Konya’daki bir Üniversiteyi TOTALİTER ZİHNİYET mi Yönetiyor?

Totaliter zihniyet;  toplumu tamamen kontrol ve denetim altında tutan bir siyasi ideoloji veya hareket, olarak ifade edilmektedir.

Totaliter zihniyet;   insanların yaşamı üzerinde bütünsel bir kontrol ve denetime sahip olduğu siyasal bir sistem, olarak ifade edilmektedir.

Peki, Ülke geneli değil de, totaliter zihniyetli kişiler tarafından  işgal edilen   ya da atanmış oldukları kurumlar,  nasıl  ve ne şekilde yönetilecektir?

Totaliter zihniyetteki kişi, bir kurumun başına geçtiğinde, kurumda herkesi ve her şeyi, tamamen kontrol ve denetim altına almaya çalışacaktır! Kendisine danışılmadan kurumda KUŞ dahi uçamayacaktır.

Peki, böyle bir kurumda, kurumsal BARIŞ ve HUZUR ortamı olacak mı? Kurumsal BAŞARI gelecek mi?

Big Brother filmi ya da Biri Bizi Gözetliyor da olduğu gibi her şeyi ve herkesi, gözetlemeyi – denetlemeyi ve kontrol altına almayı hesap edecek, planlayacak ve ona göre, bir düzen ve bir sistem kuracaktır.

Üniversiteler; ülkenin ihtiyaç duyduğu insan gücünü yetiştiren, kaynak ve kadrosuyla bilim ve teknoloji üreten, araştırmaları teşvik eden, toplumsal gelişmelere öncülük yapan ve bilimsel yöntemlerle toplumsal  her meseleye çözüm arayan kurumlardır.

Üniversiteler; üretilen bilginin topluma yayılmasını sağlamaktır. Üniversiteler, devlet ve millet adına, araştırma ve geliştirme, bilim, uygulama ve kalkınma demektir.

Üniversite yönetimlerinin çevresini kuşatan, fitne – fesat ruhlu kişiler ve iletişimin ne olduğunu anlamayan ve bilmeyen bir güruh ile bir yere varılamayacağı!  

Üniversite Yönetimleri; KİN ve İNTİKAM ATEŞİ ile Yanıp Tutuşan kripto Tipler ile YOL Yürüyemeyeceği!

Peki, Konya’daki bir Üniversite Yönetimi, KİN ve İNTİKAM ATEŞİ ile yanıp tutuşanlardan kurtuldum derken, TOTALİTER zihniyetteki; tipler – kişiler ya da KRİPTO bir YAPI tarafından kuşatılmış olabilir mi?

Üniversite yönetimlerinin   özerk yapısı gereği, HAK – HUKUK – ADALET – EHLİYET – LİYAKAT – BİLİM ve Evrensel değerler öncelikleri ve rehberi olması gerektiği!

Bir Üniversiteye Rektör olmak; kanun, kural, nizam, yönetmelik, adalet, hukuk ve hesap verebilirlik olması gerektiği!

PART TİME / Yarı Zamanlı, REKTÖRLÜK yapılan bir Üniversite de; SORUNLAR – ve ZULÜMLER; HALININ altına süpürülmeye devam edeceği!

PART TİME / Yarı Zamanlı, REKTÖRLÜK yapılan bir Üniversite de; Yönetim, Fakültelerde, NELER olduğu ya da NELER döndüğünden BİHABER olacağı!

PART TİME / Yarı Zamanlı, REKTÖRLÜK yapılan bir Üniversite de; Fakülte yönetimleri; babasının ÇİFTLİĞİ ya da babalarından MİRAS gibi yönetmeye devam edeceği!

PART TİME / Yarı Zamanlı, REKTÖRLÜK yapılan bir Üniversite de; Fakülte ve Enstitü Yönetimleri, kurumda bir MAFYA düzeni kuracak, öğrenci ve diğer çalışanlara da, DEREBEYİ gibi davranacağı ile ilgili olarak köşe yazıları kaleme almıştım!

