PART TIME / Yarı Zamanlı, Rektörlük yapılan bir Üniversite’de, NELER OLUR?

Kafir – Küffar; kavram olarak, Hakikat ve Gerçekler, ortaya çıkmasın ve başkaları da duymasın diye üzerini örten kişi, demektir!

HAKİKAT ve GERÇEKLERİN bir gün ortaya çıkmak gibi bir özelliği vardır! Ne zamana ve nereye kadar, Hakikat ve Gerçeklerin üzerini öretebilir ya da SAKLAYABİLİRSİNİZ?

Mutlaka ama mutlaka bir gün, GERÇEKLER ve HAKİKAT, kendisini haykıracaktır! Hem de; Saklamaya, örtmeye, kapatmaya ve gizlemeye çalışanlara rağmen!

Geçtiğimiz günlerde, Konya’daki bir Devlet Üniversitesinde, hem de bir yüksek öğretim kurumunda, istenmeyen bir olaya şahit olduk! Ümit ederiz ki; böyle olaylar bir daha yaşanmasın!

Peki, yaşanmış bir olayı, birileri, neden basite indirgemeye çalışıyor? Hem de sıradan bir AŞK ya da PLATONİK AŞIK hikayesi gibi! Hadi Oradan! Birileri, Aklımız ile Alay eder gibi!

Peki, Üniversite’de, bu vb. başkaca olaylar olmakta mıdır? Başkaca olaylar, Üniversite ve Fakülte yönetimleri tarafından, saklanmış, gizlenmiş ya da üzeri örtülmüş olabilir mi?!

  • 2024 yılı Aralık Ayının son günlerinde; Konya’daki bir Devlet Üniversitesinde, bir Araştırma Görevlisi, genç akademisyenin vefatı, üniversite camiasını yasa boğmuştur! Allah Rahmet eylesin!
  • Üniversite Yönetimi; resmi sosyal medya hesabından yayımladığı taziye mesajında; Üniversitemiz, Araştırma Görevlisi … vefat etmiştir! Merhumeye Allah’tan rahmet; kederli ailesine, mesai arkadaşlarına ve yakınlarına baş sağlığı dileriz!

Peki, Araştırma Görevlisi, neden ve nasıl vefat etmiştir? Kayıtlara, eski sevgili bilmem neyi olarak mı geçirilmiştir?!

Araştırma Görevlisine, Fakülte yönetimi tarafından, mobbing ya da başkaca insan ONUR ve HAYSİYETİNE yakışmayacak, tutum ve tavır sergileyen olmuş mudur?

Peki, hayatının baharında bir araştırma görevlisine, İnsan, ONUR ve HAYSİYETİNİ kırıcı ve rencide edici bir şekilde, hayata küsecek boyutta, MOBBİNG uygulanmış olabilir mi?!

  • Üniversitelerde isimlerinin başında kocaman kocaman unvan yazan beyler, araştırma görevlilerine, bir ERGEN edası ile efelenmekte midir?
  • Peki, ERGEN edasında ki ZALİMLERDEN, yasa ve yönetmeliklerin geçersiz olduğu kurumlarda, ezilmekten – aşağılanmaktan, yok sayılmaktan, insan onur ve haysiyetine, hakarete maruz kalmaktan kim ya da kimler koruyacaktır?
  • Yoksa üniversitelerde ki; tüm KUZULAR, KURTLARA mı teslim edilmiştir? KURT, KUZULARI yemek için mutlaka bir bahane üretecektir!

Üniversite Yönetimi gereğini neden yapmamıştır? Konuyu neden soruşturmaya gerek görmeden, üzerini örtmüş ya da kapatmıştır?

  • Burada da, eski sevgili hikaye ve uydurmacası ile dosya tozlu raflarda yerini mi almıştır? Peki, üzeri örtülen, kapatılan ya da tozlu raflara kaldırılan başkaca sansasyonel olaylar var mıdır?

Hayatının baharında bir genç, kayıtlara geçecek boyutta sağlık ve psikolojik sorunu olmamasına rağmen, neden, kutsal cana … ?

