Basın & Sivil Toplum Örümcek Ağı!..

Türkiye’de; Cumhuriyet tarihi boyunca, on beşi tek partili ve elli biri de çok partili dönemde olmak üzere toplamda atmış altı hükumet kurulmuştur!. Çok partili dönemde ki hükumet ömrü yaklaşık 1,4 yıldır!. Normal şartlarda, dört yıl olması gereken sonucun 1,4 yıl olması, Türkiye’de ki parlamenter sistemin siyasal istikrar  ve kalkınma açısından çok da başarılı olmadığının göstergelerinden biridir!. Siyasal istikrarsızlıklar, Türkiyeyi ekonomik, siyasi ve sosyal yönden olumsuz etkilemiş;  1960, 1971, 1980 ve 28 Şubat darbeleri, post modern darbe ve e-muhtıra gibi demokrasi dışı müdahalelere zemin hazırlamıştır! Tabii ki tüm bu olumsuz durum ve gelişmeler sistemin sorgulanmasına neden olmuştur! 

15 Temmuz hain darbe ve işgal kalkışması akabinde,  Türkiye’de sistemden kaynaklı yaşanan siyasal istikrarsızlık ve  akabinde gelen ekonomik, sosyal ve siyasal sorunların hükumet sisteminden zuhur ettiği, Türk tipi başkanlık sistemi ile sorunun çözülebileceği, Kadim Türk Devlet geleneği  ve Türkiye’nin koşullarına uygun bir başkanlık veya yarı – başkanlık sistemine geçilmesinin Türkiye’nin  2023 – 2053 ve 2071 hedefleri muvacehesinde, Devlet Aklı nezaretinde ki Türk Devletini yönetenlerde, Türk Devleti ve Türk Milletinin  yararına olacağı yönünde bir konsensüs sağlanmıştır!.

16 Nisan 2017 tarihinde ki  Anayasa değişiklik referandumu ve 9 Temmuz 2018 tarihinde   Cumhurbaşkanının yemin ederek göreve başlaması ile Cumhurbaşkanlığı hükümet yönetim sistemi ülkemizde  yürürlüğe girmiştir!. Yeni sistemde, parlamenter sistemden kaynaklı; erk ve ekoller arasında ki çatışma ve  bürokratik engellerin aşılması,  bağımsız politikaların sergilenmesi ve daha hızlı, daha etkili ve istikrarlı karar alma mekanizması kurulmasının yolu açılmıştır!.  Aksi halde, Akdeniz, Libya, Suriye ve Karadeniz’i Türk Milletine dar ederler ve özellikle de Akdeniz’de Antalya körfezine mahkûm olurduk!

Parlamenter sistemde, erk veya ekoller  arasında ki denge ve denetleme, iktidarın mutlak gücünün sınırlanmasına matuf  her türden mekanizma bağlamında düşünülebilir!. Devleti oluşturan yasama, yürütme, yargı, basın, sivil toplum ve vatandaş erklerinin görev ve sorumluluklarının birbirinden ayrılması ve bir erkin diğerine üstünlük kurmasının önüne geçilmesi yolu ile iktidarın mutlaklaşmasının  engellenmesi hedeflenmiştir!.

Türkiye gibi ülkelerde işleyiş, hiçbir zaman kanunlarda  yazdığı veya yukarıda zikrettiğimiz şekilde olmamış, erk veya ekoller  arasında ki çatışmalardan kaynaklı, her daim sorun ve sıkıntılar ile karşı karşıya kalınmıştır!. Anayasal kurgu açısından, parlamenter sistemde ki denge ve denetleme mekanizmasının işlediği, her bir erkin kendine özgü  işlevi, bu işlevi yerine getirmek için sınırları yasalar yoluyla çizilmiş bir yetkisi vardır ve bir erk sorumluluklarını yerine getirmediğinde hesap vermekle yükümlüdür, şeklinde yazmaktadır!.

Parlamenter sistemde ki denge denetleme açısından ‘Basın ve Sivil’ toplum,  vatandaşın talep ve önerilerini aşağıdan yukarıya doğru oluşturulması yolu ile yönetime iletilmesi anlamına gelmektedir!  Peki, realite böyle midir?! Basın ve sivil toplum, hangi küresel güçler veya büyük devletler tarafından finanse edilmekte veya yönlendirilmektedir?! Acaba, neden?! Devlet ve milletin ali menfaatleri çerçevesinde; yerel, yerli ve milli bir duruş sergileyen basın ve sivil toplum örgütlerini elbette ki tenzih ederiz!. Basın ve sivil toplum dernekleri, küresel güçler ve büyük devletler tarafından neden ve nasıl desteklenmekte ve yönlendirilmekte,  olduğu da ehlince malumdur!

Küresel güçler ve büyük devletler çıkarları çerçevesinde, siyasi egemenliği etki ve tesir altına almaya çalıştıkları  ülkelerde,  denge denetleme açısından ”Basın ve Sivil  Toplum”  üzerinden ”örümcek ağını” örer!. Top, tüfek ve  tank ile savaşmanın bedeli ve etkileri de çok yüksek olduğu için böyle bir sürecin maliyeti kendileri zaviyesinden çok azdır!. Türkiye gibi ülkelerde, küresel güçler ve büyük devletlerin kullandıkları sivil toplum ve basın dünyasında ki sivil örümcek ağı, dernek ve vakıflara her daim şahit oluruz!. Peki, ağ, örümcek ağı ve sivil toplum örümcek ağı nedir?! Türkiye’de ki siyasal sistemi, küresel güçler ve büyük devletlerin denge ve denetleme zaviyesinden, sivil toplum örümcek ağında ki hangi dernek ve vakıflar ile irtibat halinde oldukları veya finansal destek verdikleri de, devlet aklı tarafından kayıt altında ve takip edilmekte olduğunu, düşünüyorum!.

