MAVİ VATAN YASASI Geliyor!

Barbaros Hayrettin Paşa; “ Denizlere Hâkim Olan Cihana – Dünyaya Hâkim Olur ” diyor!


Deniz Ticaret Odası, Denizcilik Sektör Raporu verilerine göre; küresel ticaretin yüzde 88’i deniz yolu üzerinden sağlanmaktadır.

Deniz yolu taşımacılığının diğer taşıma türlerine göre avantajları fazla olduğu. Demiryolu taşımacılığına oranla 3.5 kat, havayolu taşımacılığına oranla 20 kat, karayolu taşımacılığına oranla 7 kat daha UCUZ olduğu ifade edilmektedir.

Peki, hem Deniz Ticaret Yolları ve hem MEB – Münhasır Ekonomik Bölgeleri, hem de MEB – Münhasır Ekonomik Bölgelerdeki HAKLARI ve KAYNAKLARI, kim ya da kimler kontrol edecektir?

27 Kasım 2019 tarihinde, Libya’nın Ulusal Mutabakat Hükûmeti ile Türkiye arasında imzalanan, Denizcilik Anlaşması veya Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Anlaşmasını ( MEB – Münhasır Ekonomik Bölge ) Mavi Vatan ve Deniz Hakimiyeti Teorileri çerçevesinde okumak gerekir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti; Karadeniz, Akdeniz ve Ege Denizi’ndeki hak ve menfaatlerini yasal güvence altına almak için “ Mavi Vatan ” doktrini çerçevesinde, yeni bir kanun teklifi hazırlamaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti; Deniz yetki alanlarındaki egemenlik haklarını korumak ve uluslararası sulardaki standartları belirleyecek kapsamlı bir yasal düzenleme için çalışmaları başlatmaktadır.

Kurban Bayramı sonrasında, MAVİ VATAN yasası, TBMM’ye sunulması beklenmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Milli Savunma Bakanlığı; Karadeniz, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’de, 3 – 9 Nisan 2026 tarihleri arasında; 120 gemi, 50 hava vasıtası ve 15 bin personelin katılımıyla, Mavi Vatan – 26 Tatbikatı yaptığını da, hatırlatmak isterim.

MAVİ VATAN yasası kapsamında; Türkiye Türkiye Cumhuriyeti Devleti, denizlerdeki sınırlarını teşkil eden münhasır ekonomik bölge ( MEB ) ve kıta sahanlığı sınırları, yasal olarak kural haline getirilecektir.

MAVİ VATAN yasası kapsamında; Türkiye Türkiye Cumhuriyeti Devleti, deniz yetki alanları içinde uygulayacağı hukuki standartları netleştirilecek ve uluslararası sulara açılan deniz sahaları koruma altına alınacaktır.

MAVİ VATAN yasası kapsamında; Ege Denizi’nde, Türkiye ile Yunanistan arasında gerilime neden olan bölgelerin ( ada, adacık ve kayalıklar ) hukuki statüsü de, ele alınacaktır.

Türkiye ile Yunanistan arasında gerilime neden olan bölgeler, Uluslararası Deniz Hukuku ilkeleri doğrultusunda, “ Mavi Vatan Kanunu ” içinde yer alacaktır.

Peki, MAVİ Vatan yasası, TBMM’de Yasalaşması akabinde, Yunanistan ile gerilime neden olan bölgelerden kaynaklı, Türkiye ile Yunanistan arasında bir KIVILCIMA sebebiyet verir mi?

Mavi Vatan; Türkiye’nin deniz yetki alanları demektir. Türkiye’nin Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz’deki deniz yetki alanı ve sınırlarını belirleyen bir kavramdır. Türkiye’nin hak ve egemenliğini içeren deniz alanlarının bütünüdür.

Mavi Vatan, Türk Milletinin, deniz yetki alanlarındaki hak ve menfaatlerinin korunmasıdır.

Devletlerin sürekli düşmanı ve dostu yoktur, ancak çıkarları vardır, ilkesi çerçevesinde, Türk Devleti, Kadim Türk Devlet Aklı nezaretinde, Anadolu ve Mavi Vatan bölgesinde, bekası ve tüm hakları, bölgenin barış, huzur ve istikrarı adına, kara kuvvetlerinde olduğu kadar denizlerde ve deniz kuvvetlerinde de, güçlü olmak zorundadır.

Türk denizcilik tarihinin önemli dönüm noktalarından biri Preveze Deniz Zaferidir.

