Beklenilmeyeni Beklemeli; Yeni bir DÖNEM — 3 —

İster bir yönetici, ister bir sanatçı ve isterse öğrenci olsun; sorunların çözümü için Farklı Yaklaşımlar Geliştirmek ve Bakış Açısını Değiştirmek gerekir.

Düşünce şekli, mantığı ve alışkanlıkları, ters çevirmeli! Peki, Beklenenin tam tersini yapmak ne gibi sonuçlara yol açabilir.

Olay ve olgulara, başka bir açıdan ve özellikle de, alışkanlıkları değiştirmek suretiyle bakabilmeyi öğrenmek gerekir.

Dar siyasi kalıplardan ya da siyasi çıkarlar çerçevesinden kurtulmak gerekir.

Hayatta her şey olabilir! Olmaz denilen şeylere hazır olmak gerekir! Hayat durağan değildir! Atom parçalanır ve algılar da parçalanır ve değişebilir.

Hayata, dünyaya, olay ve olgulara, farklı yaklaşımlar geliştirmek, bakış açısı ve alışkanlıkları değiştirmek suretiyle, neler neler elde edilebilir?

Hayatın statik olmadığı ve her an her şey olabileceği! Değişim ve Dönüşüm! Değişim, Dönüşüm ve Yeni bir Dönem!

Olmaz ve olamaz denilen şeylerin hayatta olduğunu! Her şey; zıtlar ile birlikte, bir denge ve anlam ifade eder.

  • Hayatın statik olduğu bakış açısı ve düşünce şekli, yaratılışa aykırı! Her şey; hem zıtlar ve hem de değişim üzerine bina edilmiştir.

Peki, çevremizde ki, tüm olay ve olgulara; Farklı yaklaşımlar geliştirmeye, Bakış Açımızı ve Alışkanlıklarımızı değiştirmeye hazır mıyız?

Peki, yeni bir yol ve yeni bir gerçeğe erişebilmek adına; farklı yaklaşımlar geliştirmeye, alışkanlıklar ve bakış açısını değiştirmeye ihtiyaç var mıdır?

İnsanoğlu yıllardır yaşamakta ve yapmakta olduğu şeyleri bir anda terk edemiyor. Yani İnsan için yeni bilgiyi ve yeni olguyu kabul etmek çok zor bir durumdur.

Yeni gelen bilgi, eskilerin yani güç ve iktidar sahiplerinin itibar ve saygınlıklarını, sarsmakta ve yok olması demektir.

İnsan ve nefis için itibar ve saygınlık çok önemlidir! İtiraz yeni gelen bilgiye değildir! İtiraz ve reddetmek; itibar, saygınlık, konum ve güçlerinin yok olmasına karşıdır!

  • Peki, Beklenilmeyi beklerken, Yeni dönemde, kim ya da kimlerin makam – mevki – iktidar ve güç konumları sallanmaktadır?

Değişimine direnen yapılar; menfaat ve çıkarları, güç ve iktidarları uğruna, bir millet ve toplumun geleceğini tehlikeye atmakta hiçbir kaygı taşımaz.

  • Yeni dönem; Kurucu İrade ve Kuvay-i Milliye Ruhu devlet kodlarının sisteme hâkim olduğu ve RESTORASYON süreci akabinde; yeniden diriliş ve şahlanışın başlangıcı olacaktır.
  • YENİ bir DÖNEMİN eşiğindeyiz! Kurucu İrade ve Kuvay-i Milliye Ruhu temsilcileri, tüm devlet bürokrasisinin de; ehliyet – liyakat – adalet üzerine bina edileceği RESTORASYON süreci akabinde, yeniden bir kalkınma ve şahlanış başlamak üzeredir.
  • Kuvay-i Milliye Ruhu; ihtiyaç olunduğunda, bütün ülke olarak, tek bir yumruk olabileceğimiz ve düşmanın kafasına bu yumruğu indirebileceğimizin; her bir ferdin; vatanın bekası için elinden gelen her hizmeti verebileceğinin genlerimize işlenmiş halidir.

Yeni dönemi kabullenemeyen ehliyetsiz – liyakatsiz ve kifayetsiz muhterisler; devlet yönetim sisteminden tamamen tasfiye edilecektir.

