ANTİ – DRONE Merkezi Konya’da Kuruluyor!

İnsansız Sistemlere Karşı Koyma ( ANTİ – DRONE ) Mükemmeliyet Merkezi, NATO’nun yeni güvenlik ve savunma stratejileri doğrultusunda, Konya’da kurulmasına karar verilmiştir.


Türkiye Cumhuriyeti Devleti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan; İnsansız Sistemlere Karşı Koyma ( ANTİ – DRONE ) Mükemmeliyet Merkezinin Konya’da kurulacağını, ifade etmiştir.


Konya’da kurulacak İnsansız Sistemlere Karşı Koyma ( ANTİ – DRONE ) Mükemmeliyet Merkezi, stratejik askeri ve teknolojik araştırma merkezi olacağı ifade edilmektedir.

7 – 8 Temmuz 2026 tarihinde, küresel güvenlik konularının gündeme geldiği ve Ankara’da ‘da gerçekleştirilen 36. NATO devlet ve hükûmet başkanları Zirvesi akabinde, ittifakın öncelikli gündem maddelerinden dron karşıtı çalışmalara ( anti-drone ) odaklanacağı ifade edilmektedir.

ABD – İSRAİL, İran Saldırılarında, ülkemize düşen füze ve dronları hatırlatmak isterim.

Ukrayna ve Rusya savaşındaki Dronları ya da Dron savaşlarını da bir kenara not edelim.

Geleceğin savaşları, DRONE ve ANTİ – DRONE sahasında olacağını da not edelim.

DRONE ve ANTİ – DRORE sektörüne yatırım yapan ülkeler, küresel savaşta, bir sıfır önde olacaktır!

Modern muharebe sahaları ve kritik altyapıların korunmasında uygulanan anti-drone yöntemleri:


1 -) Tespit ve Takip Sistemleri;


Radar Sistemleri: Mini ve mikro İHA’ları kuşlardan ayırt ederek konum belirleyen aktif faz dizinli radarlar.


RF ( Radyo Frekansı ) Algılama: Dron ile kumandası arasındaki sinyalleri dinleyerek tehdidin yönünü ve operatörünü tespit eder.


Elektro-Optik ve Termal Sistemler: Gece ve gündüz şartlarında yapay zeka destekli kameralar ilea görsel doğrulama ve sürekli takip sağlar.


2 -) Yumuşak Önleme ( Soft-Kill ) Yöntemleri;


Sinyal Karıştırma ( Jamming ): Dronun GPS, Wi-Fi veya hücresel frekanslarını keserek kontrol dışı kalmasını ya da kalkış noktasına dönmesini sağlar.


Siber Müdahale ve Sahtecilik ( Spoofing ): Küresel konumlama ( GPS ) koordinatlarını yanıltarak dronun rotasını saptırır veya kontrolünü ele geçirir.


3 -) Sert Önleme ( Hard-Kill ) Yöntemleri;


Parçacıklı ve Akıllı Mühimmatlar: Standart piyade tüfekleri için geliştirilen 7.62 mm parçacıklı mühimmatlar yardımıyla dronlar yakın mesafede fiziksel olarak imha edilir.


Lazer ve Elektromanyetik Silahlar: Yüksek güçlü lazerler veya elektromanyetik darbeler ( EMP ) ile dronların elektronik devreleri doğrudan yakılır.


Önleyici Dronlar ( Drone vs Drone ): Saldırgan kamikaze veya FPV dronları havada çarparak ya da ağ fırlatarak etkisiz hale getiren avcı dron sistemleridir.


Dron tehditlerine karşı uygulanan savunmanın kapsamı; Bireysel askeri koruma, kritik tesis güvenliği ve sınır güvenliği, kullanılan cihazların boyutu ve operasyonel öncelikleri belirleyen üç temel koruma kademesi bulunmaktadır.


1 -) Bireysel Askeri Koruma: Sahadaki tekil askeri timi veya hareket halindeki unsurları kamikaze ve FPV ( birinci şahıs görüşlü ) dron saldırılarına karşı korumak. Hafiflik, taşınabilirlik ve hızlı konuşlanma ana kriterleri.