Ağ iki anlamda kullanılır!. Ülkeler arası ilişkilerde, iletişim ve bilişim teknolojilerinde ki gelişmelerde coğrafi mesafeler kısalırken, karşılıklı bağımlılığın yaygınlaşması ve derinleşmesi sürecini açıklamak için ağ metaforu kullanılır! Ağ toplumu; devlet, ekonomi, kültür, sivil toplum aktörleri ve bireyler arası ilişkilerin bir network görüntüsü verdiğini söyler!. Örümcek, ağını örer ve avını bekler!. Av, ağa değdiği an, artık iş işten geçmiştir!. Ağın neresine değdiğinin önemi yoktur!. Ağın herhangi bir yerinde olan titreşim diğer yerlere hızla yayılır  oralarda kendisini hissettirir!. Avın kurtulma şansı yoktur!. Örümcek ağı, yaygınlaşma, derinleşme ve hız temelli bir sistemdir!.

Sonsuz Kudret Sahibi Yüce Allah; Ankebut suresi 41. Ayeti kerimede;  Küresel güçler ve büyük devletlerin çıkarları çerçevesinde ki ülkelerde, işbirlikçiler mahareti ile kurduğu ve desteklediği basın ve sivil toplum örümcek ağına izafeten; Allah’tan başka varlıkların korumasına sığınanların durumu, örümceğin durumuna benzer; Örümcek  ağını, kendine bir yuva yapar, ama yuvaların en çürüğü de örümceğin yuvasıdır!. Keşke bilselerdi, buyurmaktadır! Anlayana! Sözlerimiz sadece; Aklını, fikrini, idrak ve iz’anını kiraya vermeyenlere!..

Medyada ki Yalan & Yanlı Haber -2-

Kitle iletişim araçları toplumun ufkunu açtığından söz edilir!  Kitle İletişim araçları sayesinde modern toplum insanı, sadece oturduğu mahalle, şehir ve hatta yaşadığı ülke sınırları ile kısıtlı değildir! İnsanlar dünyada neler olup bittiğine artık anında erişebilmektedir!.

Kitle iletişim araçlarının önemli işlevlerinden biri kamuoyunu  bilgilendirmek, yönlendirmek, maniple etmek  ve  kamuoyunda belli bir kanaat oluşturmaktır!. 

Elbette ki, iletişime ve özellikle de kitle iletişime muhatap olan bireyin uyanık ve çok dikkatli olması gerekir!. Aksi halde, farkında olmadan,  devleti ve milletine karşı isyan ve hata durumuna düşebilir! Hatta, kitle iletişim araçlarının yönlendirmesi ve maniplesi ile,  devleti ve milletine karşı bilmeden, bilinçsiz bir şekilde,   ihanet ve hainlik konumuna gelebilir!.

Bilinçli olarak yapılan  ihanet ve hainlikleri  zaten burada dikkate almıyoruz!.  Devlet bu konuda  gerekenleri de yapıyordur!. Devlet olmanın gereği de zaten budur! Aksi  halde devletin bekası ve milletin birliği de sıkıntıya girecektir!.

Kamuoyu,  iletişim ve kitle iletişim araçları vasıtası ile tüm gelişmeleri izler, hükümet ve devlet politikaları ve ülkenin karşı karşıya olduğu iç ve dış sorunlar hakkında bilgi sahibi olduğunu ifade etmiştik!  Ancak haberlere erişim imkânı tabii ki tek başına yeterli değildir!

Bir haber oluşurken, bazılarının ön plana çıkarılması veya  bazılarının gözlerden kaçırılması, bazı  bilgilerin saklanması veya görmezden gelinmesi, haberin kurgulanması, haberin edit ve redakte edilirken bunları yapan kişilerin,  politik, sosyal, siyasi, demografik, ekonomik ve kültürel ilgileri eşik bekçiliği faaliyetleri arasında sayılır!.

Bir haberin ayrıntılara boğularak esas konunun üzerinin örtülmesi ya da belli olayların haber konusu dahi yapılmaması eşik bekçileri ve eşik bekçiliği kavramlarını bizlere hatırlatır!

Eşik bekçileri; Editör, yazı işleri personeli ve yayıncılar, haberin yazım ve sunumu ile ilgili yaptıkları seçimlerle kamuoyunda gerçekliğin şekillenmesi ve kamuoyu oluşmasında çok önemli bir etkiye sahiptir! Eşik bekçileri,  medya tüketicisi kamuoyunu istenilen veya istedikleri yönde harekete geçirmek veya yönlendirmek için kimi zaman aşırı uç yöntemlere başvurduğuna şahit oluruz! 

Eşik bekçiliği kavramı, temel olarak kitle iletişim aracının   ekonomi politiği ve  haberi yayan basın yayın organının bu doğrultuda belirlenmiş genel yayın politikasına dayandığı iddia edilse de, sürece etki eden çok başka dinamiklerden bahsetmek mümkündür!.

