Siyaset – MEDYA – İş Dünyası ve Bürokrasi ARINABİLİR mi?

Siyaset kurumu ve Siyasiler; İş Dünyasının büyümesi, gelişmesi ve iktidar oldukları dönemlerde, palazlanmasına aracılık ettiği bir realitedir.

Her siyasi iktidar, kendi iş dünyası ya da zenginini yaratacağına göre. Siyasetin doğası böyledir. Siyaseti birilerinin finanse etmesi beklenir.

Siyaset Kurumu ve Siyasiler, sadece iş dünyasının büyümesi, gelişmesi ve palazlanmasına aracılık etmez.

Siyaset Kurumu ve Siyasiler, Kamu kurumlarına, kendilerine yakın ehliyetsiz ve liyakatsiz, kifayetsiz muhteris tipleri yerleştirmek ve yüksek makamlara gelmesine de tavassut eder.

  • Siyaset Kurumu, Basın – Medya Çalışanları, İş Dünyası ve Bürokrasi birbirlerinden karşılıklı olarak beslenir.
  • Siyaset kurumu ve siyasilerin tavassut ettiği, Basın – Medya Çalışanları, İş dünyası ve bürokratların kirlendiği, temizlenmesi ve arınması gerektiği her daim konuşulur.

Peki, Realite de, siyaset kurumu, basın – medya çalışanları , siyasiler, İş dünyası ve bürokrasinin tamamı kirli midir?

Kenarda köşede kalmış çarkın içine girmeyen, bir kenara atılmış ve itilmiş, Temiz ve Tertemiz Kalan Siyaset adamı, Basın – Medya çalışanları, İş dünyası ve Bürokratlar var mıdır?

Toplum olarak tamamen batma – çürüme – ahlaki yozlaşma ve yok olma durumuna gelmediysek, Temiz olan ve TEMİZ kalan siyasiler, Basın – Medya çalışanları, iş adamları ve bürokratlar sayesinde olduğunu, bir kenara not edelim.

  • Siyaset kurumu, Basın – Medya Çalışanları, Siyasiler, İş dünyası ve Bürokrasi neden ve nasıl kirlenmektedir?
  • Siyaset kurumu, Basın – Medya Çalışanları, Siyasiler, İş dünyası ve Bürokrasi; Kamu malına ve tüyü bitmemiş yetim haklarına el uzatmak ve aracılık etmek suretiyle kirlenmektedir.

Siyaset kurumu, Basın – Medya Çalışanları, Siyasiler, İş dünyası ve bürokrasideki kirlenme, nasıl temizlenecektir? Yoksa devran böylece gelmiş böyle de devam edecek midir?

Siyaset kurumu, Basın – Medya Çalışanları, Siyasiler, İş dünyası ve bürokrasi de, arınma ve temizlenme mutlaka olacaktır.

Temiz kalanlar, harama ve kire bulaşmamış olanları, her daim takdir ettiğimizi, hatırlatmak isterim.

Haram ve Kir ile yaşanmaz. Haramzade ve Kirli kişiler ile yol alınmaz. Haramzade ve Kirli olanlar zamanla her yere SİRAYET eder; Kanser gibi her kişi ve her kuruma metastaz yapacaktır.

Kadim Türk Devlet Aklı ve Devlet Yönetim sistematiği, her gün 18 yaşında ki cevvaliyet ve 70 yaşındaki akıl, erdem, irade ve tecrübeye sahiptir.

Unutanlar; HATA – İHMAL ve İHANETLERİNE yenilerini ekleyecektir. Harama ve KİRE bulanacak, Haram ve KİR kümeleri her yeri ve her kurumu kanser gibi kaplayacaktır.

Haram ve Kir bulaşıcıdır. Cibilliyeti bozuk tipler çok çabuk bir şekilde anlaşır ve kümelenir.

DEVLET ve MİLLETE karşı yapılan HATA ve İHANETİN bedeli ehlince malumdur. Devletin malına el uzatan, tüm eller günü geldiğinde kırılır.

Devletin sağlamış olduğu makam – mevki ve imkân çerçevesinde, yasal olmayan yollardan YIĞDIKLARI veya ÇALDIKLARI tüm dünyalıklarına el konulur.

Haram ve Kirlerden arınmak gerekir. Aksi halde HELAK yakındır.

ESKİLER ve EKSİLER, HARAMZADE ve KİRLİ olanlar ile YENİ bir DÜZEN ve SİSTEM kurulamaz! YENİ bir DÖNEM ve DEVİR başlayamaz.

Ancak TEMİZ olanlar ile yeni bir SİSTEM ve DÜZEN kurabilir, yeni bir DEVİR ve DÖNEM başlayabilir.

Kurucu İrade ve Kuvay-i Milliye Ruhunu temsilcileri önderliğinde, siyaset kurumu, iş dünyası ve bürokraside ki RESTORASYON süreci ile Büyük ve Güçlü Türkiye yolculuğu başlayabilir.

DEVLET; YENİ DÖNEME Matuf; Siyaset kurumu, Siyasiler, Basın – Medya Çalışanları, İş Dünyası ve Bürokrasi de, gerekli tüm önlemleri Beka uğruna almak zorundadır.

Devlet; KİRE BULANMIŞ HARAMZADE tipler ile mutlaka HESAPLAŞACAKTIR.

Hesaplaşma olmadan Helalleşme olamayacaktır. Devletin hesaplaşma ve helalleşme sistemi, ehline malumdur.

Siyaset Kurumuna GÜVEN ve Siyasi DEĞİŞİM!


Dünya ölçeğinde ve ülkemizde yaşamakta olduğumuz siyasi ve özellikle de ekonomik kriz ya da ekonomik konjonktür, bir şeylerin gelmekte olduğunun göstergesi ya da işaret fişeği konumundadır!


Beklenilmeyeni beklemek durumundayız gibi!

