Konya TEKNİK ÜNİVERSİTESİ REKTÖR Adayları…

Konya Teknik Üniversitesi ( KTÜN ) Rektör adaylığı başvuruları, Yükseköğretim Kurulu ( YÖK ) tarafından yayımlanan ilana göre, 17 Temmuz – 31 Temmuz 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir.


Konya Teknik Üniversitesi ( KTÜN ) 18.05.2018 tarih ve 30425 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olan 7141 sayılı kanunun yedinci maddesi ve 2809 sayılı kanuna eklenen Ek Madde-179 ile kurulmuştur.


Şehir dışından, şehirdeki yerel siyaset ve yerel dinamiklerden bihaber, TEKNİK bir akademisyen, kurucu Rektör olarak atanmıştır.


Kurucu Rektör, dört yıllık görev süresinde, kuruluş işlemleri, akademik ve idari kadro, alt yapı anlamında, büyük bir mücadele verdiğini, not edelim.


Kurucu Rektör, ikinci dönem bir kez daha ataması yapılmadığı için YEREL SİYASET – YEREL DİNAMİKLER ve YEREL SERMAYE grubunun BASKI ve girişimleri, KULİS ve LOBİ faaliyetleri çerçevesinde, Konyalı bir akademisyen, Prof. Dr. Osman Nuri Çelik, 15 Eylül 2022 tarihinde, REKTÖR olarak atanmıştır.

Peki, 15 Eylül 2022 tarihinde, Prof. Dr. Osman Nuri Çelik, Konya Teknik Üniversitesine Rektör atanması için aracılık eden, kulis ve lobi yapan, referans olan; YEREL SİYASET – YEREL DİNAMİKLER ve YEREL SERMAYE Grupları, bugün için neler yapmaktadır?

YEREL SİYASET – YEREL DİNAMİKLER ve YEREL SERMAYE Grupları, bugün için Aracılık, Kulis, Lobi ve Referanslarını, kim ya da kimler için kullanacaktır?

YÖK başkanlığı tarafından iki fakülteye DEKAN atanması yapılmadığı, Rektör Prof. Dr. Osman Nuri Çelik, Mimarlık ve Tasarım Fakültesi – İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesine, kendisini, DEKAN Vekili olarak ATAMA yaptığını da not edelim!

Prof. Dr. Osman Nuri Çelik, YEREL SİYASET – YEREL DİNAMİKLER ve YEREL SERMAYE Grupları, ikinci dönem REKTÖR atanması konusundaki kayıtsız ve ilgisiz olmasından kaynaklı, ODASINI toplamaya başlamış olabilir mi?


Konya Teknik Üniversitesi, hem YÖNETİM ve hem de EĞİTİM – ÖĞRETİM faaliyetlerine, AVM’DEN dönüştürülme binada, devam etmekte olduğunu, hatırlatmak isterim!


Konya Teknik Üniversitesi KAMPÜS İnşaatının yılan hikayesine döndüğünü hatırlatmak isterim!

  • Kurumsal Felsefe – Kurumsal Kültür ve Kurumsal AİDİYET olmayan bir Üniversite de, hem akademisyenler ve hem de İDARİ Personel arasında, SOSYAL BARIŞ – HUZUR ortamı olmayacaktır!
  • Kurumsal Felsefe – Kurumsal Kültür ve Kurumsal AİDİYET olmayan bir Üniversite de, hem akademisyenler ve hem de İDARİ Personel arasında, KAOS – KARMAŞA – KARGAŞA ve DEREBEYLİK hüküm sürecektir!
  • Kurumsal Felsefe – Kurumsal Kültür ve Kurumsal AİDİYET olmayan bir Üniversite de, hem akademisyenler ve hem de İDARİ Personel arasında, hem KAOS – KARMAŞA – KARGAŞA ve DEREBEYLİK hakim olduğu gibi hem de Kurumsal İŞLER Nasıl ve NE şekilde yürüyecektir?
  • Peki, DEVLET, Devletin tüm kurumları ve özellikle de ÜNİVERSİTELER; YASA – YÖNETMELİK ve MEVZUAT ile yönetilmesi gerekirken, birileri, hem babasının ÇİFTLİĞİ ve hem de DEREBEYİ olarak yöneteceğim dediği için hem akademisyenler ve hem de İDARİ Personel arasında, KAOS – KARMAŞA ve KARGAŞA çıkmaktadır?

Peki, tüm bunlar vuku bulurken, Üniversite Rektörü ve idari personelin yöneticisi konumundaki kişi neler yapmaktadır? Mezkur personel hakkında, İç Soruşturma neden açılmaz? İç soruşturmanın neticesi, Yargıya Neden intikal edilmez?

Şirket, Kurumlar ve Üniversiteler de; SONUÇ ve BAŞARIYI getiren şey! Durumsal yönetim anlayışı, Sistemler ve Süreçler, Bilgisayarlar ve Makineler, değildir!

Şirket, Kurumlar ve Üniversiteler de; SONUÇ ve BAŞARIYI getiren şey! Kurumsal Yönetim Anlayışı, Kurumsal Kültür – Kurumsal Davranış – Kurum Felsefesi ve Kurumsal AİDİYET; Kurumdaki Çalışan İNSANLAR ve Onların DAVRANIŞLARI akabinde gelmektedir!


Konya Teknik Üniversitesine ( KTÜN ) Üniversite – Ülke ve ŞEHİR adına, HEDEFLERİ ve İDEALİ, özellikle KAMPÜS İNŞAATINI başlatmak ve bitirmek konusunda gayretleri olacak, FİL DİŞİ KULEDEN SAHALARA inebilecek, GENÇ ve DİNAMİK bir akademisyen, REKTÖR olarak atanmalı!


Konya TEKNİK Üniversitesine Rektör Adayı olan ve başvurularını tamamlayan tüm akademisyenleri, medeni cesaretlerinden dolayı tebrik ederim.


Konya TEKNİK Üniversitesine Rektör Adayı olan ve başvurularını tamamlayan tüm akademisyenlere; Üniversite ve Sanayi işbirliği çerçevesinde, ne gibi ve nasıl projeleri olduğunu sormak gerekir!

Konya’daki Üniversitelere Rektörlük atanması konusunda aracılık eden ya da referans olan Yerel Siyaset – Yerel Dinamikler ve Yerel bir Sermaye Grubuna, ŞEHİR ve ÜLKE adına, büyük bir VEBAL ve SORUMLULUK yüklenmiş olduğunu da, hatırlatmak isterim!