Haber medyasında içerik üreten insanların kişilik özellikleri, haberin oluşturulmasında önemli bir süzgeç işlevi görmektedir!. Medya çalışanlarının kültürü ve yetiştikleri coğrafya, ait oldukları din, mezhep ve etnik köken, aldıkları eğitim ve cinsiyetleri, mesleki tecrübe ve kişisel yetenekleri,  olayların siyak ve sibakını idrak dereceleri, mensubiyet ve meşrep gibi öznellikler haberin toplanmasından, haberin dokusu ve haberin kamuoyuna sunumuna kadar etki etmektedir!

Hucurat suresi 6. Ayetinde, Sonsuz Kudret ve Hikmet Sahibi Yüce Allah; Ey iman etmiş olan kullarım!. Eğer size bir fasık, bir haber ile gelirse hemen onu araştırınız. Belki, bilmeksizin bir kavme saldırırsanız, sonra yaptığınızdan dolayı pişman olursunuz, buyurmaktadır!.

Bu ayette,  Müslümanlara hem büyük  bir siyaset, hem  iletişim ve hem de kitle iletişim ve medya okur yazarlığı  dersi veriliyor!. Ey iman etmiş ve İslam nimetine kavuşmuş zatlar!  Eğer size bir fasık,  din hududundan çıkmış ve gayri meşru şeyleri işlemeye cüret etmiş, toplumun sosyal düzeni ve huzurunu bozmaya çalışan, yalan sözlü ve yanlı bir şahıs; bir hadisenin vuku bulduğu veya bulacağına dair bir haber getirir veya verirse, hemen onu araştırınız! Doğru olup olmadığının ortaya çıkmasını temine çalışınız! Haber ve özellikle de doğru haberler; sosyal, siyasi ve hukuki hayatın düzenli yürümesi,  adalet ve hakkaniyetin tesisi, haksızlık ve huzursuzluğun da önüne geçilmesi bakımından çok önemlidir!

Medyada ki Yalan & Yanlı Haber -1-

Dünya insanlığı, bir virüs ile evlerine kilitlenmiş, hapsedilmiş ve dünyada neler olup bittiğini de, öncelikle kitle iletim araçları ve özellikle de sosyal medya iletişim araçları üzerinden öğrenmeye, haberdar olmaya, erişmeye ve evde kal sürecini bu şekilde değerlendirmeye çalışmaktadır!.

İnsanlarımızın bu süreçte  evlerinde zaten canı çok sıkılmaktadır!. Fakat sağlık için,  devlet ve  sağlık  sisteminin de sağlıklı bir şekilde  yürütülmesi adına evde kalmalıyız!. Kuranın ilk emri oku olmasına rağmen,  okumayan  ve araştırmayan, tefekkür ve  tezekkür etmeyen  bir toplum olduğumuzu da buradan hatırlatmadan geçemeyeceğim!.

Peki, bir kişi,  haberlerin  tamamının doğruluğuna nasıl ulaşabilecektir?! Bir kişi,   yanlı ve  yalan haberler vasıtası ile nasıl bir ruh haline bürünecektir?! Yani,  kişinin her duyduğu, izlediği  ve okuduğu haberin gerçekten doğru ve güvenilir olma durumu nedir?!

Bir iletişimci ve gazeteci duyarlılığı, yani işin mutfağında yaşayan birey olarak, kalemimiz ve kelamın izin verdiği kadar, haber ve haberlerin arkasında ki yaşananları  sizlere izah etmeye çalışacağım!.

15 Temmuz hain darbe ve işgal kalkışma gecesinde, bazı medya kuruluşları ve yazar –  çizer takımının  darbenin döndüğü an ve saate kadar, boş şeyler konuştuklarını ve sazlar, çalgılar ve çengi peşinde olduğunu unutmadık!. Acaba neden?!

Peki, geçtiğimiz günlerde,  bir bakanın istifa haberi ile medyada yaşananlara neler demeli?!  Ülkenin çok önemli bir bakanı istifa etmiş, istifa öncesi ve sonrasına yönelik, birileri de, yani medyada köşe kapmış yerel görünümlü küresel işbirlikçiler de kamuoyunda infial yaratma  veya başkaca kirli hesaplar peşinde olduğuna şahit olduk!.  Dertleri ne olabilir ki?! Ya da kuyruk acıları ne olabilir ki?! Yoksa, kuyruğuna basılanların sesleri ağzından mı çıkıyor?! Bilemiyorum!.

Şimdi soralım!  Medyada, kim yerli ve milli?! 15 Temmuz hain darbe ve işgal kalkışma gecesinden bil itibar, devletin tüm kademesinde ki değişimlerde olduğu gibi, medya sektörü de, yerli, yerel, milli ve  beş bin yıllık Kadim Türk Devlet ve Anadolu kodlarına dönülmektedir!. Kavga da zaten buradan kaynaklanmaktadır!.

Bugünlerde medya üzerinden yaşadıklarımız,  virüs ve sonrasında, tüm dünyada ve ülkemizde de tabii ki yansımaları olacaktır!. Sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasi değişimle birlikte, yerli, yerel ve milli olmayı kabul etmeyen, Kadim Türk Devlet ve Anadolu kodlarına dönmek istemeyen küresel işbirlikçilerin, kitle iletişim ve sosyal medya iletişim araçları üzerinden yürüttükleri direniş ve diklenme ile karşı karşıya olduğumuzun resmidir! .