Sosyal, siyasi ve ekonomideki yangını, AK Saçlı İhtiyar dostum; 2000’li yıllarda yaşanılan siyaset ve iktidar değişimin temeli, sermaye ve medyanın dizayn edilmesi, sermaye ve medyanın el değiştirmesi, sivil toplum örgütleri vasıtası ile başlatıldığını, vurguladı!

Peki, bugün yaşamakta olduğumuz siyasi ve ekonomik KRİZ bahane edilerek, SERMAYE el mi değiştirmektedir? Ya da SERMAYE bir yere mi Konsolide edilmektedir?

Her siyasi iktidar kendi sermayesini oluşturacağına göre! Ya da her siyasi iktidar kendi sermayesi ile birlikte geleceğine göre!

AK Saçlı İhtiyar dostum; 2000’li yılların başında, Siyasal İslam’ın temsilcisi partideki çatırdama ve partiden ayrılmalar suretiyle yeni bir Siyasal İslamcı partinin kurulduğu günleri, bir film şeridi gibi gözlerimin önüne serdi!

AK Saçlı İhtiyar dostum; daha sonra günümüze kadar geldi! Peki, 2000’li yılların başında ülkemizde yaşanılan sosyal, siyasi ve ekonomik kriz aynen devam ediyor mu, diye sordu? Cevap veremedim! Daha fazlası var, çünkü!

Ulusal güvenlik; Ekonomik, askeri, politik, sosyal ve teknolojik unsurların tamamını kapsamaktadır!
Geleneksel güvenlik anlayışına göre ulusal güvenlik; bir devletin toprak bütünlüğü ve bağımsızlığını korumak olarak tanımlanmaktadır!

Toprak bütünlüğü ve bağımsızlık kadar, ekonomik istikrar ve ekonomik bağımsızlık da önemlidir!

Ekonomik istikrar ve güvenliği tesis edemeyen ülkeler, ulusal güvenliğini de tesis edemez!

Devletler her türlü tehdide karşı, toprak bütünlüğü ve ulusal güvenliğini korumak için strateji ve taktik geliştirmek zorundadır!

Ulusal güvenlik, bir devlet ve millet için olmaz ise olmazlar arasındadır! Aksi halde, devlet ve millet varlığını sürdüremez!

Güvenliğin askeri yönü, ulusal güvenliğin tek unsuru olmamakla, önemli bir bileşenidir!

Güvenliğin askeri yönünün yanı sıra, diplomasi yönü ile toplum ve çevre, enerji ve doğal kaynaklar, ekonomi ve siber yönleri de bulunmaktadır!

Ekonomik güvenlik; Bir ülkenin refahı ve ekonomik sisteminin işleyişini tehlikeye atabilecek potansiyele sahip, ekonomisine yönelmiş tehditlerle ilgilidir!

  • Peki, Ülkemizde, Ekonomi güvenliği sorunu var mıdır?

Siyaset ve ekonominin gündemi, çok yoğun! Peki, Siyaset kurumu nereye evirilmektedir? Ya da, dün olduğu gibi ekonomik kriz maharetiyle, siyasi olarak yeni bir MİLAT ve dönemin eşiğinde miyiz?

Siyaset kurumuna güven kalmadığından kaynaklı, siyasi ve ekonomik istikrar yok hükmündedir!
Siyaset kurumu ve ekonomiye olan güven; Sosyal, siyasi ve ekonomik istikrarı, ulusal güvenliği de beraberinde getirecektir!

  • Peki, bugün siyaset kurumuna ve siyaset adamlarına güven var mıdır?

Toplumun GÜVENİNİ kaybeden bir Siyaset kurumunun böyle bir durumda neler yapması beklenir?

Bugün, ülkemizde yaşamakta olduğumuz sosyal ve ekonomik konjonktür, 2002 yılında yaşanılan ve Kasım genel seçimleri öncesinden bir farkı var mıdır?

Siyasi ve ekonomik istikrar; ekonomi güvenliğini ve ulusal güvenliği de beraberinde getirecektir!

Ya da siyasete olan güven ve siyasette ki istikrar, aynısı ile ekonomiye ve ulusal güvenliğe de yansıyacaktır!

  • Çünkü Ekonomi güvenliği aynı zamanda ulusal güvenlik demektir!

Siyasi İstikrar; Ehliyet – liyakat ve adaletin devletin her kademesinde içselleştiği, döviz kurları ve mutfaktaki ateşin söndüğü, bir dönemi de beraberinde getirecektir!

  • Ya da Siyasette, Güvene dayalı yeni siyasi bir değişim ile yeni bir MİLAT ve DÖNEM başlayacaktır!

Siyaset ve Bürokrasi ARINMALI!.

Siyaset ve siyasetin kamu kurumlarına aracılık yaptığı devlet bürokrasi toplumun aynası ve bir yansıması olarak karşımıza çıkmaktadır!

Bir toplumda;  sorun, arıza veya sıkıntı olduğu durumda, siyaset kurumu ve siyasetin referansı ile devlet kademesine atanan bürokrasi de,  aksaklık ve yanlışlıkları gözlemekteyiz!

Siyaset kurumu ve siyasetin tavassut ettiği bürokrasinin kirlendiğinden ve temizlenmesi – arınması gerektiğinden serzeniş ve sitem dolu sohbetlere şahit oluyoruz!

Siyaset kurumu ve bürokrasi neden ve nasıl  kirlenmiştir? Siyaset kurumu ve bürokrasideki kirlenme, nasıl temizlenecektir? Yoksa devran böylece gelmiş  böyle de devam edecek midir? Edemeyeceğine göre!

Haram ile beslenen; Gönül – Kalbe zamanla kir kümelenmeleri oluşur! Hz. Mevlana; Göz günah işlemişse, onu su ile yıkayamazsınız! Onun kirini giderecek olan ancak gözyaşıdır, buyurmaktadır!  

