Siyaset – MEDYA – İş Dünyası ve Bürokrasi ARINABİLİR mi?

Siyaset kurumu ve Siyasiler; İş Dünyasının büyümesi, gelişmesi ve iktidar oldukları dönemlerde, palazlanmasına aracılık ettiği bir realitedir.

Her siyasi iktidar, kendi iş dünyası ya da zenginini yaratacağına göre. Siyasetin doğası böyledir. Siyaseti birilerinin finanse etmesi beklenir.

Siyaset Kurumu ve Siyasiler, sadece iş dünyasının büyümesi, gelişmesi ve palazlanmasına aracılık etmez.

Siyaset Kurumu ve Siyasiler, Kamu kurumlarına, kendilerine yakın ehliyetsiz ve liyakatsiz, kifayetsiz muhteris tipleri yerleştirmek ve yüksek makamlara gelmesine de tavassut eder.

  • Siyaset Kurumu, Basın – Medya Çalışanları, İş Dünyası ve Bürokrasi birbirlerinden karşılıklı olarak beslenir.
  • Siyaset kurumu ve siyasilerin tavassut ettiği, Basın – Medya Çalışanları, İş dünyası ve bürokratların kirlendiği, temizlenmesi ve arınması gerektiği her daim konuşulur.

Peki, Realite de, siyaset kurumu, basın – medya çalışanları , siyasiler, İş dünyası ve bürokrasinin tamamı kirli midir?

Kenarda köşede kalmış çarkın içine girmeyen, bir kenara atılmış ve itilmiş, Temiz ve Tertemiz Kalan Siyaset adamı, Basın – Medya çalışanları, İş dünyası ve Bürokratlar var mıdır?

Toplum olarak tamamen batma – çürüme – ahlaki yozlaşma ve yok olma durumuna gelmediysek, Temiz olan ve TEMİZ kalan siyasiler, Basın – Medya çalışanları, iş adamları ve bürokratlar sayesinde olduğunu, bir kenara not edelim.

  • Siyaset kurumu, Basın – Medya Çalışanları, Siyasiler, İş dünyası ve Bürokrasi neden ve nasıl kirlenmektedir?
  • Siyaset kurumu, Basın – Medya Çalışanları, Siyasiler, İş dünyası ve Bürokrasi; Kamu malına ve tüyü bitmemiş yetim haklarına el uzatmak ve aracılık etmek suretiyle kirlenmektedir.

Siyaset kurumu, Basın – Medya Çalışanları, Siyasiler, İş dünyası ve bürokrasideki kirlenme, nasıl temizlenecektir? Yoksa devran böylece gelmiş böyle de devam edecek midir?

Siyaset kurumu, Basın – Medya Çalışanları, Siyasiler, İş dünyası ve bürokrasi de, arınma ve temizlenme mutlaka olacaktır.

Temiz kalanlar, harama ve kire bulaşmamış olanları, her daim takdir ettiğimizi, hatırlatmak isterim.

Haram ve Kir ile yaşanmaz. Haramzade ve Kirli kişiler ile yol alınmaz. Haramzade ve Kirli olanlar zamanla her yere SİRAYET eder; Kanser gibi her kişi ve her kuruma metastaz yapacaktır.

Kadim Türk Devlet Aklı ve Devlet Yönetim sistematiği, her gün 18 yaşında ki cevvaliyet ve 70 yaşındaki akıl, erdem, irade ve tecrübeye sahiptir.

Unutanlar; HATA – İHMAL ve İHANETLERİNE yenilerini ekleyecektir. Harama ve KİRE bulanacak, Haram ve KİR kümeleri her yeri ve her kurumu kanser gibi kaplayacaktır.

Haram ve Kir bulaşıcıdır. Cibilliyeti bozuk tipler çok çabuk bir şekilde anlaşır ve kümelenir.

DEVLET ve MİLLETE karşı yapılan HATA ve İHANETİN bedeli ehlince malumdur. Devletin malına el uzatan, tüm eller günü geldiğinde kırılır.

Devletin sağlamış olduğu makam – mevki ve imkân çerçevesinde, yasal olmayan yollardan YIĞDIKLARI veya ÇALDIKLARI tüm dünyalıklarına el konulur.

Haram ve Kirlerden arınmak gerekir. Aksi halde HELAK yakındır.

ESKİLER ve EKSİLER, HARAMZADE ve KİRLİ olanlar ile YENİ bir DÜZEN ve SİSTEM kurulamaz! YENİ bir DÖNEM ve DEVİR başlayamaz.

Ancak TEMİZ olanlar ile yeni bir SİSTEM ve DÜZEN kurabilir, yeni bir DEVİR ve DÖNEM başlayabilir.

Kurucu İrade ve Kuvay-i Milliye Ruhunu temsilcileri önderliğinde, siyaset kurumu, iş dünyası ve bürokraside ki RESTORASYON süreci ile Büyük ve Güçlü Türkiye yolculuğu başlayabilir.

DEVLET; YENİ DÖNEME Matuf; Siyaset kurumu, Siyasiler, Basın – Medya Çalışanları, İş Dünyası ve Bürokrasi de, gerekli tüm önlemleri Beka uğruna almak zorundadır.

Devlet; KİRE BULANMIŞ HARAMZADE tipler ile mutlaka HESAPLAŞACAKTIR.

Hesaplaşma olmadan Helalleşme olamayacaktır. Devletin hesaplaşma ve helalleşme sistemi, ehline malumdur.

DEMOKRASİ – SEÇİMLER ve PARLAMENTOYU Korumak!

Geçtiğimiz günlerde, Devlet – Siyaset ve Basın Medyanın DERİN Koridorlarında, Başbakanlara Siyaset Danışmanlığı yapmış, Gazeteci – Yazar ve AK Parti eski Millet Vekili bir ağabey ( ismi bizde mahfuz ) ile sohbet etmek imkanımız oldu.

Öncelikle bizlere vakit ayırdığı ve OFF THE RECORD konular olmak üzere, derin konularda, ufkumuz ve vizyonumuzun açılmasına katkı sağladığı için müteşekkir olduğumu, ifade etmeliyim!

Kendinizi nasıl tanımlar ya da ifade edersiniz şeklinde bir soruya; Öncelikle bir İNSAN, sonra Gazeteci – Yazar – Siyaset Danışmanı ve eski bir Vekil olarak kabaca izah edebiliriz, şeklinde cevap verdiğini, eklemeliyim!

Gazeteci – Yazar, Siyaset Danışmanı ve eski bir Millet Vekiline, sade bir vatandaş olarak, ülke gündemi – günceli, nasıl okumak ve nerede – nasıl konum almak gerekir şeklinde bir soruya, vermiş olduğu kısa cevapları, kaleme ve kelama almaya çalışacağım.

Gazeteci – Yazar, Siyaset Danışmanı ve eski bir Millet Vekili ağabey; sohbete; öncelikle DEMOKRASİ – SEÇİMLER ve PARLAMENTOYU korumak gerektiğini vurguladı!

DEMOKRASİ – SEÇİMLER ve PARLAMENTOYU koruduğumuz sürece, bu ülkede, her şey normale döneceğini!

Seçimler olmadığını ve Parlamentonun da çalışmadığını, sadece bir an hayal edelim, diye de ekledi!

Türkiye’nin Seksen bir Vilayetin köyünden çıkan kara kuru köylü çocuklar, Demokrasi ve Seçimler sayesinde, Parlamento üyesi olduklarını ve devletin en üst makamlarına gelebildiklerini!

Kendisinin Konya Eski Garaj civarı ( sohbet etme imkanımız olan ) bir evde doğduğunu, Demokrasi ve Seçimler sayesinde, Başbakanlara Siyaset Danışmanlığı ve iki dönem de Millet Vekili olarak görev yaptığını!

Aristokrasi ya da Oligarşik bir sistem ülkemizde cari olsa, böyle bir şey, ne olabilir ne görebilir ve ne de hayal dahi edebilirdik, diye ekledi!

Bu topraklarda, Meclis-i Mebûsan ilk kez 13 Aralık 1877’de toplandığını ve 93 Harbi’nin getirdiği sorunlar nedeniyle 14 Şubat 1878 tarihinde de kapatıldığını vurguladı!

Peki, Demokrasi, Seçimler ve Parlamento nedir, kabaca izah etmeye çalışalım!

Demokrasi; dünyadaki ülkelerin yarısından fazlası tarafından kullanılan bir yönetim sistemi.

Demokrasi; halk anlamına gelen “demos” ve yönetmek anlamına gelen “kratos” olmak üzere iki eski Yunanca kelimeden türemiştir. Demokrasi, “halkın yönetimi” şeklinde ifade edilmektedir.

Demokrasilerin ortak özelliği, vatandaşların katılımına dayanmasıdır.

İyi işleyen bir demokrasinin temel ilkeleri; Kanun önünde eşitlik, Dernek kurma ve konuşma, hareket ve inanç özgürlüğü, Özgür ve adil seçimler, Bağımsız bir yargı, Bağımsız ve çoğulcu medya.

Seçim; birden çok seçenek arasında yapılan tercihi ifade eder. Günlük yaşamdaki birçok karar ve davranışımız, bu anlamda sürekli olarak yaptığımız seçimlerin sonucudur.

Seçim; Bir kamu görevini yürütecek kişi veya kurulun, ilgili seçmenlerce, çok sayıda aday arasında yapılacak tercihlerle belirlenmesidir.

Seçim; kabaca, yönetenlerin yönetilenlerce belirlendiği / yetkilendirildiği işlem, olarak da, tanımlanmaktadır.