Kullanılan Sistemler: Sırtta taşınabilen ” sırt çantası ” tipi jammer, piyade tüfeklerine entegre edilen drone-savar aparatları ve yakın mesafe dron imhası sağlayan parçacıklı mühimmatlar.


2 -) Kritik Tesis Güvenliği: Enerji santralleri, havalimanları, askeri üsler, rafineriler veya devlet binaları gibi sabit yapıları havadan gelecek asimetrik tehditlerden korumaktır. Kesintisiz ( 7/24 ) izleme, geniş alan kapsama ve entegre komuta kontrol mekanizmaları.


Kullanılan Sistemler: Tesise kalıcı olarak kurulan çok amaçlı radarlar, termal kameralar, siber drone ele geçirme ( spoofing ) yazılımları, yüksek güçlü sabit lazer silahları ve ağı çevreleyen otomatik sinyal kesici kalkanlar.


3 -) Sınır Güvenliği: Ülke sınır hatları boyunca yasa dışı geçişleri, kaçakçılığı ve sınır ötesinden gelebilecek keşif / saldırı dronlarını kilometrelerce uzaktan engellemektir. Çok uzun menzilli tespit, zorlu coğrafi şartlara dayanıklılık ve mobil karakollar ile entegrasyon.


Kullanılan Sistemler: Zırhlı araçların üzerine entegre edilen mobil anti-drone sistemleri, uzun menzilli hava savunma radarları, kilometrelerce öteden sinyal kesebilen yönlendirilmiş RF jammer’lar ve sınır hattında devriye gezen avcı ( önleyici ) drone filoları.


Konya’da kurulacak İnsansız Sistemlere Karşı Koyma ( ANTİ – DRONE ) Mükemmeliyet Merkezin Temel Görevi;


Savunma Stratejileri: İnsansız hava araçları ( İHA / SİHA ) ve diğer otonom sistemlerden gelebilecek her türlü güvenlik riskine karşı savunma stratejileri geliştirmek.


Teknolojik Araştırma: Özellikle hava ve deniz dronlarına karşı ileri düzey savunma teknolojileri üzerinde bilimsel ve teknik araştırmalar yürütmek.


Eğitim Faaliyetleri: NATO müttefiki ülkelerin askeri personeline insansız sistemleri engelleme ve imha etme konularında askeri eğitimler vermek.


Bilgi Paylaşımı: NATO üyesi ülkeler arasında teknolojik bilgi, istihbarat ve ortak çalışma ekosistemini desteklemek.


Konya, 3. Ana Jet Üs Komutanlığı ve geniş askeri eğitim sahaları ( Anadolu Kartalı Eğitim Merkezi vb. ) ile güçlü bir operasyonel geçmişe sahiptir.


Savunma Sanayii Potansiyeli: Konya, Türkiye’deki askeri silah ve parça imalatının % 53’ünü karşılayan çok güçlü bir savunma sanayii eko-sistemine ev sahipliği yapmaktadır.


Merkez tüm çalışmalarını tamamlayarak NATO’ya akredite bir İnsansız Sistemlere Karşı Koyma ( ANTİ – DRONE ) Mükemmeliyet Merkezi olarak uluslararası düzeyde tam operasyonel statü kazanmaktır.

Caydırıcılık ve ENDÜSTRİYEL Caydırıcılık!

Ankara’da düzenlenen 36.⁠ ⁠NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, Caydırıcılık ve özellikle de Savunma alanında Endüstriyel Caydırıcılık kavramlarını gündeme getirmiştir.

Caydırıcılık; potansiyel bir saldırganı veya suçluyu, girişeceği eylemin sonucunda elde edeceği faydanın uğrayacağı zarardan daha az olduğuna ikna ederek bu eylemden vazgeçirme stratejisi veya kapasitesidir.


1 -) Hukuk ve Ceza Sisteminde Caydırıcılık; Potansiyel suçluların ceza korkusuyla suç işlemekten alıkonulması. Toplumsal düzenin korunması için cezanın kesinliği, hızı ve suçun ağırlığı ile orantılı olması kritik öneme sahiptir.


2 -) Uluslararası İlişkiler ve Savunma Stratejileri alanında Caydırıcılık; Bir devletin olası bir düşmanı ile saldırıya geçmekten vazgeçirmek için uyguladığı askeri, ekonomik ve diplomatik baskı mekanizmalarının bütünüdür.


