tüm gençlerimizi Türkiye’nin iletişimini birlikte yapmaya davet ediyorum, ifade ve vurgulanın İletişim meslek ruhu, saygınlığı, itibarı ve yasal meslek tanımı çerçevesinden dikkate değer olduğunu düşünüyorum!

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçelinin açıklaması akabinde, İletişim Fakültelerinin bulunduğu üniversitelerde ki üniversite rektörü,  üniversite yönetimleri ve iletişim öğretim üyeleri, İletişim mesleği ve İletişimcilerin itibarı adına, yasal bir MESLEK tanımının yapılması için yeniden mücadele vermelidir!

İLETİŞİM bir ‘MESLEK’ değildir!..

Hafta sonu Konya SMMM Odası seçimli genel kuruluna iletişimci ve gazeteci olarak katıldım. Biz bu yazıyı kalem aldığımız ve gazete baskıya verildiği saatlerde seçim sonuçları daha açıklanmamıştı. Beş adayın yarıştığı Konya SMMM Oda başkanlık seçimlerinin öncelikle seçilen başkan ve yönetim ekibine, Konya Meslek Odasına, Oda meslek mensuplarına, şehrimize ve ülkemize hayırlara vesile olmasını dilerim.

Konya SMMM odası seçimli genel kurulunda,  beş aday ve diğer şehirlerden gelen misafir oda başkanları, TÜRMOB başkanı, siyasiler ve milletvekili,  genel kurula hitaben yapmış oldukları konuşmalarında,  meslek ve meslektaşlarının haklarını savunmaları ve diğer meslek gruplarının sahip olduğu yasal haklar çerçevesindeki tatlı rekabete dayalı ifade ve serzenişlerine de şahit oldum. Yani, diğer meslek grupları şu şu yasal hakları alabilirken, bizim meslek neden alamıyor ve meslektaşlarımız için de bu hakların mücadelesini verelim,  TBMM ve diğer siyaset düzeyinde çalışma ve lobi faaliyetlerine hız verelim şeklinde, devam edip gitti! Öncelikle bir İletişim mensubu ve gazeteci olarak meslek oda başkan adayları ve tarafların bu ifadelerinden memnun oldum ve gurur duydum!  Bir İletişim Uzmanı ve çalışan Gazeteci olarak da İletişim mesleğinin neden meslek tanımının olmadığına da gerçekten çok üzüldüm!

Peki, Meslek nedir? Yasal olarak Meslek tanımı nedir?  Bir işin Meslek olabilmesi için yasal düzenleme gerekli midir? Yasal düzenleme olmadığı zaman bir iş meslek olur mu?  Meslek, kişinin yaşamını sürdürmesi ve geçimini sağlaması için yaptığı sürekli bir iştir.  Meslek para kazanmanın ötesinde, kapasiteyi kullanma ve kendini gerçekleştirme yoludur. Ancak yapılan her iş, yasalarca meslek olarak kabul edilemez!  Bir uğraşın ve işin meslek özelliği taşıması için, yasal düzenlemesi, belli bir eğitimi, kuralları, statüsü ve kullandığı belli araç ve gereçleri olmalıdır.

Bu durumda meslek, İnsanlara yararlı mal ve hizmet üretmek, karşılığında para kazanmak için yapılan, belli bir eğitimle kazanılan, sistemli bilgi ve becerilere dayalı, kuralları yasalarla belirlenmiş etkinlikler bütünüdür.  Meslek,  İnsana toplum içinde belli bir yer sağlar, kişiye sorumluluk ve mesleki olgunluk yükler. Meslek odaları ise üye meslektaşların mesleki yolda yaptıkları işleri kolaylaştırmak, mesleğin menfaatlerini korumak ve ihtiyaçlarını karşılamayı, aynı mesleği yapan meslektaşlar arasında iletişim ve yardımlaşmayı amaçlar. Türkiye’de tüm meslek gruplarının bir odası vardır. Yasalara ve kanunlara göre hareket eder ve ona göre davranır. Odalar, tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarıdır. Şehrimizde  KONESOB Esnaf odaları bünyesinde  her meslek mensubunu temsil eden  seksen üzerinde ve Türkiye genelinde ise  Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonuna (TESK  ) bağlı dört bine yakın meslek odası bulunmaktadır!.

