Kimlerden  GAZETECİ OLUR?!

Son günlerde, yerel medya sektöründeki, finansal daralma ve sorunlardan kaynaklı,  sektörün derin kulislerinde;  sektörde kendilerinden başkasının varlığından rahatsız olan ve kendilerinden başkasını da gazeteci olarak kabul etmeyen, kendileri var ise sektörün ancak var olabileceği sanrılı; psikolojik ve sosyal olarak sorunlu ve sıkıntılı tipler; kime gazeteci denir veya kime gazeteci denmez,  kimden gazeteci olur veya kimden gazeteci olmaz, şeklinde sohbet ve tartışmalarına şahit olmaktayız! Neden acaba?

Demek ki birilerinin elinde bir ölçü aleti, kime dokundursalar,  gazeteci olup – olmadığı noktasından bir işaret vermektedir! Olabilir mi? Neden olmasın?! Tam tekmil Marksist ve Komünist bir mantık zaten bunları gerektirmektedir! Peki, böyle bir zihniyetten başkaca ne bekliyordunuz?!

Gazetecilik mesleğine, geçiyordum şeklinde hasbelkader giren ve meslek nam altında; ŞANTAJ, TEHDİT ve her türlü PİSLİĞİ yapanlar, kamu mesleği olan gazeteciliği,  dürüst bir şekilde icra eden, onurlu kişilere çamur atmak veya sektörde yok saymak için her yolu denemektedir? Neden acaba?

Cibilliyeti bozuk sanrılı tipler, gazetecilik mesleğini, yasal çerçevede ve onuru ile yapan bireylerden,  hem rahatsız olmakta ve hem de kendileri de alan daralması yaşadıkları için cibilliyetlerinin gereği olarak, insanlık dışı her yolu denemektedir! Acaba neden?

Öncelikle, Gazeteci olmak için İletişim Fakültesinin herhangi bir Bölümünden lisans derecesi ile mezun olmak gerekmektedir!  Sosyal ya da Siyasal Bilimler alanında diplomaya sahip olup mesleğe yönelik kabiliyeti bulunan kişiler de gazetecilik yapabilmektedir!

Neymiş efendim! İletişim fakültesi mezunu ve Sosyal bölümlerden mesleğe kabiliyeti olanlar da gazetecilik yapabilmektedir! Mimar, ziraat fakültesi ve arkeoloji vb. lisans mezunu kişilerin gazeteci olamayacağı gibi! Herkes, mezun olduğu asli işini yapmalıdır!  Yasal ve etik ilkeler çerçevesinde, her meslek ve mesleği icra edenler kutsaldır!

Gazeteci, kamuoyu adına soru sorandır!  Gazeteci, soruların yanıtını bulandır! Gazeteci, merak uyandırandır! Gazeteci, aktardığı bilgilerle kamuoyu oluşturandır! Olanı yazan, gerisine karışmayandır! Gazeteci, araç değil, aracıdır! Gazeteci, taraf tutmayandır! Gazeteci, halktan ve hakikatten yana taraf olandır! Toplumsal ve siyasal sorumluk gereği hakikatleri ortaya çıkarandır! Gazeteci, vatanına, milletine, devletine, bayrağına bağlı olandır! 

Neymiş efendim! Gazeteci; vatanı ve devletine bağlı, hak ve hakikat aşığı,  gazetecilik nam altında başkaca işler çevirmeyen,  bir başka ülke veya ülkelerin istihbarat örgütlerine hizmetçi – UŞAK ve ülkesi ve milletini de,  SATAN kişi değildir!

Kendilerinden başkasının sektörde var olması veya bulunmasından rahatsız olan, sektöre yön verdiğini zanneden ağabeyler;  geçiyordum hasbelkader gazetecilik mesleğine girmiş kişiliksiz ve cibilliyeti bozuk sanrılı tipleri çok sever! Neden acaba? Çok kullanışlı oldukları için olabilir mi?  

Mezkûr sanrılı ve sancılı tiplerde öncelikle normal bir insanda bulunması gereken kadar beyin olmadığından;  hem kendilerini bir yerlere taşıyan ve hem de ruhlarını kiraya verdiklerinden dolayı;  ne talimat verilirse, ya onunla ilgili bir haber ya da mezkûr talimat çerçevesinde mutlaka bir köşe yazısı kaleme almaktan çekinmezler! Şimdi, bu tiplere de gazeteci diyeceğiz, öyle mi? Yoksa başka bir şey mi?

Gazetecilik gibi kutsal bir kamu mesleğini; yasal ve etik ilkeler çerçevesinde yapan ve kimseden talimat almayan, mektepli ve alaylı ayrımı yapmadan,  ruhunu ve kalemini satmayan,  yan yollara sapmayan, hak ve hakikat aşığı, bir yerlere de uşaklık yapmayan ve sadece gazetecilik maaşı ile geçinen,  sektörde ki tüm kahramanları her daim takdirle karşılar ve tebrik ederiz!