  • Üniversite bünyesinde, ETİK Değerler ve Ahlaka mugayir, vuku bulan ve kamuoyuna yansımayan – yansıtılmayan ve yönetim tarafından üzeri örtülen, hayata küstürülen – mağdur edilen öğrenci ve araştırma görevlileri, var mıdır?
  • Üniversite bünyesinde, ETİK Değerler ve Ahlaka mugayir vuku bulan ve kamuoyuna yansımayan – yansıtılmayan ve yönetim tarafından üzeri örtülen, daha başkaca sansasyonel olaylar, var mıdır? Peki, NEDEN?

Mesela, Yüksek Lisans TEZ çalışması, çalınan ve başka bir isim ile YÖK sisteme yüklenen ve mağdur edilen öğrenciler, var mıdır?

  • Ne zamana ve nereye kadar, ZULUM ve pislikleri örtmeye, kapatmaya ve gizlemeye devam edeceksiniz?
  • BEYLER! Zulüm ile ABAD olamazsınız! KAFİR olmak ile de bir yere varamazsınız!

PART TİME / Yarı Zamanlı, REKTÖRLÜK yapılan bir Üniversite de; SORUNLAR – PİSLİKLER – ZULÜMLER; HALININ altına süpürülmeye devam edecektir!

PART TİME / Yarı Zamanlı, REKTÖRLÜK yapılan bir Üniversite de; Yönetim; Fakültelerde, NELER olduğu ya da NELER döndüğünden HABERDAR olabilir mi?

PART TİME / Yarı Zamanlı, REKTÖRLÜK yapılan bir Üniversite de; Fakülte yönetimleri, kafasına göre, DÖNER SERMAYE alabilmek için BÖLÜM veya BİRİM kuracaktır!

PART TİME / Yarı Zamanlı, REKTÖRLÜK yapılan bir Üniversite de; Fakülte yönetimleri, kafasına göre, DÖNER SERMAYE alabilmek için UZMANLIK ALANI olmamasına rağmen, DANIŞMANLIK veya PSİKOTERAPİ nam altında her şeyi yapacaktır!

PART TİME / Yarı Zamanlı, REKTÖRLÜK yapılan bir Üniversite de; Fakülte yönetimleri; babasının ÇİFTLİĞİ ya da babalarından MİRAS gibi yönetmeye devam edecektir!

PART TİME / Yarı Zamanlı, REKTÖRLÜK yapılan bir Üniversite de; Fakülte Yönetimleri, kurumda bir MAFYA düzeni kuracak, öğrenci ve diğer çalışanlara da, DEREBEYİ gibi davranacaktır!

PART TİME / Yarı Zamanlı, REKTÖRLÜK yapılan bir Üniversite de; Yönetim ÜÇ MAYMUNU oynamak suretiyle; isminin başında kocaman kocaman unvan bulunan, ehliyetsiz – liyakatsiz ve kifayetsiz muhteris; ERGEN tavırlar sergileyen beylerin Zulüm ve Pisliklerinden bihaber bir durumda olacaktır!

1 -) 20 Şubat 2025 tarihli KÖŞE YAZIM; Platonik AŞK mı?! Gerçeklerin Üstünü SONSUZA Kadar Kapatamazsınız!

https://ahmetunver.com.tr/2025/02/20/gerceklerin-ustunu-sonsuza-kadar-kapatamazsiniz/

2 -) 1 Ağustos 2024 tarihli KÖŞE YAZIM; Bir Üniversiteye REKTÖR Olmak!

https://ahmetunver.com.tr/2024/08/01/bir-universiteye-rektor-olmak/

3 -) 25 Ağustos 2024 tarihli KÖŞE YAZIM; Bir Üniversiteye, Nasıl bir Kişi REKTÖR Olarak Atanmamalı?

https://ahmetunver.com.tr/2024/08/25/bir-universiteye-nasil-bir-kisi-rektor-olarak-atanmamali/

Selçuk İletişim Fakültesinin 30. Yılı!

Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi; 1993 yılında, Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümü ile ilk defa eğitim ve öğretime başlamıştır! 1994 yılında Gazetecilik, 1997 yılında Radyo – Televizyon – Sinema ve 2011 yılında, Reklamcılık Bölümleri ile yükseköğretim hayatına devam etmektedir!

Ülkemizde 70’den fazla İletişim Fakültesi bulunmaktadır! Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi, Türkiye’de ilk kurulan İletişim Fakülteleri arasındadır! Bugüne kadar ‘’ ON BİN İLETİŞİM UZMANI  ‘’ mezunu, sektöre yetiştirmiştir!  

Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi, 2022 – 2023 eğitim – öğretim döneminde, 30. KURULUŞ YILINI kutlayacaktır!

Selçuk Üniversitesi, İletişim Fakültesinin kuruluşundan bu günlere kadar gelmesinde,  emeği geçen tüm akademisyen ve çalışanlara teşekkür ederim!

İletişim Fakültesi; dijitalleşen dünyanın anlaşılması ve yakın takibinin gerçekleştirilmesi adına son yıllarda önemi artan bir lisans türüdür!

İletişim Fakültesinde ki bölümlerin amacı, toplumdaki her türlü iletişim noktalarında genel iletişimi kurabilen ve anlayabilen, araştırabilen, sorgulayabilen ve stratejiler geliştirebilen, bireylerin yetişmesini sağlamaktır!

İletişim Fakültesi, mezuniyet sonrası bazı şikâyetler dile getirilmektedir!  Firmaların yeterli istihdam sağlamadığı, farklı bölümlerden mezunların dijitale yönelmesi ve bu alandaki açığı kapatmaya çalışmaları, yeni mezunlara istihdam sağlamayı reddetmesi gibi sorunlar, fakülte mezunları zaviyesinden, zorlukları arasında gösterilmektedir!  

Okumayı, araştırmayı ve yazmayı seven her bireyin bu alanda başarılı olabileceğinden şüphe yoktur!  

Yabancı dilini geliştirmiş, her daim yaratıcı fikirleri ve bakış açısına sahip olan ve geniş hayal dünyasıyla şaşırtan kişiler bu alanda başarılarını kanıtlamakta ve rakiplerinin çok ötesine geçebilmektedir!

İletişim Fakültesi mezunları;  kamu ve özel sektörde iş bulabilecekleri ve çalışabilecekleri pozisyonlar; Dijital ve reklam ajansları, kurumsal firmalar, dergiler ve Radyo-Tv gibi medya kuruluşlarında;

● Sosyal medya uzmanı  ● Metin yazarı  ● Reklam yazarı  ● Editör  ● İçerik editörü  ● Haber editörü ● Haber muhabiri  ● Dijital pazarlama uzmanı  ● Kurumsal iletişim uzmanı  ● SEO uzmanı  ● Kameraman ● Spiker ● Yönetmen, olarak çalışabilmektedir!

İletişim Fakültesinden mezun olanlar, sektörde kendini geliştirmeye başlayan adaylar;  Junior pozisyonundan Senior,  sonrasında yöneticiliğe varan gelişimler gösterebilir!

Günümüzde her şey dijitalleşiyor!  Elimizin altındaki tüm araçlar, artık birer dijital ürünü! Gelecek ise bu değişim ve dönüşümün devam edeceğini söylüyor!  

Dijitalleşen dünyanın en yakın takipçileri de, iletişimciler olmaktadır!

Toplumlararası iletişimin anlaşılması, yeniden inşa edilmesi ve stratejilerinin belirlenmesi hususunda iletişimcilere çok ihtiyaç vardır!  

Pazarlama zekâsı, müşteriler ve toplum ile kurulacak olan iletişimde büyük öneme sahiptir!

İletişim var olduğu ve dijitalleştiği sürece “ İletişim Fakültesi Mezunlarına ” her zaman ihtiyaç olacaktır!

Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesinin ilk mezunu bir İletişimci olarak, fakültenin kuruluşunun 30. Yılını kutlar ve nice başarılı otuzlu yıllara!

