KUZULARIN Derilerini Yüzmektense KOÇLARIN Yünlerini Kırkmak daha iyidir!

Kamu kurumlarında, ‘tasarruf genelgesi’ çerçevesinde; taşıt edinimi ve kiralanması, bina yapımı, bakımı ve onarımı işleri, temsil ve tören, ağırlama ve tanıtım giderleri gibi alanlarda ‘kısıtlama’ vurgusu yapılmış ve konunun kamuoyundaki önemine binaen, köşe yazıları kaleme almıştım!

1 -) https://ahmetunver.com.tr/2024/05/09/kamu-kurumlarinda-tasarrufun-adi-var/

2 -) https://ahmetunver.com.tr/2023/07/23/kuzularin-derisini-yuzmekteler/

3 -) https://ahmetunver.com.tr/2023/08/21/kamuda-tasarruf-tedbirleri-mi-demistiniz/

4 -) https://ahmetunver.com.tr/2023/08/12/kamu-da-tasarruf-tedbirleri-ve-bankamatik-memurlari/

5 -) https://ahmetunver.com.tr/2023/08/05/tasarruf-tedbirleri-kime-ve-neye-karsi/

6 -) https://ahmetunver.com.tr/2023/07/18/tasarruf-tedbirleri/

Eskilerin ifadesi ile! Atı alan Üsküdar’ı geçmiş! Ya da Niğde’nin pazarı geçmiş, Bor’a çok yaklaşmışken! Nereden çıktı bu Tasarruf Tedbirleri!

Hem de; Kamu Kurumlarında, derebeyi gibi hareket eden, makamlar babalarından miras kalmış gibi davranan ve kendi mafya düzenini kurmuş memurların olduğu bir dönemde, Tasarruf Tedbirlerinden dem vurmak!

Yazımıza istinaden özelden mail atan ve yorum yapan dostlarımızı, öncelikle teşekkür ederim!

Kamu Kurumlarında Tasarruf Tedbirleri altında, Kuzuların Derisini Yüzmekteler, yazımıza istinaden bir dost, yazımızın kaynağını teşkil eden hikayeyi göndermiş! Bize de, karar merciinde bulunan sorumluluk ve vebal sahiplerine hitaben; yeniden düşünmek ve önlem alabilmek çerçevesinden, paylaşmak düşer!

  • Rivayete göre, Şam Valisi Esat Paşa, sıfırı tüketir ve hazine boşalır! Büyük sıkıntıya düşer!

Danışmanları çare olarak Şam’daki dokumacılara fazladan vergi koymasını tavsiye eder! Bu tavsiye üzerine Esat Paşa danışmanlarına, böyle bir vergi koyarsak ne kadar gelir elde ederiz, diyor!

Danışmanlar; Elli veya atmış kese altın elde ederiz, derler!

Bunun üzerine, Esat Paşa; Bu insanlar zaten zar zor ayakta duruyor! Bu vergiyi nasıl ödeyecekler, diye sorar! Evlerindeki altınları ve mücevherleri satarlar, Paşam: diye cevap verirler!

Esat Paşa: Ben bu meblağı daha güzel bir yöntemle elde etsem nasıl olur, diye sorar! Danışmanları sessizliğe bürünür! Ertesi gün, Paşa müftüye bir davet göndererek gece gizlice buluşalım der! Müftü gece paşanın yanına gelir!

Paşa; Müftü efendi! Bize ulaşan bilgilere göre özel hayatında şeriata aykırı davranıyor ve evinde gizlice içki içiyormuşsun! Bu durumu İstanbul’a bildirmem gerekir! Ancak önceden seni haberdar edeyim, diyor!

Bunu duyan müftü efendi, Paşaya yalvarmaya başlar!

Müftü; İstanbul’a haber vermemesi için Paşaya 1000 mecidiye vermeyi teklif eder! Paşa kabul etmez! Müftü iki katını teklif eder! Paşa yine kabul etmez! Sonunda 6 bin mecidiyede anlaşırlar!

Sonraki gün Esat Paşa, Kadı efendiyi davet eder!

Kadı efendi! Rüşvet aldığın ve makamını şahsi menfaatin için kullandığına dair güvenilir kaynaklardan elimize bilgi ulaştı, diyor!

