Eğitimden ÜRETİME Çalıştayı!

Yıllardır, ülkemizde, mesleki eğitim ve özellikle de MESLEK LİSELERİN kapanması sonrasında yaşanan tartışmalara şahit olmaktayız! Peki, Mesleki liseler neden kapatılmıştır? Mesleki liseler tekrar açılabilir mi? Veya başkaca bir formül devreye alınabilir mi? Üretmeyen toplumlar, üreten toplumların kölesi olmak zorundadır! Her öğrenci doktor, avukat, hâkim ve savcı olmak zorunda mıdır? Peki, toplumdaki diğer meslekleri kimler yapacaktır?

Her zaman ifade ederim! Yabancı ve ünlü bir mimar, oğlunun ne yapacağı ya da nasıl bir üniversite tercihi yapacağı konusunda ki bir soruya vermiş olduğu cevap çok manidar! Oğlum; İNŞAAT USTASI olacak, diyor! Nasıl olabilir diyor, tabii, bizim gibi ÜN – ŞÖHRET odaklı toplumlar!  Sizin gibi bir MİMARIN oğlu ve İnşat ustası, öyle mi?! Mutsuz olacağı bir mesleği tercih etmektense MUTLU – HUZURLU olacağı ve İŞİNİ de EN GÜZEL şekilde yapacağı bir MESLEĞİ tercih etmesi daha evladır, diyor! Bizim gibi toplumlarda, herkes OKUMALI, OKUMAYACAK olan öğrenci dahi ZORLA veya ÖZEL ÜNİVERSİTE maharetiyle OKUTMALI ve mutlaka bir KARİYER sahibi olmalıdır!

Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, hafta sonu Konya’da düzenlenen; Eğitimden Üretime Tarım Çalıştayına, katıldı! Programa emeği geçen, Konya İl Milli Eğitim müdürü Seyit Ali Büyük ve çalışma ekibine öncelikle teşekkür ederim. Programın lojistik ve diğer konularda, görünmeyen kahramanı konumunda ki Konya Büyük Şehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ve çalışma ekibine de çok teşekkür ederim!

Bakan Özer; Nasıl tüm dünyada devlet, üretim ve hizmet sektöründen tedrici bir şekilde çekilmişse; Türkiye’de de devlet, üretim ve hizmet sektöründen tedrici bir şekilde çekildi! Fakat dünyada olup da, Türkiye’de olmayan bir süreç yaşandı! Bu süreçte mesleki eğitim de özel sektör tarafından devralınmaya, omuzların üzerine yüklenilmeye başlandı! Maalesef, Türkiye’de özel sektör, meslek eğitimini üzerine almak, ona katkıda bulunmak istemedi! Burası çok önemli bir nokta! Kıta Avrupa’sına bakın; özel sektörün mesleki eğitimdeki payı yüzde 50’lilerin üzerindedir. O kadar anlamlıdır ki, dedi!

Bakan Özer, konuşmasının devamında; Mesleki eğitimde kime insan kaynağı yetiştiriyoruz? Özel sektöre, iş gücü piyasasının temsilcilerine! Fakat devlet olarak eğitimi ben yapıyorum! Bir şekilde arz-talep dengesini tutturamıyorum! Öğrenci sayısını artırıyorum ama sahada o elemana ihtiyaç yok! Fazlalık veriyorum veya entegrasyonu sağlayamıyorum! Gerçekten iş gücü piyasasını talep etmiş olduğu beceride insan kaynağını yetiştirmekte güçlük çekiyorum! İşte bunun asıl başlangıç noktası, dünyanın takip etmiş olduğu modeli Türkiye’nin takip etmemiş olmasıdır! Peki, ne oldu? Akademik olarak başarılı öğrenciler ya da yükseköğretime gitmek isteyen öğrenciler, meslek liselerine gitmediler! Tıpkı imam hatiplerde olduğu gibi! Hiçbir yere yerleşemeyen öğrenciler, bir şekilde lisede okuyacak öğrenciler, homojen bir şekilde meslek liselerinde toplanmaya; bundan sonra hocalarımız derslerden verim alamamaya başladı, vurgusunu yaptı!

Eğitim ve özellikle de MESLEKİ EĞİTİM konusunda, bir köşe yazısı kaleme aldığım her dönemde, Eğitimci ve Akademisyen bir dost ağabey, yazılarıma istinaden göndermiş olduğu bir öneri ve değerlendirmesini,  mezkûr çalıştayın konusuna denk geldiği için hiçbir yerine dokunmadan takdirlerinize sunarım!

Dünya standartlarında kalkınmanın en yegâne yolu çağın teknolojilerini üretecek insan gücüne sahip olmaktan geçer!

Bunun yolu ise Meslek liselerini acilen güçlendirerek Anadolu Lisesi sınavı ile öğrenci alan, yetiştiren ve katma değer üreten kurumlar haline getirmekten geçer!

Ayrıca üniversitelerin işe yaramayan, geçici işsizlik önlemi olarak görülen bölümleri de acilen mesleki ve teknik yüksekokullara döndürülmelidir!

Bu anlamda gelecek beş yıl içinde aşağıdakiler gerçekleştiği takdirde güzel ülkem Türkiye’nin dışarıya bağımlı olmayan, kendine yeter bir ülke haline gelmesi mümkündür!

1-)  Meslek Liselerinde bilgi temelli teknolojiyi üretebilecek nesiller yetiştirilmelidir!

2-)  Mesleki ve teknik yüksekokullarda okuyan öğrenciler bu teknolojinin AR-GE kısmında çalışabilecek bilgi ve donanıma sahip olmalıdır!

3-)  Katma değer üretmeyen beton tasarımlı İnşaatlar yerine sayısal denetim araçları ve robotik teknolojilere yatırım yapılmalıdır!

4-)  Hava, uydu, uzay, okyanus teknolojilerine yatırım yapılmalıdır!

5-) Tarım, Tıp, Medikal, Enerji ve diğer teknolojilere yatırım yapılmalıdır!

6-)  Beyin göçü acilen önlenerek, yurtdışındaki yetişmiş insanlarımız motive edilerek beyin gücüne dönüştürülmelidir!

Yayınlayan

ahmetunver

Ahmet Ünver; İletişim Uzmanı; İletişim, Kurumsal İletişim, Halkla İlişkiler, Reklam, Marka, Marka Yönetimi, Marka İletişimi, Kurumsal İtibar, Kurumsal İtibar Yönetimi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.