1-) https://ahmetunver.com.tr/2021/03/14/iletisim-bir-is-mi-yoksa-meslek-midir/

2-) https://ahmetunver.com.tr/2019/06/16/iletisim-bir-meslek-degildir/

Hakkı Gökbel’in ‘PRENSLERİ’ Nerede?

Selçuk Üniversitesi;  11 Nisan 1975’te yürürlüğe giren ‘4 Üniversitenin Kurulması ile İlgili 1873 Sayılı Kanunla’ öngörülmüş ve bu kanuna istinaden kurulmuştur. 1976 –  1977 eğitim – öğretim yılında Fen Fakültesi ve Edebiyat Fakültesi olmak üzere 2 fakülte, 7 bölüm, 327 öğrenci ve 2 kadrolu öğretim üyesi ile faaliyete geçen ve 1982 yılına kadar kayda değer bir gelişme gösterememiştir. Bu gün bünyesinde;  21 fakülte, 6 enstitü, 6 yüksek okul, 22 meslek yüksek okulu, 1 devlet konservatuvarı bulunan Selçuk Üniversitesi; 3 bini aşkın öğretim elemanı, 5 bin idari kadrosu ve 70.000’i aşkın öğrencisi ile Türkiye’nin en büyük yüksek öğrenim ve eğitim kuruları arasında yer almaktadır.

2011 yılındaki Selçuk Üniversitesi rektörlük seçimi öncesinde yaşananları, kurumda çalışan tüm öğretim elemanları, idari kadrosu ve ilgili kamuoyu yakinen bilmektedir. 2009 yılında eski rektörün gözaltına alınması ile üniversite içinde ve Konya Kamuoyunda rektörlük süreci hızlanmıştır. Hakkı Gökbel’in Selçuk Üniversitesi rektörü olabilmesi ve desteklenmesine mukabil, o tarihlerde gözaltındaki bulunan rektörün, 6 aylık süresi dolmasına birkaç gün kala serbest bırakılması, pazarlıklarını da sürece dâhil olan herkesin malumudur. 2011 yılında rektörlük seçimlerinin akabinde, rektör adaylarından en fazla oyu alan Hakkı Gökbel rektör ve ikinci sırada oy alan ve bu gün halen rektör olan Mustafa Şahin hoca, rektör yardımcısı olarak atanmıştır.

selcuk-univ.1.jpg

Mustafa Şahin, 15 Temmuz sürecinden önce ve sonraki süreçte basın ve özel açıklamalarında,  FETÖ yapılanmasının merkez üssünün Konya ve Selçuk Üniversitesi olduğunu vurgulamıştı.  İhraç ettiği eski rektörün yanında 4 sene Rektör Yardımcılığı görevini yapmış ve gözlemleri ile de tüm üniversiteye hakim olmuştu. Benim gördüklerim, benim yaşadıklarım, kim kiminle oturdu, kim kiminle kalktı, kim hangi fiilin içinde oldu, hepsini biliyorum. Görevi devraldığım 6 aylık sürede geniş kapsamlı, çok detaylı araştırmalar yaptık. Akademisyeninden, taşeron işçisine kadar, kim nerede, ne iş yapmış? Hepsini çıkardım, hatta birçoğunu listeler halinde çantamda taşıyorum. Lüzumu halinde her an ortaya koyabilirim. Üniversitemizde 3 bin civarında akademisyen çalışıyor; Bu akademisyenlerin yaklaşık üçte birinin de FETÖ ile bağlantılı olduğunu düşünüyoruz. Gazetecilere yaptığı açıklamalarda, Ne diyor rektör Mustafa Şahin;   Yüksek öğrenim açısından paralel yapılanmanın merkez üslerinden birinin Konya ve Selçuk Üniversitesi olduğunu, 3 bin civarındaki akademisyeninden üçte birinin de FETÖ ile bağlantılı olduğunu; Rektör Şahin bu demeçleri verirken kendinden oldukça da emin görünüyordu.