Demokratik rejimlerde; yönetim yetkisinin kaynağı, dolayısıyla meşruiyetin temeli seçimlerdir.

Seçim; Çok partili demokrasilerde parlamento seçimlerinin amacı belirli bir süre için ülkeyi hangi parti veya partilerin yöneteceğini, hükümeti hangi parti veya partilerin kuracağını; hangi parti veya partilerin muhalefet olarak denetim görevi yapacağını belirlemektir.

Parlamento; Kanun yapma ( yasama ) devlet bütçesini hazırlama ve hükümeti denetleme görevi olan ve üyeleri belirli bir süre için halk tarafından seçimle belirlenen meclis, şeklinde ifade edilmektedir.

Parlamento; halka ait olan egemenliğin temsilcileri aracılığıyla kullanıldığı demokratik ülkelerde yasama organına verilen genel bir isim olarak ifade edilmektedir.

Parlamentonun en önemli yetkisi, yasa çıkarmak ve bakanlar kurulunu denetlemektir.

Parlamento; çeşitli kararlar almak, uluslararası antlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak, savaş ilanına, ölüm cezalarının yerine getirilmesine karar vermek, genel ve özel af ilan etmek gibi yetkileri de, kullanmaktadır.

Gazeteci – Yazar, Siyaset Danışmanı ve eski bir Millet Vekili ağabey; TBMM ( Türkiye Büyük Millet Meclisi ) kuruluş kodları çerçevesinde faaliyet göstermesi durumunda; 600 üyesi ve her bir üyenin farklı şehir ve kültürden geldiğini, farklı eğitim ve uzmanlık alanları olduğunu, ülkenin gelişmesi ve kalkınması adına, ALTI YÜZ farklı fikir üretim ve danışmanlık ya da THİNK – TANK ve KULUÇKA merkezi gibi çalışacağını!

Gazeteci – Yazar, Siyaset Danışmanı ve eski bir Millet Vekili ağabey; sohbetimizin her bir duraklarında; Seksen Beş Milyon, tüm farklılıklarımıza rağmen, tek yürek; Demokrasiyi – Seçimleri ve Parlamentomun varlığını ve işlevini korumak adına, var gücümüz ile mücadele etmemiz gerektiğini, ifade etmiştir!

Siyaset Kurumuna GÜVEN ve Siyasi DEĞİŞİM!


Dünya ölçeğinde ve ülkemizde yaşamakta olduğumuz siyasi ve özellikle de ekonomik kriz ya da ekonomik konjonktür, bir şeylerin gelmekte olduğunun göstergesi ya da işaret fişeği konumundadır!


Beklenilmeyeni beklemek durumundayız gibi!

Sosyal, siyasi ve ekonomideki yangını, AK Saçlı İhtiyar dostum; 2000’li yıllarda yaşanılan siyaset ve iktidar değişimin temeli, sermaye ve medyanın dizayn edilmesi, sermaye ve medyanın el değiştirmesi, sivil toplum örgütleri vasıtası ile başlatıldığını, vurguladı!

Peki, bugün yaşamakta olduğumuz siyasi ve ekonomik KRİZ bahane edilerek, SERMAYE el mi değiştirmektedir? Ya da SERMAYE bir yere mi Konsolide edilmektedir?

Her siyasi iktidar kendi sermayesini oluşturacağına göre! Ya da her siyasi iktidar kendi sermayesi ile birlikte geleceğine göre!

AK Saçlı İhtiyar dostum; 2000’li yılların başında, Siyasal İslam’ın temsilcisi partideki çatırdama ve partiden ayrılmalar suretiyle yeni bir Siyasal İslamcı partinin kurulduğu günleri, bir film şeridi gibi gözlerimin önüne serdi!

AK Saçlı İhtiyar dostum; daha sonra günümüze kadar geldi! Peki, 2000’li yılların başında ülkemizde yaşanılan sosyal, siyasi ve ekonomik kriz aynen devam ediyor mu, diye sordu? Cevap veremedim! Daha fazlası var, çünkü!

Ulusal güvenlik; Ekonomik, askeri, politik, sosyal ve teknolojik unsurların tamamını kapsamaktadır!
Geleneksel güvenlik anlayışına göre ulusal güvenlik; bir devletin toprak bütünlüğü ve bağımsızlığını korumak olarak tanımlanmaktadır!

Toprak bütünlüğü ve bağımsızlık kadar, ekonomik istikrar ve ekonomik bağımsızlık da önemlidir!

Ekonomik istikrar ve güvenliği tesis edemeyen ülkeler, ulusal güvenliğini de tesis edemez!

Devletler her türlü tehdide karşı, toprak bütünlüğü ve ulusal güvenliğini korumak için strateji ve taktik geliştirmek zorundadır!

Ulusal güvenlik, bir devlet ve millet için olmaz ise olmazlar arasındadır! Aksi halde, devlet ve millet varlığını sürdüremez!

