Konya’da SİYASET: Hangi Saikler ile yapılmaktadır?

Konya; Kadim bir Başkent! Bir Başkent daima Başkent.


Selçuklu’nun mirası ve Anadolu’nun irfanı, Hz. Mevlâna’nın hoşgörüsünü ve Türk – İslam medeniyetinin derin izlerini taşıyan, Kadim Başkent Konya.

Büyük bir medeniyet mirasına sahip bu şehirde siyaset yapmak ve siyasetçi olmak, özellikle de şehremini – belediye başkanı olmak, sıradan bir siyasi faaliyet değildir!

Konya’da siyaset yapanların, öncelikle Kadim şehrin tarihine, kültürüne, insanına ve geleceğine karşı sorumlulukları vardır.

Peki, Konya’da siyaset ne kadar Hizmet, ne kadar RANT, ne kadar İHALE, ne kadar MAKAM, ne kadar KOLTUK ve ne kadar GELECEK HESABI ve PLANLARI üzerine mi bina edilmiştir?

Yoksa vatandaşların dertlerine – sorunlarına bir nebze de olsa ÇÖZÜM üretmek üzerine mi?

Yerel de, Siyaset ve Siyasiler çerçevesinden mesele budur!

Birileri; EMANET edilen Makamlarda, sonsuza kadar kalacakmış zehabına kapılmasına rağmen!

EMANET ve EMANETÇİ olarak bir GÜCE yaslananların sonu, yaslandıkları gücün ömrü kadar olur!

Kendi iradesi ve özgüveni ile ayakta duran, başkasının ya da yaslandığı GÜCÜN Çöküşü ile asla yıkılmaz!

Eskilerin ifadesi ile Ağaca dayanma kurur! Duvara dayanma yıkılır! İnsana dayanma ölür!

Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete ram ol, Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol.

Yakın bir gelecekte, Yerel Siyasette, TAŞLAR Yerinden oynayabilir gibi!

Yakın bir gelecekte, Yerel Siyasette, KARTLAR Yeniden karılıyor gibi!

Yakın bir gelecekte, Yerel Siyasette, tüm AKTÖRLER değişiyor gibi!

Siyaset ve Siyasetçi; Seçim döneminde, vatandaşa selam vermek ve teşkilat toplantılarında boy göstermek, protokol sıralarında oturmak ve sosyal medya hesaplarından fotoğraf paylaşmak değildir!

Siyaset ve Siyasetçi; vatandaşın derdi ile dertlenmek, şehrin problemini kendi problemi görmek ve gerektiğinde yanlış gördüğünü de söyleyebilmektir.

Bugün makam sahibi olanlar, yarın makamların dışında olabilir. Bugün alkışlananlar, yarın eleştirilebilir. Bugün güçlü görünenler, yarın vatandaşın karşısında hesap vermek durumunda kalabilir.

Makamlar, geçicidir! Makamlar, kimseye babasından MİRAS kalmamıştır! Makamlar, kimsenin babasının ÇİFTLİĞİ değildir! Peki, makam ve koltuklarda baki kalanı gören – duyan var mıdır?

Siyaset ve siyasetçi çerçevesinden, asıl olan yapılan hizmetler; şehrin hafızasında bırakılan güzel ve deriz izler, vatandaşın gönlünde kazanılan itibar olmalı.

Peki, Siyaset ve siyasilerin böyle bir derdi var mıdır? Yoksa bir günün BEYLİĞİ BEYLİK modundalar mı?

Bir günün BEYLİĞİ BEYLİK mantalitesinde, vatandaşa TEPEDEN mi bakılmaktadır?

Görev süresi sona erdiğinde; İyi işler yaptı, şehre faydası dokundu, gönüllerde taht kurdu ve hoş seda bıraktı, denilmesi.

Belediyeler; elbetteki yollar ve körüler inşa edecek! Parklar yapacak ve yeni projeleri hayata geçirilecek. Bunlar belediyecilik ve yerel yönetimin temel görevleri.

Bir Şehri yönetmek, sadece beton, asfalt, park ve bina yapmak değildir!

Bir şehri şehir yapan; İnsandır, Kültürdür, Eğitimdir, Üniversitedir, Ticarettir, Sanayidir, Tarım ve Hayvancılıktır, Gençliktir, Kadındır, Annedir, Çocuktur, Yaşlıdır ve Engellidir.