Küresel güçlerin,  ulusal ve yerelde ki kullanışlı  işbirlikçileri  ya da tipi bizden fakat çipleri dışarıda olanlar bu ülkenin her bir köşesi ve kademesinde cirit atmaktadır!. 15 Temmuz karanlık darbe ve işgal  gecesinde  şahit olduğumuz  gibi, medyayı artık;  küresel işbirlikçiler ve yerli, yerel ve milli olarak tasnif edebiliriz!. 

Şimdi diyeceksiniz ki medyanın yancısı ve yalancısı olduğu gibi  yerli görünümlü yabancısı da mı vardır?!  Olmaz, olur mu?! Tabii ki var! Bazıları göbekten bağlı! Bazıları ise ekonomik olarak! Bazı çalışanlar ise ikbal beklentisi zaviyesinden duygusal olarak bağlı! Para, kadın, güç, makam ve mevki  insanlar için motive eden bir etken olduğuna göre!.

Virüs döneminde yaşadıklarımız ve devletin almış olduğu  tüm karar ve haberleri, yerli, yerel ve milli medya ve küresel  işbirlikçi  medya ve köşe başını tutmuş yazar – çizer takımının,  aktarma, yorum, sunum ve yazım şekline  sadece bakar mısınız?! Ne demek istediğimiz net bir şekilde anlaşılacaktır!.

İnsanlar arasındaki bilgi alışverişi ve haberleşme olayına iletişim diyoruz!. İnsanların  bilgi alışverişi için kullandıkları araçlara da iletişim ve kitle iletişim araçları denir!. İnsanlar,  çevrelerindeki olayları takip etmek ve haberleri öğrenmek, yeni bilgiler edinmek ve uzaktaki tanıdık ve yakınlarından haber alabilmek için iletişim ve kitle iletişim araçlarını kullanır!  

Teknolojinin gelişmesi ile iletişim ve kitle iletişim tabii ki kolay bir hale gelmiştir!  Günümüzde kullanılan çok çeşitli iletişim ve kitle iletişim araçları vardır!  Görsel ve işitsel iletişim ve kitle iletişim aracı; Radyo ve Televizyon! Bilişsel iletişim araçları;  sanal ortam ve bilgi teknolojileri, e-posta, form, chat, messenger, web kamera, whats-up,  sosyal medya, e-gazete, e-dergi, e-kitap, sosyal medya canlı yayın ve blog! Basın ve yayın araçları; gazete, dergi ve kitap gibi!.

Yerel Medya Var Olmalı!

Yerel  ve yerli medya veya gazete, ulusal basın kadar geniş çaplı olmayan, il, ilçe ve beldelerde günlük, haftalık ya da daha farklı aralıklarla çıkan, ulusal haberler yanında, bölge haberlerine daha fazla yer veren, yöresel gelişmeyi ve bölgenin sorunlarını ön planda tutmaya çalışan, Basın İlan kurumu kanunlarına göre, belli sayıda Basın personeli çalıştırmak zorunda olan, ticari bir işletme olan yayın mecrası, olarak tanımlanabilir.

Yerel ve yerli medya adından da anlaşılacağı üzere, bölgesindeki tüm gelişmeleri, yatırımları ve hizmetleri izleyici ve okuyucuları ile paylaşan, kamu ile kamuoyu arasında köprü vazifesi gören, sorumluluk ve tarafsızlık ilke sahibi olması gereken ticari kuruluşlardır.

Yerel medya, her ne kadar kamu adına iş yapıyor olmasına rağmen, resmi ilan ve işletme reklam gelirleri ile ayakta kalmaya ve varlığını da sürdürmeye çalışan ticari işletmelerdir. Resmi ilan ve ticari reklam gelirleri olmadan yerel medya kamu adına hizmetlerini tam ve sağlıklı olarak yerine getiremez.

Son birkaç yıla kadar ticari reklam ve Basın İlan Kurumu gelirleri ile varlığını sürdürmeye çalışan yerel medya, sektöre yeni giren işletmelerden kaynaklı olarak gelirleri tamamen erimeye başlamıştır.

Gelirlerin artması için ya yerel medya işletmelerden bazılarının kapanması, ilan ve ticari reklam pastasının büyütülmesi, personel çıkarılması veya birleşmelerin, güç birliğinin yapılmasına ihtiyaç duyuluyor.

Bunların hiçbiri de olmayınca, sektör içten içe kaynamaya, erimeye ve hatta bazı yerel medya kuruluşları hakkında şehrimizdeki derin kulislerdeki söylentilerle birlikte satılıyor veya kapanıyor dedi dokuları yapılmaya başlanmıştır! Tabii ki doğal olarak!  

Kamuoyuna sağlıklı bilgi ve doğrudan iletişim kurmadığınız takdirde tabii ki dedi kodu ortalığı kaplayacaktır! Doğa boşluğu kabul etmeyeceğine göre!

Peki, Medya veya yerel medya nedir kabaca incelemeye çalışalım. Kamuoyunun ülkede ya da yaşanılan bölgedeki olup bitenden haberdar olabilmesi adına, basın kuruluşları görevlerini yapmaktadır. Kitle iletişim araçlarından olan gazete, televizyon, dergi, radyo gibi araçlar, bu anlamda sorumluluk duygusu ile hareket etmesi beklenen basın organlarıdır.

Basın organları görsel, işitsel, hem görsel hem işitsel olmak üzere, birkaç kola ayrılmaktadır. Yerel basın, hitap ettiği kitle olan lokaldeki insanları ilgilendiren haberleri okuyucuları, dinleyicileri ve izleyicileri ile paylaşmak zorundadır.