Güvenliğin askeri yönü, ulusal güvenliğin tek unsuru olmamakla, önemli bir bileşenidir!

Güvenliğin askeri yönünün yanı sıra, diplomasi yönü ile toplum ve çevre, enerji ve doğal kaynaklar, ekonomi ve siber yönleri de bulunmaktadır!

Ekonomik güvenlik; Bir ülkenin refahı ve ekonomik sisteminin işleyişini tehlikeye atabilecek potansiyele sahip, ekonomisine yönelmiş tehditlerle ilgilidir!

  • Peki, Ülkemizde, Ekonomi güvenliği sorunu var mıdır?

Siyaset ve ekonominin gündemi, çok yoğun! Peki, Siyaset kurumu nereye evirilmektedir? Ya da, dün olduğu gibi ekonomik kriz maharetiyle, siyasi olarak yeni bir MİLAT ve dönemin eşiğinde miyiz?

Siyaset kurumuna güven kalmadığından kaynaklı, siyasi ve ekonomik istikrar yok hükmündedir!
Siyaset kurumu ve ekonomiye olan güven; Sosyal, siyasi ve ekonomik istikrarı, ulusal güvenliği de beraberinde getirecektir!

  • Peki, bugün siyaset kurumuna ve siyaset adamlarına güven var mıdır?

Toplumun GÜVENİNİ kaybeden bir Siyaset kurumunun böyle bir durumda neler yapması beklenir?

Bugün, ülkemizde yaşamakta olduğumuz sosyal ve ekonomik konjonktür, 2002 yılında yaşanılan ve Kasım genel seçimleri öncesinden bir farkı var mıdır?

Siyasi ve ekonomik istikrar; ekonomi güvenliğini ve ulusal güvenliği de beraberinde getirecektir!

Ya da siyasete olan güven ve siyasette ki istikrar, aynısı ile ekonomiye ve ulusal güvenliğe de yansıyacaktır!

  • Çünkü Ekonomi güvenliği aynı zamanda ulusal güvenlik demektir!

Siyasi İstikrar; Ehliyet – liyakat ve adaletin devletin her kademesinde içselleştiği, döviz kurları ve mutfaktaki ateşin söndüğü, bir dönemi de beraberinde getirecektir!

  • Ya da Siyasette, Güvene dayalı yeni siyasi bir değişim ile yeni bir MİLAT ve DÖNEM başlayacaktır!

Siyaset ve Bürokrasi ARINMALI!.

Siyaset ve siyasetin kamu kurumlarına aracılık yaptığı devlet bürokrasi toplumun aynası ve bir yansıması olarak karşımıza çıkmaktadır!

Bir toplumda;  sorun, arıza veya sıkıntı olduğu durumda, siyaset kurumu ve siyasetin referansı ile devlet kademesine atanan bürokrasi de,  aksaklık ve yanlışlıkları gözlemekteyiz!

Siyaset kurumu ve siyasetin tavassut ettiği bürokrasinin kirlendiğinden ve temizlenmesi – arınması gerektiğinden serzeniş ve sitem dolu sohbetlere şahit oluyoruz!

Siyaset kurumu ve bürokrasi neden ve nasıl  kirlenmiştir? Siyaset kurumu ve bürokrasideki kirlenme, nasıl temizlenecektir? Yoksa devran böylece gelmiş  böyle de devam edecek midir? Edemeyeceğine göre!

Haram ile beslenen; Gönül – Kalbe zamanla kir kümelenmeleri oluşur! Hz. Mevlana; Göz günah işlemişse, onu su ile yıkayamazsınız! Onun kirini giderecek olan ancak gözyaşıdır, buyurmaktadır!  

Kutsal Kitabımız Kuranı Kerimde; Arınan kurtulmuştur, diyor! Peki, nasıl arınmalıyız? Arınmanın yolu ve yöntemi nedir? İnsan ve toplumlarının kıyameti veya helakinin yoğun kirlenmenin akabinde geldiği noktasında, ikaz ve uyarılarda bulunmaktadır!

Siyaset kurumu ve bürokrasi de, arınmaya ve temizlenme ihtiyacı olduğunu sürekli olarak ifade ediyoruz!

Kir ile yaşayamazsınız! Kirli kişiler ile yol alınmaz! Kir ve Kirli olanlar zamanla her yere SİRAYET eder!

Türk Devlet yönetim sistemi ve Kadim Devlet Aklı, her gün 18 yaşında ki cevvaliyet ve 70 yaşındaki akıl, erdem, irade ve tecrübeye sahiptir!

Unutanlar;  HATA ve İHMALLERİNE İHANETLERİNİ de ekleyecektir! KİRE bulanacak ve KİR kümeleri her yeri ve her kurumu kaplayacaktır!

DEVLET ve MİLLETE karşı yapılan HATA ve İHANETİN bedeli ehlince malumdur! Devletin malına el uzatan, tüm eller günü geldiğinde kırılır!