Yazımızın başlığına dönelim ve İLETİŞİM bir meslek midir, değil midir?  Hadi oradan İletişim diye bir meslek mi olurmuş?! İletişim öğrenmek için dört yıllık fakülte okumaya ne gerek var, dediğinizi de duyar gibiyim!  İletişim diye bir meslek için yasal düzenleme mi olur?!  İletişim
diye bir meslek mi olur ve böyle bir meslek tabii ki de yok ise,  elbette ki yasal olarak Meslek tanımının da yapılmasına hiç gerek yoktur! Böyle bir mantıkta bulunan tüm etkili ve
yetkililere de şu soruyu sormak gerekir! Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı
Hükümet sistemi ile birlikte Cumhurbaşkanlığı bünyesinde ”İletişim Başkanlığı”
neden kurulmuştur?!  Hem de İletişim Başkanının eski bir İletişim Fakültesi Dekanı olduğu bir ülkede!

Türkiye’de yetmişi aşkın İletişim fakültesinin tanıtım yazısında; Ulusal ve uluslararası bilim dünyası tarafından kabul gören kuramsal ve uygulamalı araştırmalar gerçekleştirmek, geleceğin iletişimcilerinin yetişmesine elverişli bilimsel bir ortam sunmak! İletişim mesleği ve sektörün ihtiyaç duyduğu, nitelikli, etik ve toplumsal değerlere bağlı mezunlar vermek, küresel rekabet ortamında iletişim mesleği ve sektörünün gereksinimlerine uygun vasıfları taşıyan, bilgiye kolay erişebilen, üretebilen ve paylaşabilen, yerinde ve doğru karar alma becerisine sahip İletişimci bireyler yetiştirmek temel misyonu, diyor!

Dedik ya, Türkiye’de sayısı 70 ‘i aşkın İletişim Fakültesi ve her sene On bin dolayında işsizler kervanına katılan dört yıllık eğitimli iletişim Fakültesi Mezunu bulunmaktadır! Halen yeni İletişim Fakülteleri açılmaya da devam ediyor ve binlerce yeni İletişim Fakülteleri mezunları da iş piyasasına umutsuz, mesleksiz ve sahipsiz bir şekilde salınıyor! Peki, neden?! Türkiye’deki İletişim fakültelerinin varlığı kırk yılı aşmasına rağmen mesleki olarak herhangi bir bakanlık, kamu kurum ve kuruluşlarınca muhatap alınmamaktadır! Acaba neden?!

 Ülkemizdeki tüm diğer fakülteler, çeşitli bakanlıklar,  kamu kurum ve kuruluşları ile ilişkilendirilmesine, kamusal statü verilen meslek odaları çevresinde toplanmasına ve mesleki yasal çerçeveleri çizilmesine rağmen, kurulduğu günden bu yana İletişim Fakülteleri ve mezunları da adeta yok sayılmakta ve görmezden gelinmektedir!  Neden?! İletişim Fakültesi Mezunları kamu nezdinde muhatap bulamadığı ve mesleki yasal çerçevesi de çizilmediği için özel sektörde mesleki olarak tanınması mümkün olmamaktadır! Genel kanı ve uygulama olan, İletişim Fakültesi mezunlarının kurumlar ya da firmaların girişlerindeki bakımlı ve güzel giyimli bay veya bayan Halkla İlişkiler elemanları hiç değildir! Bu şekilde düşünüldüğü için zaten İmam Hatip lisesi ve İlahiyat eğitim almış kişiler tüm kamu kurumlarındaki İletişim birimlerine müdür veya koordinatör olarak atanmaktadır! Bu belirsizlik, İletişim Fakültesi Mezunlarının haksızlığa uğraması ve mağdur edilmesi anlamına gelmektedir! İletişim Fakültesi Mezunlarının karşı karşıya kaldığı muhatapsızdık, mesleki  yasal tanımsızlık, yaşadıkları  istihdam sorunları ve iş piyasasındaki itilmişliği, kakılmışlığı  öncelikle  mesleki yasal düzenlemelerin yapılamamış olmasından kaynaklanmaktadır, diye düşünüyorum!.