Bu sefer, Kadı efendi paşaya yalvarmaya başlar! Aman efendim beni görevimden almayın, insanlara rezil olurum, diyerek müftü efendi gibi Esat Paşa ile pazarlığa başlar! Kadı ile de 6 bin mecidiyede anlaşır!

Paşa; Sonra sırasıyla defterdar, karakol komutanı, esnaf ağası ve büyük zenginleri tek tek davet eder! Bu operasyonun sonunda Esat paşa tam 200 kese mecidiye altını toplar!

Daha sonra, danışmanlarını çağırır! Şam halkına vergi koyduğumu falan duydunuz mu, diye sorar! Hayır paşam duymadık, derler! Bakın hiçbir vergi koymamama rağmen, 50 yerine 200 kese mecidiye altını topladım, diyor!

Danışmanlar; Bunu nasıl yaptınız, Paşam; diye sorduklarında; “ Kuzuların derilerini yüzmektense koçların yünlerini kırkmak daha iyidir, diyor!

  • Vatandaşların Derisini Yüzmek yerine; Devlet olmanın, Sosyal Adalet ve Toplumsal Barışın gereği olarak; Yolsuzluk yapan, Tüyü bitmemiş Yetim Hakkı VERGİ Kaçıranlar ve Hırsızların Yünlerinin Kırkılacağı, Günleri görebilmek Ümidi ile!
  • Şeyh Edebali, Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Beye nasihatlerinde şöyle ifade buyurmaktadır! Ey Oğul!   Şunu da unutma! İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın!
  • https://ahmetunver.com.tr/2021/05/21/insani-yasat-ki-devlet-yasasin-2/

KAMU Kurumlarında Tasarrufun ADI Var!.

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan; Kamuda ciddi bir tasarruf adımı atılacağını, Enerji faturamız büyümemize paralel olarak kabarıyor. Üretim, yeni pazarlara ihraç ederek, içeride tasarruf kültürünü yaygınlaştırmamız gerekiyor. Daha az kaynak kullanarak daha büyük etki oluşturacak projelere ağırlık vereceğiz. Buna kamu olarak inşallah biz öncülük ve rehberlik edeceğiz. Kamuda taşıtlar, binalar, haberleşme giderleri, cari harcamalar, hizmet içi eğitim, yurt dışı seyahat, kamu istihdamı gibi alanda tasarruf kültürünü güçlendirecek adımlar atacağız. Hem vatandaşlarımıza sunulan hizmetlerin kalitesini artıracağız, diyor!

Kamu kurumlarındaki, israf ve savurganlık, EMEKLİLER ve DAR GELİRLİ Vatandaşlar, bu konuda isyan noktasına gelmiştir!

  • Peki, gerçekten de KAMU KURUMLARINDA ifade edildiği şekilde bir İSRAF ve SAVURGANLIK var mıdır?

31 Mart yerel seçim sonuçlarına, bir de bu zaviyeden bakmakta fayda olduğunu düşünüyorum!

KAMU kurumlarında israf ve savurganlık had safhada iken, vatandaşlar ve emeklilerden kemer sıkmaları ya da sabretmelerini beklemek, ne kadar inandırıcı olabilir?

Mademki, ülkemizde, ekonomik bir kriz vardır, seksen beş milyon, et ve tırnak olarak herkes elini taşın altına koymalıdır! Sadece bir kesimden sabır beklemek ile sonuca varılamaz!

Belediyeler ve özellikle üniversitelerde ki, bankamatik çalışanlarıı deşifre edilmeli, maaşları kesilmeli, emekli edilmeli ya da görevden el çektirilmelidir!

  • 31 Mart yerel seçim sonuçlarına göre, el değiştiren belediyelerde, neredeyse norm kadro kadar Bankamatik Çalışanı tespit edilmektedir!
  • Yüz bin nüfuslu bir ilçede, 400 – 500 kişi arasında Bankamatik Çalışanlar olduğu iddiaları bulunmaktadır!

Şehrimizde bulunan üniversitelerde ki akademisyenlerden, Ankara, İstanbul ve başka şehirlerde ikamet eden ( 300 – 500 arasında bir akademisyen olduğu ) fakat ne üniversiteye, ne fakülteye gelen ve ne de derslere giren kişiler, deşifre edilmeli, maaşları kesilmeli ya da görevden el çektirilmelidir!