Nükleer silahların varlığı ile Soğuk Savaş döneminde zirve yapan Caydırıcılık kavramı, günümüzde daha kapsamlı bir hale gelmiştir.


ABD ve İsrail, İran’a saldırıları, bir kaç yıldır devam eden Rusya – Ukrayna savaşı, bir kaç ay içinde tükenen füze – mühimmat vb. silahlar akabinde, savaşa devam etmek adına ya da uzun süren savaşlarda, mühimmat – silah vb. sahaya yetiştirilememesi, endüstriyel caydırıcılık kavramının önemini bir kez daha hatırlatmıştır.


Caydırıcılık; tarafların rasyonel hareket ettiği varsayımına dayanır. Başarılı bir caydırıcılık; karşı tarafa ” eğer saldırırsan, sana vereceğim zararın bedeli elde edeceğin kazançtan daha fazla olacaktır ” mesajını net şekilde iletmekten geçmektedir.


Endüstriyel Caydırıcılık; modern güvenlik stratejilerinde savaş gücünün yalnızca asker sayısıyla değil, ülkelerin üretim kapasitesi, teknolojik inovasyon ve tedarik zinciri dayanıklılığı ile ölçülmesi anlamına gelmektedir.


Türkiye, ASELSAN – ROKETSAN – HAVELSAN – TAİ – STM – TÜBİTAK – TUSAŞ vb. savunma şirketleri ile endüstriyel caydırıcılık konusunda, dünyadaki ender ülkelerden biri olduğunu, not edelim.


Endüstriyel Caydırıcılığın Temel Unsurları;


Üretim Kapasitesi: Sahadaki askeri gücün arkasında kesintisiz mühimmat ve ekipman üretebilen, hızlı yenilenebilen sanayi altyapıları yer alır.


Teknolojik Füzyon: Devlet politikaları ile teknoloji/özel şirketlerin savunma alanında entegre olmasıdır.


Platform Egemenliği: Uydu, yapay zeka, veri ağları ve iletişim altyapılarının güvenliğidir.


Ankara’da düzenlenen 2026 NATO Savunma Sanayii Forumu kapsamında, ittifak tarihinin en büyük savunma yatırımlarından biri olarak nitelendirilen ve toplam büyüklüğü 50 milyar doları bulan çok uluslu projeler ve stratejik anlaşmalar duyurulmuştur.


Kritik Ham Madde Girişimi: Savunma sanayiinde dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla, kritik üretim bileşenleri ve ham maddelerin güvenli tedarik zincirini yönetmek üzere aralarında Türkiye’nin de bulunduğu çok uluslu bir konsorsiyum oluşturulmuştur.


ASELSAN, ROKETSAN, STM ve TÜBİTAK gibi savunma şirketleri; vurucu güç, uzay, hava savunma ve İHA alanlarında ana yükleniciler arasında yer alarak ittifakın gelecekteki caydırıcılık mimarisinin omurgasını üstlenmektedir.


Nükleer Caydırıcılık; nükleer silahların yıkıcı gücünü kullanarak potansiyel rakipleri saldırganlıktan vazgeçiren askerî bir stratejidir.


Uluslararası ilişkilerde, Soğuk Savaştan bu yana nükleer silaha sahip olan devletler arasında yaşanan karşılıklı imha dengesidir.


Bu ülkelerin stratejileri, çatışmaları savaştan ziyade diplomasi yoluyla çözmeye zorlamaktadır. Aksi halde dünya ve dünya halkları adına çok büyük yıkımlar olacaktır.


Nükleer teknolojinin askerî caydırıcılığının yanı sıra sivil ve bilimsel alanlarda, stratejik bir konumu bulunmaktadır. Barışçıl nükleer enerji ve teknoloji kullanımı günümüzde küresel enerji güvenliği ve sanayi için hayati öneme sahiptir.

NATO / 2026 – ANKARA Zirvesi!

NATO ( Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü ) 4 Nisan 1949 tarihinde, Kuzey Amerika ve Avrupa’dan 32 ülkenin oluşturduğu siyasi ve askeri bir savunma ittifakı olarak kurulmuştur.