Konya’daki bir Üniversite ve Enstitü Yönetimi; Tez Jüri Savunma Komisyon üyeleri, Yüksek Lisans ve Doktora öğrencilerinin JÜRİ Savunma salonuna KAREKOD sistemli bir TAKİP sistemi koydukları veya koyacakları!

Konya’daki bir Üniversite ve Enstitü Yönetimi; Yüksek Lisans – Doktora  ve Lisans öğrencilerinin derslere katılıp katılmadıkları ve akademisyenlerin dersleri, akademiye uygun bir şekilde anlatıp anlatmadıklarını, sınıflarda KAMERALI takip sistemi konusunda, bir çalışma olduğu, üniversite camiasındaki akademisyenler arasında konuşulmaktadır!

Konya’daki bir Üniversite ve Enstitü Yönetimi; Yüksek Lisans ve Doktora öğrencilerinin, tez aşamasında, Bilim Dalı veya Ana Bilim Dalı Tarafından atanan, TEZ SAVUNMA Jürinin TEZİ onaylaması akabinde, Enstitü Yönetiminin yeni almış olduğu bir karar gereği; Bilim Dalı veya Ana Bilim Dalı yönetimine göndermiş oldukları yazının şu şekilde olduğu!

Bilim Dalı veya Ana Bilim Dalı Tarafından atanan, TEZ SAVUNMA JÜRİNİN  onaylamış olduğu yüksek lisans ve doktora TEZİ ile ilgili, Bilim Dalı veya Ana Bilim Dalının yeniden bir KOMİSYON kurması, yüksek lisans ve doktora  tezini de;  şekil – usul – atıf – makale ve kaynak vb. konularla ilgili olarak yeniden incelenmesi ve BEŞ  GÜN içinde, enstitü yönetimine, bir rapor halinde sunması gerektiği, üniversite camiasındaki akademisyenler arasında konuşulmaktadır!

Peki, Enstitü Yönetimi; Bilim Dalı veya Ana Bilim Dalı tarafından atanan, Yüksek Lisans ve Doktora TEZ SAVUNMA JÜRİ KOMİSYONU beğenmediği ya da YETERLİ görmediğinden, yeniden bir TEZ SAVUNMA JURİ KOMİSYONU kurulması önerisini, nasıl ve ne şekilde  okumak gerekir?

Peki, Yüksek Lisans ve Doktora TEZİ, yeniden Savunma JÜRİ Komisyonu atanma sistemi, Türkiye genelinde hangi üniversite de, uygulanmaktadır?

Peki, Konya’daki bir Üniversite Enstitü Yönetiminin, Yüksek Lisans ve Doktora TEZİ, yeniden Savunma JÜRİ Komisyonu atanma uygulamasından, YÖK ( Yüksek Öğretim Kurulu ) ve Yüksek Öğretim Kurulu Denetleme Kurulu Başkanlığının bilgisi, izni ve onayı dahilinde mi olmaktadır?

Peki, Yüksek Lisans ve Doktora TEZİ, yeniden Savunma JÜRİ Komisyonu atanma sistemi, Araştırma – Geliştirme ve Bilime, ne kadar katkısı ya da faydası olacaktır?

Peki, Yüksek Lisans ve Doktora TEZİ, yeniden Savunma JÜRİ Komisyon atanma sisteminin hedefi, akademisyenler arasında; öncelikle GÜVEN BUNALIMI ve KAOS – KAVGA – KARMAŞA ve KARGAŞAYA zemin hazırlamak için olabilir mi?

Peki, Yüksek Lisans ve Doktora TEZİ, yeniden Savunma JÜRİ Komisyon atanma sistemi, teamül noktasına gelecek olursa ve  yarın birisi de çıkar,  mevcut  Üniversite ya da Enstitü Yöneticilerinin, geçmiş tarihli, YÜKSEK LİSANS ve DOKTORA TEZİNİ aynı şekilde, yeniden bir TEZ SAVUNMA JURİ KOMİSYONU kurmak suretiyle,  incelemeye ve denetlemeye kalkar ise bu işin sonu nereye ve nerelere kadar varacaktır?

