Akil Adamlar Tekrar Göreve

Bir İletişimci ve gazeteci olarak,  din bilgini değilim.  Kendimi bu konularda fikir beyan edecek noktada ise kesinlikle görmüyorum.  Bölgemizde,  Müslüman’ın Müslüman’a nasıl ve neden kırdırıldığını anlamak noktasında, bir gazeteci duyarlılığı çerçevesinde,  İslam âleminde mezhepler üzerinden oynanan oyun ve planların,  kendisini Müslüman olarak kabul eden herkesin, daha fazla feraset sahibi ve uyanık olması noktasında gözlemlerimi aktarmaya çalışacağım.

Hz. Allah, Banisi olduğu dinin tam ve net olarak anlaşılır şekilde kılmak için Peygamberi vasıtası ile Kutsal kitabımız olan Kuran-ı Kerim’i göndermiştir. Müslüman’ım diyen kişinin, tüm ibadet ve amelleri Kuran-ı Kerim’e göre olmalıdır. İslam’ın dört ana temel bilgi ve başvuru kaynağı;  Kitap, Sünnet, Kıyas ve İcma’dır.  Bunların dışındaki kaynaklar bireyi yanlış yollara, yanlış itikadı noktalara sevk edebilir. Dinin temeli İman, yani İtikattır. Ancak bazen dinimizle ilgili herhangi bir sorunun, konunun cevabını Kuran-ı Kerim’de bulamayız veya yorumlayamayız. İşte bu noktada hadis ve sünnetlere başvururuz. Ayet, hadis ve sünnetlerin farklı fıkıh âlimlerince yorumlanmasıyla ortaya çıkan görüş ayrılıkları ise mezhepleri oluşturmuştur. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki mezhepler asla bir dinmiş gibi görülmemeli, gösterilmemelidir. Mezhep kurucuları ise din kurucuları veya tebliğcisi değildir. Mezhepler için “İslam dininin anlaşılma, yorumlanma hatta bir çeşit düşünce ekolleridir” ifadesi kullanılabilir.

İslam dininde mezhepler Fıkhı ve İtikadı olmak üzere 2 ana gruba ayrılır;  Fıkhı Mezhepler; Hanefi, Maliki, Şafii ve Hambeli..  İslam dininde ibadet, evlilik, boşanma, ticaret, miras ve amel gibi konularda ortaya çıkan görüşlerin sistemli olduğu mezheplerdir.

İtikadı Mezhepler;  İtikat kelime anlamı olarak aksine ihtimal vermeyecek şekilde bir şeyi kabullenmek, gönülden bağlanmak,  İman etmek demektir. İtikadı mezhepler ise iman ve inançla ilgili konuların sistemleştiği mezheplerdir;  Ehl-i Sünnet Mezhebi: Mâtüridiyye Mezhebi,  Eş’ariyye Mezhebi; İkisi de peygamber efendimizin sünnetlerine uygundur.

Ehl-i Bid’a Mezhebi: Hz. Muhammed (s.a.v.)’in getirdiği emirleri ve Kuran-ı Kerim’in hükümlerini kendilerine göre yorumlayıp uygulayan kimselerdir. Yani bid’ata giren, sünnet yolundan sapan kişilerdir. Bid’at dinin esaslarına ters düşen her türlü davranış, söz, düşünce fiil demektir.

Avrupa’nın tarihinde 30 yıl savaşları olarak da bilinen mezhep savaşlarında,  şehirlerin sokaklarında nehirler gibi kan akmıştır. Avrupa kendi tarihinde yaşadıklarının benzeri Müslüman topraklarında birlik, beraberlik ve bütünlüğün olmaması adına mezhepçiliği körüklemektedir.  Halifelik makamının ortadan kaldırılması ve bir daha BİRliğin zuhur etmemesi için de her yol denenmektedir. İslam âleminin bir ve beraber olmaması adına… İslam âleminde, Mezhep savaşlarının çıkması için her türlü yollara başvurulmaktadır. Bölgemizde zuhur eden mezhepçikler ve akan Müslüman kanın durması adına, daha önce uygulanmış olan, Akil Adamların tekrar sahalara inmesi gerektiğini… Özellikle ülkemizde, hak mezhepler ve bidat mezhepler konusunun topluma anlaşılır bir şekilde aktarılması gerektiğini düşünüyorum. İnsan bilmediğinin düşmanı olur düsturundan hareketle, toplumun büyük bir kısmının bu şekilde aydınlanacağını ve bölgemizi mezhepler üzerinden karıştırmaya çalışan büyük devletler ve onların taşeron örgütleri olan İŞİD, DAES, YPG vb. katılımın, maddi ve manevi desteğin düşeceği kanaatindeyim.

Yayınlayan

ahmetunver

Ahmet Ünver; İletişim Uzmanı; İletişim, Kurumsal İletişim, Halkla İlişkiler, Reklam, Marka, Marka Yönetimi, Marka İletişimi, Kurumsal İtibar, Kurumsal İtibar Yönetimi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.