Şimdi diyeceksiniz ki; Bu kadar Üniversite rektörü, yönetim kademesi,  yetmiş kadar İletişim fakültesi dekanı ve  fakülte yönetimleri,  İletişim fakültelerindeki binlerce  iletişim eğitimi veren  öğretim üyesi neler yapmaktadır?! İletişim Fakültelerinden mezun etmekte oldukları öğrenciler için yasal olarak bir İLETİŞİM MESLEK tanımı yapılmalıdır, şeklinde bir dertleri ve lobi faaliyetleri var mıdır? Tabii ki hiç sanmıyorum!  Eğer İletişim Fakültelerinin bulunduğu üniversitelerdeki üniversite rektörü,  üniversite yönetimleri ve iletişim öğretim üyelerinin böyle bir dert ve gayeleri olsa isi, kırk yıl önce kurulan İletişim fakülteleri ve İletişim mezunları için şimdiye kadar yasal bir MESLEK tanımı olması gerekirdi, şeklinde düşünüyorum!  

Kurumsal İletişim; İTİBARI Yönetmektir!

İletişim, meslek ve bilim olarak, diğer meslek dalları gibi bir eğitim sistematiği ve uzmanlık isteyen bir meslek ve bilim dalıdır. Dünyada; Bilim ve meslek olarak tanımlandığı için de Lisans eğitim kurumları açılmıştır. İnsanlar lisans eğitimleri akabinde bu bilim dalında uzmanlaşmak ve derinleşmek için de yüksek lisans ve doktora yaparlar. Her mesleğin kendine göre incelikleri olduğu gibi İletişim mesleğinin de kendine göre incelikleri ve uzmanlık alanları, daha fazladır. Her birey her işi yapabilir; eski Türkiye’de her işi yaparım, ne iş olsa yaparım abi formatındaki bireylerin olduğu gibi… Herkes her işi yapamaz; Hele bir de uzmanlık isteyen bir konu ise hiç yapamaz ve yapmamalıdır; Meslek ve bilim onuru, saygınlığı adına.

Sağlıkla ilgili bir sorunumuz ve sıkıntımız olduğunda nasıl işin uzmanını arıyorsak… Kalp ile ilgili bir sıkıntımızda, fizik tedavi doktoru aramadığımız gibi… Kurumlarımız, İletişim sorunları ve krizlerinde uzmana gitmediğimiz ve uzmanı ile çalışmadığımız takdirde sonuçlarına da katlanmak gerekir. Hayatın her anında krizler vardır.

İletişim krizleri de bunlardan bir tanesi ve en önemlisidir. Çözüm yolları da iletişim çerçevesinde olmalı ve kalmalıdır. Aksi halde kurumsal algı, kurumsal itibarımız, kurumsal markamız ve kurumsal makamımız zarar görebilir. Kurumlarımız için kurumsal itibarı yönetmek çok önemlidir. Kurumsal iletişim birimlerinin ve kurum yöneticilerinin kurumsal itibarlarını yönetmekten başkaca, acil ve önemli ne gibi işleri olabilir. Kurumsal itibar kurumlarımız için vazgeçilemez bir fonksiyondur.