Direnmeleri boşunadır! Direnmeleri sadece inkârlarını artıracak ve devletin CELAL yüzü ile karşı karşıya kalacaklar! Yapmış oldukları tüm ihanetlerinin hesabı da tek tek sorulacaktır.

Yeni döneme matuf tüm olay ve gelişmelerin PERDE ARKASINDA ki Kadim Türk Devlet Aklının KURGU ve PLANI okumayan, anlamayan, yorumlamayan ve göremeyenler; MAGAZİN boyutu ile gününü gün eder.

Neymiş Efendim! Sözün tamamı ve lafın fazlası, ahmak ya da aptala söylenirmiş.

Beklenilmeyeni Beklemeli; Yeni bir DÖNEM — 2 —

Türk Devlet yönetim sistematiğine, Kadim Türk Devlet Aklı tamamen hakim olduğunu, sürekli olarak vurgulamaya çalışıyorum.

Siyasette hiçbir şey tesadüfi değildir! Bir şey vuku buluyorsa, o şey önceden planlandığından emin olabiliriz.

Türkiye gibi ülkelerde, SİYASİ DEPREM öncesi; Jeolojik DEPREMLER olmakta ve TV’lerde boy boy DEPREM UZMANI türemektedir. Neden Acaba?

Bir yerlerde, bir AKIL tarafından KURGULANAN, SİYASİ DEĞİŞİM ya da SİYASİ DEPREM; LOADING – YÜKLENİYOR…

Jeolojik depremler sanki siyasi depremin habercisi gibi.

Para ve kadın, makam ve mevki, güç ve iktidar; mayası ve cibilliyeti bozuk insanı değiştirebilir! Bazıları devlet ile kendini eşdeğer görme hülyalarına kapılabilir.

Kamu gücü ve beytülmal ne olduğunu idrak edemeyenler, hem hata yapmak ve hem de yanmaya mahkum olur.

Devletin makamlarında oturanlar; buraların geçici olduğunu ve babasından miras kalmadığını, kendisinden önce bu makamlarda kimlerin bulunduğunu, bu makamların vatandaşa sadece hizmet yerleri olduğunu, aklından çıkarmamalı.

Devletin makamları vatandaşa hizmet yerleridir. Mal – mülk yığma ve yağma hasan börek yerleri asla değildir.

Haksız ve haram yoldan elde edilen dünyalıklar, günü geldiğinde, Devlet almasını bilir! Haram ile yol alınamaz! Zulum ile ABAD olunamaz.

Tüyü bitmemiş yetim malına el uzatan haramzadelerin, ellerini; devlet günü geldiğinde hem kırar ve hem de kesmesini bilir.

İnsan; et, sinir ve duygudan yaratılmıştır. Eskiler ne güzel ifade buyurmuş; Mağrurlanma padişahım, senden büyük Allah var.

Kabul ve ön kabulleri yıkmak atomu parçalamaktan zordur! Yeni gelen bilgi ya da yaklaşmak olan teni bir dönemi, kabul etmek kolay bir mesele değildir.

Devlet, millet içindir? Devlet, birilerinin tapulu malı değildir! Hükumet nedir? Devlet, kimdir veya nedir? Devlet ve hükümet aynı şey midir?

Hem beş bin yıllık devlet geleneği ve hem de Kadim Türk Devlet Aklından dem vuracağız! Hem de devletin başına gelmesi muhtemel siyasi kadronun tombaladan çıkması bekleyeceğiz, öyle mi?

Peki, Türk Devleti ebed – müddet – devam ülküsü nasıl işleyecektir?

Algıları değiştirmek; atomu parçalamaktan daha zordur! Atom parçalandığı gibi tüm ALGILAR değişecektir.

Yeni bir dönem ve değişim, KADİM bir AKIL kontrolünde vuku bulacaktır.

HER ŞEY DEĞİŞİR! Değişmeyen tek şey Değişimin kendisidir.

Geliyor Gelmekte olan.. Anlayana ve Görene; KÖRE ve SAĞIRA ne ola ki!