Kutsal Kitabımız Kuranı Kerimde; Arınan kurtulmuştur, diyor! Peki, nasıl arınmalıyız? Arınmanın yolu ve yöntemi nedir? İnsan ve toplumlarının kıyameti veya helakinin yoğun kirlenmenin akabinde geldiği noktasında, ikaz ve uyarılarda bulunmaktadır!

Siyaset kurumu ve bürokrasi de, arınmaya ve temizlenme ihtiyacı olduğunu sürekli olarak ifade ediyoruz!

Kir ile yaşayamazsınız! Kirli kişiler ile yol alınmaz! Kir ve Kirli olanlar zamanla her yere SİRAYET eder!

Türk Devlet yönetim sistemi ve Kadim Devlet Aklı, her gün 18 yaşında ki cevvaliyet ve 70 yaşındaki akıl, erdem, irade ve tecrübeye sahiptir!

Unutanlar;  HATA ve İHMALLERİNE İHANETLERİNİ de ekleyecektir! KİRE bulanacak ve KİR kümeleri her yeri ve her kurumu kaplayacaktır!

DEVLET ve MİLLETE karşı yapılan HATA ve İHANETİN bedeli ehlince malumdur! Devletin malına el uzatan, tüm eller günü geldiğinde kırılır!

Devletin verdiği makam – mevki ve imkân, çerçevesinde, HARAM ile KİRLENDİKLERİ ve YIĞDIKLARI veya ÇALDIKLARI tüm dünyalıklarına da el konulur! Kir ile yaşayamazsınız! Kirlerden arınmak gerekir! Aksi halde HELAK yakındır!

ESKİLER ve EKSİLER, HARAMZADE ve KİRLİ olanlar ile YENİ bir DÜZEN ve SİSTEM kurulamaz!  YENİ bir DÖNEM ve DEVİR başlayamaz!

Ancak TEMİZ olanlar ile yeni bir SİSTEM ve DÜZENİ kurabilir, yeni bir DEVİR ve DÖNEMİ başlatabilirsiniz!

Kurucu İrade ve Kuvay-i Milliye Ruhunu temsilcileri önderliğinde, bürokraside ki RESTORASYON süreci ile Büyük ve Güçlü Türkiye yolculuğu başlayacaktır!

Eskiler; Efradını Cami, Ağyarını mani, diyor!  Bu ifadenin anlamı; Bir şeyin tam ve mükemmel olabilmesi için gerekli, faydalı ve kullanışlı olan en ufak unsurları içine alması ve barındırması!

Bünyesine ve kendisine de gereksiz ve zararlı olan en ufak unsurları ise dışarıda bırakması anlamında kullanılan bir sözdür! Alınmaması gerekenleri dışarıda bırakan, alınması gerekli olan her şeyi de içine alan, tam ve eksiksiz, anlamındadır!

DEVLET; YENİ DÖNEME Matuf; Siyaset kurumu ve Bürokrasi de, gereken tüm önlemlerini almaktadır!

EFRADINI CAMİ olanlar ile KADİM ve NİZAMI ÂLEM yolculuğuna devam edecektir! Ağyarına mani olanlar ise bünyeden RESTORASYON süreci il etek tek atılacaktır!

Devlet; AĞYARINI MANİ olanlar yani KİRE BULANMIŞ HARAMZADE tipler ile HESAPLAŞACAKTIR! Hesaplaşma olmadan Helalleşme de olmayacaktır! Devletin hesaplaşma ve helalleşme sistemi,  ehlince malumdur!.

Acele ve Yanlış Karar Vermenin BEDELİ!

Türkiye gibi jeo-stratejik ülkelerde, gündem çok kolay ve hızlı değişmektedir! Normal bir vatandaş,  gündeme yetişmesi ve takip etmesi, çok zor ve hatta imkânsız derecededir!  

Olay ve olgu meydana gelir,  vatandaş sadece sonuçlarını görebilir!  Vuku bulan olay ve olguları;  süreç,  detay, arka planı ve hatta ileriye yönelik olan etkilerini çok sonradan görebilir! Okuma yapabilirse, ne ala! Yapamaz ise zaten onu da göremez ve anlayamaz!

1990’lı yıllara kabaca bir göz gezdirdiğimizde, ne demek istediğim, kolay bir şekilde anlaşılacaktır. Ülkemiz ve bölge üzerinde hesabı olanlar, içerideki taşeronları vasıtası ile oluşturulan gündemi yakalamakta çok zorlanıyorduk. Acaba neden?

Bölge ve ülkemiz üzerinde hesabı olanlar, tekrar ve çok güçlü olarak gelmeye devam ediyor!  Daha önceki yıllarda olan ve olayları ne görebiliyor ve ne de cevap verebiliyorduk! Cevap verebilecek olan kişiler,  kanallar ve kurumlarımız, işbirlikçi taşeronlar maharetiyle,  işgal altında bulunuyordu!

Bir yüzyılı daha heba etmenin anlamı yok diye düşünüyorum! Bölge hakları adına bazı kararları almamız ve tarihin yüklemiş olduğu sorumluluğu yüklenmenin ve cesaretimizi toplamamızın vakti çoktan geldi ve geçti!

Ülkemiz ve bölgemizde meydana gelen ve yetişmekte zorlandığımız gündeme yönelik, LAO TZU öyküsü ve Hızır (as) ve Musa (as) kıssalarını; okumayı, anlamayı, anlamlandırmayı ve olaylara bir de bu zaviyeden bakmayı düşünüyor ve öneriyorum.

Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatle tamamlamış: Siz erken karar vermeye devam edin, demiş, ihtiyar!  Meydana gelen olayların hangisinin talih, hangisinin şanssızlık olduğunu, sadece Allah biliyor! Acele karar vermeyin! Hayatın küçük bir dilimine bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının! Karar; aklın durması halidir! Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur! Buna rağmen akıl, insanı daima karara zorlar! Oysa gezi asla sona ermez! Bir yol biterken yenisi başlar! Bir kapı kapanırken, başkası açılır! Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz!