NATO; Üye ülkelerin toprak bütünlüğünü, siyasi bağımsızlığını ve güvenliğini, siyasi ve askeri yollar ile sağlamak için kurulmuştur.

NATO; Kararlar üye ülkelerin oybirliği ile alındığı. Sovyetler Birliği’ne karşı bir denge unsuru olarak kurulmuş fakat günümüzde küresel güvenlik için çalışmaktadır.

NATO; 2026 itibarıyla 32 üye ülke bulunmaktadır.

NATO; ABD, İngiltere, Kanada, Fransa, İtalya, Hollanda, Norveç, Portekiz, Lüksemburg, İzlanda, Danimarka ve Belçika, kurucu üyelerdir.

NATO; Finlandiya ve İsveç, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrası ittifaka katılmıştır.

NATO; merkezi, Brüksel / Belçika’dır. Türkiye, 18 Şubat 1952 tarihinde, NATO’ya üye olmuştur.


Türk Silahlı Kuvvetleri, 2026 itibarıyla personel sayısı bakımından NATO’nun en güçlü 4. ordusu konumundadır.

NATO; Sovyetler Birliği, Doğu bloku ülkeleri ve Varşova Paktına bir karşılık, Soğuk Savaş sisteminin devamlılığı adına, bir denge unsuru olarak kurulmuştur.

NATO’nun 4. maddesi: Taraflardan herhangi biri, taraflardan birinin toprak bütünlüğü, siyasi bağımsızlığı ya da güvenliğinin tehdit edildiğini düşündüğü zaman, tüm taraflar birlikte danışmalarda bulunacaklar! 

NATO’nun 5. maddesi;  Taraflar, Kuzey Amerika’da veya Avrupa’da içlerinden bir veya daha çoğuna yöneltilecek silahlı bir saldırının hepsine yöneltilmiş bir saldırı olarak değerlendirileceği!

BM Yasa’sının 51. Maddesi; Eğer bir saldırı olursa, NATO’nun 5. maddesine dayanarak;  tanınan bireysel ya da toplu öz savunma hakkını kullanarak, Kuzey Atlantik bölgesinde güvenliği sağlamak ve korumak için bireysel olarak ve diğerleri ile birlikte, silahlı kuvvet kullanımı da dahil olmak üzere gerekli görülen eylemlerde bulunarak saldırıya uğrayan taraf ya da taraflara yardımcı olacakları konusunda anlaşmışlar! 

2024 yılı NATO – Washington zirvesinin sonuç bildirgesinde, 2026 yılındaki zirvenin Türkiye’de yapılacağını duyurmuştur.

NATO – Ankara / 2026 yılı zirvesi, 2004 yılı İstanbul zirvesinin ardından Türkiye’de düzenlenecek, ikinci NATO zirvesi olacaktır.

NATO – Ankara / 2026 yılı zirvesi, 7 – 8 Temmuz 2026 tarihleri arasında Türkiye’nin başkenti Ankara’da düzenlenecektir.

NATO – Ankara / 2026 yılı zirvesi, NATO’nun devlet ve hükûmet başkanlarının küresel güvenlik konuları hakkında resmî kararlar alacağı, 36. NATO zirvesi olacaktır.

  • 7 – 8 Temmuz 2026 tarihleri arasında Türkiye’nin başkenti Ankara’da düzenlenecek NATO – Ankara Zirvesinde misafirlerini, Türkiye’nin savunma yönetimini tek merkezde toplayacak Ayyıldız Müşterek Karargâhında, ağırlamaya hazırlanıyor!
  • Türkiye’nin savunma yönetimini tek merkezde toplayacak Ayyıldız Müşterek Karargâhı; Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıklarını, tek bir “akıllı” çatı altında, binlerce personelin eş zamanlı çalışabileceği bir kapasiteyle birleşiyor!