Karar mercilerine etki eden ve decek olan tüm yerel siyaset – yerel bir sermaye grubu – yerel dinamikler ve tüm etki ajanlarına; Konya TEKNİK Üniversitesine, Nasıl bir REKTÖR ARIYORSUNUZ, diye soruyorum!


Konya TEKNİK Üniversitesine; Yerel Siyaset – Yerel Dinamikler ve Yerel bir Sermaye Grubuna; VEFA ya da DİYET borcu olmayan bir akademisyen, REKTÖR olarak atanmalı!


31 Temmuz 2026 son başvuru tarihi itibari ile Yüksek Öğretim Kurulunun açıklamış olduğu kriterler çerçevesinde, Konya Teknik Üniversitesine ( KTÜN ) Rektör adaylık başvurularını tamamlayan Akademisyenler;


Prof. Dr. Osman NURİ ÇELİK; Konya Teknik Üniversitesi ( KTÜN ) MÜHENDİSLİK VE DOĞA BİLİMLERİ FAKÜLTESİ, İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ ( Konya Teknik Üniversitesi Rektörü )


Prof. Dr. Halim Haldun GÖKTAŞ; Ankara Bilim Üniversitesi, Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi, Elektrik Elektronik Mühendisliği ( YÖK eski Başkan Vekili )


Prof. Dr. Mehmet KAMANLI; Konya Teknik Üniversitesi ( KTÜN ) MÜHENDİSLİK VE DOĞA BİLİMLERİ FAKÜLTESİ, İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ

Prof. Dr. Abdullah KARAMAN; Selçuk Üniversitesi, Turizm Fakültesi, Turizm Rehberliği


Prof. Dr. Murat OLGUN; Konya Teknik Üniversitesi ( KTÜN ) MÜHENDİSLİK VE DOĞA BİLİMLERİ FAKÜLTESİ, İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ


Prof. Dr. Mustafa Tolga ÇÖĞÜRCÜ; Konya Teknik Üniversitesi ( KTÜN ) MÜHENDİSLİK VE DOĞA BİLİMLERİ FAKÜLTESİ, İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ


Prof. Dr. Ülkü Sultan KESKİN; Konya Teknik Üniversitesi ( KTÜN ) MÜHENDİSLİK VE DOĞA BİLİMLERİ FAKÜLTESİ, İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ


Prof. Dr. Niyazi BİLİM; Konya Teknik Üniversitesi ( KTÜN ) MÜHENDİSLİK VE DOĞA BİLİMLERİ FAKÜLTESİ, MADEN MÜHENDİSLİĞİ


Prof. Dr. Mustafa KARAMAN; Konya Teknik Üniversitesi ( KTÜN ) MÜHENDİSLİK VE DOĞA BİLİMLERİ FAKÜLTESİ, KİMYA MÜHENDİSLİĞİ


Prof. Dr. Fethullah ARIK; Konya Teknik Üniversitesi ( KTÜN ) MÜHENDİSLİK VE DOĞA BİLİMLERİ FAKÜLTESİ, JEOLOJİ MÜHENDİSLİĞİ


Prof. Dr. Mustafa Servet KIRAN; Konya Teknik Üniversitesi ( KTÜN ) BİLGİSAYAR VE BİLİŞİM BİLİMLERİ FAKÜLTESİ, BİLGİSAYAR MÜHENDİSLİĞİ


Prof. Dr. Murat ORAL; Konya Teknik Üniversitesi ( KTÜN ) MİMARLIK VE TASARIM FAKÜLTESİ, İÇ MİMARLIK


Prof. Dr. Mahmut KUŞ; Konya Teknik Üniversitesi ( KTÜN ) MÜHENDİSLİK VE DOĞA BİLİMLERİ FAKÜLTESİ, KİMYA MÜHENDİSLİĞİ


Prof. Dr. Arife Deniz Oktaç BEYCAN; Konya Teknik Üniversitesi ( KTÜN ) Mimarlık ve Tasarım Fakültesi, Mimarlık Bölümü


Prof. Dr. ESRA YALDIZ; Necmettin Erbakan Üniversitesi, GÜZEL SANATLAR VE MİMARLIK FAKÜLTESİ, MİMARLIK – MİMARLIK TARİHİ


Prof. Dr. SÜLEYMAN SAVAŞ DURDURAN; Necmettin Erbakan Üniversitesi, MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ, HARİTA MÜHENDİSLİĞİ – ARAZİ YÖNETİMİ


Konya Teknik Üniversitesine ( KTÜN ) Rektör adaylık başvurularını tamamlayan ve YÖK süreci başlayan Akademisyen Rektör adayları arasında, listeye kabaca baktığımızda; Ankara bürokrasisi ve Cumhurbaşkanlığı nezdinde, iletişimi etkili ve bağlantıları da kuvvetli, akademik başarıları ile temayüz etmiş ve bireysel olarak da, KARAKTERİ ve DURUŞU olan BAYAN bir Akademisyen, REKTÖR olarak atanır gibi!

1 -) 24 Mart 2026 Tarihli KÖŞE YAZIM; Konya TEKNİK Üniversitesine, REKTÖR Atanması!

2 -) 27 Mart 2026 Tarihli KÖŞE YAZIM; Konya TEKNİK Üniversitesine, REKTÖR Atanması — 2 —

Sayın Cumhurbaşkanım!

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a; dünya, bölgemiz ve ülkemizdeki sorunlar, küresel baskılar, yeni bir dünya düzeni ve sistemin kuruluş sancılarının yaşandığı bir dönemde, yoğun programları arasında, Konya’nın bazı sorunlarını, zatı alilerine buradan arz etmek isterim!


Türkiye’de, Seksen bir il ve Seksen bir ilin hem VALİSİ ve hem de Valilik Hükümet Konağı bulunmaktadır!

  • Sayın Cumhurbaşkanım! Peki, Türkiye’de Seksen bir ilden VALİLİK HÜKÜMET KONAĞI olmayan İL var mıdır?


Konya desem herhalde inanamayacaksınız!

  • Sayın Cumhurbaşkanım! Peki, Türkiye’de Otuz Büyük Şehir Belediyesinden Büyük Şehir Belediyesi Başkanlık Makamı ve Büyük Şehir Hizmet binası olmayan Büyük Şehir var mıdır?


Şimdi bu soruya da, KONYA Büyük Şehir Belediyesi desem, yine inanamayacaksınız!