Hızır ve Musa aleyhi selamın hikâyesi; Bir gün Hızır (as) ile Hz. Musa yolda giderken Hızır (as) Hz. Musa’ya: Artık seninle burada ayrılıyoruz! Çünkü sen benim yaptıklarıma dayanamazsın, demiş! Hz. Musa ise hayır ben seninle gelmek istiyorum! Söz veriyorum yaptıkların hakkında sana hiçbir şey sormayacağım, demiş! Böylelikle yola çıkmışlar! Biraz gittikten sonra karşılarına bir gemi çıkmış! Bu gemi yoksullara aitmiş!  Hızır (as) bu gemide bir delik açmış! Hz. Musa bunu görünce; sen ne yapıyorsun, şimdi bu insanlar nasıl gidecekler, bunu neden yaptın, demiş!  Hızır (as.) ise, hani bana bir şey sormayacaktın! Tamam, buraya kadar artık seninle ayrılıyoruz,  demiş!  Hz Musa bunu duyunca, tamam bir daha ağzımı açmayacağım, demiş!  Tekrar yola koyulmuşlar!  Yolda giderlerken Hızır (as) bir çocuğu öldürmüş!  Musa (as.) iyice hiddetlenmiş ve sen ne yapıyorsun, o daha çok küçük, onu neden öldürdün, demiş!  Hızır (as.) yine, hani bir şey sormayacaktın, artık bu kadar yeter, seninle yollarımız burada ayrılıyor, demiş!  Hz. Musa tekrar özür dileyerek bir daha yapmayacağını söylemiş! Ve sonunda bir köye varmışlar! O köydeki kadınlardan su ve yiyecek bir şey istemişler!  Fakat kadınlar, Hızır (as) ile Hz. Musa’yı kovmuşlar! Buna rağmen Hızır (as.) köyün tam çıkışındaki yıkılmak üzere olan bir duvarı onarmış! Hz. Musa bunu görünce tekrar bağırmaya başlamış!

Ve Hızır (as.): Tamam, bu kadar yeter sana her şeyi anlatacağım ve seninle ayrılacağız! Gemiyi delmemim sebebi ileride sağlam gemileri ele geçiren korsan gemisi vardı! Gemiyi deldim ki o korsanlar gemiyi sağlam diye ele geçirmesinler! Çocuğu öldürmemin sebebi o çocuk büyüyünce inkârcı, kâfir bir çocuk olacaktı ve ailesine eziyetler edecekti! Bundan dolayı küçük yaşta öldürdüm ki büyüyünce böyle olmasın! Gelelim duvarı onarmama! O duvarın altında iki yetim çocuğa bırakılan miras var!  Bu duvar zamanla yıkılacak ve artık o arsayı ekin ekmek için kullanacaklar! Bu yüzden onardım ki çocuklar büyüyene kadar idare etsin, çocuklar büyüyünce mallarını alsınlar, demiş!

Ya karar verip, tarih – kültür ve coğrafya aklının gereği olarak,  zamana ve mekâna sahip olacağız! Ya da yine yüz yıl önce olduğu gibi birileri bizim adımıza karar verip; kavga – kaos ve kıtlıklarla boğuşacağız!  Ülke ve bölge olarak kaybedecek vaktimiz kalmadı! Varlık ve yokluk meselesi olduğunu anlayabilmek adına! Bir ve Beraber olmak zorundayız! Aksi halde, yüz yıl önce olduğu gibi lime lime ederler!

Sonsuz Kudret sahibi Yüce Allah, Bakara suresi, 216. Ayetinde;  Sizin hayır bildiklerinizde şer, şer bildiklerinizde hayır vardır  ALLAH bilir siz bilemezsiniz, buyurmaktadır!

Sıklet – Merkez ve Denge Ülke; Türkiye!

Dünyanın 200 yıllık; Siyasi ve Ekonomik Güç dengesinde; Avrupa – Atlantik bölgesi, başta gelmektedir!  Ara dönemlerde diğer bölgelere kaydığına şahit oluyoruz!

Dünyanın Güç dengesi, dün olduğu gibi bugün de, Avrasya –  Asya bölgesine kaymaktadır!   2. Dünya Savaşının akabinde, Savaşın galibi Güçler, emperyalist sürecin devamı adına kurmuş oldukları; Birleşmiş Milletler, IMF, Dünya Bankası ve NATO vb. örgütler ile hegemonya güçlerine güç katmıştır!  

Geldiğimiz noktada; Avrupa ülkeleri, artık Dünyayı istedikleri gibi sömüremeyeceklerini anlamıştır!  Dünya artık eski Dünya değil. Avrupa da artık eski Avrupa değil!  Asya ve Afrika bölge halkları artık uyanmıştır! 

Asya bölgesi; Dünyanın ekonomik, siyasi ve enerji üs merkezi olduğunun idrakine varmıştır!  Avrupa – Atlantik güçleri, bu uyanışın önüne geçebilmek ve karşılarında bir Güç olmasını engelleyebilmek adına, operasyon ve girişimlerde bulunmaktadır! Nafile bir çaba!

Dünyanın ekonomik güç merkezinin Atlantik’ten Avrasya bölgesine kaydığı ve adı konmamış bir küresel, asimetrik savaşın yaşandığı zaman diliminde,  ateş çemberiyle örülen Avrasya ve Ortadoğu’nun gözde ülkesi Türkiye; tarihi liderliğini, yeniden pekiştirmektedir!  Tarihin ve coğrafyanın yüklemiş olduğu sorumluluk, bunu emreder!

Dünyada, Büyük bir Güç olmaya karar vermiş, bir Türk Devleti var!  500 milyonluk Türk nüfusu ile Türk medeniyetini ve 1,5 milyarlık Müslüman ile de İslam âlemini canlandırmaya, uyandırmaya ve birlik olmaya karar vermiş, bir Türk Devleti var!   Gelmeye – çevrelemeye ve kuşatmaya çalışacaklar! Ne yapsalar boş!