Peki, geçiyordum veya hasbelkader gazeteci olduğunu ve sektöre kendilerince yön verdiğini zanneden, kerameti kendilerinden menkul sanrılı ve sancılı tiplere sormak gerekir? Barmenden gazeteci olur mu? Pavyoncu’dan gazeteci olur mu?  Şantajcıdan gazeteci olur mu? Tehditkar’dan gazeteci olur mu? Taklacı ve Torbacıdan gazeteci olur mu?

Ya da ülkesini, yabancı istihbarat örgütlerine gammazlayan, satan ve UŞAKLIK edenlerden gazeteci olur mu? Meslek kimliği altında yasal olmayan tehdit, şantaj ve her türlü pisliği yapan sanrılı tiplerden gazeteci olur mu? Sadece soruyorum!

Sektörün bulunduğu durum ve geleceği adına,  en büyük sorun ve tehlike nedir, diye soracak olursanız! Bu sanrılı ve sancılı tiplere alan açan ve insan olduğu zannı ile değer veren tüm siyasetçi, patron, müdür ve sektöre de yön vermesi gereken, oda ve derneklere büyük sorumluluk düşmektedir!

Böyle bir vebalin altından nasıl kalkabileceksiniz? Ya da böyle bir vebal ve tehlikenin farkında mısınız? Değilseniz sektörün düştüğü durumdan neden ŞİKAYET ediyorsunuz? Ya da şikayet etmek gibi bir hakkınız veya lüksünüz var mıdır? Olamayacağına göre!

Mezkur sanrılı ve sancılı tiplere insan dahi denilemez! Sanrılı tiplerin bir kurumda çalışması dahi düşünülemez! Hem de gazetecilik gibi bir kamu mesleğinde! Bir de bu sanrılı tipleri sektöre yön vermesi gereken kurumların başına mı getiriyorsunuz?!

Mezkur sanrılı tiplere, şeklen bekli insan diyebilirsiniz! Fakat insan suretindeki; beyin, gönül ve ruh olarak hayvandan daha aşağı ve cibilliyeti bozuk sanrılı tiplerin bulunduğu bir meslek ve meslek örgütünden insanlık, devlet ve millet adına ne bekleyebilirsiniz?  Kişisel çıkar, takla, tavan,  yalan, dolan, iftira, hile, oyun, düzen, şantaj, tehdit ve ihanetten başka kocaman bir HİÇ!

Yerel Medya Çalışan Sorunları!.

Her sektörde olduğu gibi medya sektöründe de,  dünyalık çıkar ve menfaat karşılığı, insanın doğası gereği, yan yollara sapan kişiler elbette ki olacaktır! Beklenilen ve ümit edilen, yan yollara sapmadan, gök kubbede HOŞ bir seda bırakabilmek adına;  doğru, düzgün, sade, dürüst ve diğer insanlara da faydalı bir hayatı idame ettirebilmektir! 

Sıradan ve avam insanlar gibi mal ve mülk yığmak,  bunlarla övünmek değildir, iman ehli için dünyada ki VARLIK meselesi! Mesele takva sahibi ve Salih bir mümin olmak;  Cemali İlahi ile müşerref olabilmektir! Gerisi laf-ü güzaftan ibarettir,  iman ehli için!

Geçtiğimiz günlerde, yerel medya sektöründeki sorunları dile getirmiş ve mezkûr sorunlardan kaynaklı, bazı medya şirketlerinin kapanması, bazılarının tasfiye edilmesi veya birleşmelerin olabileceği ya da devletin yeni döneme matuf yerel medya operasyonu olduğuna dair kulis bilgilerini kaleme almıştım!

Devletin böyle bir girişimde, ne işi olabilir diyen arkadaşlara! Sektörde en büyük oyuncu ve parayı veren kimdir? Parayı veren her daim düdüğü de çalacaktır! Siyaseten de yeni bir dönem başlamak üzere olduğuna göre! Sermaye ve basın da, bu değişimden payına düşeni alacaktır!

Medya firmaları ve çalışanlar, sadece kendi işlerine odaklanmalıdır! Medyanın gücü ile devlete ve millete ayar vermeye kalkmamalıdır! Dördüncü kuvvet olduğu zannı ile başkaca işlere de tevessül etmemelidir!

Medya, ihanet durumundaki kişilere,  koruma veya kalkan olamaz! Devlet her gün on sekiz yaşındadır! Kadim Türk Devleti; devlet ve millete yapılan ihanetleri unutmaz! Sadece not eder! Vakti saati gelince de tüm kayıtları, raftan indirir ve gereğini de yapar!

Medya ve özellikle de yerel medyanın yasal çerçeveden iki kalem geliri bulunmaktadır! BİK resmi ilan ve özel sektör firmalarından alınan reklam gelirleri! BİK resmi ilan gelirleri son dönemde oldukça düşmüş veya düşürülmüştür! Neden acaba?  Reel ekonomideki sorunlar ve geleceğe dair belirsizlikten kaynaklı firmalardan alınan reklam gelirlerinde de azalmalar görülmektedir!