Tüm bunlara ilaveten Ehliyet – Liyakat ve Adalet temelli bir yönetim anlayışı olmalı.

Peki, Yerel çerçevede, bir kuruma ya da belediyeler ve üniversitelere, personel alımı veya atama durumunda, kim ya da kimlerin yakını ve referansı aranmaktadır?

Ehliyet – Liyakat ve Adalet, tarihin tozlu rafları ve göklerde gibi sanki!

Vatandaş; Benim vergim nereye harcanıyor? Şehrin hangi projesine ne kadar para ayrılıyor? Bu projeyi kim yaptı? İhale nasıl gerçekleşti? Sonuç ne oldu? Kim sorumlu vb. sorularına cevaplar aramaktadır!

Siyaset ve Siyasiler, AÇIK – ŞEFFAF ve HESAP VEREBİLİR olmalı!

Konya siyaseti ve siyasiler, Ankara’daki siyasi dengeleri takip eden değil, Konya’nın yerel çerçevedeki meselelerini Ankara’nın gündemine taşıyan bir anlayışa ihtiyacı vardır.

Konya; Tarım da Türkiye’nin lokomotif şehirlerinden biri. Sanayi de önemli bir üretim merkezi. Savunma sanayisinde yükselen bir potansiyele sahip.

Üniversiteleri, genç nüfusu, tarihi ve kültürel zenginliği ile büyük bir potansiyele sahip olduğunu, not edelim.

Konya siyaseti ve siyasiler, bu potansiyele uygun düşünmeli ve hareket etmeli.

Konya siyaseti ve siyasiler; Küçük hesaplar ve Kişisel çekişmeler, Koltuğu ve RANTI koruma telaşı ve Parti içi küçük hesaplaşmalar, Konya’nın geleceğinin önüne geçmesine müsaade etmemeli!

Peki, Kamu kurumlarına alınan personel ve özellikle Müdür ve Rektör atamalarında, Ehliyet – Liyakat ve Adalet ilkesi aranmakta mı?

Yoksa, bizden ve bize yakın olması, sadece SÖZ dinlemesi, yeter ve gerek şart olarak mı görülmektedir?

Yerel çerçevede, Siyaset ve Siyasiler zaviyesinden bir atama gündeme geldiğinde, Akrabalık bağlantıları, Dostluk, Yakınlık ve Siyasi referans aranmakta olduğunu da, not edelim!

Yerel çerçevede, Siyaset ve Siyasiler zaviyesinden bir atama gündeme geldiğinde, ehliyet – liyakat ve adalet ilkesinin yok sayıldığı ve rafa kaldırıldığını, hatırlatmak isterim!

Yeryüzü ve Gökler, Adalet sayesinde ayakta durur! Adalet, Devletin temelidir! Bir Devlet; Adalet olmadan, belki bir dönem fakat sonsuza kadar varlığını devam ettiremez.

Adaletin olmadığı kurum ve toplumlarda, SOSYAL kaos – kargaşa ve karmaşa hakim olur!

Adaletin olmadığı, kurum ve toplumlarda, sosyal barış ve huzur temin edilemez.

Hz. Mevlana; toplumda sosyal barışın, adaletin, huzurun sağlanması ancak ehliyet ve liyakate önem verilmesi, ehliyet ve liyakat sahibi insanların iş başına getirilmesiyle mümkün olabilir! Ehliyet ve liyakate bakılmaksızın işlerin yürütülmeye çalışılması halinde ise toplumsal düzenin işleyişinde aksaklıklar ortaya çıkacak ve sosyal düzen bozulacak, kaosa ve karmaşaya zemin hazırlayacaktır, buyurmaktadır!

Devletin dini adalettir! Devlet, yalnız adalet ile sonsuzlaşır ve adaletsizlikle yıkılır. Devlet, adalet ile yönetilir!

Adalet, mülkün – Devletin temelidir! Adalet güneşi batarsa, insanlar için yeryüzünde yaşamanın anlamı kalmayacaktır!

Ehliyet, Liyakat ve Adalet ilkesi cari olmadığı atamalarda, kurumlar zayıflar. Kurumlar zayıfladığında şehir ve ülke kaybeder. Şehir ve ülke kaybettiğinde, devlet ve millet kaybeder!