Zafer ile Akdeniz bir Türk Gölü haline gelmiştir. Tarih, Türk denizcilerinin hüküm sürdüğü tüm denizlerde barışın, huzurun ve adaletin hâkim olduğunu kaydetmiştir.

Akdeniz; Selçuklu Devleti döneminde Anadolu’nun hem Türkleşmesi, hem de İslamlaşmasının önü açılmıştır!

Haçlı seferleri ile başlayan ticaret savaşlarında Akdeniz’in önemini kavrayan Anadolu Selçuklu Devleti yönetimi ticari olarak, temayüz etmiştir!

Akdeniz tarihte, Anadolu Selçuklu Devleti döneminde, Türk gölü olmaya başladığına, şahit olmaktayız!

Hem ülkemiz, hem dostlarımızın emin olması ve güvenliğini sağlamak, hem de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Anlaşması ( MEB – Münhasır Ekonomik Bölge ) çerçevesindeki haklarımıza göz dikenleri caydırmak için Mavi Vatan Yasası, acil ve ivedi olarak yasalaşması gerekmektedir.

Türk Devleti, Anadolu coğrafyası ve Mavi Vatanda; istikbal, istiklal, beka ve varlık adına, tarih, kültür ve coğrafya aklı, etki ve ilgi alanı tüm gönül coğrafyasında; barış, huzur ve adaletin hakim olması, mazlum milletlerin haklarının hamiliği zaviyesinden, gerekeni gerektiği kadar ve BEKA adına daha fazlasını, yapmaya devam edecektir.

Kalpgah – Kenar Kuşak ve Deniz Hakimiyeti Teorileri!.

Dünya geneli ve Ukrayna – Suriye ve İran özelinde yaşananları, küresel ve emperyalist güçlerin stratejist ya da yazarları tarafından ileri sürülen ve devlet politikası konumuna gelen, Kalpgah (Heartland) – Kenar Kuşak (Rimland) ve Deniz Hakimiyeti Teorileri çerçevesinde okumak gerekir.

  • İngiliz coğrafyacı Mackinder; 1902 ve 1904 yıllarında, Kalpgah Teorisini ( Heartland ) öne sürmüştür.

Kalpgah Teorisi ( Heartland ); Kim Doğu Avrupa’ya hükmederse Kalpgah’a hakim olur. Kim Kalpgah’a hakim olursa dünya adasına hükmeder. Kim dünya adasına hükmederse dünyaya hakim olur.

Mackinder; Kalpgah ile ( Heartland ) dünya adasından birbirine bağlı olan Asya, Afrika ve Avrupa kıtalarını, ifade etmektedir.

Mackinder; Kalpgah’ı ( Heartland ); kuşatan iki hilal bulunduğunu! İç Hilal; Avrupa, Ortadoğu, Hindistan ve Çin’den oluştuğunu. Dış Hilal; İngiltere, Güney – Kuzey Amerika, Afrika, Avustralya, Okyanusya ve Japonya’dan oluştuğunu ileri sürmektedir.

  • 1944 Yılında, Amerikalı Spykman; Kenar Kuşak ( Rimland ) Teorisini ortaya atmıştır.

Amerikalı Spykman; Kenar Kuşak ( Rimland ) Teorisine göre, İngiliz Mackinder Kalpgah ( Heartland ) teorisi yanlıştır.

Amerikalı Spykman; Kenar Kuşak Teorisi; Eğer güç siyaseti için bir slogan gerekiyorsa; Kim Kenar Kuşağa hükmederse Avrasya’ya hakim olur. Kim Avrasya’ya hakim olursa dünyanın kaderini kontrol eder, şeklinde olmalı, diyor.

Amerikalı Spykman Kenar Kuşak Teorisine göre; Kalpgah ( Heartland ); Kuzey Buz Denizinden, güneye Karpat Dağlarına, Balkanlara, Anadolu, İran ve Afganistan’dan Altay Dağları’na kadar uzanan büyük alanı kaplamaktadır.

Amerikalı Spykman Kenar Kuşak Teorisine göre; tek güç hakimiyetini önlemek için ABD’nin Avrupa’da ciddi bir faaliyet göstermesi gerektiğini savunmaktadır.

Amerikalı Spykman Kenar Kuşak Teorisine göre; ABD, Avrupa’da daha etkin olmak adına, her türlü uluslararası kuruluşlara destek vermesi ve bu bölgelerin politik düzenleri de kontrol altında tutulmalı, diyor.