Peki, Siyasette, önümüzde ki elli yılı planlayacak, toplumu kucaklayacak, devlet ve milleti yeniden barıştıracak, Kuvay-i milliye ruhu siyasi kadro, kim ya da kimler olacaktır?

Türkiye gibi kilit ülkelerde, devletin bekası ve milletin birliği adına; siyasette; bir şey vuku buluyorsa, o şeyin önceden, Kadim bir AKIL tarafından kurgulandığı ve planlandığından emin olabiliriz.

Beklenilmeyeni Beklemeli; Yeni bir DÖNEM!.

İnsanoğlu, varoluşundan itibaren, yaşadığı her gelişme, sonsuza kadar sürecek ve yenisi gelmeyecek zan eder! Rahatlık tuzağı insanı hataya sevk eder!

Hayat durağan değildir! Sürekli bir hareket, devinim ve değişim halindedir! Hayatın kendisi bir enerjidir! Dünya hareket halindeyken enerji üretmektedir!

İnsanoğlu, elle tutamadığı ve gözle göremediğini, hem kabul etmekte ve hem de tahayyülde zorlanmaktadır!

Yeni bilgi ve değişimi kabul etmeyen, değişime direnen ve değişime ayak uyduramayanları; yeni bilgi ve teknoloji ekosistemi, ya dışlıyor ya da yok ediyor!

Nuh (as)’in getirmiş olduğu yeni bilgiyi kabul eden ve gemisine de binip kurtulan insanlar gibi!

Musa (as)’in getirmiş olduğu yeni bilgiyi kabul edenlerin Kızıl denizi geçip yeni bilgi ile hayata yeniden başladıkları ve kabul etmeyenlerin de suda boğulup helak oldukları gibi!

Tercih ve Seçim; Sorumluluk Sahibi; akıl, basiret, feraset nimeti ve iman şerefi ile donatılmış insanoğluna kalmaktadır!

İnsanlık adına, en son ve en yeni bilgiyi getiren, Hz. Muhammed (as)’ın yaşadıkları, yeni bilgiyi kabul edenlerin durumu, insani dereceleri ve kabul etmeyen inkârcıların düşmüş olduğu durum bizlere bugün için ne gibi ibret ve dersler aktarmaktadır!

Bilgi çok ağırdır, yeni bilgiyi kabullenmek ise çok zordur! Yeni bilgiyi kabul edenlere, başkaca yeni bilgiler aktarılmakta ve yeni yeni kapılar açılmaktadır!

Hayat seçim ve tercihler üzerine bina edilmiştir! Doğal olarak sonuçlarını da!

Sonsuz Kudret Sahibi Yüce Allah; sonsuz ilmi ile insanlık için faydalı olacak yeni bilgi ve teknolojiyi yaratmış, insanoğlunun keşfetmesini ve bulmasını arzu etmiştir!

Dünyalık makam – mevki – güç – iktidar – çıkar ve menfaat uğruna; Aklı olmayan, gözleri kör, kulakları sağır, dilleri lal olmuş ve gönlü de mühürlü olan insan; yeni bilgiyi ve durumu kabul etmeyecektir!

Yeni dönem; hazır olanlar ile birlikte başarılır! Hazır olmayanlar yolda kalır! Geçmiş toplumlar da olduğu gibi! Peki, Yeni bir DÖNEME, hazır mıyız?

Türk Devleti, Kadim Türk Devlet Aklı nezaretinde; Yeni Dünya Düzeni ve DENGE çerçevesinde; Büyük ve Güçlü Türkiye ve Türkiye Yüzyılı, YENİ bir DÖNEME, evirilmek üzeredir!

Siyasette, değişim ve yeni bir döneme matuf, Tipping Point; Kıvılcım Anı – Bir KVILCIM YETER ve Devrilme Noktasına, gelinmiş olabilir mi?!

Son dönemde; sosyal – ekonomik ve siyasi olarak yaşadığımız türbülansı, bir de bu zaviyeden okumak, geleceği anlamak – yorumlamak ve konum almak adına, daha etkili olacağını düşünüyorum!

Kuklacılar ve Kuklalar Her Yerde!