Fakat bu ifadeler hikaye veya dedikodu değil. İftira da değil. Sadece GERÇEK ve REALİTE…


Sayın Cumhurbaşkanım! Konyalı vatandaşlar; Konya Valiliği Hükümet Konağı ve Konya Büyük Şehir Belediyesi Merkez hizmet binalarının Kadim Başkent Konya’nın medeniyet ruhuna yakışır bir şekilde, acil ve ivedi olarak yapılmasını, zatı alilerinize, şehrini seven bir gazeteci olarak, hatırlatmak isterim!


Sayın Cumhurbaşkanım! Konya Valilik hükümet Konağının yapım sürecinin gecikme durumu var ise TARİHİ VALİLİK HÜKÜMET KONAĞINDAKİ TADİLAT ve RESTORASYON bitiminde, yeni bir bina yapılıncaya kadar, eski bina da, VALİLİK HİZMET birimlerinin devam etmesi KADİM BAŞKENT’E yakışır bir durum olacaktır!

1 -) 15 Ocak 2025 Tarihli KÖŞE YAZIM; Konya Valilik Hükümet Konağı ve Konya Büyük Şehir Belediyesi MERKEZ BİNA; Nereye ve Ne Zaman Taşınacak?


https://ahmetunver.com.tr/2025/01/14/konya-valilik-hukumet-konagi-nereye-ve-ne-zaman-tasinacak/

2 -) 21 Ocak 2026 Tarihli KÖŞE YAZIM; Konya VALİLİK Binası ve Merkez KÜTÜPHANE Açılıyor!


https://ahmetunver.com.tr/2026/01/21/konya-valilik-binasi-ve-merkez-kutuphane/

  • Sayın Cumhurbaşkanım! 2018 yılında kurulan ve Üniversite Sanayi İşbirliği çerçevesinde, Konya Organize Sanayi Bölgesinde, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından TEKNİK Üniversite kurulması için tahsis edilen Arsa üzerine Kampüs İnşaatı başlamadığını ve AVM’DEN dönüştürme binada, EĞİTİM – ÖĞRETİM faaliyetlerine devam ettiğini, yılan hikayesine dönüşen, Konya Teknik Üniversite Kampüs İnşaatı konusunu da, hatırlatmak isterim.


1 -) 6 Temmuz 2024 Tarihli KÖŞE YAZIM; Konya Teknik Üniversitesi, KAMPÜS İnşaatı NE Durumda?


https://ahmetunver.com.tr/2024/07/06/konya-teknik-universitesi-kampus-insaati-ne-durumda/

2 -) 24 Mart 2026 Tarihli KÖŞE YAZIM; Konya TEKNİK Üniversitesine, REKTÖR Atanması!

https://ahmetunver.com.tr/2026/03/24/konya-teknik-universitesine-rektor-atanmasi/

Sayın Cumhurbaşkanım! 2026 yılı Eylül ayında, Konya TEKNİK Üniversitesine ve KASIM ayında, Konya Necmettin Erbakan Üniversitesine REKTÖR ataması yapılacak!

  • Her iki Üniversiteye ( Konya TEKNİK Üniversitesi ve Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi ) YEREL SİYASET – YEREL DİNAMİKLER ve YEREL SERMAYE Gruplarının BASKI ve girişimleri, KULİS ve LOBİ faaliyetleri çerçevesinde, kendilerine yakın ya da kendilerinin işaret edeceği bir kişiyi, REKTÖR olarak atama yapmayın!
  • Her iki Üniversiteye ( Konya TEKNİK Üniversitesi ve Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi ) Ülkesi, şehri ve üniversitesi adına hedefleri olan, akademisyenler ve öğrencilerini; dünya ile REKABET edebilecek bir konum ve duruma getirebilmek için ÇABALAYAN – KOŞTURAN – DERT edinen ve GAYRET eden, Üniversite ve Sanayi işbirliği çerçevesinde, FİL FİŞİ KULEDEN SAHALARA inebilecek, Kurumsal BARIŞ ve HUZUR İklimini ve Kurumsal AİDİYETİ yeniden tesis edebilecek, ULUSAL ve Uluslararası VİZYONU olan bir Akademisyen, REKTÖR olarak atanmalı!


1 -) 11 Nisan 2026 Tarihli KÖŞE YAZIM; Konya Necmettin Erbakan Üniversitesine, REKTÖR ATANMASI!


https://ahmetunver.com.tr/2026/04/11/konya-necmettin-erbakan-universitesine-rektor-atanmasi/

Sayın Cumhurbaşkanım! Hz. Mevlana; Konya’nın ALTIN bir KÂSE ve bu kâsenin içinin de, AKREPLER ile dolu olduğunu, ifade etmektedir! Neden Acaba?


Sayın Cumhurbaşkanım! AKREP’LER Akrepliğini yani Cibilliyetinin gereğini yapacak ve Kadim Başkent ve Konyalılara, hizmet ve GÖNÜL ALMAK yarışında, engel çıkarmak adına her yolu deneyecekler!


Sayın Cumhurbaşkanım! Hoşgörü, huzur ve sükun şehri Mevlana diyarında, Yerel Siyasi ve Sermaye – Paylaşım Grupları; Denge, Çıkar ve Paylaşım, Rant, Güç ve iktidar konumlarının devamlılığı adına, benim adamım, benim kontrol ve denetimimdeki kişiler, bir YERLERE veya MAKAMLARA gelsin diye; KULİS ve LOBİ faaliyetleri, büyük bir tazyik ve entrika, ayak oyunu ve baskı operasyonları yapmakta olduklarını, bir kenara not edelim!


Sayın Cumhurbaşkanım! Burası, Kadim Başkent! Burası Kadim RUM diyarı! Kadim Başkentte, tarihte olduğu gibi ENTRİKALAR ve ETNRİKACILAR bitmeyecektir!


Sayın Cumhurbaşkanım! Yerelde Siyaset yaptığını zan eden Siyasiler; Hem SİYASETÇİ olduklarını – hem SİYASET yaptıklarını ve hem de Vatandaşa TEPEDEN BAKMAKTA olduklarını!

Yerelde Siyaset yaptığını zan eden Siyasiler; KİBİRLERİNDEN DÜBÜRLERİNİN GÖRÜNMEDİĞİNİ!