Yeni bir Dünya düzeni kurulur ve haritalar çizilirken; küresel ve emperyalist güçler;  paylaşım ve bölüşüm savaşında, mazlum halklar üzerindeki etkilerini eskisi gibi devam ettiremeyeceklerini,  anladıkları için çözüm yolları aranmaktadır! 

Bu coğrafyada yaşayan tüm halkların kaderi ve kederi ortaktır! Bu toprakların mazisi ve istikbali müşterektir!

Suriye, Irak ve Libya’da yaşayan halkların başına gelenler, yarın başka bölgelerde ki halkların, başına gelmeyeceğinin bir garantisi yoktur!  

Daha sonra değil,  hemen acilen harekete geçmek ve bölge halkları olarak birlik olmak vaktidir!

Türkiye Cumhuriyeti Devleti,  kurulduğu tarihten itibaren, yönetim kademesindeki; erk ve ekoller arasındaki çatışmalardan kurtulmak zorundadır!

Aksi halde, Türkiye ve bölge halkları olarak, kaybederiz! Aksi halde, Türkiye ve bölge halkları olarak, Varlık ve Beka sorunu ile karşı karşıya kalırız!

Horasan Erlerinin Türk ve İslam yurdu kıldığı; Anadolu’yu DAR ederler! Bekleştikleri şekilde, Orta Asya’ya göndermeleri için fırsat vermiş oluruz!

Dünya ve bölgemizde ki paylaşım ve bölüşüm savaşlarına, Büyük ve Güçlü bir Türkiye ancak karşılık verebilir!

Bölge halkları ve Türkiye;  bölgenin barış – huzur ve selameti adına; birlik ve beraberlik halinde olmaktan başkaca bir seçimi yoktur! 

SOĞUK SAVAŞ benzeri,  yeni bir DENGE – SİSTEM ve DÜZEN kurma  aramalarının sürdüğü dönemde;  Şanghay İşbirliği Örgütü’nün devlet başkanları zirve toplantısına, Avrasya’nın yeniden ayağa kalkması çerçevesinde,  okuma yapmak, daha sağlıklı olacaktır!

Devlet Adamı Kimdir?

Şeyh Edebali; Altı Yüz yıl, İnsanı Yaşat ki, Devlet Yaşasın, ilkeleri çerçevesinde ki; Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Beye, nasihatlerinde şöyle ifade buyurmaktadır!

Ey Oğul!   Şunu da unutma! İNSANI YAŞAT ki; DEVLET YAŞASIN!  Zümrüt-ü Anka’nı iyi seç ki, Kaf Dağı sana yakın olsun! Peki, Zümrüd-ü Anka ve Kaf Dağı, neresidir?

Siyaset meydanlarda yapılır! Siyaset adamı ve özelliklede siyasi parti başkanı,  karizmatik ve liderlik özellikleri olmalıdır! Siyaset adamı, seçimi kazandıktan sonra siyasetçi kimliğini bir kenara bırakmalı ve artık devlet adamı olmalıdır!

Devlet dediğimiz kurumda, birlik ve beraberlik adına,  süreklilik esastır! Devletin bekası adına, değişmez kurallar bütünü vardır! Her siyasi parti veya siyasetçiye göre, devletin değişmez ve değiştirilemez politika ve kurallarında, esneklik olamaz!

Siyasetçi, devletin bekası ve milletin birliği adına, belirli politika ve kurallara uymak zorundadır! Uymadığı durumlarda, neler olduğunu tarihin tozlu raflarından okuyabiliriz!

Devlet ve millete hizmet etmesi için göreve başlayan; amir, müdür ve daha sayamadığımız devletin tüm memurları;  onun, bunun, şunun adamı veya şu siyasetçinin yakını ve kontrolünde gibi ifadelere şahit olmaktayız! Neden acaba?

Devletin amiri veya müdürü, savcısı ve hâkimi,  neden birisi veya birilerinin yakını veya adamı olmak zorundadır? Yoksa bu kişilerin maaşını ifade edildiği gibi adamı oldukları beyler mi ödemektedir?

Devletin memuru, kimsenin adamı olmak zorunda değildir! Devletin amiri de memuru da devlet ve millet için çalışmak ve hizmet etmek zorundadır! Devletin memuru, kişi ya da belirli zümrelere hizmet etmesi için atanmamıştır! Devletin amiri de memuru da; Milletin ödediği vergiler ile maaşını aldığını unutmamalıdır!

Son dönemde, medyaya yansıyan haber ve olgular çerçevesinde, devlet kademesi ve bürokraside en büyük eksiklik; DEVLET ADAMI kıtlığı olduğu ayan beyan görülmektedir!

Kaht-ı rical; ehliyet ve liyakat sahibi,  yetişmiş ve eğitimli insan kıtlığı, demektir! Ancak deyimin birebir Türkçe karşılığı böyle olsa da, devlet yönetiminde; ehliyet ve liyakat isteyen alanlarda; kültür, bilgi ve birikimiyle yetişmiş, kalifiye insanın bulunamaması, durumunu anlatır!

Peki, DEVLET ADAMI veya KAHT-I RİCAL kimdir, neleri yapar ve neleri de yapmamalıdır? Devlet Adamını, neredeyse mumla arar olduk!

Devlet Adamı; siyasetten geldiği gömleğini çıkaran, devlet gömleğini giyen ve onun kurallarına uyandır!

Devlet Adamı; görevine başlarken ettiği yemine sadık kalandır!

Devlet Adamı; yasalara ve yargıya saygılı olandır!

Devlet Adamı; devlet ve milleti yaşatmak için vardır!

Devlet Adamı; devletten beslenen, semiren ve yaşayan değildir!

Devlet Adamı; bir zümre veya gruba değil, sadece vatandaşa hizmet eder!

Devlet Adamı; siyasi yandaş ve nepotizme hizmet etmez!

Devlet Adamı; devletin memurunu sadece ehliyet ve liyakate göre atar, yandaş ve sadakate göre değil!