1 -) 29 Temmuz 2024 tarihli KÖŞE YAZIM; Üniversite Yönetimi; KİN ve İNTİKAM ATEŞİ ile Yanıp Tutuşan Tipler ile YOL Yürüyemez!


https://ahmetunver.com.tr/2024/07/29/kin-ve-intikam-atesi-ile-yanip-tutusan-tipler-ile-yol-yurunemez/

2 -) 4 Ağustos 2024 tarihli KÖŞE YAZIM; Bir Üniversiteye REKTÖR Olmak – 2 –


https://ahmetunver.com.tr/2024/08/04/bir-universiteye-rektor-olmak-2/

3 -) 24 Şubat 2025 tarihli KÖŞE YAZIM; PART TIME / Yarı Zamanlı, Rektörlük yapılan bir Üniversite’de, NELER OLUR?


https://ahmetunver.com.tr/2025/02/24/part-time-rektorluk-yapilan-bir-universitede-neler-olur/

PART TIME / Yarı Zamanlı, Rektörlük yapılan bir Üniversite’de, NELER OLUR?

Kafir – Küffar; kavram olarak, Hakikat ve Gerçekler, ortaya çıkmasın ve başkaları da duymasın diye üzerini örten kişi, demektir!

HAKİKAT ve GERÇEKLERİN bir gün ortaya çıkmak gibi bir özelliği vardır! Ne zamana ve nereye kadar, Hakikat ve Gerçeklerin üzerini öretebilir ya da SAKLAYABİLİRSİNİZ?

Mutlaka ama mutlaka bir gün, GERÇEKLER ve HAKİKAT, kendisini haykıracaktır! Hem de; Saklamaya, örtmeye, kapatmaya ve gizlemeye çalışanlara rağmen!

Geçtiğimiz günlerde, Konya’daki bir Devlet Üniversitesinde, hem de bir yüksek öğretim kurumunda, istenmeyen bir olaya şahit olduk! Ümit ederiz ki; böyle olaylar bir daha yaşanmasın!

Peki, yaşanmış bir olayı, birileri, neden basite indirgemeye çalışıyor? Hem de sıradan bir AŞK ya da PLATONİK AŞIK hikayesi gibi! Hadi Oradan! Birileri, Aklımız ile Alay eder gibi!

Peki, Üniversite’de, bu vb. başkaca olaylar olmakta mıdır? Başkaca olaylar, Üniversite ve Fakülte yönetimleri tarafından, saklanmış, gizlenmiş ya da üzeri örtülmüş olabilir mi?!

  • 2024 yılı Aralık Ayının son günlerinde; Konya’daki bir Devlet Üniversitesinde, bir Araştırma Görevlisi, genç akademisyenin vefatı, üniversite camiasını yasa boğmuştur! Allah Rahmet eylesin!
  • Üniversite Yönetimi; resmi sosyal medya hesabından yayımladığı taziye mesajında; Üniversitemiz, Araştırma Görevlisi … vefat etmiştir! Merhumeye Allah’tan rahmet; kederli ailesine, mesai arkadaşlarına ve yakınlarına baş sağlığı dileriz!

Peki, Araştırma Görevlisi, neden ve nasıl vefat etmiştir? Kayıtlara, eski sevgili bilmem neyi olarak mı geçirilmiştir?!

Araştırma Görevlisine, Fakülte yönetimi tarafından, mobbing ya da başkaca insan ONUR ve HAYSİYETİNE yakışmayacak, tutum ve tavır sergileyen olmuş mudur?

Peki, hayatının baharında bir araştırma görevlisine, İnsan, ONUR ve HAYSİYETİNİ kırıcı ve rencide edici bir şekilde, hayata küsecek boyutta, MOBBİNG uygulanmış olabilir mi?!

  • Üniversitelerde isimlerinin başında kocaman kocaman unvan yazan beyler, araştırma görevlilerine, bir ERGEN edası ile efelenmekte midir?
  • Peki, ERGEN edasında ki ZALİMLERDEN, yasa ve yönetmeliklerin geçersiz olduğu kurumlarda, ezilmekten – aşağılanmaktan, yok sayılmaktan, insan onur ve haysiyetine, hakarete maruz kalmaktan kim ya da kimler koruyacaktır?
  • Yoksa üniversitelerde ki; tüm KUZULAR, KURTLARA mı teslim edilmiştir? KURT, KUZULARI yemek için mutlaka bir bahane üretecektir!