konya-selcuk-universitesi1.jpg

Hakkı Gökbel hocanın rektörlük yaptığı süreçte, kendisine ve düşünce yapısına yakın olmayan, hiçbir akademisyen ve idari kadro terfi alamamıştır? Neden? Üniversitelerdeki uygulamalardan bildiğimiz kadarı ile Yard. Doç, Doçent ve Profesör kadrolarına atamalar yapılırken,  yetki tamamen rektörün inisiyatifindedir. Kendilerine ve düşünce yapılarına yakın olmayan hiçbir akademisyen zikrettiğimiz kadrolara atanamamış, kadro alamamış ve hatta soruşturmalarla sindirilmeye çalışılmıştır.  Günü dolan ve zikredilen kadroyu hak eden, kendilerine yakın olmayan hocalar sürekli olarak göz ardı edilmiş veya ertelenmiştir.  Bu süreçte hakları yenen veya yok sayılan mağdur durumda olan çok akademisyen hocamız da mevcuttur.

Dünya ve bölgemiz yeniden bir paylaşım ve yapılanma sürecine girdiği şu kritik dönemde, Selçuk Üniversitesindeki zikretmeye çalıştığımız çerçevede görevlerine halen devam etmekte olan kripto fakülte yöneticileri,  akademisyenler, idari kadro ve taşeron elemanlar neler yapmaktadır? 70 binin üzerinde öğrencisi bulunan ve toplamda 100 bin kişilik büyük bir aile olan Selçuk Üniversitesindeki kripto yöneticiler tarafından korunan kişiler,  Anayasa referandum sürecinde ‘Hayır’ çıkması için bulundukları makamın gücünden kaynaklı çalışmalar yapmakta mıdır? Öğrenci ve personel üzerinde mobbing vb. uygulamaları var mıdır?  Geçtiğimiz hafta sonu; Galatasaray Spor Kulübünün genel kurulundaki yaşananları da  yukarıda zikretmeye çalıştığım  çerçevede buradan hatırlatmak isterim.

Türkiye, ’Prens’ kavramı ile biliyorsunuz, rahmetli Özal ile tanıştı; Amerika’dan ithal, hiçbir tecrübe ve deneyime sahip olmayan, üst kademelere getirip yerleştirdiği yöneticilere verilen bir sıfattır. 2011 yılında seçimle ve pazarlıklar sonucu rektör olan Hakkı Gökbel hocanın rektörlük döneminde, birlikte çalıştığı ve her daim bir – beraber olduğu ‘Prensleri’ bu gün neredeler?  Halen; Dekan, dekan yardımcısı, bölüm başkanı ve yüksek okul müdürü vb. görevlerine devam edenler, bu görevlere yeni ve yeniden atanacak olan ‘Prensler’ var mıdır? Ülkemizin 17 /25 Aralık süreci,  diğer yaşadıklarımız ve özellikle de 15 Temmuz hiç yaşanmamış gibi ‘Prensler’ halen görevlerine devam etmekteler midir? Mustafa Şahin hocama sadece soruyorum.  Hocanın kendi açıklamaları çerçevesinde, 3 binin üzerinde akademisyeni bulunan ve bu rakamın 1000 adedinin de FETÖ bağlantılarını tespit ettiğini kendi açıklamalarında vurgulayan,  üniversiteden 109 civarında FETÖ’den görevden aldığı, geriye kalan,  yani 891 kişinin de ne olduğunu, halen fakülte yönetimi ve idari görevlerine devam etmekteler midir? Bir İletişimci ve gazeteci duyarlılığı çerçevesinde, Mustafa Şahin hocamın kendi açıklamaları muvacehesinde,  sadece ve sadece kamuoyunun dikkatleri ve gerçekleri de öğrenebilmesi, milletimizin birliği – beraberliği – kardeşliği,  16 Nisan Anayasa değişikliği, güçlü yürütme Cumhurbaşkanlığı hükumet sistemi referandum sürecinde, ülkemizin ve bölgemizin geleceği adına sadece soruyorum.