Devlet Adamı; hak ve adalete dayanır,  devletin tüm kanun ve kurallarına biat eder!

Devlet Adamı; adaletin olmadığı yerde zulmün olacağını ve zulüm ile de abad olunmayacağını bilmelidir!

Devlet Adamı; ilim, bilim, evrensel değerler ve devletin kuralları ile konuşur!

Devlet Adamı; vicdana hitap eder, cüzdan ve dünyalık kişisel çıkarlar ile iştigal etmez!

Devlet Adamı; kendini,  devlet ve milletin hizmetine adar!

Devlet Adamı; yaptığı işlerden kaynaklı,  vatandaştan itaat ve minnet beklemez!

Siyaset Kurumu ve Bürokrasi Arınırken!

Siyaset, siyasetin içindekiler ve siyasetin de aracılık yaptığı devlet bürokrasi toplumun aynası ve bir yansıması olarak karşımıza çıkmaktadır!

Bir toplumda;  sorun, arıza veya sıkıntı olduğu durumda, siyaset kurumu ve siyasetin referansı ile devlet kademesine atanan bürokrasi de,  aksaklık ve yanlışlıkları gözlemekteyiz! Neden?

15 Temmuz hain darbe ve işgal kalkışması akabinde; toplumda meydana gelen ve şahlanan Yerli ve Milli Birlik – Beraberlik ve tam Bağımsızlık duygusu, siyaset kurumu ve bürokrasiye de aynen aksetmiştir!

Siyaset kurumu ve siyasetin tavassut ettiği bürokrasinin kirlendiğinden sürekli olarak serzeniş ve sitem dolu sohbetlere şahit oluyoruz! Peki, neden?

Siyaset kurumu ve bürokrasi neden kirlenmiştir? Siyaset kurumu ve bürokrasideki kirlenmeyi nasıl temizleyeceğiz? Bu kirlerden nasıl arınacağız? Arınmalı mıyız? Ya da, arınabilir miyiz? Yoksa devran böylece gelmiş aynen böyle de devam edecek midir? Edemeyeceğine göre!

Kirlenme, kavram olarak, bir Gönül ve Kalp hadisesidir! İnsan, ancak kalben kirlendiği zaman bir kirlenme duygusu içine girer!

Haram ile beslenen; Gönül – Kalbe zamanla kir kümelenmeleri oluşur! Hz. Mevlana; Göz günah işlemişse, onu su ile yıkayamazsınız! Onun kirini giderecek olan ancak gözyaşıdır, buyurmaktadır!  

Kutsal Kitabımız Kuranı Kerimde; Arınan kurtulmuştur, diyor! Peki, nasıl arınmalıyız? Arınmanın yolu ve yöntemi nedir? İnsan ve toplumlarının kıyameti veya helakinin yoğun kirlenmenin akabinde geldiği noktasında, ikaz ve uyarılarda bulunmaktadır!

Siyaset kurumu ve bürokrasi de, bir arınmaya ve temizlenme ihtiyacı olduğunu sürekli olarak ifade ediyoruz! Devletin tüm kurum ve kuruluşlarında; ‘tipi bizden fakat çipleri de küresel ve emperyalist güçlerin elinde bulunanlar’ bir bir tespit edilmekte ve bağlı bulundukları kurumlardan gönderilmekte, Devlet temizlik operasyonlarına halen devam edilmektedir! Kir ile yaşayamazsınız! Kirli kişiler ile yol alınamaz! Kir ve Kirli olanlar zamanla her yere SİRAYET eder!

Türk Devlet yönetim sistemi ve Kadim Devlet Aklı, her gün 18 yaşında ki cevvaliyet ve 70 yaşındaki akıl, erdem, irade ve tecrübeye sahiptir! Bunu unutanlar;  HATA ve İHMALLERİNE İHANETLERİNİ de ekleyecektir! Yani KİRE bulanacak ve KİR kümeleri kaplayacaktır!

DEVLET ve MİLLETE karşı yapılan HATA ve İHANETİN bedeli ehlince malumdur! Devletin malına el uzatan, tüm eller günü geldiğinde kırılır! Devletin verdiği makam – mevki ve imkân, çerçevesinde, HARAM ile KİRLENDİKLERİ ve YIĞDIKLARI veya ÇALDIKLARI tüm dünyalıklarına da el konulur! Kir ile yaşayamazsınız! Kirlerden arınmak gerekir! Aksi halde HELAK yakındır!

ESKİLER ve EKSİLER, HARAMZADE ve KİRLİ olanlar ile YENİ bir DÜZEN ve SİSTEM kurulamaz!  YENİ bir DÖNEM ve DEVİR başlayamaz! Ancak TEMİZ olanlar ile yeni bir SİSTEM ve DÜZENİ kurabilir, yeni bir DEVİR ve DÖNEMİ başlatabilirsiniz!

Kazasız ve belasız bir seçim ve devir teslim töreni akabinde; Horasan geleneğinden gelen, Kurucu İrade ve Kuvay-i Milliye Ruhunu temsil eden; TÜRK bir Lider ve bürokraside ki RESTORASYON süreci ile Büyük ve Güçlü Türkiye yolculuğu başlayacaktır!

Eskiler; Efradını Cami, Ağyarını mani, diyor!  Bu ifadenin anlamı; Bir şeyin tam ve mükemmel olabilmesi için gerekli, faydalı ve kullanışlı olan en ufak unsurları içine alması ve barındırması!

Bünyesine ve kendisine de gereksiz ve zararlı olan en ufak unsurları ise dışarıda bırakması anlamında kullanılan bir sözdür! Alınmaması gerekenleri dışarıda bırakan, alınması gerekli olan her şeyi de içine alan, tam ve eksiksiz, anlamındadır!

DEVLET; YENİ DÖNEME Matuf; Siyaset kurumu ve Bürokrasi de, gereken tüm önlemlerini alacaktır! EFRADINI CAMİ olanlar ile KADİM ve NİZAMI ÂLEM yolculuğuna devam edecektir!