Yerelde Siyaset yaptığını zan eden Siyasiler; Vatandaşa SELAM vermekte zorlandığını, FİL DİŞİ KULELER ve GETTOLARDA Yaşamakta, İKTİDAR ve GÜÇ paylaşımı yaptıkları küçük bir klik çerçevesinde, siyaset yapmakta olduklarını da, hatırlatmak isterim!

Peki, Siyaset, GETTOLAR – FİL DİŞİ KULERLERDE, küçük bir KLİK ile mi yapılır? Yoksa VATANDAŞ ile beraber ve HALKIN içinde mi?

Sayın Cumhurbaşkanım; Birileri için Siyaset, dünyalıklar adına, he kendisi ve hem de çevresi adına, YOLUNU BULMAK Sanatı olarak algılandığı ve uygulandığı için Vatandaş ve Halk diye bir dertleri olamaz!


Sayın Cumhurbaşkanım; Tarihte, Şu okullar olmasa, Maarifi ne güzel ederdim diyenler gibi bugün de, Yerelde Siyaset yaptığını zan eden Siyasi ve Siyasetçi olduğunu iddia edenler, VATANDAŞ olmasa, SİYASET yapmak ve SİYASETÇİ olmak ne güzel olur, diyor!


Yerelde Siyaset yaptığını zan eden Siyasiler, siyaseti, halk ile beraber halkın içinde değil, küçük bir AZINLIK KLİK ile RANT – İKTİDAR ve GÜÇ Paylaşımı çerçevesinde, GETTO ve FİLDİŞİ KULERLER de, yapmaktadır!

Üniversiteleri; Kafasını Kuma Gömenler mi Yönetmektedir?

Üniversiteler, ülkenin ihtiyaç duyduğu insan gücünü yetiştiren, kaynak ve kadrosuyla bilim ve teknoloji üreten, araştırmaları teşvik eden, toplumsal gelişmelere öncülük yapan ve bilimsel yöntemlerle her meseleye çözüm arayan kurumlardır.

Üniversiteler, bilgi üreten ve bilgiyi kullanabilecek insan yetiştiren kurum demektir. Üniversiteler, üretilen bilginin topluma yayılmasını sağlamaktır.

Üniversiteler, devlet ve millet adına, araştırma ve geliştirme, bilim, uygulama ve kalkınma demektir.

Üniversite yönetimleri, toplum ve şehrin tüm dinamikleri ile ilişkili ve bağlantılı olmak zorundadır.

Üniversite yönetimlerinin çevresini kuşatan, fitne – fesat ruhlu kişiler ve iletişimin ne olduğunu anlamayan ve bilmeyen bir güruh ile bir yere varılama.!

Üniversite yönetimleri, üç beş siyasetçi veya siyaset yaptığını zan eden, yerelde ki ayak takımları ile iletişim halinde olmak zorunda, değildir.

Devletin kişilere bahşetmiş olduğu makamlar; kimseye babasından miras kalmamıştır.

Devletin Makam ve Kurumları; kibir ve ego tatmin yerleri değildir.

Devletin Makam ve Kurumları; asil millet ve evlatlarına sadece hizmet yerleridir.

Devletin Makam, Kurum ve tüm Kaynakları; GANİMET kafası, MAFYA DÜZENİ ve DEREBEYLİK şeklinde asla yönetilemez!

Devletin Makam ve Kurumları; kimseye babasından MİRAS kalmadığı gibi kimse de bu makamlarda BAKİ değildir!

Devletin Makam ve Kurumları; magazinsel ve sansasyonel olaylar, icra ve ifşa yerleri değildir.

Devletin Makam ve Kurumları; ehliyetsiz ve liyakatsiz tiplere istihdam sağlama yerleri, değildir.

Devletin Makam, Kurum ve tüm Kaynakları; birilerine RANT ve İHALE sağlama, KAMU kaynaklarından ZENGİN etmek ve PARA aktarma yerleri, değildir!

Devletin Makam ve Kurumlarında; ATANMIŞLAR ve DADANMIŞLAR arasında çetin bir Mücadele yaşanmaktadır.

Devletin Makam ve Kurumlarındaki BÖREKÇİ – ÇÖREKÇİ ve DADANMIŞLARI, DEVLET AKLI, bir bir Tespit etmekte ve görevden EL Çektirmektedir.

Kadim TÜRK DEVLETİ; Tüyü bitmemiş Yetim MALINA DADANMIŞ, BÖREKÇİ ve ÇÖREKÇİLERİ tasfiye etmek zorundadır.

Kadim TÜRK DEVLETİ; Devlet ve Milletin MALINA DADANMIŞ, BÖREKÇİ ve ÇÖREKÇİLER ile HESAPLAŞACAĞI günler çok yakındır.

Devletin Makam ve Kurumları; yasalar çerçevesinde, hayırlı işlere imza atmak ve GÖK KUBBEDE HOŞ bir SEDA bırakabilmek yerleri olmalı!

Devletin Makam ve Kurumlarında oturanlar, asla la-yüs-el değildir. Devlet bir gün her şeyin hesabını tek tek soracaktır.

Devletin Makam ve Kurumlarında oturanlar, öncelikle açık, şeffaf, dürüst ve hesap verebilir olmak zorundadır.

Devlet; kanun, nizam, yönetmelik, adalet, hukuk ve hesap verebilirlik demektir.

Eğer bir memlekette ya da bir kurumda, namus sahipleri, en az kötü insanlar ve fesatçılar kadar, sabırlı ve cesur olmazsa, o memleket ve kurumlar, mutlaka batar.

Mademki, çok namuslu ve dürüstsünüz, somut belge – bilgi ve tespitlere rağmen, devlet ve millet adına, cesur olup gereğini neden yapmıyorsunuz?

Ya da ne zamana kadar KAFANIZI KUMA GÖMMEYE devam edeceksiniz?

Yoksa karşılıklı restler ve yedeklerinizde de karşılıklı dosyalarınız mı bulunmaktadır?

Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi REKTÖR Adayları!

Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu’nun ikinci dönem görev süresi 2026 yılı EKİM – Kasım aylarında doluyor.