Peki, böyle bir duruma şahit olan; Fakülte ve Üniversite yönetimleri ve YÖK ( Yüksek Öğretim Kurulu ) neden işlem yapmaz?

A Parti veya B Parti, aynı partiden veya başka partiden olmaları fark etmez! 2002 yılından günümüze, yaşanmış tecrübeler çerçevesinde, yeni seçilmiş bir belediye başkanı; bir önceki başkan yardımcıları, daire başkanları ve şube müdürlerini görevden alıp, yeni atamalar yapmaktadır!

Fakat aynı partiden olan birlikte yol yürümüş ve aynı davayı temsil ettiklerini iddia eden kişiler, işinin de ehli ve liyakatli bireyleri neden değiştirmeyi ya da bir kenara itmeyi tercih etmektedir?

Aynı durum, Bakanlıklar, genel müdürlükler ve tüm kamu kurumları ve KİT’ler de, vuku bulduğunda, karşımıza çıkan MALİ tabloyu bir düşünelim!

Kenara atılmış ya da itilmiş, yeni bir dönem için aktif kadro bekleyen binlerce kişi devletin ve milletin sırtından, hiçbir iş yapmadan ballı MAAŞ almaya devam etmektedir! Bu durumdan kimse rahatsızlık duymuyor! Neden acaba?

Madem ki, yeni gelen idare bu kişilerle çalışmak istemiyor ve emekliliğiniz de gelmiş ise neden devleti ve milleti zorda bırakıyorsunuz? Sonra da helal ve haramlardan dem vuruyoruz!

Bu kişilere aktif bir görev verilmeyecekse, emeklilik işlemleri için zorlanmalı ya da Ehliyetli ve Liyakatli olanlar başka kurumlarda değerlendirilmelidir!

Hesap uzmanı olmaya gerek yoktur! İki kere ikiyi toplayacak kadar aklı ve matematiği olan herkes bu işi çözer!

Ülkemizde, 30 Büyükşehir belediyesi, 51 İl belediyesi, 519 Büyükşehir Merkez İlçe Belediyesi, 403 Taşra ilçe belediyesi ve 319 Belde belediyesi olmak üzere; toplamda 1392 belediye bulunmaktadır!

1392 belediyede ki, her bir belediye başkanı, 20 kişilik kadroyu kenara aldığını ve bunların yerine de, kendisine yakın 20 kişiyi ( şehrimizde bu rakam BİN KİŞİNİN üzerindedir ) belediyede, istihdam ettiğini, düşünelim ve kabaca bir hesap yapalım!

1392 belediye ve 20 kişi dediğimizde, 27.840 kişilik bir kadro açığa düşmektedir! 27.840 belediye personelinin tamamının da; başkan yardımcıları, daire başkanları şube müdürü ve memurlar olmak üzere, en düşük devlet memuru maaşı ödendiğini kabul edelim!

27.840 personel * bir aylık en düşük memur ücreti 22.000 bin TL ödenen maaş ve bir yıl olarak hesapladığımızda, karşımıza, SEKİZ MİLYAR TL gibi bir rakam çıkmaktadır! Üç yıl, beş yıl, 10 yıl olur ise ve kişi sayısını da, ikiye üçe beşe katladığımızda ki toplamı, varın siz hesap edin!

Vatandaş KEMER SIKMAYA devam! EKMEĞE EKMEĞİ KATIK yapmaya devam! Gerekirse KEMERDEN ilave bir kaç DELİK daha açmalı! Ya da hem kemeri ve hem de belini inceltmek!

Tasarruf Tedbirleri mi demiştiniz? Türkiye’de 115 bin kamu aracı ( MAKAM ARACI ) bulunmaktadır! Bunların Makam şoförü, yakıt, bakımı vs. masraflarını da, bir kenara not edelim!

Her gün son model yenilerinin alınmakata ya da kiralanmakta olduğunu da unutmayalım!

Makam Aracı sayısı; Fransa’da 65 bin ve İtalya’da ise 29 bin, civarındadır!

  • Bu ülkenin en büyük sorunu, Fildişi kulede oturan ve vatandaşın vergileriyle ballı maaş alan fakat vatandaşın ne yiyip ve ne içtiğinden bihaber bir GÜRÜH’UN bulunmasıdır!