Konya’da siyaset; kim kimin yanında ve kim kimle ile beraber sorusundan ziyase, Kim, Konya’nın yanında, Kim, Konya’nın gelişmesi – kalkınmasını dert edinmektedir!

Peki, Kim gençlerin yanında? Kim sanayicinin yanında? Kim çiftçinin yanında? Kim esnafın yanında? Kim dar gelirlinin yanında? Kim öğrencinin yanında? Kim Konya’nın geleceğinin yanında? Kim Emeklinin ve Asgari ücretlinin yanında?

Kişisel hesaplardan uzak, Partizanlığın ötesinde, Makam ve mevki hırsından arınmış; Açık – Şeffaf ve Hesap Verebilir, Ehliyeti – Liyakati ve Adaleti temel alan – ilke edinen, siyaset kültürü ve siyasilere ihtiyaç olduğunu da, not edelim!

Peki, yerel çerçevede böyle bir siyasi anlayış – siyasi kültür ve siyasetçi var mıdır?

Makamlar gelip geçer, Koltuklar değişir, İsimler Tairh olur ve unutulur! Fakat yapılan hizmet ve bırakılan eser, şehrin hafızasında uzun yıllar yaşamaya devam edecektir!

Siyaset ve Siyasiler çerçevesinden mesele, Gök kubbede hoş bir seda bırakabilmek olmalı! Siyaset ve Siyasiler adına, en büyük makam bu olmalı!

Gerisi lafü güzaf! Gerisi teferruat! Gerisi gelip geçici şeyler! Baki kalan hoş bir seda!

Makamlar ve Koltuklar, herkes için gelip geçicidir! Kimler Gelir ve Kimler Geçer gider! Mesele, makamda otururken ve koltuklarda bulunurken, hem Gök Kubbede ve hem de, Gönüllerde bir İZ ve bir SEDA bırakabilmektir!

Hadimi Hazretleri; Kâmil ( Olgun – Değerli ) İnsan odur ki; koya dünyada bir eser, eseri olmayanın yerinde yeller eser, buyurmaktadır!

DEMOKRASİ – SEÇİMLER ve PARLAMENTOYU Korumak!

Geçtiğimiz günlerde, Devlet – Siyaset ve Basın Medyanın DERİN Koridorlarında, Başbakanlara Siyaset Danışmanlığı yapmış, Gazeteci – Yazar ve AK Parti eski Millet Vekili bir ağabey ( ismi bizde mahfuz ) ile sohbet etmek imkanımız oldu.

Öncelikle bizlere vakit ayırdığı ve OFF THE RECORD konular olmak üzere, derin konularda, ufkumuz ve vizyonumuzun açılmasına katkı sağladığı için müteşekkir olduğumu, ifade etmeliyim!

Kendinizi nasıl tanımlar ya da ifade edersiniz şeklinde bir soruya; Öncelikle bir İNSAN, sonra Gazeteci – Yazar – Siyaset Danışmanı ve eski bir Vekil olarak kabaca izah edebiliriz, şeklinde cevap verdiğini, eklemeliyim!

Gazeteci – Yazar, Siyaset Danışmanı ve eski bir Millet Vekiline, sade bir vatandaş olarak, ülke gündemi – günceli, nasıl okumak ve nerede – nasıl konum almak gerekir şeklinde bir soruya, vermiş olduğu kısa cevapları, kaleme ve kelama almaya çalışacağım.

Gazeteci – Yazar, Siyaset Danışmanı ve eski bir Millet Vekili ağabey; sohbete; öncelikle DEMOKRASİ – SEÇİMLER ve PARLAMENTOYU korumak gerektiğini vurguladı!

DEMOKRASİ – SEÇİMLER ve PARLAMENTOYU koruduğumuz sürece, bu ülkede, her şey normale döneceğini!

Seçimler olmadığını ve Parlamentonun da çalışmadığını, sadece bir an hayal edelim, diye de ekledi!

Türkiye’nin Seksen bir Vilayetin köyünden çıkan kara kuru köylü çocuklar, Demokrasi ve Seçimler sayesinde, Parlamento üyesi olduklarını ve devletin en üst makamlarına gelebildiklerini!