Yerel medya; sadece BİK gelirlerine odaklı ve masa başı ajans habercilik yayın politikası ile ayakta kalamaz! Gazetecilik yapmalı, sahada olmalı, firma tanıtım haber ve özel sektör reklamları ile BİK gelirlerinde ki eksik ya da açığı kapatma yoluna gitmelidir!  

Haber – Reklam ve Reklam – Haber ilişkisini ve Advertorial haberin de, ne ve nasıl olduğunu, bilmeyen, gazete yazı işleri çalışanları ile sektör bir yere gelemez! Böyle bir yöntem hem zahmetli ve hem de gazetecilik yapmayı gerektirdiği için sektörde kimse bu yolu tercih etmiyor!

BİK gelirlerindeki azalma veya planlı daralmadan kaynaklı, sektördeki bazı ağabeyler; FİKİR işçilerini savunur görünmekte ve kendi varlıklarının devamlılığı adına, doğal olarak kendi sorunlarına çareler aramaktadır! Sektörde, Fikir işçilerinin sorunları kimin umurunda ki?

Ya da devletin yerel medya operasyonundan haberdar olduklarını, ellerinde ki kartları okuduklarını ve yeni oyun planında, kendilerinin YOK sayılmaması ve OYUNA dâhil edilmeleri gerektiğini, fikir işçileri üzerinden mi hatırlatmaktalar? Neden olmasın?

Yoksa sektörde FİKİR işçilerinin var olduğu akıllarına yeni mi gelmiştir? Peki, akıllarına yeni gelen FİKİR işçileri için bugüne kadar, neler yapılmış ya da neler yapılmamıştır?

Sektöre YÖN ve DİZAYN veren,  sektörde kendilerinden başkasının VARLIĞINI da kabul etmeyen,  kendileri var ise sektörün de ancak VAR olabileceği ve aksi halde sektörün çok kötü durumlara da düşebileceği kanısındaki,  sağdan ve soldan saydığımızda, üç –beş duayen ağabeye,  birkaç sorumuz olacaktır!

  • FİKİR işçileri, sizden veya size BİAT etmediği, sizlere TABİ olmadığı ve sizlerden de DESTUR almadığı gerekçesi ile Kamu Basın kuruluşlarına işe başlamasına neden, OLUR vermediniz veya REFERANS olmadınız?
  • Yine aynı gerekçeler,  yalan ve  yanlış dedikodular ile kimlerin BASIN Kartları iptal edilmiştir? Kim veya kimler bu iptal işlemine aracılık etmiştir? Mademki böyle bir gücünüz vardı,  sektör ve sektör çalışanlarının menfaatleri için neden kullanmadınız?  
  • Daha düne kadar, sektördeki FİKİR işçilerinin varlığını dahi kabul etmeyenler, kendileri dara düşünce, fikir işçilerini siper etmek sureti ile kimlere neden ateş etmektedir!  
  • Yetkili ve karar mercilerinde bulunurken, Fikir işçilerinin menfaatine ya da hayat standartlarının yükselmesi adına ne gibi işler yapılmıştır? Kocaman bir hiç!
  • FİKİR işçilerinin 32’den yatırılması gereken sigorta primleri, 1a olarak gösterilir ve yatırılırken neredeydiniz? Buradan kaynaklı, FİKİR işçilerinin FİİLİ HİZMET ZAM kaybı, neden yok sayılmış veya göz ardı edilmiştir? Peki, bu konuda SGK nezdinde bir girişimde neden bulunulmamıştır? Yoksa gerek mi görülmemiştir?
  • Mesleğe gönül vermiş İletişim Fakültesi mezunu Fikir işçilerinin sürekli basın kartı alabilmesi için süre çerçevesinden bir çalışma neden yapılmamıştır?
  • Fikir İşçilerinin sadece yereldeki meslek örgütü üyeliğinden başkaca neleri bulunmaktadır? BİK, İletişim Başkanlığı ve Basın Sendikasının fikir işçilerine yönelik; tatil,  indirim veya sosyal tesis vb. uygulamalardan neden haberi yoktur?
  • Pandemi döneminde, KAMU Kurumlarından özellikle FİKİR işçilerinin MAĞDUR edilmemesi adına,  alınan destekler ile neler yapılmıştır? Yoksa yeni ev, araba veya başkaca mülkler mi alınmıştır? Peki, şimdi neden sızlanılmaktadır?
  • Pandemi döneminde, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile FİKİR işçilerinin KISA Çalışma Dönemleri tam gün sayılacak ibaresine rağmen, konu ile ilgili, SGK nezdinde bir girişim ya da çalışma neden yapılmamıştır?
  • SGK taşra çalışanları, Cumhurbaşkanlığı kararnamesini dikkate almamakta ve doğal olarak kurum başkanlığından yönetmelik beklemektedir! Mezkûr konuda bir girişimde neden bulunulmamıştır? Ya da gerek mi görülmemiştir?