Devletin verdiği makam – mevki ve imkân, çerçevesinde, HARAM ile KİRLENDİKLERİ ve YIĞDIKLARI veya ÇALDIKLARI tüm dünyalıklarına da el konulur! Kir ile yaşayamazsınız! Kirlerden arınmak gerekir! Aksi halde HELAK yakındır!

ESKİLER ve EKSİLER, HARAMZADE ve KİRLİ olanlar ile YENİ bir DÜZEN ve SİSTEM kurulamaz!  YENİ bir DÖNEM ve DEVİR başlayamaz!

Ancak TEMİZ olanlar ile yeni bir SİSTEM ve DÜZENİ kurabilir, yeni bir DEVİR ve DÖNEMİ başlatabilirsiniz!

Kurucu İrade ve Kuvay-i Milliye Ruhunu temsilcileri önderliğinde, bürokraside ki RESTORASYON süreci ile Büyük ve Güçlü Türkiye yolculuğu başlayacaktır!

Eskiler; Efradını Cami, Ağyarını mani, diyor!  Bu ifadenin anlamı; Bir şeyin tam ve mükemmel olabilmesi için gerekli, faydalı ve kullanışlı olan en ufak unsurları içine alması ve barındırması!

Bünyesine ve kendisine de gereksiz ve zararlı olan en ufak unsurları ise dışarıda bırakması anlamında kullanılan bir sözdür! Alınmaması gerekenleri dışarıda bırakan, alınması gerekli olan her şeyi de içine alan, tam ve eksiksiz, anlamındadır!

DEVLET; YENİ DÖNEME Matuf; Siyaset kurumu ve Bürokrasi de, gereken tüm önlemlerini almaktadır!

EFRADINI CAMİ olanlar ile KADİM ve NİZAMI ÂLEM yolculuğuna devam edecektir! Ağyarına mani olanlar ise bünyeden RESTORASYON süreci il etek tek atılacaktır!

Devlet; AĞYARINI MANİ olanlar yani KİRE BULANMIŞ HARAMZADE tipler ile HESAPLAŞACAKTIR! Hesaplaşma olmadan Helalleşme de olmayacaktır! Devletin hesaplaşma ve helalleşme sistemi,  ehlince malumdur!.

Siyaset Kurumu ve Bürokrasi Arınırken!

Siyaset, siyasetin içindekiler ve siyasetin de aracılık yaptığı devlet bürokrasi toplumun aynası ve bir yansıması olarak karşımıza çıkmaktadır!

Bir toplumda;  sorun, arıza veya sıkıntı olduğu durumda, siyaset kurumu ve siyasetin referansı ile devlet kademesine atanan bürokrasi de,  aksaklık ve yanlışlıkları gözlemekteyiz! Neden?

15 Temmuz hain darbe ve işgal kalkışması akabinde; toplumda meydana gelen ve şahlanan Yerli ve Milli Birlik – Beraberlik ve tam Bağımsızlık duygusu, siyaset kurumu ve bürokrasiye de aynen aksetmiştir!

Siyaset kurumu ve siyasetin tavassut ettiği bürokrasinin kirlendiğinden sürekli olarak serzeniş ve sitem dolu sohbetlere şahit oluyoruz! Peki, neden?

Siyaset kurumu ve bürokrasi neden kirlenmiştir? Siyaset kurumu ve bürokrasideki kirlenmeyi nasıl temizleyeceğiz? Bu kirlerden nasıl arınacağız? Arınmalı mıyız? Ya da, arınabilir miyiz? Yoksa devran böylece gelmiş aynen böyle de devam edecek midir? Edemeyeceğine göre!

Kirlenme, kavram olarak, bir Gönül ve Kalp hadisesidir! İnsan, ancak kalben kirlendiği zaman bir kirlenme duygusu içine girer!

Haram ile beslenen; Gönül – Kalbe zamanla kir kümelenmeleri oluşur! Hz. Mevlana; Göz günah işlemişse, onu su ile yıkayamazsınız! Onun kirini giderecek olan ancak gözyaşıdır, buyurmaktadır!  

Kutsal Kitabımız Kuranı Kerimde; Arınan kurtulmuştur, diyor! Peki, nasıl arınmalıyız? Arınmanın yolu ve yöntemi nedir? İnsan ve toplumlarının kıyameti veya helakinin yoğun kirlenmenin akabinde geldiği noktasında, ikaz ve uyarılarda bulunmaktadır!

Siyaset kurumu ve bürokrasi de, bir arınmaya ve temizlenme ihtiyacı olduğunu sürekli olarak ifade ediyoruz! Devletin tüm kurum ve kuruluşlarında; ‘tipi bizden fakat çipleri de küresel ve emperyalist güçlerin elinde bulunanlar’ bir bir tespit edilmekte ve bağlı bulundukları kurumlardan gönderilmekte, Devlet temizlik operasyonlarına halen devam edilmektedir! Kir ile yaşayamazsınız! Kirli kişiler ile yol alınamaz! Kir ve Kirli olanlar zamanla her yere SİRAYET eder!