AĞYARINI MANİ olanlar ile de, YOLLARINI ayıracak ve vakti saati geldiğinde de devletin verdiği makamlar üzerinden KİRE BULANMIŞ HARAMZADE olan mezkûr tipler ile HESAPLAŞACAKTIR! Hesaplaşma olmadan Helalleşme de olmayacaktır! Devletin hesaplaşma ve helalleşme sistemi de ehlince malumdur!.

Siyasete GÜVEN; İstikrar Demektir!

Siyaset, sosyal ve ekonomik gündemi çok yoğun! Takip etmekte, yorumlamakta ve karar vermekte zorlandığımız anlar olmaktadır!

Kim ya da kimler için game-over zili çalmaktadır? Birileri,   OUT olurken birileri de İN olacaktır!  Kabul etmesi çok zor olsa da; Doğanın kanunu böyledir!

Siyaset kurumu nereye evirilmektedir? Siyaset kurumuna güven kalmadığından kaynaklı,  siyasi ve ekonomik istikrar yok hükmündedir!

Ekonominin ateşi böyle devam edecek midir? Ya da bu ateş birilerini yakacak mıdır? Yakarsa sadece vatandaşlar mı yanacaktır? Erken bir seçimde karar vericilere neler olacaktır?

Geçtiğimiz günlerde;  sosyal, siyasi ve ekonomideki yangın ya da yoğun gündemi,  Ak Saçlı İhtiyar dostum ile konuşmaya ve yorumlamaya, çalıştık!

Ak Saçlı İhtiyar dostum;  Kadim Türk Devlet Aklı denetiminde,  2000’li yıllarda yaşadığımız siyaset ve iktidar değişimin temeli,  o günlerde kurulan iş adamları derneği, sermaye ve medyanın dizayn edilmesi, sivil toplum örgütleri vasıtası ile başlatıldığını vurguladı!

Devlet ile Milletin barışmasının temellerinin o günlerde atıldığını! Millet,  içeride bizden görünümlü hainler maharetiyle, Devletine küstürüldüğü için kucaklaşmanın zamanı gelmiştir! Barış, huzur ve kalkınma adına; Devlet, Milleti ile her daim bir ve beraber yürümesi gerekir!

Ak Saçlı İhtiyar dostum; 2000’li yılların başında, Siyasal İslam temsilcisi partideki çatırdama ve partiden ayrılanlar suretiyle yeni bir partinin kurulduğu günleri,  bir film şeridi gibi gözlerimin önüne serdi!

Ak Saçlı İhtiyar dostum; daha sonra günümüze kadar geldi! 2000’li yılların başında ülkemizde yaşanılan sosyal, siyasi ve ekonomik kriz aynen devam ediyor mu yoksa etmiyor mu, dedi?

Ak Saçlı İhtiyar dostum; Ülkemiz, bölgemiz,  vatandaşlar ve tüm mazlum milletler adına, hayırlara vesile olacak,  ne ve neler olmalı, sorularını ekledi ve gözlerden kaybolup gitti!

Bugün, ülkemizde yaşamakta olduğumuz sosyal ve ekonomik konjonktür,  2002 yılında yaşanılan ve Kasım genel seçimleri öncesinden bir farkı yoktur!

Ülke olarak, sağ ve salimen bir seçime gidilmeli, siyaset kurumuna güven yeniden tazelenmeli, ekonomik ve siyasi istikrar ivedi olarak sağlanmalıdır!

Siyasi istikrar, ekonomik istikrar ve ekonomi güvenliğini de beraberinde getirecektir! Tabii ki ulusal güvenliği de! Ekonomi güvenliği aynı zamanda ulusal güvenlik demektir!

İstikrar; Ehliyet – liyakat ve adaletin devletin her kademesinde içselleştiği, döviz kurları ve mutfaktaki ateşin söndüğü, bir dönemi de beraberinde getirecektir!

Ülkenin tüm enerjisi ve dinamikleri berhava olmaktadır! Bir an önce, tepe taklak aşağı veya kaosa doğru gidişe DUR denmelidir! Bunun da yolu ve yöntemi ehlince malumdur!

2023 – 2053 ve 2071 hedeflerindeki Büyük ve Güçlü Türkiye yolculuğuna; Selçuklu – Horasan geleneğinden gelen TÜRK bir LİDER  ve kadrolar ile ehliyet ve liyakat, adalet ve hakkaniyet temeli üzerine bina edilmesi ve toplumsal barışın da temin edilmesi suretiyle başlayacaktır!

Aksi halde, siyasi ve ekonomik istikrar ve sosyal barış tesis edilemez! Ekonomik istikrar ve ekonomik güvenlik olmayınca,  tabii ki ulusal güvenlik de sıkıntıya uğrayacaktır!

Peki, kaos ortamından kim veya kimler semirmektedir? Ya da bu topraklarda kim veya kimler ve neden kaotik bir ortamı talep etmektedir?

Türk Devlet Aklı böyle bir gidiş ve duruma ASLA müsaade etmeyecektir! Kaos ve kaotik bir durumdan birilerinin beslenmesine, devlet ve milletin sıkıntıya düşmesine, asla izin vermeyecektir!

Siyaset Kurumu Arınırken!.

Siyaset ve siyasetin içindekiler toplumun aynası ve bir yansıması olarak karşımıza çıkmaktadır! Eğer bir toplumda sorun, arıza veya  sıkıntı olduğu zaman, siyaset kurumunda da aksaklık ve yanlışlıkları gözlemekteyiz! Ya da bazen tam tersi olmaktadır! Neden? 15 Temmuz hain darbe ve işgal kalkışması akabinde toplumda meydana gelen ve şahlanan,  Yerli ve Milli Birlik – Beraberlik ve tam Bağımsızlık  duygusu, siyaset kurumuna da aynen aksetmiştir! Dost meclislerindeki sohbetlerde siyaset kurumunun  kirlendiğinden  sürekli olarak serzeniş ve sitem dolu sohbetlere şahit oluyoruz! Neden? Siyaset kurumu neden kirlenmiştir?! Peki, siyaset kurumundaki kirlenmeyi nasıl temizleyeceğiz? Bu kirlerden nasıl arınacağız? Arınmalı mıyız? Ya da, arınabilir miyiz?! Yoksa böylece gelmiş aynen böyle de devam etmeli midir?
 