Bu görevi de, tarafsızlık ve sorumluluk ilkesi ışığında yapmalı, yaptığı işin kamu ve kamuoyu adına sorumluluklarını da unutmamalıdır.

Yerel gazeteler, sektördeki en hareketli mecralardan biridir. Her sabah, abone iş yerleri ve evlere dağıtılmak suretiyle okuyucuyla buluşan, özellikle iş ilanları ve şehir haberlerinin detaylarını okumak, şehirde ya da ilçedeki yaşayanlar adına önemli bir haberleşme aracıdır.

Birey; doğası gereği, öncelikle yaşadıkları çevrelerden, ardından da makro düzeyde memleket meselelerinden haberdar olmak ister.

Bu noktada, yaşadığı şehirdeki olayları merak eden, yeni açılan işyerlerini, kamunun alt yapı ve üst yapı çalışmalarını, kamunun yapmış olduğu veya yapamadığı tüm yatırımlar ve hizmetlerini, kamuoyu adına kamuyu denetleme görevini, ya da cinayet ve hırsızlık haberlerini takip etmek isteyen birey, yerel medyadan faydalanır.

Yerel medya, yerel basın bu tip haberleri okuyucu ile buluşturarak, farkındalık yaratma anlamında çok kritik bir görev üstlenir. Yerel medya, istihdam ile ilgili tüm şehirlerdeki yerel basın organlarından yetişerek, deyim yerindeyse çekirdekten iletişim fakülteleri ve meslek liselerinden gelen mesleğe sevdalı gençlerimizi, ulusal basın sahasına çıktıklarında deneyimlerini kazanmış, iyi birer gazeteci veya medya uzmanı olarak göz doldurmaya aday meslektaşlarımızın yetiştirmekte olduğunu da söyleyebiliriz.

Yerel ve yerli  medyanın kamuoyu adına ve kamu ile kamuoyu arasındaki vazifesini de sorumluluk ve tarafsızlık ilkesi çerçevesinde yapabilmesi ve varlığını da sürdürebilmesi için resmi ilan ve reklam gelirlerine şiddetle ihtiyacı olduğunu vurgulamıştık!  

Yerel ve Yerli medyanın çok önemli olduğunu ve Milli bir duruşla görev yaptığını da 15 Temmuz hain darbe ve işgal gecesinde yaşamıştık!  Aman Allah’ım neydi o gecede yaşadığımz dezenfermasyon!

Medya için asli olan Yerli ve Milli olmaktır! Yerel medya işletmeleri daha önceden gelirlerinin fazlalığı ve rahatlık hastalığı ile sektörün gelişimi ve varlığına yönelik tabii ki bazı hataları olmuştur. Bugün mezkûr hataları tekrardan zikretmenin kimseye faydası da olmayacaktır!

Yani yerel medyadaki tüm çalışanlar olarak, Nasreddin hoca hikâyesinde olduğu gibi kendi bindiğimiz dalı kesmek için elimizden, dilimizden ve kalemimizden geleni de ardına koymadık!

Bugün geldiğimiz noktada ise bazı yerel medya kuruluşları ya kapanacaktır, bazı medya kuruluşları ya el değiştirecektir, ya da giderlerini çok görmeye başladıkları personelden bazılarını çıkarmak zorunda kalacaklardır!

Her seçim ve seçişin bir vazgeçiş olduğu bir dünyada yaşadığımıza göre! Bu seçimlerin ve kararların hiç birisi de yerel ve yerli medyanın içine düştüğü sıkıntıyı, kötü gidişatı ve hastalığı kurtaramayacaktır! Sadece günü kurtarmaya yönelik pansuman tedavileri olarak kalacaktır!

Yerel ve Yerli  medya, sektördeki asli görevini sadece kamuoyu  adına,  kamu denetçiliği için GAZETECİLİK yapanlar VAR olmaya, BÜYÜMEYE ve GELİŞMEYE devam edecektir!

Gerisi, yani başkaca düşünce ve ajandalarla yerel gazete,   yerelde medyacılık oynayan ve  yaptığını da zannedenler;  YOK olmak ve KAYBETMEK zorunda kalacaktır!  Tarihin tozlu sayfalarında yerlerini alacaklar! Doğa boşluğu asla kabul etmez! 

Basın İlan Kurumu Dijitale Dönüşüyor!

Basın İlan Kurumu, ismi ile müsemma,  reklam ve ilan işlemlerini düzenleyen, yarı resmi bir devlet kurumudur. Ulusal ve yerel ölçekteki yayın yapmakta olan tüm gazeteler için resmi ilan veren kurumlar ile anlaşmalar düzenler ve bunların dağıtımını da organize eder. Son günlerde teknolojinin gelişmesi ile yerel ve ulusal yayın yapan gazetelere ilan dağıtım ve servis işlemlerini de tamamen internet ortamında yürütmeye çalışmaktadır.  Basın İlan Kurumu, teknolojinin gelişimi işe birlikte çalışma ekibi olan tüm medya çalışanlarına yönelik olarak, eğitim programları, yazılım çalışmaları, seminer ve diğer benzeri programlar tertip etmektedir.  Kurumun tertip etmekte olduğu bu seminer programları ile geleneksel medyanın öneminin azalacağına veya yok olacağına dair olan öngörüye karşılık bir tedbir alıyor desek de yanlış olmaz! Burada emeği geçen Basın İlan Kurumunun tüm idari birim ve teknik personeline de takdir ve teşekkürlerimi sunarım.

