17 Aralık 2015; Yeni Türkiye yolunda SÜ rektörlük seçimleri!

SÜ rektör adayı belirleme tarihi YÖK başkanlığı tarafından 17 – 18 – 19 Aralık tarihleri olarak açıklandı.  SÜ, Rektör adayı belirleme sürecinin ve adayların şimdiden şehrimize ve üniversitemize Hayırlı olması dileklerimizle.  SÜ rektör adaylıkları ile ilgili olarak geçtiğimiz günlerde yazmış olduğumuz köşe yazılarından sonra,  daha çok olumlu, biraz da negatif eleştiriler aldım. Bunlar güzel gelişmeler. Toplum olarak iletişimi, karşılıklı konuşmayı, eleştirinin küfretmekten, hakaret etmekten farklı olduğunu öğrenmeye başladık. İletişimin ne ve nasıl olduğunu kavramış oluyoruz. Çünkü iletişim insanların zehrini alır. Zehri alınmayan insanlar bulundukları konum ve kurumlar açısından çok tehlikeli oldukları kanaatindeyim.

SÜ, rektör adaylığı noktasında, akademisyen hocalarımızın tercihlerine ipotek koymak veya böyle bir süreci onaylamak gibi bir noktada olmadığımızı ifade etmek isterim. Ülkemizin geçmekte olduğu süreci şöyle kabaca bir incelediğimizde, bu sürece karar vericilerin, yani Cumhurbaşkanlığı ve YÖK’ün bu konuların üzerinde neden durduklarını anlamamız daha kolay olacaktır diye düşünüyorum. 7 Şubat MİT krizi ile başlayan süreci ve ülkemizde yapılmak istenenleri, bir film şeridi halinde incelersek ne denek istediğimiz çok net anlaşılacaktır. Bu günlerin akabinde devam eden, Gezi kalkışmalarından bir sonuç alınamaması.. 17 – 25 Aralık operasyonları ile ülkeyi başka bir mecraya sürüklenme çabaları..  30 Mart yerel seçimleri ile yerel başkanlıkları kaybetmeyelim şeklinde hareketlenmeler..  10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile bütün cephelerin bir blok haline gelmesi ve bu birlikteliğin 7 Haziran seçim sonuçlarında biraz umutlanmalarına – biraz daha gayret şeklinde tabana yüklenmelerine sebebiyet vermiştir. Stratejik irade, siyasi deha ve stratejik vizyonun sürece müdahale etmesi ile 1 Kasım tekrar seçimlerinin devreye girmesini, akabinde ise Milli İradenin bu işe tamamen el koyması ile bütün planlamaların, bekleşenlerin ümitlerinin körelmesine ve son noktanın konması ile sonuçlanmasıdır. Tersi bir tabloyu ve sonucu düşünmek, projeksiyon dahi etmek istemiyorum.

SÜ, rektör adaylığı noktasında, 2011 yılındaki rektör adayı belirleme sürecine benzer bir durum sezer gibiyim. Okyanus operasyonları ile hapse giren dönemin SÜ rektörü Süleyman Okudan, Hakkı Gökbel hocanın rektör olması ve desteklenmesi, akademik çevrelerde çalışması karşılığında hapisten çıkması- çıkarılması, malum yapı ve çevreler tarafından, garanti altına alınmıştır. Bu sürecin böyle olduğu konunun muhatapları ve ilgilileri tarafından malumdur.  Bizim ki sadece malumun ilamından başkası değildir.

Yukarıda izah etmeye çalıştığımız, global planlamalar ve kazanımlardan, malum yapı ve çevrelerin elemanları hedefleri küçük tutularak yerelde mini kazanımlar peşinde midir?  7 Şubat MİT krizinde nereye tosladıklarını bilemeyenler… Gezi Kalkışmasında kaybedenler… 17 -25 Aralık ile bir sonuca ulaşamayanlar.. 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçiminde halktan tokadı yiyenler… 30 Mart yerel seçimlerinde de umduklarını bulamayanlar… 7 Haziran genel seçimlerinde, bir bütün ve blok hailinde yüklenmelerine rağmen, yine de bir sonuç alamayıp,  kısa bir süre de olsat ümitlenenler, heyecana kapılanlar… Stratejik zeka, stratejik plan, stratejik vizyon ve siyasi dehanın müdahalesi ile 1 Kasım tekrar seçimlerinin devreye girmesi ve bu girişimlerden de tamamen ‘ Kel Ma’dumi ‘ yani YOK mesabesine düşmüşlerdir. Bütün bu çaba ve gayretlerin sonucunda, malum yapı ve çevrelerin yereldeki elemanları hedef küçülterek, mini hedeflere ulaşmak adına, SÜ rektör adaylığı noktasında, Mustafa Hoca nerede durmaktadır? Kamuoyunun ve akademisyen hocalarımızın gri ortamın netleşmesi adına, sadece bir İletişimci olarak soruyorum. Altında başkaca şeyler aramanın manası yoktur diye düşünüyorum. Bu konunun önemine binaen ’Tamamı elde edilemeyen şeylerin,  Tamamı da terk edilmez‘ kaidesince, Türkiye genelinde ulaşılamayan, elde edilemeyen büyük hedeflerden, yerel ve mini kazanım çerçevesindeki malum yapı ve çevreler, Mustafa Hocayı SÜ rektör adaylığı noktasında bir CAN simidi olarak mı görmekteler? Bu malum yapı ve çevrelerin SÜ bünyesindeki akademisyen hocalarımızın Mustafa Hocanın çevresindeki kenetlenmelerinin sebebi hikmeti ne olabilir ki? Bir İletişimci ve Gazeteci olarak, kamuoyunun aydınlanması, konunun netliğe kavuşması ve şeffaflık adına sadece soruyorum…

Yayınlayan

ahmetunver

Ahmet Ünver; İletişim Uzmanı; İletişim, Kurumsal İletişim, Halkla İlişkiler, Reklam, Marka, Marka Yönetimi, Marka İletişimi, Kurumsal İtibar, Kurumsal İtibar Yönetimi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.