Kirlenme kavram olarak aslında bir Gönül ve Kalb  hadisesidir. İnsan, ancak kalben kirlendiği zaman bir kirlenme duygusu içine girer. Elimiz kirlenir, yıkarız, bir daha bir daha yıkarız ve temizlik duygusuna ulaşırız. Elbisemiz kirlenir, ayağımıza çamur bulaşır, başımızdan aşağıya çamur yağar, bunların hepsinden kurtuluş için sadece su ve sabun yeterlidir. Peki, gönül – kalb kiri böyle midir? Gönül – Kalbe zamanla kir kümelenmeleri oluşur! Hz. Mevlana; Göz günah işlemişse, onu su ile yıkayamazsınız! Onun kirini giderecek olan ancak göz yaşıdır, buyurmaktadır!   Kutsal Kitabımız Kuranı Kerimde, Arınan kurtulmuştur, diyor! Nasıl arınmalıyız? Arınmanın Yolu ve yöntemi nedir? Zaten, Kuran Kerim yine bizlere, İnsan ve toplumlarının  kıyameti de yoğun kirlenmenin akabinde geldiği noktasında, ikaz ve uyarılarda bulunmaktadır! Tüm insanlık fert fert; Akledelim, Tefekkür ve Tezekkür edelim diye! Peki siyaset kurumu ve siyasetçiler kirlendiği zaman neler yapmalıyız?
 
Cumhurbaşkanımız ve AK Parti Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Aday belirleme sürecinde yaşananlar geçmişte kalmıştır! Eğer benim istediğim olursa ‘Eyvallah’, olmazsa ‘Yallah’ derseniz, kusura bakmayın, bu AK Partili olmak değildir! Onlar hep gölgelediler, hep lekelediler ve onlarla da yol yürüyemedik. Onlar yol ve dava arkadaşı olmadılar, yolda bıraktılar! Yola çıktık, milletvekili oldular, belediye başkanı oldular ve  bakan oldular! Trenden inenler bir daha zaten bu trene binemediler ve binemeyecekler. Sadakatin asıl olduğunu bilmeyenler trenden düştükleri yerde kalırlar. Artık enerjimizi milletimizin gönlünü kazanmaya vermemiz gerekiyor. Ehliyet ve liyakatte arananlar bellidir. Dava adamlığı  da zaten bunu gerektirir. MHP Lideri Devlet Bahçeli de; MHP, 4 Mayıs 2018 tarihinde imza altına alınan Cumhur İttifak Protokolü’ne sadık ve bağlıdır. Bu ittifak sıradan bir birliktelik ve siyasi dürtülere teslim olmuş bir yapı, küçük hesaplara tamah eden kaygan ve kaypak bir ortaklık değildir. Cumhur İttifakının saygınlığını zedeleyecek her türlü söz ve davranıştan kaçınılacaktır. Partimizi karalamaya, siyasi tutumunu sulandırmaya ve adaylarımızı yıpratmaya kasten teşebbüs edenler hakkında adli ve hukuki müracaatlar hızlı şekilde gerçekleştirilecektir, ifadelerinin 31 Mart yerel seçimleri ve daha sonraki süreçte yol arkadaşları ve siyaset adamlarının, bölgemiz, ülkemiz ve dünya da kurulmakta olan yeni dünya sistematiği zaviyesinden çok dikkati calip olduğunu düşünüyorum!
 
Yazımızın başlığına tekrar dönecek olursak! Siyaset kurumunun da  bir arınmaya ve temizlenmeye ihtiyacı olduğunu sürekli olarak ifade ediyoruz! 15 Temmuz hain darbe ve işgal kalkışması akabinde, tüm devlet kurum ve kuruluşlarındaki ‘tipi bizden fakat çipleri de küresel ve emperyalist güçlerin elinde bulunanlar’ bir bir tespit edilmekte ve bu kurumlardan gönderilmekte, yani Devlet temizlik operasyonlarına devam etmektedir! Yeterli midir? Bir anda bu işler biter mi? Köklü bir temizlik yapılabilir mi? Tabii ki hayır! Yazılarımızda zaman zaman ifade etiğimiz gibi, Türk Devlet yönetim sistemi ve Devlet Aklı her gün 18 yaşında ki cevvaliyet ve 70 yaşındaki akıl, erdem, irade ve tecrübeye sahiptir! Devleti yönetmeye talip olan, İktidar, ama muhalefet ve muhalefet partilerinde de, 31 Mart mahalli seçimindeki adayların açıklanması ile birlikte, kendilerini aziz devlet ve asil milletin  sahibi olduğunu zanneden  aklı evvel tipler siyaset kurumu ve gemisini terk etmektedir! Neden? Doku uyuşmazlığı mı olmaktadır! Ya da değişen ve değişmekte olan  siyaset kurumundaki yapı bu tipleri kabul etmemekte midir? Eskilerin güzel bir deyişi; Efradını Cami, Ağyarını mani, ifadelerin de olduğu gibi! Bu ifadenin anlamı; Bir şeyin tam ve mükemmel olabilmesi için gerekli, faydalı ve kullanışlı  olan en ufak unsurları içine alması ve barındırması! Bünyesine ve kendisine de gereksiz ve  zararlı  olan en ufak unsurları ise dışarıda bırakması anlamında kullanılan bir sözdür. Alınmaması gerekenleri dışarıda bırakan, alınması gerekli olan her şeyi  ise içine alan, tam ve eksiksiz, anlamındadır.