Yerelde DEVLET’E AYAR Vermek!

Devlet yönetiminde tüm erk ve paydaşlar, devletin işleyişi ve vatandaşa hizmet açısından, birbirine karşı kanunlar ve kurallar çerçevesinde saygılı olmalı ve her bir paydaşı temsil eden kişiler haddini bilmeli! Aksi halde, devlet yönetiminde, kaos ve karmaşa çıkar!

Her bir kurum ve kurum yöneticisinin görev alanları yasalar ve yönetmelikler çerçevesinde belirlenmiştir! Her kurum yöneticisi haddini ve hududunu bilmeli!

Daha önceki dönemlerde; birbirine haddini bildirmeye kalkan erk ve kurum yöneticilerini, hatırlamayan çoktur! Aman Allah’ım, ne günlerdi! Allah o günleri bir daha bu asil millete yaşatmasın!

Eskiden, hangi kurum amiri, başka bir kurum yöneticisi ile kavga edecek veya hangi kurum yöneticisi arıza çıkaracak diye kara kara bekleşiyorduk! Kime ve hangi kuruma faydası oldu ki, bu kavga ve gürültülerin! EGO ve KİBİR tatmininden başkaca!

Devlet ve millete, zaman ve enerji kaybından başkaca hiç bir faydası olmamıştır, devlet yönetiminde ki erkler arasında ki, EGO ve KİBİR savaşlarının!

Küresel Emperyalist güçler ve içeride ki taşeronların işini kolaylaştırmaktan başkaca bir işe yaramıyor!

Bu topraklarda, Küresel Emperyalist güçler ve içeride ki taşeronların ekmeğine yağ süren ve işlerini kolaylaştıran tipler her dönemde olacaktır!

  • Devlet denilen kurumun yerelde ki üst düzey temsil ( VALİ – VALİLİK ) makamına, yerel siyasi ve yerel dinamikler ya da yerel siyasi çeteler ve mafyalar; balans ayarı vermeye ve hizaya getirmeye mi çalışmaktadır? Neden acaba?
  • Siyaset başka bir şey! Devlet ve devlet yönetimi başkaca bir şeydir! Siyaset seçimle iktidara gelir, vatandaşa meydanlarda verdiği vaatleri yerine getirmeye çalışır! Devlet Yönetimi; Anayasa, kanun, tüzük ve yönetmelik demektir!
  • Siyaset ve siyasetçi, meydanlarda vatandaşa vermiş olduğu vaatleri yerine getirirken, bazen YAN YOLLARA sapabilmektedir!
  • Siyasiler, tekrardan seçilebilmek adına, yasa ve hukuk dışına çıktığı dönemler olmaktadır! Devlet, bunları KAYIT altına alır ve günü geldiğinde de gereğini yapar!

İmparatorluk geleneği olan Kadim Türk Devleti, her gün 18 yaşındadır! Bu yaşından ne ileriye bir gün alır, ne de geriye bir gün sayar!

  • Beyler! Devlet, çok iyi kayıt tutar! Vakti saati gelince de gereğini yapar! Anlayana! Görene! Köre ve Sağıra ne ola ki!
  • Peki, yerelde, Devleti temsil eden en yüksek ( VALİ – VALİLİK ) makama, yerel siyasiler ve yerel dinamikler ya da yerel siyasi çeteler ve mafyalar; balans ayarı verilebilir mi? Rest çekilebilir mi? Protokol kurallarını çiğneyebilir mi?!
  • Ya da yerelde Devleti temsil eden en yüksek ( VALİ – VALİLİK ) makama kim veya kimler neden saldırıya geçer? Kim veya kimler neden balans ayarı vermeye çalışır!
  • Peki, böyle bir özgüven veya şımarıklık ya da aymazlık nasıl izah edilebilir? Ya da tam bir hadsizlik olarak mı ifade etmeli!

Burası; Kadim Başkent! Burası Kadim Rum diyarı! Bu şehirdeki denge ve güç merkezleri her daim, diri ve canlıdır! Her dönemde, güçleri, etkileri ve varlıklarından bir şey kaybetmediler! Vatandaş, bunları, ne görebilir, ne bilebilir ve ne de tanıyabilir!

Dünya ve bölgemiz; Küresel Emperyalist Güçler ve onların hizmetçileri konumunda ki taşeron ve işbirlikçileri maharetiyle yeniden bir dizayn, bölüşüm ve paylaşım savaşlarına şahit olmaktadır! Bölge halkları olarak halen bu savaşları anlamaktan çok uzak bir durumdayız!

