Başbakan; Mustafa Şahin’i işaret etseydi!

Geçtiğimiz günlerde, SÜ rektör adaylığı ile ilgili iki yazı kaleme aldım. Yazılardan sonra telefonla arayan, mail atan veya dost meclislerinde yazı ile ilgili olarak sitemlerini ve teşekkürlerini ileten dostlara ve bütün akademisyen hocalarımıza teşekkür ederim. SÜ, Türkiye’nin en eski ve köklü üniversitelerinden birisi olduğu için buradaki rektör adaylık seçimi de elbette ki çok önemlidir.  Bu sürecin akademisyen hocalarımız arasında kırgınlıklara sebebiyet vermeden, dostane bir yarış şeklinde geçmesini ve sonuçlanması dileklerimle…

Prof. Dr. Ahmet Alkan hoca, 1994 yılında, ANAP’tan Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve daha sonra da ANAP Konya Milletvekili adaylığı süreçlerinde dostane birkaç defa seçim toplantılarına katılmıştım. Ahmet hocaya seçim sürecinde gittiği her yerde bıyıklarından kaynaklı olarak şu soruya muhatap olurdu: ‘ Ülkücü müsünüz ve neden ANAP’tan aday olduğunuz’ şeklinde…  Ahmet hocam her defasında bu soruya sinir olur, siyasete yeni ısınmaya çalışan bir akademisyen olduğu için sinirlendiğini de belli etmemeye çalışır ve bıyıklarını da kesinlikle kesmeyeceğini ifade ederlerdi.  Bu ülke ‘şekille uğraşmayı artık bırakmalı’ vurgusunu sürekli olarak ifade ederlerdi.  Ahmet hocam, SÜ rektör adaylığı sürecinde, 1 Kasım seçimlerinden önce ki Cumhurbaşkanlığı Genel sekreteri ve halen AK Parti İzmir milletvekili olan Binalı Yıldırım Bey ile konuyu detaylı bir şekilde mütalaa ettikleri noktasındaki kulisi sizlerle paylaşmak isterim. Binalı bey ile yapılan görüşmenin neticesinde kimseye verilmiş bir söz ve destek olmadığını teyit edildikten sonra SÜ rektör adaylığının açıklamışlardır.

SÜ rektör adaylığı için isimleri geçen, Mustafa Şahin, Selman Türker, Tahir Yüksek, Ali Akmaz ve Hüseyin Kara’nın Başbakanlığa çağrılarak, saat 19.00 için verilen randevu, Sayın Başbakanımızın Başbakanlıktaki ‘Güvenlik Zirvesinin’ uzaması sebebi ile 23.30’da başlayıp gece 01.30’da bitmiştir. Ahmet Alkan beyin Başbakanlığa neden davet edilmediği de yukarıda ki yazımızın içinde konunun uzmanlarınca malumdur. Başbakanlıkta ki görüşmede Sayın Başbakanımız Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu,  SÜ rektör adaylığı için bir veya iki adayın lehine çekilmeleri noktasında bir önerisinin olduğunu, geçtiğimiz hafta basından hep birlikte öğrenmiş bulunuyoruz. Başbakanlığa giden grup, Başbakanımızın önerisini değerlendirip, kendi aralarında istişareler ve görüşmeler yaptıktan sonra, içlerinden seçilen bir sözcü vasıtası ile sonucu Sayın Başbakanımıza ileteceği şeklinde ki duyumu da sizlere hatırlatmak isterim. Grup kendi aralarında ki görüşmelerden sonra, mutabakata varılamadığı ve herhangi bir birliktelik de hâsıl olmadığını,  sözcü olarak seçilen Ali Akmaz hocam tarafından Sayın Başbakanımıza ilettikleri kulisi de sizlerle paylaşmak isterim.  Daha sonra Sayın Başbakanımız Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, değerlendirmelerini ve başkaca istişarelerini yaptıktan sonra, yine grup sözcüsü Ali Akmaz hocam ile yapılan görüşmesinde,  Tahir Yüksek hocanın adaylığını açıklamasını ve kendilerini SÜ rektör adaylığı için destek ve onaylarının olduğunu iletmişlerdir.  Bu konuların detaylarını hep birlikte geçtiğimiz hafta basından öğrenmiş bulunuyoruz.

1 Kasım seçimlerinden zafer ile çıkmış, AK Parti Genel Başkanı ve Başbakanımız Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, Yeni Türkiye yolunda birlikte çalışmak istediği yol arkadaşlarını, özellikle de kendi şehrinin yöneticilerini,  seçmesi kadar doğal bir şey olamaz diye düşünüyorum. Konya da yaşayanlar olarak Başbakanımızın sadece Konya ile ilgilenmesini, başkaca sorunlarının olmadığını mı düşünüyoruz?  Dünyanın sadece Konya’nın etrafında döndüğünü mü zannediyoruz? Dünya da bu kadar sorun varken, etrafımız ateş çemberi halinde kaynarken, iç içlerimizi de dış güçler ve taşeronları vasıtası ile karıştırılmaya çalıştıkları bir dönemde, Sayın Başbakanımızın SÜ rektör adaylığı konusunda ki iradesini ‘Sorgulanır‘ noktaya getirmenin çok tehlikeli olduğu kanaatindeyim.  Sayın Başbakanımızı bu konularda çok yormanın hiç kimseye, hiçbir kuruma ve özellikle de şehrimiz Konya’ya fayda sağlamayacağını da ifade etmek isterim.  Bu kadar gürültü ve patırtıdan sonra şu soruları sormadan edemiyorum: Sayın Başbakanımız, SÜ rektör adaylığı noktasında ki iradesini ve tercihini Mustafa Şahin hocadan yana kullanmış olsa idi sorun olmayacak mıydı? Her şey süt liman olacak mıydı?  Başbakanımızın iradesi o zaman sorgulanmayacak mıydı? Akademisyenler arasındaki tepkisellik engellenebilecek miydi?

 

Yayınlayan

ahmetunver

Ahmet Ünver; İletişim Uzmanı; İletişim, Kurumsal İletişim, Halkla İlişkiler, Reklam, Marka, Marka Yönetimi, Marka İletişimi, Kurumsal İtibar, Kurumsal İtibar Yönetimi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.