Dünyayı yöneten güçler; emperyalist hedefleri doğrultusunda, dünyanın her bir bölgesinde; kirli plan,  sinsi oyun ve uzun vadeli senaryolar hazırlar! Bölge insanları da bunları sadece izlemekle yetinir! 

Bölge liderleri veya halkları, küresel sinsi oyunun akışını ve yönünü değiştirecek, müdahale etmelerine, asla izin verilmez! Sadece izleyici locasında olmaları gerekir! Bölge insanlarının bir ve beraber hareket etmeleri de, senaryonun kurallarına aykırı bir durumdur!

Kirli senaryoyu ve sinsi oyunu planlayanlar açısından çok sinir bozucu bir durumdur! Aksi halde sinsi planlar, hedefine ulaşamaz! Kirli oyunu ve senaryoyu planlayan ve hazırlayanlar, bu duruma çok kızar ve o bölgede ortalığı toz duman götürür!  Aksi halde zaten var olmazlar!

Dünyayı yöneten veya sömüren güçler tarafından hazırlan plan ve duruma bütün dünya devletleri harfiyen uymak zorundadır! Uymayanlar bir şekilde cezalandırılır!  Ülkeleri işgal edilir! Kaynakları sömürülür! Vatandaşları yerlerinden ve yurtlarından edilir!  Dünya insanlığı da bu durumu bir film gibi sadece izler! Sıranın kendisine gelmesini bekler gibi!

Ülkemizde son yıllarda meydana gelen olay ve olgulara kabaca baktığımızda; Oyuncular, renkler, aktörler, zemin ve coğrafya farklı da olsa KUKLACILAR aynı,  sadece kuklalar değişiyor!

Özellikle bölgemizde, BEŞ KUKLACI DEVLET, kuklaları ve piyonları hep olmuştur! Olacaktır ve olmaya da, devam edecektir! Çünkü Türkiye ayağa kalkmaya başlar ise bölgede kuklalar ve kuklacılara meydan kalmayacaktır!   

Kuklacılar senaristtir;  Kuklacıların siyasi partilerde de beyin adamları vardır; senaryoya uygun adamlar seçilir ve ona göre devreye konulur!

Bölgesinde, kuklacılar tarafından planlanan bütün oyunlara ve kuklalara karşı; tarihin ve coğrafyanın yüklemiş olduğu sorumluluk gereği; yıllardan beri re-aktif durumdan,  pro-aktif hareket etmeye başlayan bir Türkiye durmaktadır!

Dünya beş ’ten büyüktür diyebilen bir Türkiye; emperyalist olarak bölge üzerinde hesabı olanları BEŞ KUKLACI Devleti ve işbirlikçileri rahatsız etmektedir!

Dünya beş ‘ten büyüktür diyebilen bir Türkiye; içeride ve dışarıdaki kuklacılar vasıtasıyla kaosa sürüklenmek istenmektedir!

Dünya beş ’ten büyüktür diyebilen bir Türkiye; bölgesinde emperyalist hareketlere izin vermemek adına, dostluk ve ticareti geliştirdiği, her bir ülkeye müdahale etmek için bütün yollar denenmektedir!

Dünya beş ’ten büyüktür diyebilen bir Türkiye; ülkesi ve bölgesinin sükûnet ve selameti adına, kadim kültür ve medeniyet kodlarına dönmemesi için bütün kanalları ve yolları kesilmek istenmektedir!

Türk Devleti; bölgesi ve liderleri ile daha güçlü bir seda ile  ‘Dünya beş ’ten büyüktür’ diyebilmek için bölgesindeki mazlum milletlerin umudu olduğunu unutmamalıdır!

Türk Devleti; Bölge halkları ile BİR ve BERABER olmak, kuklacıları ve kuklaları görmek ve bölgenin barış – huzur ve selameti adına, tarihin ve coğrafya aklının yüklemiş olduğu sorumluluk gereği, birlikte hareket etmek zorundadır! Aksi halde parça parça ederler!

OYUNCU mu,  Yoksa, FİGÜRAN Mı?!

Dünyayı yöneten, küresel ve emperyalist güçler ve finansörleri konumunda ki küresel sitem; Türkiye’yi Avrasya’nın anahtarı olarak tanımlamaktadır!  