Medya nedir, geleneksel medya ve yeni medya kavramlarını kabaca incelemeye çalışalım! Bilgi ve içeriğin insan topluluklarına aynı anda aktarılmasını sağlayan tüm görsel ve işitsel araçlara medya denir.  İnsanlar, medya vasıtası ile tüm dünyada yaşanan gelişmelerden ve üretilen bilgiden haberdar olur. Hızla gelişen teknoloji sayesinde çeşitlenen iletişim araçları ile birlikte, asırlardır kullanılan yazılı ve görsel medya araçları geleneksel olarak adlandırılmasına sebep olmuştur.  Geleneksel olarak kabul edilen medya araçlarının içerisinde;  gazete, dergi, radyo ve televizyon gibi medya organları bulunur.  İnternet bağlantısı olan,  çevrim içi herhangi bir akıllı cihazla  (Bilgisayar, Akıllı Telefon, Tablet)  yer ve mekandan bağımsız olarak erişilebilen sanal ortamı da yeni medya olarak isimlendiriyoruz.

Yeni medyanın kullanıcılarına sağladığı faydalara şöyle bir baktığımızda; Yeni medya tamamen dijital bir alan olup, ortamda bulunanlara yüksek iletişim ile etkileşim olanağı sunar! Yeni medya internet alt yapısını kullanması nedeniyle geleneksel medyaya göre oldukça farklıdır! Yeni medyada maliyetler düşüktür! Yeni medya çift kanallıdır! Yeni medya kullanıcıları yapılan bir habere ya da reklama anında yorum yapabilir! Yeni medyada reklamları istediğiniz hedef kitleye rahatlıkla ulaştırabilmeniz mümkündür! Yeni medyada yaptığınız hataları hızla telafi edebiliriz! Hatalı bir haber mi yaptık, geleneksel medya olduğu gibi bu hatayı düzeltmeniz için ertesi günü beklemeniz gerekmez, anında düzeltme yapabiliriz! Dünya’da yaşanan gelişmelerden anlık olarak haberdar olabiliriz.

Türkiye’de ki yeni medya alışkanlıkları raporuna kabaca bir baktığımızda ise Türkiye’de 48 milyon internet ve 70,91 milyon mobil hat kullanıcısı bulunuyor. İnternet kullanıcı sayısı bir önceki yıla göre 2 milyon artış göstermektedir. Dijital içeriğe ulaşımda, yüzde 75 akıllı telefon, yüzde 51 bilgisayar, yüzde 17 tablet,  yüzde 5 internet bağlantısı olan TV’ler tercih edilmektedir. Ülkemizde, günlük sosyal medya  kullanım ortalaması 3 saat 1 dakikadır.   Kullanılan sosyal medya siteleri;  Youtube, facebook, instagram, twitter, linkedin.  En çok kullandığımız mesajlaşma uygulamaları ise Whats App, FB Messenger, Skype.  Akıllı cihazlarımıza, Whats App, Face book, FB Messenger, Instagram ve Snapchat uygulamalarını da indiriyoruz.

Türkiye geneli internet ve mobil hat kullanım raporlarını dikkat aldığımızda, özellikle de geleneksel medya olarak yerel medyanın hayatta kalabilmesi ve devamlılığını sürdürebilmesi için internet siteleri ve dijitale, daha ağırlık ve önem verilmesi gerekmektedir. Yerel medyadaki haber sitelerinin günlük içerik yüklemesi ve haber güncellenmesi, internet sitelerinin günlük tıklanma oranları ve sitelere de erişimlerin arttırılması için gerekli altyapı çalışmalarına hız vermelidir. Basın İlan Kurumu, geleneksel medya reklamları yanında,  kurumsal firmaların ülkemizin en ücra köşedeki bir hedef kitlesine ve kullanıcısına daha kolay bir şekilde erişim sağlayabilmesi için, özel sektör kurumsal firmalar ile dijital reklamcılık ve internet reklamları alanında bir yazılım çalışması ve anlaşma içerisine de girmiştir. Yerel ölçekte,  bu yeni duruma hazır olan geleneksel medya kurumları ve haber sitelerinin reklam alanları ve reklam konusunda biraz daha rahatlama sağlayacağı kanaatindeyim. Basın ilan kurumuna, yerel medya ve geleneksel medya haber sitelerimizin daha uzun soluklu olarak bu ülkeye ve millete hizmet edebilmeleri noktasında almış oldukları böyle bir  karar ve çalışmalarından dolayı teşekkürlerimi sunar, başarılar dilerim.

Basın; Kendini, Nereye Konumlandırıyor?

Dünya ve bölgemiz;  Küresel Güçler ve onların hizmetçileri konumunda ki dünyanın her bir köşesinde bulunan, özellikle de bizim bölgemizde ki taşeron ve işbirlikçileri maharetiyle yeniden bir dizayn, bölüşüm ve paylaşım savaşlarına şahit olmaktadır.  Acaba neden? İçeride Birbirimizle uğraşırken, Gerçekten de mutlu, mesut,   huzur ve refah içinde miyiz? Yoksa bir aymazlık halinde miyiz? Üzerimize doğru gelmekte olan çok büyük bir musibetin farkında değil miyiz? 100 yıl önce fark edemediğimiz gibi! 100 yıl önce de dedelerimiz içeride bir birileri ile uğraşırken, enerjimizi birbirimize karşı tüketmekle meşgul iken, küresel güçler ve onların işbirlikçileri eliyle kocaman bir imparatorluğun parçalanmasına sadece seyirci kalabildik! Bu gün faklı bir durumda mıyız?  Hiç zannetmiyorum! Bugün dünden dersler çıkarabildik mi? Bu gün neler yapmalıyız ki bu Devlet ve millet bir daha parçalanmasın! Halen birbirimizle uğraşmaya, bu ülke ve bölge üzerinde hesabı olanların sadece işini kolaylaştırmaktan başkaca yaptığımız bir şey yok! Bu asil millet bir daha zulümlerle karşı karşıya kalmasın! Peki, neler yapmalıyız!