Peki, Tarihi KAMU Binalarını KEYFİ TADİLAT yapmak – son model LÜKS İTHAL MAKAM ARAÇLARINI almak ve diğer Keyfi HARCAMALAR için BÜTÇE DENGESİ var mıdır?

Ne hikmetse, Bütçe DENGESİ, sadece Vatandaş olunca birilerinin AKLINA geliyor!

Kamu Kurumlarında ki; AMİR – MÜDÜR – GENEL MÜDÜR ve özellikle de Üniversite Rektörlerinde ki; KEYFİ HARCAMA Yetkisi, acil ve ivedi olarak iptal edilmeli!

Borçlanma, bazı giderlere ve özellikle de Kamu kurumları ve belediyelerin ARSA satışlarına Hazine doğrudan müdahil olmalı!

Vatandaş KEMER sıka sıka, ne KEMERİ ve ne de hali – mecali kalmıştır!

Mademki; BÜTÇE DENGESİNDEN Dem vuruyoruz, sadece Vatandaş değil herkes ELİNİ TAŞIN altına koymalı ve birlikte bu KEMER sıkılmalıdır!

1 -) 12 Ağustos 2023 tarihli KÖŞE YAZIM; Kamu da; Tasarruf Tedbirleri ve Bankamatik Memurları!

2 -) 5 Ağustos 2023 tarihli KÖŞE YAZIM; Tasarruf Tedbirleri; Kime ve Neye Karşı?!

3 -) 23 Temmuz 2023 tarihli KÖŞE YAZIM; Tasarruf Tedbirleri altında, Kuzuların Derisini Yüzmekteler!.

4 -) 18 Temmuz 2023 tarihli KÖŞE YAZIM; Kamu Kurumlarında; TASARRUF TEDBİRLERİ!

5 -) 25 Haziran 2024 tarihli KÖŞE YAZIM; KUZULARIN Derilerini Yüzmektense KOÇLARIN Yünlerini Kırkmak daha iyidir!

Devletin MALI DENİZ!. Yemeyen de…

Devlet ve KAMU Malı deniz, yemeyen ya Keriz ya da Domuz, ifadeleri ile bir nesil yetiştiriyorsak!

Kamu Malı ve Tüyü Bitmemiş Yetim ve Kul Hakkı Yemenin büyük bir VEBAL olduğu ilkesi ile bir nesil yetiştiremiyorsak!

Peki, hangi gruba giriyorsunuz? Devlet – Kamu Malının DENİZ ve el uzatmanın da VEBAL olduğu? Yoksa Yemeyenlerin Keriz veya Domuz olduğu mu? Hangisi?

Bir ülkede veya toplumda ve özellikle de Kamudaki; Hırsızlık – Yolsuzluk – Rüşvet ve Kamu Malına El uzatmak, sadece USULSÜZLÜK olarak ifade ediliyorsa!

Usulsüzlük kavramı yani Hırsızlık – Yolsuzluk ve Rüşvet tüm kamu çalışanları tarafından Sayıştay raporlarına geçmesine rağmen kanıksanır bir duruma gelmiş ise!

  • Kamu Görevlisi bir kişi ya da bir Kamu Kurumu il müdürü; alenen ve kayıtlara geçecek bir şekilde, Devletin Malını – Parasını Ben Yerim, diyorsa!
  • Bir başkası; Vakıflara yani DEVLETE – KAMUYA ait bir ARSANIN bir kişi ya da kişilere DEVRİ için ÜÇ – BEŞ bölge müdürünü görevden aldırıyorsa!
  • Bir başkası; Kamuya ait tarihi binanın sözleşmede ki; TADİLAT ve RESTORASYON kelime oyunları ile beş liraya yapılacak olan bir iş, Elli Liraya mal etmek suretiyle, Milyonları CEBİNE indiriyorsa!
  • Bir Üniversite Yönetimi, akademik atanma kriterlerini, kendi üniversitesindeki akademisyenler için iki DİL ve 80 puan olmak şartı koşuyorsa!
  • Aynı Üniversite Yönetimi; başka yerlerden birilerinin ehliyetsiz ve liyakatsiz oğlu ve kızını, akademisyen olarak üniversitesine almak için dil şartını sadece 55 puan olarak ilana çıkıyorsa!
  • Peki, Üniversitelerde, fakülteye gelmeyen ve derslere girmeyen fakat ballı akademisyen maaşlarını almaya devam eden akademisyenlere neler demeli?
  • Bir başkası; eşini – dostunu ve bunların ehliyetsiz ve liyakatsiz oğlunu kızını, kamu kurumları ve özellikle de bilim yuvası üniversitelere ve vatandaşa hizmet etmesi gereken belediyelere, etik kurallar, yasalar ve yönetmeliklere aykırı bir şekilde, dolduruyorsa!