Avrasya bölgesi;  Ortadoğu’dan başlayan,  Asya ve Orta Asya; Dünyanın en büyük enerji deposu,  en büyük kara ve nüfus parçası,  dünyanın güç savaşında satranç tahtası olarak ifade etmekteler!

Satranç tahtasına hâkim olan devlet veya sistem, dünyanın hegemonyal olarak,  üstünlüğünü sürdürmeye devam edecektir! 

Afganistan ve Irak işgalleri; bölgemizde devam etmekte olan vesayet ve vekâlet savaşları, satranç tahtasına hâkimiyet kurma girişimlerinin sergilenmesinden başkaca bir şey değildir!

Dünyadaki tüm olaylar, beş yüz yıl boyunca, bölgesel egemenlik için birbirleriyle savaşan, küresel iktidar peşindeki Avrasyalı güçler ve halklar tarafından belirlenmiştir!

Hem ekonomik girişimler ve hem de yeraltı zenginlikleri bakımından dünyanın fiziksel zenginliklerinin de büyük bir oranı, Avrasya bölgesindedir! 

Avrasya, dünya GSMH ’sının  % 60’ına ve bilinen enerji kaynaklarının dörtte üçüne sahiptir!

Avrasya’nın gücü ABD’yi gölgede bırakmasına rağmen, Avrasya’da siyasi bütünlük oluşturulamaması nedeniyle, Amerika bu boşluktan doğal olarak yararlanmaktadır!

Avrasya aynı zamanda dünyanın siyasal olarak en iddialı ve dinamik devletlerinin bulunduğu yerdir! Amerika Birleşik Devletlerinden sonra dünyanın en büyük altı ekonomisi ve en büyük altı silah alıcısı da Avrasya’da bulunmaktadır!

Dünyanın biri hariç resmi olarak bilinen tüm nükleer güçleri ve de gizli nükleer güçlerinin tümü Avrasya’da bulunmaktadır! Bölgesel hegemonya ve küresel etki heveslisi olan, dünyanın en kalabalık nüfuslu iki devleti de Avrasyalıdır!

Amerikan önceliğinin bütün potansiyel siyasi ve ekonomik meydan okuyucuları Avrasyalıdır! Avrasya üzerinde birden fazla oyuncunun hâkimiyet kurmasından kaynaklı ‘Büyük Satranç Tahtasına’ benzetilmiştir! Fransa, Almanya, Rusya, Çin ve Hindistan büyük ve etkin oyunculardır!

Avrasya bölgesini Büyük Satranç tahtası olarak tanımlayan, dünyanın küresel oyuncu devletleri ve küresel emperyalist sistem, Türk Devletini bu oyunda,  şöyle veya böyle etkin olabilecek bir devlet ve millet olarak yer vermişler!

Ne zaman ki Devlet olarak Avrasya satranç tahtasında yenilebilecek bir taş değil,  bir oyuncu olarak kendimizi konumlandırmaya başladık; Başımıza gelmedik bela ve musibetler kalmadı!  

Türkiye Devleti; Kadim Medeniyet ve Devlet geleneği ile Orta doğu ve satranç tahtası Avrasya bölgesinde; coğrafi, tarihi, kültürel, gönül ve dini bağları;  söz dinleyen ve kontrol altında tutulabilecek bir ülkesi değil; küresel kirli ve sinsi tuzakları bozan, küresel ve bölgesel bir OYUNCU ve OYUN KURUCU olarak karşımıza çıkmaktadır!

Dünya da; SOĞUK SAVAŞ benzeri,  yeni bir DENGE ve SİTEM aramalarının sürdüğü bir dönemde; geçtiğimiz günlerde sona eren, Şanghay İşbirliği Örgütü’nün iki gün süren devlet başkanları zirve toplantısına, bu çerçevede bakmak ve okuma yapmanın daha sağlıklı olacağını düşünüyorum!

Yeni Dönemde TÜRKİYE’Yİ Neler Bekliyor?

Türkiye Cumhuriyeti Devleti; yönetim sistematiğine; Tarihi Türk Devlet Kodları ve Kadim Türk Devlet Aklı, tamamen hâkim bir durumdadır!