Türk Devlet yönetim sistemi ve Kadim Devlet Aklı, her gün 18 yaşında ki cevvaliyet ve 70 yaşındaki akıl, erdem, irade ve tecrübeye sahiptir! Bunu unutanlar;  HATA ve İHMALLERİNE İHANETLERİNİ de ekleyecektir! Yani KİRE bulanacak ve KİR kümeleri kaplayacaktır!

DEVLET ve MİLLETE karşı yapılan HATA ve İHANETİN bedeli ehlince malumdur! Devletin malına el uzatan, tüm eller günü geldiğinde kırılır! Devletin verdiği makam – mevki ve imkân, çerçevesinde, HARAM ile KİRLENDİKLERİ ve YIĞDIKLARI veya ÇALDIKLARI tüm dünyalıklarına da el konulur! Kir ile yaşayamazsınız! Kirlerden arınmak gerekir! Aksi halde HELAK yakındır!

ESKİLER ve EKSİLER, HARAMZADE ve KİRLİ olanlar ile YENİ bir DÜZEN ve SİSTEM kurulamaz!  YENİ bir DÖNEM ve DEVİR başlayamaz! Ancak TEMİZ olanlar ile yeni bir SİSTEM ve DÜZENİ kurabilir, yeni bir DEVİR ve DÖNEMİ başlatabilirsiniz!

Kazasız ve belasız bir seçim ve devir teslim töreni akabinde; Horasan geleneğinden gelen, Kurucu İrade ve Kuvay-i Milliye Ruhunu temsil eden; TÜRK bir Lider ve bürokraside ki RESTORASYON süreci ile Büyük ve Güçlü Türkiye yolculuğu başlayacaktır!

Eskiler; Efradını Cami, Ağyarını mani, diyor!  Bu ifadenin anlamı; Bir şeyin tam ve mükemmel olabilmesi için gerekli, faydalı ve kullanışlı olan en ufak unsurları içine alması ve barındırması!

Bünyesine ve kendisine de gereksiz ve zararlı olan en ufak unsurları ise dışarıda bırakması anlamında kullanılan bir sözdür! Alınmaması gerekenleri dışarıda bırakan, alınması gerekli olan her şeyi de içine alan, tam ve eksiksiz, anlamındadır!

DEVLET; YENİ DÖNEME Matuf; Siyaset kurumu ve Bürokrasi de, gereken tüm önlemlerini alacaktır! EFRADINI CAMİ olanlar ile KADİM ve NİZAMI ÂLEM yolculuğuna devam edecektir!

AĞYARINI MANİ olanlar ile de, YOLLARINI ayıracak ve vakti saati geldiğinde de devletin verdiği makamlar üzerinden KİRE BULANMIŞ HARAMZADE olan mezkûr tipler ile HESAPLAŞACAKTIR! Hesaplaşma olmadan Helalleşme de olmayacaktır! Devletin hesaplaşma ve helalleşme sistemi de ehlince malumdur!.

Siyasete GÜVEN; İstikrar Demektir!

Siyaset, sosyal ve ekonomik gündemi çok yoğun! Takip etmekte, yorumlamakta ve karar vermekte zorlandığımız anlar olmaktadır!

Kim ya da kimler için game-over zili çalmaktadır? Birileri,   OUT olurken birileri de İN olacaktır!  Kabul etmesi çok zor olsa da; Doğanın kanunu böyledir!

Siyaset kurumu nereye evirilmektedir? Siyaset kurumuna güven kalmadığından kaynaklı,  siyasi ve ekonomik istikrar yok hükmündedir!

Ekonominin ateşi böyle devam edecek midir? Ya da bu ateş birilerini yakacak mıdır? Yakarsa sadece vatandaşlar mı yanacaktır? Erken bir seçimde karar vericilere neler olacaktır?

Geçtiğimiz günlerde;  sosyal, siyasi ve ekonomideki yangın ya da yoğun gündemi,  Ak Saçlı İhtiyar dostum ile konuşmaya ve yorumlamaya, çalıştık!

Ak Saçlı İhtiyar dostum;  Kadim Türk Devlet Aklı denetiminde,  2000’li yıllarda yaşadığımız siyaset ve iktidar değişimin temeli,  o günlerde kurulan iş adamları derneği, sermaye ve medyanın dizayn edilmesi, sivil toplum örgütleri vasıtası ile başlatıldığını vurguladı!

Devlet ile Milletin barışmasının temellerinin o günlerde atıldığını! Millet,  içeride bizden görünümlü hainler maharetiyle, Devletine küstürüldüğü için kucaklaşmanın zamanı gelmiştir! Barış, huzur ve kalkınma adına; Devlet, Milleti ile her daim bir ve beraber yürümesi gerekir!