Beyler! Kamu kaynaklarına bir kuruş adına dahi olsa el uzatmakla, AÇ ve Açıkta olanlar, Yatağa Aç giren çocuklar adına; öncelikle AHHH ve akabinde de VEBAL aldığınızı hatırlatmak isterim!

Beyler! Üç günlük dünya zevkleri için Almayın Mazlumun ve Gariplerin Ahını! Çıkar Aheste Aheste!.

Yiyin, efendiler yiyin; bu doyumsuz sofra sizin, Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin!

Efendiler pek açsınız besbelli yüzünüzden; Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir?

Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak! Yarın bakarsınız söner bugün çatırdayan ocak!

Bugün ki mideler sağlam, bugün ki çorbalar sıcak; Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak…

Yiyin, efendiler yiyin; bu cümbüşlü sofra sizin; Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin!

Kim emanete ( KAMU MALINA ) hıyanet ederse, kıyamet günü hıyanet ettiği şeyle birlikte gelir! Sonra da hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir ve onlara haksızlık edilmez, buyrulmaktadır! (Ali İmran – 161 )

Tasarruf Tedbirleri; Kime ve Neye Karşı?!

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz, Kalkınma Planı ve 12’inci Kalkınma Planı’nın temelini, ‘tasarruf ’ ve ‘verimlilik’ oluşturacak. Kamuda tasarruf ve verimlilik önceliğimiz olacak, diyor!

  • Fakat tüm Belediyeler ve KAMU Kurumlarında, KEYFİ HARCAMA – İSRAF ve ARAÇ KİRALAMA İMPARATORLUĞU devam! Neden Acaba?

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz; Üretirken de tüketirken de verimlilik ve tasarruf bilinciyle hareket etmemiz gerekiyor. Bu nedenle verimlilik ve tasarruf temelli planlar ve programlar hazırlayacağız ve bunların uygulamalarını da denetleyeceğiz. Sonuçları ve gerçekleşmeleri de şeffaf şekilde paylaşacağız, diyor!

  • Fakat tüm Belediyeler ve KAMU Kurumlarında, bir kişinin yapacağı işlere, siyaseten; ÜÇ – BEŞ ve ON kişi, istihdam edilmeye devam edilmektedir! Peki, NEDEN?

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek; Geçtiğimiz günlerde, Kamu kurumlarına ‘tasarruf’ genelgesi göndermiş! Genelgede; taşıt edinimi ve kiralanması, bina yapımı, bakımı ve onarımı işleri, temsil, tören, ağırlama ve tanıtım giderleri gibi alanlarda ‘kısıtlama’ vurgusu yapmış!

Peki, Cumhurbaşkanı yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz ve Maliye Bakanı; Kamu Kurumlarında ki; ‘TASARRU TEDBİRLERİ’ çerçevesinde ki açıklamalarına istinaden; özellikle de Taşra teşkilatı İl müdürlükleri, Belediyeler, Kaymakamlıklar, Rektörlükler ve Valiliklerde; şahit olduğum – gözlemlediğim ve içeriden almış olduğum istihbarı bilgiler çerçevesinde ki; Keyfi Harcamalar ve MAKAM Araçlarına matuf İSRAFI kamuoyunun takdirlerine sunarım!


Tüm şahit olduklarımız çerçevesinde; Tasarruf Tedbirleri vatandaşa karşı ve vatandaşa yönelik olduğudur! Vatandaşın yediği ekmekte gözleri var! Ekmeği, Ekmeğe katık yapmasına dahi tahammülleri kalmamış!

KAMU da SAVURGANLIK – İSRAF – KEYFİ HARCAMA ve MAKAM ARACI İMPARATORLUĞU hız kesmeden devam edilmekte olduğuna şahit olmaktayız!