Üniversite Yönetimi gereğini neden yapmamıştır? Konuyu neden soruşturmaya gerek görmeden, üzerini örtmüş ya da kapatmıştır?

  • Burada da, eski sevgili hikaye ve uydurmacası ile dosya tozlu raflarda yerini mi almıştır? Peki, üzeri örtülen, kapatılan ya da tozlu raflara kaldırılan başkaca sansasyonel olaylar var mıdır?

Hayatının baharında bir genç, kayıtlara geçecek boyutta sağlık ve psikolojik sorunu olmamasına rağmen, neden, kutsal cana … ?

  • Üniversite bünyesinde, ETİK Değerler ve Ahlaka mugayir, vuku bulan ve kamuoyuna yansımayan – yansıtılmayan ve yönetim tarafından üzeri örtülen, hayata küstürülen – mağdur edilen öğrenci ve araştırma görevlileri, var mıdır?
  • Üniversite bünyesinde, ETİK Değerler ve Ahlaka mugayir vuku bulan ve kamuoyuna yansımayan – yansıtılmayan ve yönetim tarafından üzeri örtülen, daha başkaca sansasyonel olaylar, var mıdır? Peki, NEDEN?

Mesela, Yüksek Lisans TEZ çalışması, çalınan ve başka bir isim ile YÖK sisteme yüklenen ve mağdur edilen öğrenciler, var mıdır?

  • Ne zamana ve nereye kadar, ZULUM ve pislikleri örtmeye, kapatmaya ve gizlemeye devam edeceksiniz?
  • BEYLER! Zulüm ile ABAD olamazsınız! KAFİR olmak ile de bir yere varamazsınız!

PART TİME / Yarı Zamanlı, REKTÖRLÜK yapılan bir Üniversite de; SORUNLAR – PİSLİKLER – ZULÜMLER; HALININ altına süpürülmeye devam edecektir!

PART TİME / Yarı Zamanlı, REKTÖRLÜK yapılan bir Üniversite de; Yönetim; Fakültelerde, NELER olduğu ya da NELER döndüğünden HABERDAR olabilir mi?

PART TİME / Yarı Zamanlı, REKTÖRLÜK yapılan bir Üniversite de; Fakülte yönetimleri, kafasına göre, DÖNER SERMAYE alabilmek için BÖLÜM veya BİRİM kuracaktır!

PART TİME / Yarı Zamanlı, REKTÖRLÜK yapılan bir Üniversite de; Fakülte yönetimleri, kafasına göre, DÖNER SERMAYE alabilmek için UZMANLIK ALANI olmamasına rağmen, DANIŞMANLIK veya PSİKOTERAPİ nam altında her şeyi yapacaktır!

PART TİME / Yarı Zamanlı, REKTÖRLÜK yapılan bir Üniversite de; Fakülte yönetimleri; babasının ÇİFTLİĞİ ya da babalarından MİRAS gibi yönetmeye devam edecektir!

PART TİME / Yarı Zamanlı, REKTÖRLÜK yapılan bir Üniversite de; Fakülte Yönetimleri, kurumda bir MAFYA düzeni kuracak, öğrenci ve diğer çalışanlara da, DEREBEYİ gibi davranacaktır!

PART TİME / Yarı Zamanlı, REKTÖRLÜK yapılan bir Üniversite de; Yönetim ÜÇ MAYMUNU oynamak suretiyle; isminin başında kocaman kocaman unvan bulunan, ehliyetsiz – liyakatsiz ve kifayetsiz muhteris; ERGEN tavırlar sergileyen beylerin Zulüm ve Pisliklerinden bihaber bir durumda olacaktır!