Ak Saçlı İhtiyar dostum; 2000’li yılların başında, Siyasal İslam temsilcisi partideki çatırdama ve partiden ayrılanlar suretiyle yeni bir partinin kurulduğu günleri,  bir film şeridi gibi gözlerimin önüne serdi!

Ak Saçlı İhtiyar dostum; daha sonra günümüze kadar geldi! 2000’li yılların başında ülkemizde yaşanılan sosyal, siyasi ve ekonomik kriz aynen devam ediyor mu yoksa etmiyor mu, dedi?

Ak Saçlı İhtiyar dostum; Ülkemiz, bölgemiz,  vatandaşlar ve tüm mazlum milletler adına, hayırlara vesile olacak,  ne ve neler olmalı, sorularını ekledi ve gözlerden kaybolup gitti!

Bugün, ülkemizde yaşamakta olduğumuz sosyal ve ekonomik konjonktür,  2002 yılında yaşanılan ve Kasım genel seçimleri öncesinden bir farkı yoktur!

Ülke olarak, sağ ve salimen bir seçime gidilmeli, siyaset kurumuna güven yeniden tazelenmeli, ekonomik ve siyasi istikrar ivedi olarak sağlanmalıdır!

Siyasi istikrar, ekonomik istikrar ve ekonomi güvenliğini de beraberinde getirecektir! Tabii ki ulusal güvenliği de! Ekonomi güvenliği aynı zamanda ulusal güvenlik demektir!

İstikrar; Ehliyet – liyakat ve adaletin devletin her kademesinde içselleştiği, döviz kurları ve mutfaktaki ateşin söndüğü, bir dönemi de beraberinde getirecektir!

Ülkenin tüm enerjisi ve dinamikleri berhava olmaktadır! Bir an önce, tepe taklak aşağı veya kaosa doğru gidişe DUR denmelidir! Bunun da yolu ve yöntemi ehlince malumdur!

2023 – 2053 ve 2071 hedeflerindeki Büyük ve Güçlü Türkiye yolculuğuna; Selçuklu – Horasan geleneğinden gelen TÜRK bir LİDER  ve kadrolar ile ehliyet ve liyakat, adalet ve hakkaniyet temeli üzerine bina edilmesi ve toplumsal barışın da temin edilmesi suretiyle başlayacaktır!

Aksi halde, siyasi ve ekonomik istikrar ve sosyal barış tesis edilemez! Ekonomik istikrar ve ekonomik güvenlik olmayınca,  tabii ki ulusal güvenlik de sıkıntıya uğrayacaktır!

Peki, kaos ortamından kim veya kimler semirmektedir? Ya da bu topraklarda kim veya kimler ve neden kaotik bir ortamı talep etmektedir?

Türk Devlet Aklı böyle bir gidiş ve duruma ASLA müsaade etmeyecektir! Kaos ve kaotik bir durumdan birilerinin beslenmesine, devlet ve milletin sıkıntıya düşmesine, asla izin vermeyecektir!

Siyaset Kurumu Arınırken!.

Siyaset ve siyasetin içindekiler toplumun aynası ve bir yansıması olarak karşımıza çıkmaktadır! Eğer bir toplumda sorun, arıza veya  sıkıntı olduğu zaman, siyaset kurumunda da aksaklık ve yanlışlıkları gözlemekteyiz! Ya da bazen tam tersi olmaktadır! Neden? 15 Temmuz hain darbe ve işgal kalkışması akabinde toplumda meydana gelen ve şahlanan,  Yerli ve Milli Birlik – Beraberlik ve tam Bağımsızlık  duygusu, siyaset kurumuna da aynen aksetmiştir! Dost meclislerindeki sohbetlerde siyaset kurumunun  kirlendiğinden  sürekli olarak serzeniş ve sitem dolu sohbetlere şahit oluyoruz! Neden? Siyaset kurumu neden kirlenmiştir?! Peki, siyaset kurumundaki kirlenmeyi nasıl temizleyeceğiz? Bu kirlerden nasıl arınacağız? Arınmalı mıyız? Ya da, arınabilir miyiz?! Yoksa böylece gelmiş aynen böyle de devam etmeli midir?
 