  • YAZLIK – KIŞLIK ve ARAZİ MAKAM ARACI sayısındaki artışa ne demeli?! 3 değil 5 değil tam YEDİ MAKAM ARACI olan kurum müdürü ve belediye başkanları!
  • ARAZİ ARACI olarak; milyon milyon TL değerinde ki; AMAROG ve JEEP marka, ithal jip satın alınması ya da kiralanmasına, ne demeli?!
  • Yoksa, kendilerine yakın birilerine kurdurulan paravan şirketler üzerinden satın alınan ya da kiralanan bu araçlar ile, kamu kaynakları ve sermaye transferi mi, yapılmaktadır?
  • 2019 yerel seçimleri ile bugün arasında; onun – bunun oğlu – kızı – gelini ve damadını, belediyelerde istihdam etmek için PERSONEL Sayısının İKİ veya ÜÇ KATINA çıkarılmasına, ne demeli?!
  • Tüm bunların üstüne! Sevda türküleri üstüne! Tarihi KAMU binalarında ki KEYFİ olarak yapılan TADİLAT ve HARCAMALAR da, cabası!
  • Vatandaş KEMER SIKMAYA devam! EKMEĞE EKMEĞİ KATIK yapmaya devam! Gerekirse KEMERDEN ilave bir kaç DELİK Daha açmalı! Ya da hem kemeri ve hem de belini inceltmeli! Nasıl olacaksa!

Anlamadığım bir diğer konu; Her yıl binlerce üniversite mezunu genç İŞ bulamazken; yeni üniversiteler, yeni fakülteler ve bölümlerin açılmasına ne diyorsunuz?!

  • Yetmişe yakın İletişim fakültesinden her Yıl YEDİ BİN öğrenci mezun olmaktadır! Peki, iletişim fakültesi mezunu gençler nerede istihdam edilmektedir! Merak edeniniz oldu mu?!
  • Büyük bir kısmı, ya devlet memuru ya da polis olmaktadır! Ya da Üç Harfli marketlerde kasiyer!
  • Peki, özellikle yeni açılan üniversitelerdeki, yeni açılan fakülte ve bölümlere; birilerinin ehliyetsiz – liyakatsiz – çapsız ve kifayetsiz muhteris oğlu – kızı gelini ve damadını, akademisyen veya öğretim görevlisi olarak istihdam etmek – iş sahibi yapmak ve millete ilave yük ve vergiler bindirmek için mi açılmaktadır?!
  • Beyler! Burnunuzdan gelir! Bu asil milletin vergilerini, birilerinin ZÜBÜK oglu ve kızına har vurup harman savurmayın derim! Buna vesile olan tavassut edenler de, hesabını verir! Bu milletin AHI yerde kalmaz!
  • Peki, bu kadar üniversite – fakülte ve bir o kadar da yüz binleri geçen akademisyen rakamları ile bu kurumlarda; Ülkenin menfaati, kalkınması, bilim adına, NE ve NELER üretilmektedir?!

Hani, Üniversite ve Akademiyi; BİLİM üretildiği – Klasik Entrika dolu Filmlerinin üretilmediği, Araştırma ve Geliştirme faaliyetlerinin yapıldığı, bulundukları şehir ve ülke ekonomisine, hem bilimsel ve hem de ekonomik katkı sağlayan kurumlar olarak biliyorduk! Nerede!

  • Peki, Devletin Malı DENİZ yemeyen de, KERİZ ya da DOMUZ kafası ile yetiştirilen bir nesli; Devletin kurumlarında, etkili ve yetkili makamlara getirdiğimiz takdirde, mezkur yaşananlardan farklı bir gelişme olmasını mı bekliyorduk?! Ya da ne olmasını?!
  • Peki, Devlet kimdir ve nedir? Millet kimdir ve nedir? Devlet, Millet için mi, vardır? Millet, Devlet için mi vardır? Devlet dediğimiz kurum, Milletin kurumsallaşmış bir hali olduğuna göre! Kim deniz, kim keriz? Ya da kimler denizi ve domuzu yemektedir?!
  • Peki, Kamu Kurumlarında Tasarruf Tedbirleri, KİME ve NEYE Karşı Yapılmaktadır?! Neden?!