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran; Türkiye, 7 – 8 Temmuz 2026 tarihinde, Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesine ev sahipliği yapacağını. NATO Zirvesi, sadece bir diplomatik buluşma değil; küresel güvenlik mimarisinin geleceğine yön verecek kritik bir eşiktir. NATO liderlerini ağırlayacak olan Türkiye; barışın, istikrarın ve ortak güvenliğin güçlendirilmesi adına kararlılığını bir kez daha ortaya koyacağını, ifade etmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti Dış İşleri Bakanı Sayın Hakan Fidan; 7 – 8 Temmuz 2026 tarihleri arasında Türkiye’nin başkenti Ankara’da düzenlenecek, NATO zirvesi ve İttifak’a yönelik ABD’nin dahil olduğu tartışmalara ve transatlantik güvenlik mimarisinin son bir yıldır oldukça büyük bir test altında olduğunu ve gerilim alanına tabi tutulduğunu, ifade etmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti Dış İşleri Bakanı Sayın Hakan Fidan; 7 – 8 Temmuz 2026 tarihleri arasında Türkiye’nin başkenti Ankara’da düzenlenecek, NATO zirvesine, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın davetlisi olarak ABD Başkanı Trump’ın geleceğini düşündüklerini de, vurgulamıştır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti Dış İşleri Bakanı Sayın Hakan Fidan; 7 – 8 Temmuz 2026 tarihleri arasında Türkiye’nin başkenti Ankara’da düzenlenecek, NATO – Ankara Zirvesi, belki NATO tarihinin en önemli zirvesi olacak, diyor.

Dünya ölçeği ve ülkemizde, yaşamakta olduğumuz savaş, savaşa benzer olaylar, siyasi ve özellikle, ekonomik kriz ya da ekonomik konjonktür, bir şeylerin gelmekte ya da değişimin arifesinde olduğumuzun göstergesi ya da işaret fişeği konumundadır!

VAKİT, Beklenilmeyeni beklemek durumunda olduğumuza işaret etmektedir. Ya da Zamanın Ruhu, dünya genelinde DEĞİŞİMLERE işaret etmektedir!.

Ukrayna – Rusya, İsrail – Filistin asimetrik savaşı ve ABD – İsrail ve İran saldırıları, SOĞUK SAVAŞ benzeri, yeni bir DÜZEN, yeni bir SİSTEM ve yeni bir DENGENİN kurulmakta olduğunu işaret etmektedir.

7 – 8 Temmuz 2026 tarihleri arasında Türkiye’nin başkenti Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesi; hem dünyayı, hem bölgeyi ve hem de ülkemizi, siyasi ve ekonomik olarak şekillendireceği bir zirve olacaktır.

7 – 8 Temmuz 2026 tarihleri arasında Türkiye’nin başkenti Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesi akabinde, alınacak kararlar ve yeni bir DÜZEN, yeni bir SİSTEM ve yeni bir DENGE çerçevesinde, Domino etkisi ile her yerde ve her ülkede, siyasi değişimlere şahit olacağız!

  • Belçika Kraliçesi ve  200 Belçikalı şirketten 400’ü aşkın iş insanı yatırımcının 10 – 14 Mayıs 2026 tarihleri arasındaki Türkiye ziyaretlerini;  7 – 8 Temmuz 2026 tarihinde Ankara’da düzenlenecek NATO Liderler Zirvesi ve 9 – 20 Kasım 2026 tarihindeki COP31 Konferansı ( 31. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı ) çerçevesinde okumak – yorumlamak ve değerlendirmek gerekir!

Rusya – Ukrayna Savaşı ve Polonya’nın Nükleer Talebi!

İkinci Dünya Savaşının sonlarında;  SSCB/Kızıl Ordu doğudan, ABD ve müttefikleri batıdan Almanya içlerine doğru ilerlerken, taraflar arasında sürtüşmeler başlamış ve hangi bölgelerin kimin kontrol veya denetiminde olacağı ya da kimlerin nereleri kurtaracağı konusunda anlaşmazlıklar ortaya çıkmıştır!

Yani PAYLAŞIM ve KONTROL çerçevesinden sorunlar zuhur etmiştir!  Hem bu anlaşmazlıkların çözüme bağlanması ve hem de savaş sonrası dünyanın ana çizgileriyle düzenlenmesi amacıyla, Paylaşım – Kontrol ve DENGE adına; Ukrayna’nın Yalta Kenti’nde liderler düzeyinde bir konferans yapılmasına karar verilmiştir!

Dünya, dönüyor – dolaşıyor Ukrayna’da birleşiyor! Bugün, Ukrayna yine dünyanın gündeminde! Neden acaba? Yoksa yenidünya düzeni,  dünya sistematiği ve dengesi, yeniden Ukrayna üzerinden mi kurulacaktır? Neden olmasın?

Tüm açıklamalar, yaşanılanlar ve göstergeler buna şahitlik etmektedir! Ölen, yaralanan ve sıkıntı çeken ise Ukrayna halkı olmaktadır! Peki, kimin umurundadır! Yeter ki; Küresel ve emperyalist güçlerin ÇIKARLARINA bir şey olmasın! Yeter ki istedikleri DENGE kurulabilsin!

Şubat 1945 tarihinde, Ukrayna’nın Yalta kentindeki Konferansa;  ABD’yi Roosevelt, İngiltere’yi Churchill ve SSCB’yi Stalin temsil etmiştir! Konferans’ta karara bağlanan konular arasında, Almanya’nın savaş sonrasında silahsızlandırılması ve etki alanlarının taraflarca belirlenmesi, göze çarpmaktadır!

Yalta toplantısında;  Avrupa ve özellikle de Avrupa’nın itici gücü Almanya tamamen kontrol ve denetim altına alınmıştır!

Bugün; Dünya haklarının gözleri önünde, Ukrayna halkı üzerinden başkaca bir OYUN ve TİYATRO mu sergilenmektedir! Neden olmasın? Yeter ki DENGELERİ bozulmasın!

Bazıları oyun ve tiyatro izlemekten zevk alır! Bazıları da oyunu yazmaktan! Mesele,  küresel oyundaki figüran konumunda olmamaktır! Oyunu, oyuncuları ve figüranları görebilmek ve oyundaki; ANA FİKRİ okuyabilmektir! Aksi halde, kavga ve savaşa devam! Aksi halde yakmaya – yıkmaya ve öldürmeye devam!

Figüranlar, oyunu kurgulayanlar tarafından ROLÜN gereği bitti an,  oyun dışına atılır! Ukrayna savaşı bittiğinde, bazı dünya liderlerini,  dünya siyaset arenasında göremeyeceğiz!

ABD ’siz bir Avrupa ve NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti diyenlere karşı; Yenidünya düzeni çerçevesinde; Soğuk Savaş benzeri bir Paylaşım ve DENGE adına, Avrupa’nın tamamen, ABD ve NATO şemsiyesi altına girmesi için böyle bir operasyona ihtiyaç mı vardır!

Ya da ulus devletleri yok etmek için bekleşen, küresel güçlere DUR mu denilmektedir? Neden olmasın?

Polonya iktidar partisi lideri; 2. Dünya savaşında verdiği zarar nedeniyle, Almanya’dan 1,3 trilyon Euro,  tazminat talep etmektedir!  Bu tutar Almanya’nın yıllık milli gelirinin yaklaşık üçte birine, denk gelmektedir! Peki, adama sorarlar! Neden şimdi! Dün değil de, bugün?

Almanya’ya göre tazminat meselesi, 1953 yılında, Polonya’nın tazminat istemeyeceğini belirtmesiyle kapanmış ve 1990 yılında; ABD, İngiltere, Fransa ve Sovyetler Birliği arasında imzalanan Paris sözleşmesiyle nihai olarak sonlandığını iddia etmektedir!

Peki, bugün,  tazminat konusu, neden gündeme gelmektedir? Kim ya da akimler gündeme gelmesini talep etmektedir? Polonya’ya kim veya kimler GAZ vermektedir? Neden?

Rusya ve Ukrayna savaşı sürerken; Rusya’nın Nükleer tehditlerine karşılık; Polonya Cumhurbaşkanı Duda, ABD’ye ait nükleer silahların Polonya’ya konuşlandırılabileceğini söylemiştir! Peki, neler olmaktadır?

Ukrayna ve Polonya! İkinci dünya savaşının figüranları yani görevlendirilen ülke ve liderleri;  bugün yine sahnede! Görevi verilen kadarı ile iyi OYNAMAK önemlidir! Aksi halde saf dışı edilir!