Kirlenme kavram olarak aslında bir Gönül ve Kalb  hadisesidir. İnsan, ancak kalben kirlendiği zaman bir kirlenme duygusu içine girer. Elimiz kirlenir, yıkarız, bir daha bir daha yıkarız ve temizlik duygusuna ulaşırız. Elbisemiz kirlenir, ayağımıza çamur bulaşır, başımızdan aşağıya çamur yağar, bunların hepsinden kurtuluş için sadece su ve sabun yeterlidir. Peki, gönül – kalb kiri böyle midir? Gönül – Kalbe zamanla kir kümelenmeleri oluşur! Hz. Mevlana; Göz günah işlemişse, onu su ile yıkayamazsınız! Onun kirini giderecek olan ancak göz yaşıdır, buyurmaktadır!   Kutsal Kitabımız Kuranı Kerimde, Arınan kurtulmuştur, diyor! Nasıl arınmalıyız? Arınmanın Yolu ve yöntemi nedir? Zaten, Kuran Kerim yine bizlere, İnsan ve toplumlarının  kıyameti de yoğun kirlenmenin akabinde geldiği noktasında, ikaz ve uyarılarda bulunmaktadır! Tüm insanlık fert fert; Akledelim, Tefekkür ve Tezekkür edelim diye! Peki siyaset kurumu ve siyasetçiler kirlendiği zaman neler yapmalıyız?
 
Cumhurbaşkanımız ve AK Parti Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Aday belirleme sürecinde yaşananlar geçmişte kalmıştır! Eğer benim istediğim olursa ‘Eyvallah’, olmazsa ‘Yallah’ derseniz, kusura bakmayın, bu AK Partili olmak değildir! Onlar hep gölgelediler, hep lekelediler ve onlarla da yol yürüyemedik. Onlar yol ve dava arkadaşı olmadılar, yolda bıraktılar! Yola çıktık, milletvekili oldular, belediye başkanı oldular ve  bakan oldular! Trenden inenler bir daha zaten bu trene binemediler ve binemeyecekler. Sadakatin asıl olduğunu bilmeyenler trenden düştükleri yerde kalırlar. Artık enerjimizi milletimizin gönlünü kazanmaya vermemiz gerekiyor. Ehliyet ve liyakatte arananlar bellidir. Dava adamlığı  da zaten bunu gerektirir. MHP Lideri Devlet Bahçeli de; MHP, 4 Mayıs 2018 tarihinde imza altına alınan Cumhur İttifak Protokolü’ne sadık ve bağlıdır. Bu ittifak sıradan bir birliktelik ve siyasi dürtülere teslim olmuş bir yapı, küçük hesaplara tamah eden kaygan ve kaypak bir ortaklık değildir. Cumhur İttifakının saygınlığını zedeleyecek her türlü söz ve davranıştan kaçınılacaktır. Partimizi karalamaya, siyasi tutumunu sulandırmaya ve adaylarımızı yıpratmaya kasten teşebbüs edenler hakkında adli ve hukuki müracaatlar hızlı şekilde gerçekleştirilecektir, ifadelerinin 31 Mart yerel seçimleri ve daha sonraki süreçte yol arkadaşları ve siyaset adamlarının, bölgemiz, ülkemiz ve dünya da kurulmakta olan yeni dünya sistematiği zaviyesinden çok dikkati calip olduğunu düşünüyorum!
 
Yazımızın başlığına tekrar dönecek olursak! Siyaset kurumunun da  bir arınmaya ve temizlenmeye ihtiyacı olduğunu sürekli olarak ifade ediyoruz! 15 Temmuz hain darbe ve işgal kalkışması akabinde, tüm devlet kurum ve kuruluşlarındaki ‘tipi bizden fakat çipleri de küresel ve emperyalist güçlerin elinde bulunanlar’ bir bir tespit edilmekte ve bu kurumlardan gönderilmekte, yani Devlet temizlik operasyonlarına devam etmektedir! Yeterli midir? Bir anda bu işler biter mi? Köklü bir temizlik yapılabilir mi? Tabii ki hayır! Yazılarımızda zaman zaman ifade etiğimiz gibi, Türk Devlet yönetim sistemi ve Devlet Aklı her gün 18 yaşında ki cevvaliyet ve 70 yaşındaki akıl, erdem, irade ve tecrübeye sahiptir! Devleti yönetmeye talip olan, İktidar, ama muhalefet ve muhalefet partilerinde de, 31 Mart mahalli seçimindeki adayların açıklanması ile birlikte, kendilerini aziz devlet ve asil milletin  sahibi olduğunu zanneden  aklı evvel tipler siyaset kurumu ve gemisini terk etmektedir! Neden? Doku uyuşmazlığı mı olmaktadır! Ya da değişen ve değişmekte olan  siyaset kurumundaki yapı bu tipleri kabul etmemekte midir? Eskilerin güzel bir deyişi; Efradını Cami, Ağyarını mani, ifadelerin de olduğu gibi! Bu ifadenin anlamı; Bir şeyin tam ve mükemmel olabilmesi için gerekli, faydalı ve kullanışlı  olan en ufak unsurları içine alması ve barındırması! Bünyesine ve kendisine de gereksiz ve  zararlı  olan en ufak unsurları ise dışarıda bırakması anlamında kullanılan bir sözdür. Alınmaması gerekenleri dışarıda bırakan, alınması gerekli olan her şeyi  ise içine alan, tam ve eksiksiz, anlamındadır.