Sonsuz Kudret Sahibi Yüce Allah; Bakara Suresi 205. ayette; O yanından ayrıldığında ( iş başına geçip idareci – yönetici olduğunda ) yeryüzünde fesat ( anarşi ) çıkarmaya, ekini ( ekonomiyi ) ve nesli helâk etmeye çalışır. Allah fesadı ve bozguncuları sevmez, buyurmaktadır!


Sonsuz Kudret Sahibi Yüce Allah; Ali İmran suresi 161. ayette; Kim emanete ( kamu malına ) hıyanet ederse, kıyamet günü hıyanet ettiği şeyle birlikte gelir. Sonra da hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir ve onlara haksızlık edilmez, buyurmaktadır!

Tasarruf Tedbirleri altında, Kuzuların Derisini Yüzmekteler!.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek; Geçtiğimiz günlerde, Kamu kurumlarına ‘tasarruf’ genelgesi göndermiş! Genelgede; taşıt edinimi ve kiralanması, bina yapımı, bakımı ve onarımı işleri, temsil, tören, ağırlama ve tanıtım giderleri gibi alanlarda ‘kısıtlama’ vurgusu yapmıştı!

Eskilerin ifadesi ile! Atı alan Üsküdar’ı geçmiş! Ya da Niğde’nin pazarı geçmiş, Bor’a çok yaklaşmışken! Nereden çıktı bu Tasarruf Tedbirleri de!

Bu genelge çerçevesinde, KAMU kurumlarında ki savurganlık ve keyfi harcamalara matuf; ” TASARRUF TEDBİRLERİ ” başlıklı köşe yazısı kaleme almıştım!

Yazımıza istinaden özelden mail atan ve yorum gönderen dostlarımızı, değerlendirme – yaşanmışlıklar çerçevesinde ki bilgileri ve serzenişlerini kaleme almak ve takdirlerinize sunmak isterim!

  • Türkiye’nin her tarafına yayılmış ve her sektörde faaliyet gösteren ve özellikle de Kamu ihaleleri alan devasa şirketler, acaba devlete ne kadar vergi ödüyor, hiç merak ettiniz mi?
  • Peki, “ Vergide Bağış Sistemi ” adı altında vergiden muaf olmak diye bire şey duydunuz mu?! Detayları hakkında, bir fikrimiz var mıdır?!
  • Duymadık da! Peki, neden acaba? Hem bu topraklar da akla ziyan paralar kazanacaksın ve hem de vergi vermeyeceksin, öyle mi?! Ne ala memleket?!
  • Ya da üç kuruş vatandaşın borcu için icra işlemi başlatan hükümet, siyasilere yakın iş adamlarının milyon milyon veya milyar milyar vergi borçları neden silinmektedir?!
  • Sonra da bu kazandıklarınız ile son model lüks araçlarda gezecek – hava ve caka satacak, lüks konutlarda bir eli yağda bir eli balda yaşayacak ve hem de HAYIR yapmak suretiyle de SEVAP kazandığınızı zan edeceksiniz, öyle mi?!

Yok öyle yağma hasan böreği?! Bu nasıl bir anlayışıdır ki, hem devleti hem de milleti dolandırmak suretiyle, bolca sevaplar kazanıldığı?!

02.01.2004 tarihinde, Vergi Usul kanununda 40/10 maddeye göre, Gelir ve Kurumlar vergisi mükellefleri, vergilerini isterlerse, devlete ödemez, bünyesinde “ Gıda Bankacılığı ” bulunan dernek ve vakıflara verebilirmiş!

Ülkemizde, “ Gıda Bankacılığı ” yapmasına müsaade edilen, 22 adet, Dernek ve Vakıf bulunmaktadır!

  • Mezkur Dernek ve Vakıflar; 100 milyar vergi borcu olan bir şirkete diyor ki; Arkadaş bizim derneğe 50 milyar liralık bağış yap, bizde sana 100 milyar liralık kömür, erzak, giyim ve temizlik malzemesi gibi fatura verelim.
  • Bu faturayı götür Maliyeye ver ve Vergi borcunu kapatmış olursun. Yanına kalan 50 milyar senin kârın olacak. Bizim derneğe verdiğin 50 milyar lira ile de malzeme alıp valiliğe, kaymakamlığa vereceğiz. Onlar da ihtiyaç sahibi fakir fukaraya verecekler! Bu da senin zekatın olacak! Böylece bu devlete vergi vermeyeceksin, diyormuş!