İmparatorluk geleneği olan bu Devlet, her gün 18 yaşındadır ve hiç bir gün de bu yaşından ne ileriye bir gün alır, ne de geriye bir gün sayar! Bunu böyle bilir ve ona göre de kendimize çeki düzen verebilirsek, tüm paydaşlar daha fazla incinmez diye düşünüyorum.   Devletin en üst makamı ve devleti temsil eden bir kurum ve kişiye ayar vermeye mi çalışıyoruz? Şunu hiçbir zaman unutmamalıyız; Devlet yönetiminde ki bütün erkler ve paydaşlar, devletin işleyişi açısından,  birbirine karşı sadece ve sadece kanunlar ve kurallar çerçevesinde saygılı olmalı ve her bir paydaşı temsil eden bireyler de haddini bilmelidir.

Müslümanların bir TV KANALI olsun ve BASIN Sektöründe de SESİ ve GÜCÜ olması için, Çok HALİS BİR NİYETLERLE, tüm KONYALIYA AİT olan; Konyalının Yardımları ve Paraları ile açılan bir KURUM..  Bu Şehirde ki Batan ve KÖTÜ bir ŞEKİLDE Yönetilen HOLDİNGLERDE olduğu gibi, ”’AİDİYET”’ Kültüründen, ”’SALTANAT Konumuna”’ ve ”’Devlete de ””AYAR – BALANS”” verir GÜCE, Nasıl ve Ne zaman gelebildik? Bu duruma kavramsal olarak da; ”’GÜÇ ZEHİRLENMESİ” mi, deniyordu!! Bilemiyorum ki!

15 Temmuz Karanlık Gece ve daha sonra ki süreçte, Bu Devlet ve Millete İHANET edenlere Karşı, CANLA Başla Mücadele eden bir VALİYİ   ”’Hizaya getirmeye, BALANS Ayarı vermeye veya bu şehirden göndermeye”’ mi çalışmak? Konya Protokolü, Milletvekilleri ve diğer bu Şehrin TÜM Yöneticileri bu gün değil de Ne zaman, DEVLETİNİN yanında olacak? Şu ana kadar her hangi bir beyanat veya bir Açıklama gören oldu mu? Ben göremedim de!

15 Temmuz 2016 KARANLIK ve UZUN GECE; Devletin ve Milletinin Yanında DİK bir DURUŞ Sergileyen ve Konya 3. ANA Jet Üssünden Bomba Yüklü Jetlerin Kalkmasını, Tüm Türkiye’de Bombalamalar Yapmayı Planlayanların, En BÜYÜK KORKUSU ve bu İnfiale de ENGEL olan bir ””VALİYE mi AYAR”’ vermeye, ””HİZAYA GETİRMEYE””  mi çalışıyoruz? Yoksa, Hz. Mevlana’nın ”” Köpeğin Kuyruğuna Bastım, SESİ Ağzından Çıktı” ifadelerinde olduğu gibi bir DURUM veya Başkaca bir ŞEYLER olmasın!!!  Göremediğimiz ve anlayamadığımız; Pes Doğrusu!

Eski Türkiye ve 1997 senesinin bir yaz günü; Ulusal Basının en güçlülerinden bir tanesinin İmtiyaz sahibi, Başbakanı evinde “Pijama” ile karşılar. Devleti temsil eden, en Üst bir Makam olan Başbakan’a karşı yapılan bu davranışı o günlerde çok konuşmuştuk ve Millet olarak da “”YANLIŞ”” olduğuna hükmetmiştik.  2017’nin yine bir yaz günü ve YENİ TÜRKİYE’Yİ de Kuracağız derken; Eski Türkiye özlemini çeken, Bu defa da Yerelden bir Basın kuruluşumuz; Devleti temsil eden, Yerelde ki en üst bir Makam olan “””VALİ’YE””” Balans AYARI vermeye, HİZAYA da getirmeye ‘’ya bir  ‘’GONYA KÜLAHI’’  giydirmeye mi çalışıyoruz? Değişen ve Gelişen bir şey yok demek ki, Basın Camiasında; 20 yıl sonra bile!!!