Devlet Aklı yönetim sistematiğinde; siyasi parti ve lidere göre, başlatılmış proje veya yatırımlar ve dış politikada bir değişim olacağını, artık düşünmüyorum!

Eskilerin ifadesi ile KIRMIZI KAPLI DEFTER devrededir!  Beş bin yıllık Kadim TÜRK DEVLET geleneği olan millet ve devlet nizamında, böyle bir gelişmeyi yok sayacağız ya da görmezden geleceğiz,  öyle mi?

Türk Devleti, bir MUZ Cumhuriyeti olmadığına göre! Türkiye,  dünyada bir iddiası ve KIZILELMA ülküsü olmayan; bir İsveç veya Norveç olmadığına göre!

Devlet Aklı kontrol ve denetiminde ki; tüm proje ve yatırımlar, parti veya hükümet odaklı olmaksızın; tamamen kaldığı yerden harfiyen devam edecektir! Devlet Aklı, her duruma hâkimdir! Devlet; kişi ve siyasilere baki değildir!

Devlet Aklı;  Devlet yönetim sistematiğinde; EKOL ve İŞBİRLİKÇİ kavgalarına artık asla izin vermeyecektir! Aksi halde bir yüz yılı daha kaybederiz!

Bir siyasi ve idari değişim olursa, devletin yarım kalan veya devam etmekte olan tüm proje ve yatırımları, ne olacak diye soran dostlara, cevaben!

Yeni dönem;  Anadolu, Selçuklu ve Kuvay-i Milliye ruhu devlet kodlarının devlet sistematiğine tamamen hâkim olduğu,  bürokraside ki; Ehliyet ve Liyakat temeli üzerine bina edişmiş  RESTORASYON akabinde; yeniden bir diriliş ve şahlanış; kurucu irade temsilcileri ile yeni bir başlangıç olacaktır!

Yeni Dönem; Devlete hortum dayamış, LEGAL ve İLLEGAL ne kadar kişi, yapı ve kurum var ise TASFİYE olmak zorundadır!

Yeni DÖNEM; Ehliyet, Liyakat ve Kifayet, ADALET ve Hakkaniyet üzerine BİNA edilecektir!

Yeni Dönemin tüm göstergeleri ayan beyan her yerde, her kurumda ve her alanda görülmektedir! Tabii ki görene! KÖRE ne!

Yeni Dönem; Anadolu diyarı ve tüm İslam beldelerinin,  Türk ve İslam olarak mayalanmasında emeği geçen,  Hanefi – Ye’sevi ve Maturidi İslam geleneği yeniden bu topraklarda şahlanacaktır!

Yeni Dönem; Türk milletinin İslam, Kuran ve Hadisler; rehber, önder ve ışığında; insanlığın hayrına medeniyet eserleri, icatları, buluşları, ürettikleri kültürel eserler ve keşifleri ile yeniden kucaklaşacaktır!

Kadim Türk Devlet Aklının varlığını, devlet yönetim sisteminde ki nüfuzunu görmek ve anlamak istemeyen gafillere diyecek bir sözümüz, olmayacaktır!  Neymiş efendim! Lafın fazlası APTALA söylenirmiş!

Peki, Türklerin beş bin yıllık kadim devlet tarihinde, resmi kayıtlardaki on altı TÜRK devleti öylesine ve sıradan bir gelişme olarak mı kurulmuştur!

Hem 2023’den sonra; GÜÇLÜ ve BÜYÜK TÜRK Devletini inşa edeceğiz, diyeceğiz! Hem de ESKİ ve EKSİ kişi ve kurallar ile yürümeye devam edeceğiz, öyle mi? ESKİ ve EKSİ kişi ve kurallar ile YENİ bir DÖNEM ve DÜZEN kurulamaz!

Devlet Adamı Kimdir?

Şeyh Edebali; Altı Yüz yıl, İnsanı Yaşat ki, Devlet Yaşasın, ilkeleri çerçevesinde ki; Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Beye, nasihatlerinde şöyle ifade buyurmaktadır!

Ey Oğul!   Şunu da unutma! İNSANI YAŞAT ki; DEVLET YAŞASIN!  Zümrüt-ü Anka’nı iyi seç ki, Kaf Dağı sana yakın olsun! Peki, Zümrüd-ü Anka ve Kaf Dağı, neresidir?