Bir vergi mükellefi örneğin Okul ya da hastane yaptırsa ya da Mehmetçik Vakfına, Çocuk Esirgeme Kurumuna; Kızılay’a yaptığı yardımın sadece 5 milyon lirasını vergiden düşebiliyor!

Anlayan varsa beri gelsin! Yasalara göre kurulacaksın fakat yasaları koyan devlete bir kuruş vergi verilmesine aracılık etmeyeceksin! Hatta engel olmak için her yolu deneyeceksin, öyle mi?!

Böyle bir uygulamaya aracılık etmektense, tüm vergiler, Devletin hazinesinde toplansa ve devlet, vatandaşlarına yapacağı tüm hizmetleri, sosyal devlet olmanın gereği olarak, kendisi yapsa daha ADİL olmaz mı?

Peki, bu devlet nasıl okul yapacak? Nasıl hastane yapacak? Nasıl yol yapacak? Nasıl ekonomisini düzeltecek? Memur ve emeklisine, adil ve hakça bir maaşı nasıl ödeyebilecektir?!

Sonra da üç beş kuruş için elin oğlunun kapısında devleti yönetenler el pençe divan duracak, öyle mi? Türk Devleti ve devleti yönetenleri, bir başka devletin kapısında ya da karşısında, böyle bir muameleye vesile olanlar, aldıkları vebali bir düşünsünler, derim!

Var mı buna bir hakkınız?! Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Devleti temsil eden makamları, ederi beş para etmez ülkelerin karşısında, eğilip bükülmesine sebep olacaksınız, öyle mi?!

Her saniye her dakika her saat her gün her hafta her ay her yıl ve ömrünüz boyunca alnınızı secdeden kaldırmasanız, her gün Umre ve Hac yapsanız, böyle bir vebalin altından kalkamaz ve asil millet ile helalleşemezsiniz!

Utanmadan sıkılmadan sonra da, devletin tüm imkan ve nimetlerinden faydalanmak için her yolu deneyeceksiniz, öyle mi?!

Peki, böyle bir işlem sonucunda, yatağa aç giren, okula gidemeyen, açlıktan ölen ve yokluktan kaynaklı namusunu satan insanlar ile nasıl helalleşebileceksiniz?!

  • Sonra da, Vatan Millet Sakarya türküleri söylemeye devam edeceksiniz, öyle mi?!
  • Sonra da, Camiler de, hutbelerde ve her yerde, doğruluktan, dürüstlükten, vatana ihanet edilmemesi gerektiği, kul hakkı ve iyi insan olmaktan dem vuracaksınız, öyle mi?!

Haram kaynaklardan beslenmek ve tüyü bitmemiş yetim haklarını yemek suretiyle; Allah, Kitap ve Cennetten parsel pazarlamaya devam edeceksiniz, öyle mi?!

  • Sonra da, bu gençlik nereye gidiyor diyeceksiniz, öyle mi?! Var mı buna bir hakkınız?
  • Sonra da, özellikle, Muhafazakar camia çocuklarında, DEİZM ve ATEİZM artıyor diye serzenişlerde bulunacaksınız, öyle mi?! Bunu demeye de hakkınız yok!

Neymiş Efendim! Birileri; Kuzuların derisini yüzmekteler fakat Koçları kırkmak akıllarından bile geçmiyor! Neden acaba?!

Beyler! Koçları görmezden gelirken ya da Kamu kaynaklarından beslenmesi ve semirtilmesine izin verilirken, Kuzular; diri diri ve can çeke çeke ölmesine ya da öldürülmesine sebep olmaktasınız! Bizden hatırlatması!

Yazar Alev Alatlı bir konuşmasında; Her yasal HAK helal değildir ve olamaz! İflas eden kardeşinizin haraç mezat satışa çıkartılan evini almanız, yasal olarak uygundur fakat helal değildir! İmar ruhsatı olan bir müteahhit şehrin ırzına tecavüz ederken yasal olarak suçsuzdur fakat yaptığı iş helal değildir! Keza raf ömrünü uzatmak için ekmeğin içine kanserojen madde koyan fırıncının yaptığı ambalajın üzerine koyduğu sürece yasal dolayısıyla suçsuzdur fakat helal değildir! 21. yüzyılın en yaman projesi helal olanı yasal olanla örtüştürmek olsa gerektir, diyor!