İçeride birbirimiz ile uğraşırken, enerjimizi birbirimize karşı tüketmekle meşgul iken, küresel emperyalist güçler ve işbirlikçileri maharetiyle kocaman bir imparatorluğun parçalanmasına sadece seyirci kalabildik!

Peki, bu gün faklı bir durumda mıyız? Bugün dünden dersler çıkarabildik mi? Bu gün neler yapmalıyız ki, Kadim Türk Devleti ve asil millet bir daha parçalanmasın!

Halen birbirimizle uğraşmaya, bu ülke ve bölge üzerinde hesabı olanların sadece işini kolaylaştırmaya çalışmaktan başkaca neler yapılmaktadır?

Küresel emperyalist güçler, içimizde ki taşeron ve işbirlikçileri maharetiyle, bölgemizde yeniden bir paylaşım savaşının eşiğinde bulundukları bir dönemde, içeride bir ve beraber olması gereken devletin tüm kurum ve kurum yöneticilerine neler olmaktadır?

Küresel emperyalist güçler ve taşeronları; Parça parça olmamızı, kurumlar arasında birbirleri ile didişmesini ve çok kolay bir lokma olmayı ve yutabilmeyi bekleşirken!

Yoksa bölgemiz ve sınırlarımızda ki küresel emperyalist savaşları ve paylaşım operasyonlarını, birileri, bilgisayar oyunu mu zannediyor?

1 -) 14 Ocak 2025 tarihli KÖŞE YAZIM; Konya Valilik Hükümet Konağı; Nereye ve Ne Zaman Taşınacak?


https://ahmetunver.com.tr/2025/01/14/konya-valilik-hukumet-konagi-nereye-ve-ne-zaman-tasinacak/

Devlete Ayar Vermeye Çalışıyorlar!.

Daha önceki yazılarımızı takip edenler hatırlayacaktır!. Devlete ayar verilemez! Devlete rest çekilemez! Devlete kimse üslup öğretemez, zaviyesinden yazılar kaleme almıştık!.  

Peki, yerelde Devleti temsil eden en yüksek makam  Valiye balans ayarı verilebilir mi?! Rest çekilebilir mi?! Olabilir mi böyle bir şey!.  Ya da Valilik makamına kim veya kimler neden saldırıya geçer?!  Veya kimler neden ayar vermeye kalkar! Böyle bir özgüven nasıl izah edilebilir?! Ya da tam bir hadsizlik olarak mı adlandırmalıyız!

Şimdi diyeceksiniz ki; Nereden çıktı bu bab’tan yazılar!. Kel alaka dediğinizi de duyar gibiyim!. Kadim şehirde yaşayan tüm Konyalılar, Mevlana dostları ve sevenlerinin de şehrimize akın ettiği bir dönemde, Hz. Mevlana’nın 746. Vuslat yıl dönümünü etkinlikleri ile yeniden Hz. Mevlana’yı, fikirleri, düşünceleri ve eserlerini, anlama, anlamlandırma, yorumlama, idrak etme  ve Kemal – Kamil  insan olma yolunda tefekkür ve tezekkür durumunda iken!. Kemal ve Kamil insan olamadıktan sonra her şey olabilirsiniz! Dünyalık makam, güç, iktidar ve bir o kadar da mal mülk biriktirebilir ve hatta yığabilirsiniz!  Peki, ya sonrası?!

Şemsi Tebriz-i Türbesi Ziyaret ve Açılış

Konya kadim bir başkent! Ve Payitahtta entrika ve ayak oyunları da bitmeyeceğine göre!. Konya kadim bir Rum diyarı!.  Hz. Mevlana döneminde bu şehirde yaşayan Müslüman nüfus neredeyse yüzde otuz civarında!. Konya kadim  Mevlana  ve hoşgörü diyarı!. Hz. Mevlana yaşadığı dönemde gördüğü taşlamalar ve başına gelenler muvacehesinde, şu ifadeyi serd etmek  zorunda ve durumunda kalmıştır!. Konya, Altın bir kase, içinde akrepler gezer!. Gerçekten böyle bir ifade kullanmış mıdır?! Böyle bir ifadeyi kullandı ise neler yaşamış olabilir ki?!.  Peki; Ne demektir, Altın kase ve içinde ki akrepler?! Sekiz yüz önceki akreplerin bugün de soyu aynen devam etmekte midir?! Neden olmasın?!