ABD, Dünya Savaşının bitiminde, Avrupa’da daha etkin olabilmek adına, Spykman; Kenar Kuşak ( Rimland ) stratejini uygulamıştır.

  • Alfred Thayer Mahan ( 1840 – 1914 ), ABD’nin 20. yüzyıl deniz stratejisinin kurucusu; İngiltere, Almanya ve Japonya deniz güçlerinin gelişiminin de büyük ölçüde etkileyicisi, olduğu ifade edilmektedir.

İngiltere’nin dünyaya hükmettiği bir dönemde, Amiral Mahan, ülkesi ABD’nin dünya gücü olması için deniz hakimiyeti teorisi, denizlere hakim olan bir devlet tüm dünyaya hakim olur, teorisi ve stratejini ortaya atmıştır.

Amiral Mahan deniz hakimiyeti teorisi; deniz gücünün unsurlarını altı olarak belirlemiştir.

Bu unsurlar; coğrafi konum, fiziki yapı, toprakların genişliği, nüfus sayısı, milli karakter, hükümetin karakteri ve politikasıdır.

Bu unsurlardan en önemli olanının ise milli karakter olduğunu; Bir ülkenin coğrafi konumu her ne kadar deniz gücü için avantajlı olsa da, üzerinde yaşayan insanlar denizci bir karaktere sahip değilse deniz gücü harekete geçirilemez ve kullanılamaz.

  • Deniz Ticaret Odası’nın Denizcilik Sektör Raporu verilerine göre; küresel ticaretin yüzde 88’i deniz yolu üzerinden sağlanmaktadır.

Deniz yolu taşımacılığının diğer taşıma türlerine göre avantajları fazla olduğu. Demiryolu taşımacılığına oranla 3.5 kat, havayolu taşımacılığına oranla 20 kat, karayolu taşımacılığına oranla 7 kat daha UCUZ olduğu ifade edilmektedir.

Deniz Hakimiyeti Teorisi çerçevesinde; Süveyş Kanalı, Cebelitarık, Seylan, Singapur, Babül-mendep Boğazı, Seylan Kanalı, Tayvan Kanalı, Kore Kanalı, Hürmüz Boğazı, gibi kritik noktaları kontrol altında tutarak denizcilik gücüne ve enerji kaynakları başta olmak üzere dünya ticaretine hâkim olma çalışmalarının giderek arttığı görülmektedir.

Denizyolu taşımacılığı zaviyesinden bazı KANAL ve GEÇİŞLER ne kadar önemli olduğu. KANAL ve GEÇİŞLERE, kim ya da kimlerin hakim olacağı savaşı verilmektedir.

Barbaros Hayrettin Paşa’ya atfedilen “ Denizlere Hâkim Olan Cihana Hâkim Olur ” sözü, Amerikan Alfred Thayer Mahan veya İngiliz Walter Raleigh tarafından söylemiş olduğu iddiaları ortaya atılmaktadır. Neden Acaba?

Amerikan Alfred Thayer Mahan veya İngiliz Walter Raleigh tarafından benzer ifadeler söylenmiş olsa da, tüm tarihi ve denizcilik araştırmalarında; bu ifadeleri, tarihte ilk olarak söyleyen, Barbaros Hayrettin Paşa olduğu ifade edilmektedir.

27 Kasım 2019 tarihinde, Libya’nın Ulusal Mutabakat Hükûmeti ile Türkiye arasında imzalanan, Denizcilik Anlaşması veya Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Anlaşması ( MEB – Münhasır Ekonomik Bölge ) Mavi Vatan ve Deniz Hakimiyeti Teorileri çerçevesinde okumak gerekir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti; denizlerdeki askerî gücünü artırmak ve savunma sanayisinde tam bağımsızlık hedefini güçlendirmek adına; Mavi Vatan ve Deniz Hakimiyeti Teorileri çerçevesinde; Milli Uçak Gemisi ( MUGEM ), Milli Denizaltı ( MİLDEN ), Hava Savunma Harbi Muhribi ( TF-2000 ), Reis Sınıfı Denizaltılar, Hisar Sınıfı Açık Deniz Karakol Gemileri, İstif Sınıfı Fırkateynler, AMFİBİ – Yeni Tip Çıkarma Gemileri, Milli Hücumbot ( TTH ), Yeni Tip Mayın Arama Gemileri, Kıyı Römorkörleri ve Okul Gemisi projeleri farklı tersanelerde inşa edilmeye devam etmektedir.