Kendisinin Konya Eski Garaj civarı ( sohbet etme imkanımız olan ) bir evde doğduğunu, Demokrasi ve Seçimler sayesinde, Başbakanlara Siyaset Danışmanlığı ve iki dönem de Millet Vekili olarak görev yaptığını!

Aristokrasi ya da Oligarşik bir sistem ülkemizde cari olsa, böyle bir şey, ne olabilir ne görebilir ve ne de hayal dahi edebilirdik, diye ekledi!

Bu topraklarda, Meclis-i Mebûsan ilk kez 13 Aralık 1877’de toplandığını ve 93 Harbi’nin getirdiği sorunlar nedeniyle 14 Şubat 1878 tarihinde de kapatıldığını vurguladı!

Peki, Demokrasi, Seçimler ve Parlamento nedir, kabaca izah etmeye çalışalım!

Demokrasi; dünyadaki ülkelerin yarısından fazlası tarafından kullanılan bir yönetim sistemi.

Demokrasi; halk anlamına gelen “demos” ve yönetmek anlamına gelen “kratos” olmak üzere iki eski Yunanca kelimeden türemiştir. Demokrasi, “halkın yönetimi” şeklinde ifade edilmektedir.

Demokrasilerin ortak özelliği, vatandaşların katılımına dayanmasıdır.

İyi işleyen bir demokrasinin temel ilkeleri; Kanun önünde eşitlik, Dernek kurma ve konuşma, hareket ve inanç özgürlüğü, Özgür ve adil seçimler, Bağımsız bir yargı, Bağımsız ve çoğulcu medya.

Seçim; birden çok seçenek arasında yapılan tercihi ifade eder. Günlük yaşamdaki birçok karar ve davranışımız, bu anlamda sürekli olarak yaptığımız seçimlerin sonucudur.

Seçim; Bir kamu görevini yürütecek kişi veya kurulun, ilgili seçmenlerce, çok sayıda aday arasında yapılacak tercihlerle belirlenmesidir.

Seçim; kabaca, yönetenlerin yönetilenlerce belirlendiği / yetkilendirildiği işlem, olarak da, tanımlanmaktadır.

Demokratik rejimlerde; yönetim yetkisinin kaynağı, dolayısıyla meşruiyetin temeli seçimlerdir.

Seçim; Çok partili demokrasilerde parlamento seçimlerinin amacı belirli bir süre için ülkeyi hangi parti veya partilerin yöneteceğini, hükümeti hangi parti veya partilerin kuracağını; hangi parti veya partilerin muhalefet olarak denetim görevi yapacağını belirlemektir.

Parlamento; Kanun yapma ( yasama ) devlet bütçesini hazırlama ve hükümeti denetleme görevi olan ve üyeleri belirli bir süre için halk tarafından seçimle belirlenen meclis, şeklinde ifade edilmektedir.

Parlamento; halka ait olan egemenliğin temsilcileri aracılığıyla kullanıldığı demokratik ülkelerde yasama organına verilen genel bir isim olarak ifade edilmektedir.

Parlamentonun en önemli yetkisi, yasa çıkarmak ve bakanlar kurulunu denetlemektir.

Parlamento; çeşitli kararlar almak, uluslararası antlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak, savaş ilanına, ölüm cezalarının yerine getirilmesine karar vermek, genel ve özel af ilan etmek gibi yetkileri de, kullanmaktadır.

Gazeteci – Yazar, Siyaset Danışmanı ve eski bir Millet Vekili ağabey; TBMM ( Türkiye Büyük Millet Meclisi ) kuruluş kodları çerçevesinde faaliyet göstermesi durumunda; 600 üyesi ve her bir üyenin farklı şehir ve kültürden geldiğini, farklı eğitim ve uzmanlık alanları olduğunu, ülkenin gelişmesi ve kalkınması adına, ALTI YÜZ farklı fikir üretim ve danışmanlık ya da THİNK – TANK ve KULUÇKA merkezi gibi çalışacağını!

Gazeteci – Yazar, Siyaset Danışmanı ve eski bir Millet Vekili ağabey; sohbetimizin her bir duraklarında; Seksen Beş Milyon, tüm farklılıklarımıza rağmen, tek yürek; Demokrasiyi – Seçimleri ve Parlamentomun varlığını ve işlevini korumak adına, var gücümüz ile mücadele etmemiz gerektiğini, ifade etmiştir!