1 -) 20 Şubat 2025 tarihli KÖŞE YAZIM; Platonik AŞK mı?! Gerçeklerin Üstünü SONSUZA Kadar Kapatamazsınız!

https://ahmetunver.com.tr/2025/02/20/gerceklerin-ustunu-sonsuza-kadar-kapatamazsiniz/

2 -) 1 Ağustos 2024 tarihli KÖŞE YAZIM; Bir Üniversiteye REKTÖR Olmak!

https://ahmetunver.com.tr/2024/08/01/bir-universiteye-rektor-olmak/

3 -) 25 Ağustos 2024 tarihli KÖŞE YAZIM; Bir Üniversiteye, Nasıl bir Kişi REKTÖR Olarak Atanmamalı?

https://ahmetunver.com.tr/2024/08/25/bir-universiteye-nasil-bir-kisi-rektor-olarak-atanmamali/

Hakkı Gökbel’in ‘PRENSLERİ’ Nerede?

Selçuk Üniversitesi;  11 Nisan 1975’te yürürlüğe giren ‘4 Üniversitenin Kurulması ile İlgili 1873 Sayılı Kanunla’ öngörülmüş ve bu kanuna istinaden kurulmuştur. 1976 –  1977 eğitim – öğretim yılında Fen Fakültesi ve Edebiyat Fakültesi olmak üzere 2 fakülte, 7 bölüm, 327 öğrenci ve 2 kadrolu öğretim üyesi ile faaliyete geçen ve 1982 yılına kadar kayda değer bir gelişme gösterememiştir. Bu gün bünyesinde;  21 fakülte, 6 enstitü, 6 yüksek okul, 22 meslek yüksek okulu, 1 devlet konservatuvarı bulunan Selçuk Üniversitesi; 3 bini aşkın öğretim elemanı, 5 bin idari kadrosu ve 70.000’i aşkın öğrencisi ile Türkiye’nin en büyük yüksek öğrenim ve eğitim kuruları arasında yer almaktadır.

2011 yılındaki Selçuk Üniversitesi rektörlük seçimi öncesinde yaşananları, kurumda çalışan tüm öğretim elemanları, idari kadrosu ve ilgili kamuoyu yakinen bilmektedir. 2009 yılında eski rektörün gözaltına alınması ile üniversite içinde ve Konya Kamuoyunda rektörlük süreci hızlanmıştır. Hakkı Gökbel’in Selçuk Üniversitesi rektörü olabilmesi ve desteklenmesine mukabil, o tarihlerde gözaltındaki bulunan rektörün, 6 aylık süresi dolmasına birkaç gün kala serbest bırakılması, pazarlıklarını da sürece dâhil olan herkesin malumudur. 2011 yılında rektörlük seçimlerinin akabinde, rektör adaylarından en fazla oyu alan Hakkı Gökbel rektör ve ikinci sırada oy alan ve bu gün halen rektör olan Mustafa Şahin hoca, rektör yardımcısı olarak atanmıştır.

selcuk-univ.1.jpg

Mustafa Şahin, 15 Temmuz sürecinden önce ve sonraki süreçte basın ve özel açıklamalarında,  FETÖ yapılanmasının merkez üssünün Konya ve Selçuk Üniversitesi olduğunu vurgulamıştı.  İhraç ettiği eski rektörün yanında 4 sene Rektör Yardımcılığı görevini yapmış ve gözlemleri ile de tüm üniversiteye hakim olmuştu. Benim gördüklerim, benim yaşadıklarım, kim kiminle oturdu, kim kiminle kalktı, kim hangi fiilin içinde oldu, hepsini biliyorum. Görevi devraldığım 6 aylık sürede geniş kapsamlı, çok detaylı araştırmalar yaptık. Akademisyeninden, taşeron işçisine kadar, kim nerede, ne iş yapmış? Hepsini çıkardım, hatta birçoğunu listeler halinde çantamda taşıyorum. Lüzumu halinde her an ortaya koyabilirim. Üniversitemizde 3 bin civarında akademisyen çalışıyor; Bu akademisyenlerin yaklaşık üçte birinin de FETÖ ile bağlantılı olduğunu düşünüyoruz. Gazetecilere yaptığı açıklamalarda, Ne diyor rektör Mustafa Şahin;   Yüksek öğrenim açısından paralel yapılanmanın merkez üslerinden birinin Konya ve Selçuk Üniversitesi olduğunu, 3 bin civarındaki akademisyeninden üçte birinin de FETÖ ile bağlantılı olduğunu; Rektör Şahin bu demeçleri verirken kendinden oldukça da emin görünüyordu.