İletişim; Ortak simgeler yoluyla sosyal paydaşlar asarında bir anlam yayma ve oluşturma etkinliğidir. İletişim tüm varlıklar arasında mevcuttur. Her şey iletişim halindedir. Yalnız her varlığın kendince bir iletişimi vardır. Dolayısıyla herkes başkasının iletişimini kendince anlar. İletişim kurulabilmesi için, karşı tarafın kullandığı simgeler bilinmelidir. Karşıdaki kişinin zihninde doğru imgeyi canlandırmak için karşıdakinin simgelerini bilmelisiniz. Biz ortaklığımız ölçüsünde karşımızdakini anlayabiliriz. Bu minvalde hayatın her yerinde anlam verme çabaları olduğunu ve bununla uzlaşmamız ölçüsünde algılayabileceğimizi söyleyebiliriz.

itibar11.jpg

Kurumsal İletişim;  Kurumların stratejik iş hedefleri doğrultusunda tüm iletişim süreçlerinin bütünleşmiş bir şekilde yönetilmesi olarak tanımlanabilir.  Küreselleşme ile birlikte artan rekabet, bugün artık pazarlama iletişimi, itibar yönetimi, algı yönetimi, kriz iletişimi,  halkla ilişkiler ve iç iletişim gibi iletişimin çeşitli alanları arasındaki sınırların kaybolması sebebiyet vermiştir.  Kurumsal iletişim, bir yönetim destek fonksiyonu olmaktan çıkarak, iş stratejilerinin oluşturulmasında etkin rol oynayan stratejik bir kurumsal fonksiyon haline dönüşmektedir.

Kurumsal İletişim başlığı altında görülebilen diğer İletişim fonksiyonları;  Kurumsal İtibar Yönetimi,  Lider / CEO İletişimi,  Kriz yönetimi,  Gündem Yönetimi,  İç İletişim,  Kurumsal Sponsorluklar,  Etkinlik Yönetimi,  Medya İlişkileri,  KSS (Kurumsal Sosyal Sorumluluk), Kurumsal Algı Yönetimi,  Kurumsal Kimlik,  Pazarlama İletişimi, Spor-Sanat Faaliyetleri Yönetimi vb.

Kurumsal itibar; Bir kurumun görünen yüzü ile ilgili tüm materyallerin,  sosyal paydaşlar üzerinde bıraktığı izlenimlerin toplamına denir. Kurumsal itibar; bir kurumun muhatap olduğu kişi ve kurumların gözünde sahip olduğu değerdir. Diğer bir ifade ile sosyal paydaşlar arasındaki güvendir.  Kurumsal itibar; bir kurumun, hissedarlar, müşteriler, çalışanlar, sosyal kurumlar, yazılı ve sözlü medya ile halkın beynindeki algılamalarının, güvenin toplamıdır.

Kurumsal itibar; bir kurumun en önemli varlıklarındandır. İyi bir kurumsal itibarın birçok faydaları vardır; 1- Müşterilerini daha kolay etkiler, 2-  Marka sadakatini artırır, 3-  Kolay ve ucuz kredi bulur, 4-  Rekabet avantajları sağlar, 5-  Tedarikçiler daha kolay elde tutulur,  6-  Kurumsal yapı daha etkin hale gelir, 7-  Satış avantaları sağlar, 8-  Kaliteli eleman bulmaları kolaylaşır. 9- Sosyal paydaşlar üzerinde tam bir GÜVEN tesis eder.

itibar111.jpg

Üniversite yönetimleri, eğitim verdikleri fakültelerdeki bölümlere ve mesleklere saygılı olmalıdır. Üniversite yönetimleri, mezun verdikleri ve yetiştirdikleri bireylere saygılı olmadıkları takdirde, dolaylı olarak kime mesaj vermektedir. Fakülte yönetimleri ve koca koca profesörlere yetiştirmekte olduğunuz ve uzman olarak mezun ettiğiniz kişilere güvenmiyorum, beğenmiyorum demektedir. Üniversite yönetimleri beğenmediği bölüm ve fakülteleri kapatmalıdır; Ülkeye maliyet ve külfet noktasında sıkıntı verilmemelidir. Gençlerimiz de zamanlarını boşa harcamamalıdır. Sanayide bir meslekte çalışıp vatanına, milletine ve ailesine ekonomik olarak katkı sağlaması daha verimli olacaktır.