Siyaset meydanlarda yapılır! Siyaset adamı ve özelliklede siyasi parti başkanı,  karizmatik ve liderlik özellikleri olmalıdır! Siyaset adamı, seçimi kazandıktan sonra siyasetçi kimliğini bir kenara bırakmalı ve artık devlet adamı olmalıdır!

Devlet dediğimiz kurumda, birlik ve beraberlik adına,  süreklilik esastır! Devletin bekası adına, değişmez kurallar bütünü vardır! Her siyasi parti veya siyasetçiye göre, devletin değişmez ve değiştirilemez politika ve kurallarında, esneklik olamaz!

Siyasetçi, devletin bekası ve milletin birliği adına, belirli politika ve kurallara uymak zorundadır! Uymadığı durumlarda, neler olduğunu tarihin tozlu raflarından okuyabiliriz!

Devlet ve millete hizmet etmesi için göreve başlayan; amir, müdür ve daha sayamadığımız devletin tüm memurları;  onun, bunun, şunun adamı veya şu siyasetçinin yakını ve kontrolünde gibi ifadelere şahit olmaktayız! Neden acaba?

Devletin amiri veya müdürü, savcısı ve hâkimi,  neden birisi veya birilerinin yakını veya adamı olmak zorundadır? Yoksa bu kişilerin maaşını ifade edildiği gibi adamı oldukları beyler mi ödemektedir?

Devletin memuru, kimsenin adamı olmak zorunda değildir! Devletin amiri de memuru da devlet ve millet için çalışmak ve hizmet etmek zorundadır! Devletin memuru, kişi ya da belirli zümrelere hizmet etmesi için atanmamıştır! Devletin amiri de memuru da; Milletin ödediği vergiler ile maaşını aldığını unutmamalıdır!

Son dönemde, medyaya yansıyan haber ve olgular çerçevesinde, devlet kademesi ve bürokraside en büyük eksiklik; DEVLET ADAMI kıtlığı olduğu ayan beyan görülmektedir!

Kaht-ı rical; ehliyet ve liyakat sahibi,  yetişmiş ve eğitimli insan kıtlığı, demektir! Ancak deyimin birebir Türkçe karşılığı böyle olsa da, devlet yönetiminde; ehliyet ve liyakat isteyen alanlarda; kültür, bilgi ve birikimiyle yetişmiş, kalifiye insanın bulunamaması, durumunu anlatır!

Peki, DEVLET ADAMI veya KAHT-I RİCAL kimdir, neleri yapar ve neleri de yapmamalıdır? Devlet Adamını, neredeyse mumla arar olduk!

Devlet Adamı; siyasetten geldiği gömleğini çıkaran, devlet gömleğini giyen ve onun kurallarına uyandır!

Devlet Adamı; görevine başlarken ettiği yemine sadık kalandır!

Devlet Adamı; yasalara ve yargıya saygılı olandır!

Devlet Adamı; devlet ve milleti yaşatmak için vardır!

Devlet Adamı; devletten beslenen, semiren ve yaşayan değildir!

Devlet Adamı; bir zümre veya gruba değil, sadece vatandaşa hizmet eder!

Devlet Adamı; siyasi yandaş ve nepotizme hizmet etmez!

Devlet Adamı; devletin memurunu sadece ehliyet ve liyakate göre atar, yandaş ve sadakate göre değil!

Devlet Adamı; hak ve adalete dayanır,  devletin tüm kanun ve kurallarına biat eder!

Devlet Adamı; adaletin olmadığı yerde zulmün olacağını ve zulüm ile de abad olunmayacağını bilmelidir!

Devlet Adamı; ilim, bilim, evrensel değerler ve devletin kuralları ile konuşur!

Devlet Adamı; vicdana hitap eder, cüzdan ve dünyalık kişisel çıkarlar ile iştigal etmez!

Devlet Adamı; kendini,  devlet ve milletin hizmetine adar!

Devlet Adamı; yaptığı işlerden kaynaklı,  vatandaştan itaat ve minnet beklemez!