Küresel güçler, içimizdeki taşeron ve işbirlikçileri maharetiyle, bölgemizde yeniden bir paylaşım savaşının eşiğinde bulundukları bir dönemde, içeride bir ve beraber olması gereken tüm kurumlar ve bireylerimize neler olmaktadır? Küresel güçler ve taşeronları da aynen bunu istiyorlar. Parça parça olmamızı ve çok kolay bir lokma olmamızı ve yutabilmelerini! Bölgemizde ki savaşları ve paylaşım operasyonlarını,  bizler halen bilgisayar oyunu mu zannediyoruz ki? Bölgemizde devam eden terör örgütleri üzerinden yürütülen asimetrik savaşın hedefi ne olabilir ki? Hala anlayamadık mı? Hala uyanamayacak mıyız? Yaşadıklarımız bir daha tekrarı olmayacaktır. Millet olarak aklımızı başımıza lamamız gereken bir dönemde ve devlet yönetiminde ki tüm paydaşlar da bir ve beraber olmak ve hareket etmek zorundadır; Bu devletin,  milletin ve vatanımızın birliği, beraberliği ve bütünlüğü adına!  Devlet yönetimi kibir ve egoyu kaldırmaz! Devlet yönetiminde,  Kibir ve Egosuna yenilen her bir birey ve paydaşlar da kaybetmeye mahkûm olur. Tarihin tozlu sayfaları bunun örnekleri ile doludur; Sadece ders almasını bilenlere! Tarih zaten yaşananlardan ders alınmış olsa tekerrürden de ibaret olmazdı!  Devlet, millet ve birey olarak, tarihten ders alabilenlerden olabilmeyi dilerim.

Basın Kartı bir Şehir için zenginliktir

Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Konya İl Müdürlüğüne birkaç ay önce atanan ‘Aile Eğitim ve İletişim Uzmanı’  Cemil Paslı Bey ile Konya basını ve sarı basın kartı hakkında sohbet ettik. Öncelikle Cemil Beye yeni görevlerinde Başarılar dilerim.

Cemil Bey, sohbetimize başlamadan önce, basın sektörü ve ilimiz için çok önemli iki konuya değinmek istediklerini.. Benden önce bu görevi başarı ile yürüten ve Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğüne Daire başkanı olarak atanan Tuncay Karabulut beye bugüne kadar burada yapmış oldukları çalışmalar ve bundan sonra da yeni görevinde Başarı dileklerinde bulundular. Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü, Basın Kartı Komisyonuna seçilen Konyalı hem şehrimiz, Basın İlan Kurumu (BİK) Genel Kurulu Anadolu Gazete Sahipleri Temsilcisi Mustafa Arslan beyi Tebrik ettiğini ve Anadolu gazetelerinin artık her yerde söz sahibi olmaya başladığını vurguladı.

Geçtiğimiz hafta, Konya Gazeteciler Cemiyet Başkanı Sefa Özdemir ve yönetim kurulunun tensipleri ile düzenlenen, bu kadar kargaşanın ve kanın aktığı bir ortamda kardeşlik ruhu çerçevesinde, Van gezisinden dolayı Teşekkürlerini ifade etti. Bu etkinliğe katılan İç Anadolu Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Adem Alemdar,  Basın İlan Kurumu (BİK) Genel Kurulu Anadolu Gazete Sahipleri Temsilcisi Mustafa Arslan, diğer katılımcı gazeteci ve gazete imtiyaz sahibi arkadaşlara böyle bir etkinliğe sebep oldukları için minnettarlığını ifade ettiler. Gazetecilerin ve sektörün gelişimi adına bu vb. gezileri önemsediğini de ifade ettiler.

Cemil Bey basın sektöründe çalışan arkadaşlarımızın teşvik edilmesi noktasında, yapmış oldukları özel haber ve röportajlarla ilgili olarak muhabir arkadaşlarımıza prim sisteminin devreye girmesi gerektiğini ifade ettiler.  Bu sistemle masa başı gazeteciliğin de önüne geçilmiş olabileceğini vurguladılar. Ajans haberciliği ile yerel basının gelişmesinin mümkün olmadığını da vurguladı.

Cemil Bey; Genel Müdürlüğümüzün koordinasyonunda, sektör temsilcileri ve basın meslek kuruluşlarının da dâhil edildiği çalışmalar sonucunda ortaya çıkartılan 10 alt meslekten; Muhabir, Uzman Muhabir, Foto Muhabiri (Seviye 5- Seviye 6) alt meslek gruplarına ait standartlar Mesleki Yeterlilik Kurumu Yönetim Kurulu tarafından onaylanarak 20 Ağustos 2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı. Yayımlanan bu belge ile gazetecilik mesleğini icra edenlerde bulunması gereken nitelikler bir standarda kavuşturuldu.  İstihbarat Şefi (Seviye 6), Sayfa Editörü (Seviye 6), Editör (Seviye 5), Görsel Yönetmen (Seviye 6) , Sayfa Sekreteri (Seviye 5), Düzeltmen/Musahhih (Seviye 6) alt meslek gruplarına ait standartların belirlenmesi çalışmaları ise devam ediyor. Genel Müdürlüğümüzce yürütülen çalışmaların devamı kapsamında sektör temsilcileri ve çalışanları ile bir araya gelinecek ve düzenlenecek çalıştaylar sonucunda bu meslek gruplarına ait standartlar oluşturulacağını ifade etti.

Cemil Bey,   Şehirler açısından Sarı Basın kartı adedi ve sahipliğinin çok önemli zenginlik olduğunu vurguladı. Basın sektöründe çalışan arkadaşlarımızın sarı basın kartı üyeliği noktasında teşvik edilmesi gerektiğini de… Ulusal basın ve Türkiye genelinde bir şehirde ne kadar aktif basın kartı sahibi varsa o kadar önemli ve değerli olduğunu da… Bu konuda kurum olarak üzerlerine düşen her göreve hazır olduklarını ve şehirde bulunan gazeteci dostlardan bu konuda daha fazla duyarlılık göstermelerini ve kurum olarak desteklerini beklediklerini de sözlerine ekleyerek sohbetimizi noktaladık.