konya-selcuk-universitesi1.jpg

Hakkı Gökbel hocanın rektörlük yaptığı süreçte, kendisine ve düşünce yapısına yakın olmayan, hiçbir akademisyen ve idari kadro terfi alamamıştır? Neden? Üniversitelerdeki uygulamalardan bildiğimiz kadarı ile Yard. Doç, Doçent ve Profesör kadrolarına atamalar yapılırken,  yetki tamamen rektörün inisiyatifindedir. Kendilerine ve düşünce yapılarına yakın olmayan hiçbir akademisyen zikrettiğimiz kadrolara atanamamış, kadro alamamış ve hatta soruşturmalarla sindirilmeye çalışılmıştır.  Günü dolan ve zikredilen kadroyu hak eden, kendilerine yakın olmayan hocalar sürekli olarak göz ardı edilmiş veya ertelenmiştir.  Bu süreçte hakları yenen veya yok sayılan mağdur durumda olan çok akademisyen hocamız da mevcuttur.

Dünya ve bölgemiz yeniden bir paylaşım ve yapılanma sürecine girdiği şu kritik dönemde, Selçuk Üniversitesindeki zikretmeye çalıştığımız çerçevede görevlerine halen devam etmekte olan kripto fakülte yöneticileri,  akademisyenler, idari kadro ve taşeron elemanlar neler yapmaktadır? 70 binin üzerinde öğrencisi bulunan ve toplamda 100 bin kişilik büyük bir aile olan Selçuk Üniversitesindeki kripto yöneticiler tarafından korunan kişiler,  Anayasa referandum sürecinde ‘Hayır’ çıkması için bulundukları makamın gücünden kaynaklı çalışmalar yapmakta mıdır? Öğrenci ve personel üzerinde mobbing vb. uygulamaları var mıdır?  Geçtiğimiz hafta sonu; Galatasaray Spor Kulübünün genel kurulundaki yaşananları da  yukarıda zikretmeye çalıştığım  çerçevede buradan hatırlatmak isterim.

Türkiye, ’Prens’ kavramı ile biliyorsunuz, rahmetli Özal ile tanıştı; Amerika’dan ithal, hiçbir tecrübe ve deneyime sahip olmayan, üst kademelere getirip yerleştirdiği yöneticilere verilen bir sıfattır. 2011 yılında seçimle ve pazarlıklar sonucu rektör olan Hakkı Gökbel hocanın rektörlük döneminde, birlikte çalıştığı ve her daim bir – beraber olduğu ‘Prensleri’ bu gün neredeler?  Halen; Dekan, dekan yardımcısı, bölüm başkanı ve yüksek okul müdürü vb. görevlerine devam edenler, bu görevlere yeni ve yeniden atanacak olan ‘Prensler’ var mıdır? Ülkemizin 17 /25 Aralık süreci,  diğer yaşadıklarımız ve özellikle de 15 Temmuz hiç yaşanmamış gibi ‘Prensler’ halen görevlerine devam etmekteler midir? Mustafa Şahin hocama sadece soruyorum.  Hocanın kendi açıklamaları çerçevesinde, 3 binin üzerinde akademisyeni bulunan ve bu rakamın 1000 adedinin de FETÖ bağlantılarını tespit ettiğini kendi açıklamalarında vurgulayan,  üniversiteden 109 civarında FETÖ’den görevden aldığı, geriye kalan,  yani 891 kişinin de ne olduğunu, halen fakülte yönetimi ve idari görevlerine devam etmekteler midir? Bir İletişimci ve gazeteci duyarlılığı çerçevesinde, Mustafa Şahin hocamın kendi açıklamaları muvacehesinde,  sadece ve sadece kamuoyunun dikkatleri ve gerçekleri de öğrenebilmesi, milletimizin birliği – beraberliği – kardeşliği,  16 Nisan Anayasa değişikliği, güçlü yürütme Cumhurbaşkanlığı hükumet sistemi referandum sürecinde, ülkemizin ve bölgemizin geleceği adına sadece soruyorum.