Şemsi Tebriz-i Türbesi Ziyaret ve Açılış

10 Kasım 2018 tarihinde başlayan, Valiye ve Devlete ayar – balans  vermek ve biz buradayız, bizi unutma  diyen derin yapılar ve  güçler,  24 Kasım Öğretmenler gününde yaşananların akabinde, geçtiğimiz günlerde, Ulusal bir haber sitesinde; 7 – 17  Aralık 2019 tarihlerinde düzenlenecek olan Hz. Mevlana’nın 746. Vuslat Yıl dönümü Uluslararası Anma Törenleri kapsamında, restorasyonu tamamlanan  Şems-i Tebriz-i türbesi, Çevre  ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum ve Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy ile birlikte çok sayıda bürokrat ve şehir protokolünün katılımı ile açıldı!.  Açılışın ardından iki bakan ve protokol heyeti ayakkabılarını çıkarıp camiye girerek dua etti!. Vali Toprak ise ayakkabılarını çıkarmak yerine galoş giymeyi tercih etmesi ise dikkat çekti, diyor!.

Haberi yapan ve arkasındaki derin yapılara, ekollere ve güçlere sormak gerekir?!  Bu ziyarette başka galoş giyen protokol üyesi  var mıdır?! Var ise onları neden yazamadınız?! Veya ağa babalarınız neden yazdırmadılar?! Yoksa, Galoş giyen diğer protokol üyelerinden nemalarınız  kesilir diye mi?!  Neden olmasın?!  Adı üstünde bir açılış ve ziyaret!  Zaten bu mekanlara ziyarette galoş giyilebilir! Açılışı yapılan mekana İbadet kasdı ile de girilmediğine göre!.  Eskilerin ifadesi ile; Dost başa, düşman ayağa bakarmış!. Devletin ve Sayın Valinin ayağına bakan düşman veya düşmanlar, kim veya kimlerdir?!. Eeeeee!.. Peki, derdiniz nedir?! Nereye varmaktır hedefiniz?! Yoksa, derdiniz hem üzüm yemek,  hem de bağcıyı bir güzel dövmek midir?! Yedirmezler!.

Şemsi Tebriz-i Türbesi Ziyaret ve Açılış

Kadim şehirdeki derin yapı, ekol  ve güç gruplarının  olduğunu daha önceki yazılarımız da vurgulamıştık!.  Bu gruplar arasında çıkar ve menfaatler her daim ön plandadır! Şehir, şehirde yaşayanlar ve ülke bu çıkar gruplarının umurunda değildir! İkbal, menfaat, çıkar, iktidar ve güç bu ekoller için çok önemlidir! Bunlar olmadan  var olamayacak ve yaşayamayacaklarına göre!. 

Daha önceden de geçmiş dönemdeki Valilere aynı durum ve hareketlerin olduğunu da hatırlatmadan geçemeyeceğim!. Peki, şimdi soralım?! Neden?!

Konya Valisi Sayın Cüneyt Orhan Toprak veya DEVLET, bu şehirdeki, Devleti ve Milletine hainlik düşünen ve ihanet peşinde olan,  kim veya kimlerin kuyruğuna basmış veya kimleri kuyruklarından yakalamıştır!  Kuyruklarına basıldığı için caykkk sesi çok derinlerden ve uzaklardan gelmektedir! Veya bugüne kadar devam eden, devlet ve milletin sırtındaki nema ve mamaları mı kesilmektedir! Bilemiyorum!.

Devlet tüm bunları asla  unutmaz!.  Devlet sadece mühlet verir!. Devlet sadece bekler! Devlet bir gün bu taşeron ve arkalarındaki derin yapıları kulağından tutar ve gereğini de yapar! Bizden hatırlatması!.

Konya’da huzurda olmaktan çok mutluyum

Geçtiğimiz günlerde Konya Valisi olarak atanan Yakub Canbolat beye,  sanayici dostlarımız, HCV Makine Genel Müdürü Kerim Altınkaya ve Hacıbali Metal Genel Müdürü Mustafa İbalı ile birlikte hayırlı olsun ziyaretimiz oldu. Sayın Valimize öncelikle Hz. Pirin diyarı ‘Huzur, Sevgi ve Muhabbet Şehrine’  Hoş geldiniz ve Başarı dileklerimizi sunuyorum.  Sayın Valimize ziyarette, Hz. Pirin ‘ Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol’ sözlerinin yazılı olduğu bir levha takdimimiz de oldu. Ziyaret vesilesi ile Sayın Valimize bizlere çok değerli vakitlerini ayırdığı ve hoş sohbetleri için de ayrıyeten Teşekkür ederim.

Sayın Valimiz ile sohbet devam ederken tanışma faslına geçtiğimizde; ’’ 1969 Alaca (Çorum) doğumlu olduğunu,  ilk ve orta eğitimimi Alaca’da tamamladım.  1987 yılında  Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünü kazandım ve 1991 yılında mezun oldum.  1992 yılında Konya Valiliği Kaymakam Adayı olarak Mülki İdare Amirliği mesleğine başladığını ve 1995 yılında kura çekerek Durağan (Sinop) Kaymakamlığına atandım.  Sırasıyla, Durağan (Sinop) (1995–1998), Yedisu (Bingöl) (1998–2000), Cumayeri (Düzce) (2000–2003), Kâhta (Adıyaman) Kaymakamlığı (2003–2005), Yozgat Vali Yardımcılığı (İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği) (2005–2007), Söğüt (Bilecik) Kaymakamlığı (2007–2009) görevlerinde bulundum. 2009–2014 yılları arasında İçişleri Bakanlığı Eğitim Dairesi Başkanlığı görevini yürüttüm. Bakanlar Kurulunun 21.05.2014 tarih ve 6366 sayılı kararı ile ilk valilik görev yerim olan Hakkâri Valiliği görevine atandım. Evli ve iki çocuk babası olduğunu’’ sözlerine ekledi.

Sayın Vali;  ‘’Hakkâri valiliği görevimizde bölge şartlarından kaynaklı olarak çok zor ve meşakkatli bir mesai harcadıklarını, bölgede görev yapmakta olan bütün devlet memurlarımız ve vatandaşlarımız açısından çok sıkıntılı bir dönemden geçmekte olduğumuzu… Bu ülke bir ve beraber olduğu müddetçe ‘ Çanakkale Ruhunu’ sergilemeye devam ettikçe, birilerinin bütün planlarının ve taşeron örgütler üzerinden yürütmekte oldukları savaşın akamete uğramak zorunda olduğunu’’… Konya Valiliği görev yerimiz ‘’ Bizim açımızdan bölge ile kıyaslandığı takdirde başka bir savaşın tam ortasına düşmüş durumdayız. Bu ülke güçlü olmak zorundadır. Her manası ile güçlü olmak… Buradaki görevimizde de bu ülkeye hizmetin bir borç olduğu şuuru ve bilinci ile ‘ ekonomik, sosyal ve kültürel’ çalışmalara hız vermek ve çok daha fazla çalışmak zorundayız’’ şeklinde konuştu.

Sayın Vali ile sohbetimizde; ‘’  Konya’da olmaktan daha doğrusu ‘Huzur’da olmaktan çok farklı bir mutluluk duyduklarını… Konya kendine has özellikleri olan bir şehrimiz… Konya; Ensar ruhu çerçevesinde beldeye gelen 72 bin muhacire kapılarını açmış bir şehrimiz… Özellikle Suriye’den gelen muhacirlere ve diğer bölgelerden gelen mazlum ve Müslümanlara kapısını ve gönlünü açmış olmasından, ekmeğini, aşını, evini paylaşmasından kaynaklı memnuniyetimi ve teşekkürlerimi ifade etmek isterim. Çünkü Konya;   ‘ Belde-i Muhayyere’ ismine mazhar olmuş;  “Peygamberimiz Hazret-i Muhammed (s.a.s)  Mekke’den Medine’ye hicret etmeden önce kendisine hicret edebileceği üç şehir ismi verilmiş ve bu şehirlerden birine hicret edebileceği bildirilmişti. Bu şehirlere de “Belde-i Muhayyere” denilmiştir. Bunlar, Medine (Yesrip), Şam ve Diyar-ı Rum’da (Rum memleketinde) Konya… Huzur ve Belde-i Muhayyere de bulunmaktan, bu beldeye ve sakinlerine de hadim olmaktan ayrı bir mutluluk ve huzur duyduklarını’’  vurguladı.

Sayın Valimize, Huzur’da, Sevgi ve Muhabbet Şehrinde, Belde-i Muhayyere ’ye, Konya’mızın ve ülkemizin acil ihtiyacı olan sosyal, ekonomik, kültürel, eğitim alanlarında Hayırlı ve Kalıcı hizmetlerde bulunması dileklerimiz.