  • Devletin makamları; magazinsel ve sansasyonel olaylar, tele-vole işler ve ehliyetsiz – liyakatsiz – kifayetsiz muhteris tiplere istihdam sağlama yerleri, değildir!
  • Devletin makamları; birilerine RANT ve İHALE sağlama, KAMU kaynaklarından ZENGİN etmek ve PARA aktarma yerleri, değildir!
  • Devletin makamları; kimseye babasından MİRAS kalmadığı gibi kimse de bu makamlarda asla BAKİ değildir!
  • Devletin makamları; GANİMET kafası ile asla yönetilemez!
  • Devletin makamları; hem kendisi ve hem de akraba-ü taallukatını yasalara aykırı bir şekilde ZENGİNLEŞTİRME yerleri asla değildir!
  • Devletin makamları; görev süresi boyunca, yasalar ve yönetmelikler çerçevesinde, hayırlı işlere imza atmak ve GÖK KUBBEDE HOŞ bir SEDA bırakabilmek yerleri olmalı!

Cem Hoca, görev süresi dolmadan başka bir kuruma geçebilmek için her yolu denemektedir.

Cem Hoca, bir kaç KURUM BAŞKANLIĞINA da geçebilmek için de her yolu denemiştir!

Cem Hoca’ya, Balkanlar da, bir ülkeye ATEŞE olarak teklif edildiği fakat kabul görmediği.

Cem Hoca’nın, Türki Cumhuriyetlerden bir ülkeye, rektörlük görev süresi dolmadan, ATEŞE olarak görevlendirileceği, Ankara kulislerinde konuşulmaktadır.

Cem Hoca’nın ikinci dönem görev süresinin dolması yaklaştığı için üniversite camiasındaki akademisyenler arasında Rektör adayları da kulislerde konuşulmaya başlamıştır!

  • Selçuk Üniversitesi önceki dönem Rektör yardımcısı ve halen Bölüm başkanı bir akademisyen, aktif dekan olarak görev yapmakta olan bir akademisyen, üniversitenin eski genel sekreteri ve halen aktif görev yapan bir fakülte dekanı, eski bir siyasetçinin akademisyen oğlu, Sağlık eski il müdürü ve geçtiğimiz yıl Selçuk Üniversitesine, yerel sermaye, siyaset ve sivil toplum kuruluşlarının rektör atanabilmesi için parlattığı bir isim, akademik camiada, Necmettin Erbakan Üniversitesine Rektör adayı olarak, kulislerde konuşulmaktadır.

Üniversiteler; bilim insanı akademisyenlerin ne dinleri, ne ırkları, ne de yaşam tarzları ile ilgilenir!

Sadece ve sadece ülkesi adına, ciddi projelerinin olup olmadığı ve başarılı işlerle uğraşıp uğraşmadıklarını bakmalı!

Üniversiteler; insanlığın bir sorununu çözmeye hizmet eden; yeni buluş ve yeni patentlere kapı aralayan, bu çalışmaların sonuçları, önce araştırmanın yapıldığı üniversite, şehre ve ülkeye, ekonomik katkı sağlayan ve faydaya dönüştüren kurumlar olarak bilinir.

Üniversiteler; evrensel ölçekte bilim ile ilgili bilgilerin öğretilmesi ve sahada uygulanabilir hale gelmesi için araştırma – geliştirme ve bilim üretilen yerler!

Üniversiteler; her türlü düşüncenin hür ve bağımsız olarak, kimseden çekinmeden ve korkmadan savunulduğu ve tartışıldığı yerler!

Bir üniversiteye rektör adayı olacak akademisyen; öncelikle ve özellikle; üniversite, ülkenin geleceğinin emanet edileceği öğrenciler, şehri ve ülkesi adına; kaygısı, dertleri ve projeleri olmalı!

Yoksa ehliyetsiz ve liyakatsiz, çapsız kifayetsiz muhteris; onun adamı, şunun yakını, bilmem kimin damadı, oğlu, kızı gelini veya şuraya yakın, buraya yakın, şu partinin veya bu ekolün adamı şeklinde uzayıp giden aracılar ve tavassut, yeterli olur mu?

Bir Üniversiteyi yönetmek; öyle süslü laflar ve içi dolmamış SLOGANLAR ile olmaz!

Öncelikle, kuruma alınan personel; onun – bunun yakını değil, EHLİYET ve LİYAKAT aranmalı, kurum içerisinde tüm personele; ADALET terazisi işletilmeli!

AÇIK – ŞEFFAF İLETİŞİM ve sonra da HESAP VEREBİLİRLİK olmalı!

Aksi halde Üniversite ve Kampus içerisinde, Kurumsal Aidiyet, Kurumsal Barış ve Kurumsal Huzur sağlanamaz!

Bir Üniversite düşünelim; akademik camiada, isminin başında koca koca unvan bulunan kişiler, üniversitesi ve fakültesine, AİDİYET ve BAĞLILIK hissetmesin!

Bir Üniversite düşünelim; üniversite üst yönetimi ve dekanlık veya diğer bölüm başkanlıkları arasında, siyasi ve başkaca, GÜÇ ve İKTİDAR bağlantılarından kaynaklı, İLETİŞİM SORUNLARI – İLETİŞİM KAZALARI ve İLETİŞİM KRİZLERİ, akademik camiada konuşulsun!

Bir üniversite düşünelim; Üniversite Üst Yönetimi ve başkanlıklar hakkında, ŞÜYUU, VUKUUNDAN BETER İŞLER, YASA ve YÖNETMELİKLERE AYKIRI USULSÜZLÜK ve DEDİKODULAR, AYYUKA ÇIKMIŞ OLSUN!

ESKİLERİN ifadesi ile ATEŞ OLMAYAN YERDEN DUMAN ÇIKMAZ!

Açık ve şeffaf iletişim başka bir şey, dedikodu ise başkaca bir şeydir! Doğa boşluğu kabul etmeyeceğine göre!

Açık ve şeffaf iletişim ve hesap verebilirliğin olmadığı, kurum ve durumlarda, DEDİKODU; hem kuruma ve hem de duruma HÂKİM olacaktır!

Peki, böyle bir KRİZİ nasıl yöneteceksiniz? Ya da yok mu sayacaksınız?

Yoksa Görmedim, Duymadım ve İşitmedim şeklinde; ÜÇ MAYMUNU mu oynayacaksınız? Peki, nereye ve ne zamana kadar?

Kurumlarda; SONUÇ ve BAŞARIYI getiren şey; Sistem ve Süreçler, Bilgisayar ve Makineler değil, İNSANLAR ve Onların DAVRANIŞLARIDIR!

Konya NECMETTİN ERBAKAN Üniversitesi REKTÖR Adayları!

Şehrimizde;  iki DEVLET Üniversitesinde, Eylül ve Ekim aylarında, ataması yapılacak yeni Rektörlük seçimine matuf;  derinden bir kulis, rekabet ve yarış bulunmaktadır! Öncelikle ve özellikle, medeni cesaret gösterip aday olacak akademisyenleri tebrik eder, başarılar dilerim!

Konya Teknik Üniversitesi, rektörlük seçimi ve adaylar ile ilgili bir sonraki yazının konusu olmak üzere, Konya Necmettin Erbakan Üniversitesine, akademik camia ve siyasi çevrelerde, rektör adaylığı konusunda ki kulis bilgileri ve duyumları, kamuoyu ile paylaşmak isterim!

  • Konya Necmettin Erbakan Üniversitesinde, halen aktif rektörlük makamında bulunan, Cem Zorlu hoca kesin aday! Cem Hoca, siyasetten gelmenin vermiş olduğu tecrübe ile hem siyasi camia ve hem de Cumhurbaşkanlığı makamında ki, Ereğlili hemşerileri ve akrabalık ilişkileri maharetiyle, kulis çalışmalarını seri bir şekilde yürütmektedir!
  • Önceki yönetimde, rektör yardımcılığı görevinde bulunan ve halen Konya Sivil Toplum Platformu başkanlığını da deruhte eden, Önder Kutlu hocanın adı, yerel siyaset ve akademik camiada ki kulislerde konuşulmaktadır!
  • Yine önceki yönetimde, Genel sekreterlik ve dekanlık görevlerinde bulunan, halen aktif olarak rektör yardımcısı,  Konyalı Zekeriya Mızırak hocanın da ismi kulislerde geçmektedir!
  • Meram Tıp Fakültesi Dekanı Metin Doğan hoca da derinden kulis çalışmalarını yürütmektedir! Önder Kutlu ve Metin Doğan hocanın AK Örenli olduklarını da bir kenara not edelim!
  • Selçuk Üniversitesinde bir önceki yönetimde rektör yardımcısı olarak görev yapan ve halen Necmettin Erbakan Üniversitesi Göz polikliniğinde ki; Konyalı Mehmet Okka hocanın ismi de kulislerde konuşulmaktadır!
  • Önceki yönetimde Meram Tıp Fakültesi hastanesinde başarılı bir Başhekimlik dönemi ve halen Sağlık Bakanlığı, Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlük görevini aktif olarak yürütmekte olan, Karamanlı Ahmet Tekin hocanın ismi,  güçlü adaylar arasında, kulislerde konuşulmaktadır!
  • Konya İl Sağlık Müdürü Mehmet Koç, aile çevresi ve siyasi kulislerde konuşulmaktadır! İkinci dönem İl Sağlık Müdürü olarak, atanmaması için yerelde ki bazı siyasi aktörler çok uğraşmasına rağmen, ataması gerçekleşmiştir!  Mehmet Koç müdürün abisi HALİL KOÇ; HSK ( Hâkim ve Savcılar Kurulu )  Birinci Daire Başkanı, olduğunu hatırlatmak isterim!

Üniversitede bulunan akademik çevre ve tüm çalışanların kuruma bağlılığı, aidiyeti ve kurumun da başarısı çerçevesinden, akademik camiada neler konuşulmaktadır!

Üniversite;  aklı,  fikri ve vicdanı hür bireyler ve araştırma – geliştirme,  bilim ve teknolojinin filizlendiği ve geliştiği kurumlardır! 

Şimdi, bir üniversite düşünelim ve akademisyenlerin büyük bir kısmı; REKTÖR ve REKTÖR YARDIMCILARI,  GENEL SEKRETER ve Üniversite YÖNETİM KADROSU ile hem kendi ve hem de fakültedeki sorunlarını görüşebilmek ve başkaca konuları da istişare edebilmek için RANDEVU sırasında AYLARCA beklesinler! 

Bir Üniversiteyi yönetmeköyle süslü laflar ve içi dolmamış SLOGANLAR ile olmaz! Öncelikle, kuruma alınan personelde; onun – bunun yakını değil,  EHLİYET ve LİYAKAT aranmalı, kurum içerisinde tüm personele; ADALET terazisi işletilmelidir!

Akabinde AÇIK – ŞEFFAF İLETİŞİM ve sonra da HESAP VEREBİLİRLİK olmalıdır! Aksi halde Üniversite ve Kampus içerisinde, Kurumsal Aidiyet, Kurumsal Barış ve Kurumsal Huzuru sağlayamazsınız!

Bir Üniversite düşünelim; akademik camiada, isminin başında koca koca unvan bulunan kişiler, üniversitesi ve fakültesine, AİDİYET ve BAĞLILIK hissetmesin! Akademik camiada bunun tek müsebbibi olarak da ÜNİVERSİTE YÖNETİMİNİ işaret etinler!  Peki, neden?

Bir Üniversite düşünelim; üniversite üst yönetimi ve dekanlık veya diğer bölüm başkanlıkları arasında, kişisel siyasi ve başkaca, GÜÇ ve İKTİDAR bağlantılarından kaynaklı,  İLETİŞİM SORUNLARI – İLETİŞİM KAZALARI ve İLETİŞİM KRİZLERİ,  akademik camiada konuşulsun!

Bir üniversite düşünelim; Üniversite Yönetimi hakkında, ŞÜYUU, VUKUUNDAN BETER İŞLER ve DEDİKODULAR; AYYUKA ÇIKMIŞ OLSUN! ESKİLERİN ifadesi ile ATEŞ OLMAYAN YERDEN DUMAN ÇIKMAZ! Açık ve şeffaf iletişim başka bir şey, dedikodu ise başkaca bir şeydir! Doğa boşluğu kabul etmeyeceğine göre!

Açık ve şeffaf iletişim ve hesap verebilirliğin olmadığı, kurum ve durumlarda, DEDİKODU; hem kuruma ve hem de duruma HÂKİM olacaktır! Peki, bu KRİZİ nasıl yönetebileceksiniz? Ya da yok mu sayacaksınız?! Yoksa Görmedim, Duymadım ve İşitmedim şeklinde; ÜÇ MAYMUNU mu oynayacaksınız? Peki, nereye ve ne zamana kadar?

Şirket ve Kurumlarda; SONUÇ ve BAŞARIYI getiren şey; Sistem ve Süreçler değil, Bilgisayar ve Makineler değil, şirket ve kurumlarda ki; İNSANLAR ve Onların DAVRANIŞLARIDIR!

Üniversiteler ve Akademinin Hali Pür Melali!

Üniversitelerin açılma dönemi olduğu şu günlerde, yüksek öğretimin nasıl olacağı tartışmaları halen devam ederken, uzaktan mı yoksa yüz yüze mi – ya da hibrit şeklinde, üniversitelerde ki akademik camia, uzaktan veya online eğitim konusunda resmen dökülmektedir!

Online eğitime bazı bölümlerde kısmen,  bazı bölümlerde ise tamamen geçilmesi zaruret gibi görünüyor! Bazı bölümlerde hem online hem de yüz yüze eğitim olmalıdır! Akademi dünyası, her alanda,  online eğitime kendilerini hazırlamak zorundadır!

Üniversite;  aklı,  fikri ve vicdanı hür bireylerin,  kalıp, ön yargı ve dogmalardan arınmış bir şekilde, doğruyu bulma, analiz etme ve eleştirel bir şekilde irdeleme yeteneklerini pekiştirdikleri eğitim kurumlarıdır!

Üniversite;  araştırma, bilim ve teknolojinin filizlendiği ve geliştiği kurumlardır!  Yeni bilgilerin üretildiği, yeni bakış açılarının geliştiği, farklı eğitim almış ve farklı uzmanlık kazanmış kişilerin ortak projeler geliştirdikleri kurumlardır!  

Üniversite; eleştirel bakış açısının geliştirildiği, sorgulama,  irdeleme ve anlamanın öneminin vurgulandığı kurumlardır!  Soru sorma ve test etme,  sorgulama ve farklı bakış açıları ve farklı yönlerden bakarak irdeleme- sorgulama ve bir çıkarıma varılan kurumlardır.

Peki, Bir Üniversite düşünelim ve akademisyenlerin tamamı; REKTÖR, REKTÖR YARDIMCILARI,  GENEL SEKRETER ve tüm YÖNETİM KADROSU ile hem kendi ve hem de fakültedeki sorunlarını görüşmek ve başkaca konuları da istişare edebilmek için RANDEVU sırasında AYLARCA beklesinler!  Üniversite ve BİLİMDEN mi bahsediyoruz?

Bir Üniversite düşünelim ve akademisyenlerin tamamı; REKTÖR, REKTÖR YARDIMCILARI, GENEL SEKRETER ve tüm YÖNETİM KADROSU ile akademik ve başkaca konuları istişare edebilmek için makama çıkma ve görüşme BAHTİYARLIĞINA ERİŞMİŞ;   üç  –  beş kişi olmanın verdiği GURUR ile FAKÜLTESİNDE KASILA KASILA dolaşabilsin! Ne diyorsunuz?

Peki, Akademisyen ne demektir? Üniversite ne demektir?  Araştırma, Geliştirme ve Bilim ne demektir? Katılımcı yönetim anlayışından mı dem vuruyorduk?

Bir Üniversiteyi yönetmek;  Öyle süslü laflar ve içi dolmamış SLOGANLAR ile maalesef olmuyor! Öncelikle, kuruma alınan personelde, onun – bunun yakını olmak değil,  EHLİYET ve LİYAKAT aranmalı, kurum içerisinde tüm personele karşı da ADALET terazisi işletilmelidir!

Akabinde AÇIK – ŞEFFAF İLETİŞİM ve sonra da HESAP VEREBİLİRLİK olmalıdır! Aksi halde Üniversite ve Kampus içinde Sosyal Barışı ve Huzuru sağlayamazsınız!

Akademik dünyada,  yeni bir unvan veya titr alabilmek için yönetim kadrosuna karşı  her yolu deneyen ( atmadık taklaları kalmayan, çakma DİL belgesi ve Makale dâhil )  ve uluslar arası bir atıf ve makalesi dahi olmayan kişilerden, Devlet ve Millet adına ne bekleyebilirsiniz?

Neymiş efendim! YÖK, üniversite yönetimlerine hitaben göndermiş olduğu bir yazısında,  doçentlik sınavına girecek olan tüm profesörlere, SAHTE MAKALE YAZAN ve bunları da akademik dosyasına koyan akademisyenlere dikkat edin, diyormuş!

YÖK Başkanlığı, SAHTE DİL BELGESİ ve SAHTE MAKALE ile DOÇENT veya PROFESÖR olanların akademik unvanları İPTAL ET bakalım, bir daha oluyor mu? Sonra da AKADEMİK CAMİADA ki TACİZ, CİNAYET ve başkaca insanlık dışı ilişkileri konuşuyoruz!

Adamlar zaten AHLAKEN BİTMİŞ!  İşleri güçleri para, makam, mevki ve kadın olmuştur! Devleti ve milleti adına çalışan ve çabalayan, dürüst ve akademisyen kimliğinin gereğini yapan bireyleri tabii ki tenzih ederiz!   

Üniversitelerde, akademisyen olmak veya akademik çalışma yapmak, bizden ya da bizden değil, anlayışına bağlanmış durumdadır! 

Peki, Akademik bir Unvan alabilmek için bu kadar takla atan bir kişi, bir Üniversiteye REKTÖR olabilmek için neler neler yapar?

Şehirdeki tüm etkili sanayiciler, Dernek ve Vakıf yöneticilerinden kendisinin REKTÖR olarak atanabilmesi için tavassut etmeleri – KULİS ve LOBİ faaliyeti yapmaları konusunda, neredeyse BİN TAKLA atacaktır!

Ehliyet ve liyakat sahibi, başarılı, kaliteli bireyler, üniversite yönetimlerinde ki bu anlayıştan kaynaklı özel sektör veya yurt dışına giderek akademik çalışmalarına başka ülkelerde devam etmektedir! 

Ya da akademik dairenin dışına itilerek yok sayılmaktadır! Böyle bir yapı ve durumdan kaynaklı, üniversitelerde, özne ve yüklemi belli olan iki cümle dahi kuramayan akademisyenler,  başkaca bir yetenekleri olmadığı için, yönetime yakın olmaktan kaynaklı her daim el üstündedir!

Üniversiteler de; BİLİM kisvesi altında FİLİM!

Bilimsel Araştırma Projeleri ( BAP ) Yüksek Öğretim kurumlarında ki bilimsel araştırmaların desteklenmesi amacı ile geliştirilmiş bir uygulamadır!. Bu uygulama YÖK’ün 01.01.2002 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe aldığı Yüksek Öğretim Kurumları Bilimsel Araştırma Projeleri Hakkında ki Yönetmelik uyarınca gerçekleştirilmektedir!

Üniversitelerde ki tüm öğretim elemanları, BAP Komisyonuna başvurarak bilimsel araştırmaları için kaynak alabilir! Yüksek Öğretim kurumlarında yürütülen Bilimsel Araştırma Proje ( BAP ) tekliflerinin değerlendirilmesi, kabulü, desteklenmesi, bunlara ilişkin hizmetlerin yürütülmesi, izlenmesi, sonuçlarının değerlendirilmesi, kamuoyuna duyurulması, ilgili usul ve esaslar ile diğer hususları belirlemek amacıyla mezkur yönetmelik hazırlanmıştır!.

Bilimsel Araştırma Projesi ( BAP ) tamamlandığında sonuçları ile alanında bilime katkı yapması!. Ülkenin teknolojik, ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmasına katkı sağlaması!. Beklenen bilimsel içerikli, yükseköğretim kurum içi veya dışı, ulusal veya uluslararası kurum ya da kuruluşların katılımları ile yapılabilecek projeler, bilim insanı yetiştirmeyi ve araştırma altyapısı kurmayı ve geliştirmeyi kapsar!

Bilimsel Araştırma Projesi ( BAP )  yönetmelikte belirtilen görevlerin yürütülmesi için rektör veya görevlendireceği bir rektör yardımcısı başkanlığında senatonun önerisi ile rektör tarafından görevlendirilen, en az yedi, en çok on bir öğretim üyesinden oluşan bir komisyon kurulur!. Komisyon üyeleri, yükseköğretim kurumunda var olan bilim dalları arasında denge gözetilmek sureti ile dört yıl için görevlendirilir!. Komisyon üyelerinin görev, yetki ve sorumluluklarını yerine getirmediklerinin tespit edilmesi halinde, senatonun önerisi üzerine rektör tarafından görev süreleri dolmadan görevden alınabilir!

Bilimsel Araştırma Projesi ( BAP )  için başvuru ve değerlendirme takvimi komisyon tarafından belirlenerek ilan edilir!. Proje başvuruları, projenin gerekçesi, yöntem, özgün değer, yaygın etki, katma değer, çalışma takvimi ve bütçe dökümünün ayrıntılı olarak yer aldığı proje başvuru formu ile yapılır!.  Desteklenmesine karar verilen projeler için, proje yürütücüsü ve komisyon tarafından proje ile ilgili ayrıntıların belirlendiği bir protokol hazırlanır!. Projenin uygulamaya geçirilmesi, hazırlanan protokolün rektör veya görevlendireceği rektör yardımcısı tarafından onaylanmasına bağlıdır!

Bilimsel Araştırma Proje ( BAP ) yürütücüsü, protokolde yer alan hususlara uymakla yükümlüdür! Kabul edilen bir projenin yürütücüsü komisyona altı ayda bir geçmiş dönemdeki çalışmalarla ilgili bilgilerin yer aldığı ara rapor sunar!. Protokolde belirtilen bitiş tarihini izleyen en geç üç ay içerisinde, araştırma sonuçlarını içeren proje sonuç raporunu komisyon tarafından belirlenen formata uygun olarak sunar!.

Sonuç raporu komisyon tarafından değerlendirilerek projenin başarılı sayılıp sayılmayacağına karar verilir!. Komisyon gerekli gördüğü durumlarda konunun da uzmanlarının görüşlerine başvurarak değerlendirme sürecini tamamlayabilir!. Rektörlük her yılın sonunda desteklenen, kapsama alınan, devam eden ve tamamlanan projeler hakkındaki sonuç ve özet bilgileri YÖKSİS’E girer!. Bu bilgiler Yüksek Öğretim Kurumunun internet sayfasından da kamuoyuna duyurulur!.

Şimdi, mezkur YÖK Bilimsel Araştırma Proje ( BAP ) yönetmeliği çerçevesinde Üniversite Yönetim ve BAP  Komisyon Üyelerine soralım?!

  • Üniversite yönetimi ve yönetim tarafından oluşturulan BAP Komisyonu, sadece ve sadece yönetime yakın akademisyenlerin  proje önerilerini mi dikkate almaktadır?
  • Üniversite yönetimi ve BAP komisyonuna yakın olmayan akademisyenlerin ülke ekonomisi ve bilime katkı sağlama ihtimali çerçevesinde ki projeler kaynak yok diye  iade mi  edilmektedir?
  • BAP Komisyonu bilim dalları arasında Adaleti ve Dengeyi gözetmekte midir?
  • BAP Komisyonunun onayladığı projelerin bilime bir katkısı olmakta mıdır?
  • BAP Komisyonlarının onayladığı projeler ülkenin, teknolojik, ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmasına  bir katkısı olmakta mıdır?
  • BAP Komisyonunun onayladığı projeler, bilim inanı yetişmesine, araştırma ve geliştirme alt yapısının kurulmasına bir katkısı olmakta mıdır?
  • Yoksa tüyü bitmemiş yetim hakkı, milyon Dolar / Euro değerinde ki milli servet ve kaynaklar, Üniversite yönetimi ve BAP Komisyonuna yakın akademisyenler sadece bir çentik daha alsın diye heba mı edilmektedir?
  • Ya da BAP Komisyonu tarafından onaylanan özellikle yurt dışı projelerde, üniversite yönetimine yakın akademisyen ve katılımcıların bir saatlik sunum veya gösteri akabinde, projeye katılan onlarca / yüzlerce  akademisyen, eş, dost ve yakını, bir hafta / on gün, devlet kaynakları ile turistik geziye mi katılmaktadır?
  • Üniversite yönetimi ve BAP komisyonu, proje yürütücülerinden proje sonunda protokolde belirtilen şekilde bir sonuç raporu almakta mıdır?
  • Üniversite yönetimi, BAP  komisyonu tarafından onaylanan ve protokolde olduğu gibi tamamlanan BAP sonuçlarını YÖKSİS’E girmekte midir?
  • Üniversite yönetimi, BAP sonuçlarını YÖKSİS’E girmesi akabinde, YÖK bunları kamuoyu ile paylaşmakta mıdır?

Bir İletişimci ve Gazeteci olarak, Ülkenin teknolojik, ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmasına, bilim insanının yetişmesine, bilimsel araştırma ve geliştirme alt yapısının da kurulması için ayrılan, Milli Servet, Devlet imkan ve kaynaklarının Üniversite Yönetimleri ve BAP Komisyonları tarafından  yerli yerinde kullanılıp kullanılmadığı zaviyesinden, sadece soruyorum?