Ben, Çiftçinin Tarım Aletini Sattıran Kanun İstemiyorum!..

Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduktan sonraki yıllarda,  Devlet Başkanı, tarlasında bir öküz ve bir merkep ile saban süren, çifti ile  yaşamış olduğu  hadise akabinde; devlet erkanını toplar,  tarım ve çiftçiler hakkında verdiği talimat  hafızama geldi!.

Devlet Başkanı, sohbet ettiği çiftçinin de hazır bulunduğu  toplantıda ki devlet erkanına hitaben;  Beyler!. Ben, çiftçinin koşumluk hayvanını sattıran kanun istemiyorum!. Ben, çiftçinin tohumluk buğdayını sattıran kanun istemiyorum!. Ben, çiftçinin tarım aletini, sağımlık hayvanını sattıran kanun istemiyorum!. Ankara’ya dönecek ve bu işi hemen halledeceksiniz, diyor!.

Son dönemde, tarım çiftçilerinin çok mağdur olduğu, tarımın teşvik edilmediği, bankalar tarafından  çiftçinin  ekim yapacağı  tarlası ve  alet edevatının  haciz edildiği,  tüm köylünün de karşılıklı kefil olmak sureti ile zor durumda olduğunu işitir ve duyar olduk!. Neden acaba?!.

Peki, böyle bir durumda kim veya kimler tarım ile meşgul olacak?! Kim veya kimler tarım ürünleri yetiştirecek?! Böyle bir durumda köyden şehre göçü nasıl durdurabileceğiz?! Hani dünyada,  tarımda, kendi kendine yeten üç beş ülkeden birisi konumunda bulunuyorduk!.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti Anayasası 45. Maddesi;  Devlet, tarım arazileri ile çayır ve mera’ların amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önlemek, tarımsal üretim planlaması ilkelerine uygun olarak, bitkisel ve hayvansal üretimi artırmak maksadıyla, tarım ve hayvancılıkla uğraşanların işletme araç ve gereçlerinin ve diğer girdilerinin sağlanmasını kolaylaştırır. Devlet, bitkisel ve hayvansal ürünlerin değerlendirilmesi ve gerçek değerlerinin üreticinin eline geçmesi için gereken tedbirleri alır, diyor!.

Tarım, insanlık tarihinin başlangıcından bugüne,  hem geçim ve gelir  kaynağı, hem  gıda ihtiyaçlarını karşılaması ve hem de ekonomik gelişme de varlığını her daim sürdürmüştür!. Destek  politikalarının yavaşlaması ve sanayiye önem verilmesi, bazı ülkelerde, tarımda ki, gelişme başarısızlıkla sonuçlanmıştır!.

Tarım sektörü, gelişmekte olan ülkelerde kalkınma sürecinin ilk evrelerinde ekonominin en önemli faktörü  konumundadır!. Hava koşulları ve toprağa bağlılık, istikrarlı bir yapıda seyir etmemesi ve sektörde aksaklıkların oluşmasına sebebiyet vermektedir!

Tarım, Ulusal güvenlik meselesi olarak görülmeli ve  bu doğrultuda stratejik politika geliştirilmelidir!. Ürün çeşitliliğinin giderek azaldığı,  verimli ve sürdürülebilir gıda güvenliği desteklenmelidir!.

Türk Devleti, Tarıma yönelik teşvik ve destekler konusunu artırmak suretiyle güçlendirme, verimlilik ve üretimde önemli gelişmeler yaşanmıştır!. Pazarlama zayıflığı, markalaşma eksikliği ve tarım sektöründe çalışan nüfusun yetersiz eğitimi de, temel problemler arasında yer almaktadır!.

Tarım üretim aşamasında;  tohum, gübre, mazot, zirai ilaç maliyeti ve ham madde ürünlerinin de  ithal olmasından kaynaklı, üreticiler  kur artışından olumsuz etkilenmektedir!. Mazot ve kimyasal gübrelere sübvansiyon uygulanmasına rağmen yapısal sorunlar hala giderilebilmiş değildir!.

Tarım sektöründeki sorunlardan biri, ürünün üreticiden tüketiciye ulaştığı süreçte, tüccar ve komisyoncu, sevkiyat ve perakendecilere kadar çok fazla sayıdaki aracının ürüne eklediği katma değer, yıllardır tartışma konusudur! Bu süreçte çiftçilerin desteklenmesi, örgütlenmesi ve güçlendirilmesi için  kooperatifleşme teşvik edilmektedir!.

Tarımsal üretim değeri ile dünyada ilk on ülke arasındaki konumu Türkiye’nin daha iyi durumlara gelebilmesi için  adımların atılması ve desteklerin alınması gerekmektedir!. Üreticiyi destekleyecek ve ürünlerin verimliliğini artıracak doğru politikalar hayata geçirebilirse, hem tarımsal ihracatın katma değeri artacak ve  hem de ithalat girdi bağımlılığı da minimize edilecektir!.

Ana muhalefet partisi lideri, geçtiğimiz günlerde, çiftçiler ile yaptığı bir toplantıda, Kocaeli ilinde üç köyün özel bir banka tarafından tamamen  haciz edildiği ve köylünün karşılıklı kefaletten kaynaklı, nefes alacak hali ve mecali kalmadığını vurgulamıştır!. 

Ana muhalefet partisi lideri, özel banka yetkilileri ve üç köy halkını bir masada buluşturduklarını, üç köy halkının da, borçlarını ödeme yapabilecekleri bir şekilde yapılandırıldığı ve banka ile anlaşma yaptırıldığını ifade etmiştir!.

Şimdi bir gazeteci olarak  soralım!. Ana muhalefet partisi lideri,  arkasında ve elinde herhangi bir devlet gücü olmadan  ve hem de özel bir bankaya böyle bir anlaşma ve yapılandırmayı nasıl ve ne şekilde yaptırabilmiştir!.

Ya da, Ana muhalefet partisi liderinin bilemediğimiz başkaca güçleri mi vardır?! Yoksa ileride olacak,  muhtemel  devlet  güç ve kuvvetinin mukaddimesi midir?!. Bilemiyorum!.

Share This:

Yayınlayan

ahmetunver

Ahmet Ünver; İletişim Uzmanı; İletişim, Kurumsal İletişim, Halkla İlişkiler, Reklam, Marka, Marka Yönetimi, Marka İletişimi, Kurumsal İtibar, Kurumsal İtibar Yönetimi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir