VERİ Yönetimi ve KÖLELİK Sistemi!

Tarım toplumunda, arazi ve tarlası çok olan daha ÖNEMLİ ve toplum tarafından sözü dinlenir bir durumda bulunuyordu.


Sanayi devrimi ile makineler ve bu makinelerin bulunduğu devasa fabrikalar ÖNEMLİ itibarlı olmuştur. Böyle bir toplumda, tabii ki sanayicinin sözü dinlenir ve sözleri geçerlidir.


Günümüzde, Data ve veriyi elinde bulunduran güç, dünyanın ve insanlığın hâkimi, yöneteni, kontrol edeni ve hegemonyal gücü haline gelecektir.


Yeni dönemde insanlığı bekleyen en büyük tehlike, DATA / VERİ Yönetimi ve KONTROLÜ olacaktır!


Peki, Dijital teknolojiler ve özellikle de YAPAY ZEKA uygulamalarının ücretsiz bir şekilde sunulmasını nasıl okumak gerekir?


Peki, Dijital Teknolojiler ve özellikle de YAPAY ZEKA uygulamalarına MİLYARLARCA DOLAR yatırım yapan küresel şirketler, ücretsiz bir şekilde, NEDEN sunmaktadır?


Dijital Teknolojiler ve özellikle YAPAY ZEKA uygulamalarına YATIRIM yapan küresel şirketler, bu uygulamaları ÜCRETSİZ bir şekilde kullanıma NEDEN sunmaktadır?

GENÇLİK ve ÇOCUKLAR, bu uygulamalara tamamen bağımlı hale getirildikten sonra YÜKSEK bir FATURA mı kesilecektir? Ya da başkaca bir şey mi?

Yapay zeka sadece işlerimizi değil, kararlarımızı da elimizden almaya hazırlanıyor gibi!


Gelecekte, insanlık, kendi hikayesini mi yaşayacak, yoksa yapay zekanın uyarlamış olduğu “ideal” kölelik senaryolarını mı?

HAKİKAT aramakla bulunmaz, ancak bulanlar arayanlardır!

Hakikati aramayı bırakanlar, başkalarının yazdığı masallarda, figüran ve köle olacaktır!

İletişim teknolojisinin gelişmesi ile dünyada geçerli olan şey, data ve veri olmuştur.

Data ve verinin üretilmesi, yönetilmesi ve kontrol edilmesi, toplum ve insanlık adına alınacak kararlar sürecine girmiş bulunuyoruz.

Birileri, İNSANLIĞI, hem KONTROL etmek ve hem de YÖNETMEK – YÖNLENDİRMEK istiyor!

Teknoloji, uzak mesafeleri yakınlaştırırken, beyin ve bilincimizin damarlarını kısaltan, işleyişini bozan ve yönetmeyi kestirme yoldan halleden, bir döneme evirilmesin?

Teknoloji esiri olurken farkında olmadan dijital köleler haline mi geliyoruz? Sosyal medya üzerinden ALGI Operasyonları ile şehirler ve ülkeler karıştırılmaktadır.

Teknoloji üreten küresel şirketler, sözcüleri ve yaygınlaştırıcıları, insanlığı data veçhesinden sömürmeye niyet ettiklerinden kuşku yoktur.

Teknoloji üreten güç ve akıl, insanlığı, alışveriş ve ekran mahkûmu, telefon ve bilgisayar tuşlarının kullanıcısı, dijital kullanışlı kölelere dönüştürmeyi hedeflemektedir.

Peki, İnsanlığı modern teknolojik köleler haline getirmek isteyen ve yer kürenin tanrısı olmayı planlayan küresel güçlere, kim ya da kimler DUR diyecektir?


Yeryüzünde TANRICILIK oynayan küresel güçler, dünya insanlığını, sosyal medya ya da dijital teknoloji, DATA / VERİ KONTROLÜ – YÖNETİMİ ile KÖLE bir duruma düşürebilmek adına, her yolu denemektedir.


Peki, Başarabilecekler mi? Yoksa tüm mesai ve harcadıkları milyar dolarları boşa mı gidecektir?

Havf, korku, gelecekle ilgilidir. İnsan, başına ya hoşlanmadığı bir şeyin gelmesinden, ya da arzu ettiği bir şeyi elde edememekten korkar.

Reca, Ümit, ileride meydana gelmesi arzu edilen bir şeye kalbin duyduğu ilgidir.

İnsana yakışan, Sonsuz Kudret, Rahmet ve Hikmet Sahibi Yüce Allah’a sığınmak, hayatının her bir anında, korku ve ümit halinde olmaktır.

Peki, kim veya kimler, dünya insanlığını korku ve paniğe sevk etmektedir? Yeryüzünde tanrıcılık oynamaya kalkışanların, sinsi plan ve kirli hesapları nelerdir?

Dijital takip sistemleri üzerinden her hareketi ve hatta her düşündüğü dahi bilinen – yenetilen ve kontrol edilebilen bir insanlık mı hedeflenmektedir?

Peki, iman ehli neler yapmaktadır? Dünyalık vehn peşinde midir? Dünyalık makam mevki -para pul – iktidar ve güç hırsı tüm manevi kanallarının kapanmasına mı vesile olmuştur?

Onlar; kulakları var, duymazlar. Gözleri var, görmezler! Kalpleri var, işitmezler, uyarı ve ikazları, neyi ve neleri ifade etmektedir?

NOT!

  • Küresel iki EKOL; Yeryüzünde TANRICILIK oynamaktadır!
  • Ulus Devletler, Küresel Güçlere, 353 Trilyon Dolar Borcu bulunmaktadır!

EŞEK ARISI Tipler; KURUMLARI ve İNSANLARI ZEHİRLER!

Üretmeyen toplumlar, eşek arısı kolonisine benzer! Vızıltıları çoktur fakat bir kovanları yoktur! Ortada yaptıkları, bal olmadığı için sürekli birbirlerini yerler!


Peki, Kamu kurumlarında, EŞEK Arısı konumu – durumu ve mantalitesinde çalışan tipler var mıdır?

Birilerinin EŞEK Arısı konumu – durumu ve mantalitesinde ki; ehliyetsiz – liyakatsiz – kifayetsiz muhteris oğlu – kızı – gelini – damadı – yeğenleri – sevgilileri ve ikinci eşleri, KAMU Kurumlarında ne zamana kadar istihdam edilmeye devam edecektir?

Kamu kurumlarında, EŞEK Arısı konumu – durumu ve mantalitesinde çalışan tipler, İŞ üretemeyecekleri için DEDİKODU – FİTNE ve FESAT üretmekten hem kendilerini ve hem de diğer samimi çalışanları yer ve tüketir!

Kamu kurumlarında, Eşek Arısı konumu – durumu ve mantalitesindeki, OTUZ kişi, OTUZ BİN iyi niyetli ve DEVLETİ – MİLLETİ adına çalışan ve üreten insanları, ZEHİRLEYEBİLİR!

Kamu kurumlarında, Eşek Arısı konumu – durumu ve mantalitesindeki tiplere karşı, samimi ve dürüst olanlar, birlikte hareket edemediği ve organize olamadıkları için YOK olmaya mahkumdur!

Negatif İnsanlar ile bir arada bulunmak – aynı ortamı teneffüs etmek, Radyasyona maruz kalmak gibidir. Kısa süreli dozlara dayanılabilir. Fakat uzun süreli dozlar, İNSANI hem ZEHİRLEYEBİLİR ve hem de ÖLDÜREBİLİR!

Eşek Arısı konumu – durumu ve mantalitesindeki kişiler de, yüksek dozda RADYASYONA maruz kalmak gibidir! Maruz kalan İnsanı; Ya ZEHİRLER ya da ÖLDÜRÜR!.

Çalışmadan, yorulmadan ve üretmeden rahat yaşamak isteyen toplumlar; evvela Haysiyetlerini, sonra Hürriyetlerini daha sonra da İstiklal ve İstikballerini kaybetmeye mahkûmdur!

Üniversitelerin kuruluş felsefesi, ülkenin kalkınması adına, BİLİM ve TEKNOLOJİ üretmektir!

Üniversiteler; Araştırma – Geliştirme – Bİlimsel Faaliyetler – Teknoloji geiştirmesi ve üremesi gereken kurumlar olarak bilinir.

Peki, ülkemizde, iki yüzden fazla üniversite olmasına rağmen ülkenin gelişmesi ve kalkınması adına, BİLİM ve TEKNOLOJİ üreten bir Akademisyen ismini ya da Üniversite adına duyan var mıdır?

Devleti ve Milleti adına, çalışan ve üreten Akademisyenleri her daim takdir ederiz!

Araştırma – Geliştirme ve Bilimsel Faaliyetler yapmayan, Teknoloji geiştiremeyen ve üretemeyen ülkeler, geliştiren ve üreten ülkelerin EKONOMİK ve Kültürel olarak KÖLESİ ve SÖMÜRGESİ olmak durumunda kalacaktır!

Sonsuz Kudret Sahibi Yüce Allah; Necm Suresi 39. Ayeti kerimede; Ve şüphesiz ki, insan için kendi çalıştığından başkası yoktur, buyurmaktadır!.

Devlet ve Millet olarak, kalkınabilmek – gelişebilmek – dünya ile rekabet edebilmek ve Türkiye Yüzyılı adına, tüm Kamu Kurumlarına, Eşek Arısı mantalitesindeki tipler ile değil, BAL ARISI zihniyetteki insanları istihdam etmek gerekir!

Bal arıları kraliçe, erkek ve dişi arılardan oluşur. 50 bin ile 80 bin arasında arının yaşadığı bir kolonide birkaç yüz erkek arı bulunurken çoğunu dişi arılar oluşturur.

Her koloninin sadece tek bir kraliçesi vardır. İşçi arılar birkaç ay yaşarken, kraliçe arı 7 yıla kadar yaşayabilir. Aslî görevi, kolonide yani kuluçka merkezinde yumurtlayarak neslini devam ettirmek ve koloniye lider ana arı olmaktır. Salgıladığı özel bir hormon sayesinde kendi kolonisindeki diğer arıların kendisini tanımalarını sağlar.

Bal Arıları; sadece 500 gram bal üretebilmek için 2 milyon çiçeğe konması gerekir. Bir bal arısı günde 2 bin çiçeğe konabilir.

İşçi balarısı hayatlarının son dönemlerindeki görevleri besin toplamaktır.

Arılar kışın besin bulamayacakları için kovanlarına bal depo eder. Kış için ayrıca polen depo edilmez, yalnız yağmurlu havalarda kullanılmak üzere yavru arılara yetecek kadar polen biriktirilir.

Arılar çiçeklerden topladıkları poleni doğrudan doğruya kullanmaz, “arı poleni” veya “arı ekmeği” adı verilen bir maddeye dönüştürür. Bu dönüşüm çiçeklerden toplanan polenlere nektarla birlikte bazı enzimlerin eklenmesi ile sağlanır.

Elde edilen bu madde sadece beslenme için kullanılır. Polen ve nektar toplama görevi 21 günlük işçi arılara düşmektedir.

Arılar, kovan ve yiyecek kaynağı arasında sürekli uçuş halinde oldukları için bu görev oldukça yorucudur. Uçuş kasları yıpranan arılar kısa bir süre sonra ölür. Arıların vücutları polen ve nektar toplamak için tasarlanmış özel sistemlerle donatılmıştır.

Eşek arıları bal yapmaz. Etçil canlılardır. Yağma için bir kovana saldıran 30 eşek arısı, üç saat içinde toplam da 30.000 balarısını öldürebilir.

Eşek arıları ağızlarındaki dişleriyle ısırır. Ancak zorda kaldığı vakit iğnesini batırır. Bu iğne zehirlidir. Sokması çok ağrı veren eşek arısının zehir insanda ağır alerji tepkilerine yol açabilir.

Bir eşek arısı, yeni bir arı kolonisi keşfettiğinde, bunu hemcinslerine duyurmak için özel bir koku salgılar. Kokuyu balarıları da algıladığından, kovanı savunmak üzere hemen girişe toplanmaya başlar.

Bir eşek arısı yaklaştığında 500 balarısı havalanıp hemen eşek arısının etrafını sarar. Bedenlerini hızla titreştirmeye başlar. Bu hareket arıların vücut ısılarının artmasına neden olur. Bu esnada eşek arısı adeta bir fırında pişiriliyormuşçasına ısınır ve sonunda kavrularak ölür.

Bu türden bir saldırının, ısıya duyarlı filmle çekilmiş fotoğrafında, görünen beyaz bölgelerdeki sıcaklık 50 oC’ye kadar çıkmaktadır. Balarılarının dayanabildiği bu sıcaklık eşek arıları için ölüm demektir.

Sayın Cumhurbaşkanım!

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a; dünya, bölgemiz ve ülkemizdeki sorunlar, küresel baskılar, yeni bir dünya düzeni ve sistemin kuruluş sancılarının yaşandığı bir dönemde, yoğun programları arasında, Konya’nın bazı sorunlarını, zatı alilerine buradan arz etmek isterim!


Türkiye’de, Seksen bir il ve Seksen bir ilin hem VALİSİ ve hem de Valilik Hükümet Konağı bulunmaktadır!

  • Sayın Cumhurbaşkanım! Peki, Türkiye’de Seksen bir ilden VALİLİK HÜKÜMET KONAĞI olmayan İL var mıdır?


Konya desem herhalde inanamayacaksınız!

  • Sayın Cumhurbaşkanım! Peki, Türkiye’de Otuz Büyük Şehir Belediyesinden Büyük Şehir Belediyesi Başkanlık Makamı ve Büyük Şehir Hizmet binası olmayan Büyük Şehir var mıdır?


Şimdi bu soruya da, KONYA Büyük Şehir Belediyesi desem, yine inanamayacaksınız!


Fakat bu ifadeler hikaye veya dedikodu değil. İftira da değil. Sadece GERÇEK ve REALİTE…


Sayın Cumhurbaşkanım! Konyalı vatandaşlar; Konya Valiliği Hükümet Konağı ve Konya Büyük Şehir Belediyesi Merkez hizmet binalarının Kadim Başkent Konya’nın medeniyet ruhuna yakışır bir şekilde, acil ve ivedi olarak yapılmasını, zatı alilerinize, şehrini seven bir gazeteci olarak, hatırlatmak isterim!


Sayın Cumhurbaşkanım! Konya Valilik hükümet Konağının yapım sürecinin gecikme durumu var ise TARİHİ VALİLİK HÜKÜMET KONAĞINDAKİ TADİLAT ve RESTORASYON bitiminde, yeni bir bina yapılıncaya kadar, eski bina da, VALİLİK HİZMET birimlerinin devam etmesi KADİM BAŞKENT’E yakışır bir durum olacaktır!

1 -) 15 Ocak 2025 Tarihli KÖŞE YAZIM; Konya Valilik Hükümet Konağı ve Konya Büyük Şehir Belediyesi MERKEZ BİNA; Nereye ve Ne Zaman Taşınacak?


https://ahmetunver.com.tr/2025/01/14/konya-valilik-hukumet-konagi-nereye-ve-ne-zaman-tasinacak/

2 -) 21 Ocak 2026 Tarihli KÖŞE YAZIM; Konya VALİLİK Binası ve Merkez KÜTÜPHANE Açılıyor!


https://ahmetunver.com.tr/2026/01/21/konya-valilik-binasi-ve-merkez-kutuphane/

  • Sayın Cumhurbaşkanım! 2018 yılında kurulan ve Üniversite Sanayi İşbirliği çerçevesinde, Konya Organize Sanayi Bölgesinde, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından TEKNİK Üniversite kurulması için tahsis edilen Arsa üzerine Kampüs İnşaatı başlamadığını ve AVM’DEN dönüştürme binada, EĞİTİM – ÖĞRETİM faaliyetlerine devam ettiğini, yılan hikayesine dönüşen, Konya Teknik Üniversite Kampüs İnşaatı konusunu da, hatırlatmak isterim.


1 -) 6 Temmuz 2024 Tarihli KÖŞE YAZIM; Konya Teknik Üniversitesi, KAMPÜS İnşaatı NE Durumda?


https://ahmetunver.com.tr/2024/07/06/konya-teknik-universitesi-kampus-insaati-ne-durumda/

2 -) 24 Mart 2026 Tarihli KÖŞE YAZIM; Konya TEKNİK Üniversitesine, REKTÖR Atanması!

https://ahmetunver.com.tr/2026/03/24/konya-teknik-universitesine-rektor-atanmasi/

Sayın Cumhurbaşkanım! 2026 yılı Eylül ayında, Konya TEKNİK Üniversitesine ve KASIM ayında, Konya Necmettin Erbakan Üniversitesine REKTÖR ataması yapılacak!

  • Her iki Üniversiteye ( Konya TEKNİK Üniversitesi ve Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi ) YEREL SİYASET – YEREL DİNAMİKLER ve YEREL SERMAYE Gruplarının BASKI ve girişimleri, KULİS ve LOBİ faaliyetleri çerçevesinde, kendilerine yakın ya da kendilerinin işaret edeceği bir kişiyi, REKTÖR olarak atama yapmayın!
  • Her iki Üniversiteye ( Konya TEKNİK Üniversitesi ve Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi ) Ülkesi, şehri ve üniversitesi adına hedefleri olan, akademisyenler ve öğrencilerini; dünya ile REKABET edebilecek bir konum ve duruma getirebilmek için ÇABALAYAN – KOŞTURAN – DERT edinen ve GAYRET eden, Üniversite ve Sanayi işbirliği çerçevesinde, FİL FİŞİ KULEDEN SAHALARA inebilecek, Kurumsal BARIŞ ve HUZUR İklimini ve Kurumsal AİDİYETİ yeniden tesis edebilecek, ULUSAL ve Uluslararası VİZYONU olan bir Akademisyen, REKTÖR olarak atanmalı!


1 -) 11 Nisan 2026 Tarihli KÖŞE YAZIM; Konya Necmettin Erbakan Üniversitesine, REKTÖR ATANMASI!


https://ahmetunver.com.tr/2026/04/11/konya-necmettin-erbakan-universitesine-rektor-atanmasi/

Sayın Cumhurbaşkanım! Hz. Mevlana; Konya’nın ALTIN bir KÂSE ve bu kâsenin içinin de, AKREPLER ile dolu olduğunu, ifade etmektedir! Neden Acaba?


Sayın Cumhurbaşkanım! AKREP’LER Akrepliğini yani Cibilliyetinin gereğini yapacak ve Kadim Başkent ve Konyalılara, hizmet ve GÖNÜL ALMAK yarışında, engel çıkarmak adına her yolu deneyecekler!


Sayın Cumhurbaşkanım! Hoşgörü, huzur ve sükun şehri Mevlana diyarında, Yerel Siyasi ve Sermaye – Paylaşım Grupları; Denge, Çıkar ve Paylaşım, Rant, Güç ve iktidar konumlarının devamlılığı adına, benim adamım, benim kontrol ve denetimimdeki kişiler, bir YERLERE veya MAKAMLARA gelsin diye; KULİS ve LOBİ faaliyetleri, büyük bir tazyik ve entrika, ayak oyunu ve baskı operasyonları yapmakta olduklarını, bir kenara not edelim!


Sayın Cumhurbaşkanım! Burası, Kadim Başkent! Burası Kadim RUM diyarı! Kadim Başkentte, tarihte olduğu gibi ENTRİKALAR ve ETNRİKACILAR bitmeyecektir!


Sayın Cumhurbaşkanım! Yerelde Siyaset yaptığını zan eden Siyasiler; Hem SİYASETÇİ olduklarını – hem SİYASET yaptıklarını ve hem de Vatandaşa TEPEDEN BAKMAKTA olduklarını!

Yerelde Siyaset yaptığını zan eden Siyasiler; KİBİRLERİNDEN DÜBÜRLERİNİN GÖRÜNMEDİĞİNİ!

Yerelde Siyaset yaptığını zan eden Siyasiler; Vatandaşa SELAM vermekte zorlandığını, FİL DİŞİ KULELER ve GETTOLARDA Yaşamakta, İKTİDAR ve GÜÇ paylaşımı yaptıkları küçük bir klik çerçevesinde, siyaset yapmakta olduklarını da, hatırlatmak isterim!

Peki, Siyaset, GETTOLAR – FİL DİŞİ KULERLERDE, küçük bir KLİK ile mi yapılır? Yoksa VATANDAŞ ile beraber ve HALKIN içinde mi?

Sayın Cumhurbaşkanım; Birileri için Siyaset, dünyalıklar adına, he kendisi ve hem de çevresi adına, YOLUNU BULMAK Sanatı olarak algılandığı ve uygulandığı için Vatandaş ve Halk diye bir dertleri olamaz!


Sayın Cumhurbaşkanım; Tarihte, Şu okullar olmasa, Maarifi ne güzel ederdim diyenler gibi bugün de, Yerelde Siyaset yaptığını zan eden Siyasi ve Siyasetçi olduğunu iddia edenler, VATANDAŞ olmasa, SİYASET yapmak ve SİYASETÇİ olmak ne güzel olur, diyor!


Yerelde Siyaset yaptığını zan eden Siyasiler, siyaseti, halk ile beraber halkın içinde değil, küçük bir AZINLIK KLİK ile RANT – İKTİDAR ve GÜÇ Paylaşımı çerçevesinde, GETTO ve FİLDİŞİ KULERLER de, yapmaktadır!

Bir Çoban ve Danışman Hikayesi!

Danışman; Belirli bir alanda ( hukuk, finans, yönetim, eğitim vb. ) uzmanlığı ve deneyimi olan, doğru kararlar alınması için yol gösteren, bilgi ve görüşüne başvurulan profesyonel kişi.


Danışman; karmaşık sorunları çözümlerine yardımcı olmak için rehberlik, analiz ve stratejik destek sağlar.


Danışman; İç danışman ( kurum içi ) veya dış danışman ( harici uzman ) olarak çalışabilir.


Kurum ve Kuruluşlar, özellikle de; BELEDİYELER -ÜNİVERSİTELER, Ticaret ve Sanayi ODALARI; Basın Danışmanlığı, İnsan Kaynakları Danışmanlığı, Finans ve Muhasebe Danışmanlığı, Yönetim Danışmanlığı, Üretim Danışmanlığı, Ar-Ge Danışmanlığı, Uluslararası İşlemler Danışmanlığı ve Pazarlama – Satış Danışmanlığı alanlarına ihtiyaç duymaktadır!


Danışman; Kurum stratejisi belirleme, Çalışma ortamında koordinasyonu sağlama, İş programını planlama, İş akışını ve kurumdaki alt sistemleri düzenleme, Verimliliği artırma, İş gelişimine katkı sağlayacak proje üretimine katkı sağlama, Çalışanların işe bağlılığını ve motivasyonlarını artırma, Fırsatları fark ederek bunlara yönelik çalışmalar yapma, Gelecekte ortaya çıkabilecek sorunları öngörme ve çözüm fikirleri üretme, Kurumun ihtiyaç ve hedeflerini belirleme, Çalışma alanını geliştirecek fikirler üretme ve Çalışanların ihtiyaç duyduğu eğitimleri belirleme ve gelişimlerine destek olmak gibi görevleri ya da sorumlulukları bulunmaktadır!

  • Bir Çoban, yol kenarında koyunlarını otlatıyormuş. Yanına bir jeep yanaşmış.


Brioni gömlek, Cerruti ayakkabılar giyen, Ray-Ban gözlüklü ve YSL kravatlı genç bir sürücü, aşağı inip çobana sormuş:


Kaç tane koyunun olduğunu bîlirsem bana onlardan bir tanesini verir misin?


Çoban; bir genç adama, bir de koyunlara bakmış, Tamam, diye cevap vermiş.

Genç adam arabasını parketmiş, telefonunu bilgisayanna bağlamış, bir NASA sitesine girmiş, GPS´ini kullanarak yeri taramış, bir data base ve logaritma ile doldurulmuş 60 excel tablosu açmış ve 150 sayfalık bir rapor hazırlamış.

Çobana dönmüş ve Tam olarak 1586 adet koyunun var, demiş.

Çoban; “Doğru ” diye cevap vermiş ve Bir Koyunumu alabilirsin, demiş!

Genç adam, hayvanı almış ve jeep´inin bagajına koymuş.

Bu defa, çoban, genç adama dönmüş ve ben de, senin İşinin ne olduğunu bilirsem, koyunumu geri verir misin, diye sormuş.

Genç Adam; Evet, neden olmasın, diye cevaplamış.

Çoban; Sen bir yönetim danışmanısın, demiş.

Genç adam; Nasıl oldu da bildin, diye sormuş.

Çoban; Çok basit, diye cevap vermiş,

  • Buraya çağrılmadan geldin, bu bir… ikincisi, benim zaten bildiğim bir şeyi bana söylemek için benden bir hayvan aldın… Üçüncüsü, yaptığın hiçbir şeyden anlamıyorsun, çünkü Koyun yerine, Çoban köpeğimi aldın!

Peki, Kurum ve Kuruluşlara, özellikle de; BELEDİYELER – ÜNİVERSİTELER, Ticaret ve Sanayi ODALARINA; DANIŞMAN olarak istihdam edilen ya da Danışmanlık ücreti ödenen kişilerin ne gibi bir özelliği, yeteneği, yetkinliği ve uzmanlığı bulunmaktadır?

Peki, Kurum ve Kuruluşlara, özellikle de; BELEDİYELER – ÜNİVERSİTELER, Ticaret ve Sanayi ODALARINA; bizden ve bize yakın mantalitesinde, KOYUN ile KÖPEĞİ dahi fark ve ayrım edemeyecek tipte; ehliyetsiz – liyakatsiz – kifayetsiz muhteris, birilerinin oğlu – kızı – gelini – damadı – yeğeni ve sevgilisi, DANIŞMAN olarak istihdam edilmeye devam ediyor mu?

Peki, Kurum ve Kuruluşlar, özellikle de; BELEDİYELER – ÜNİVERSİTELER, Ticaret ve Sanayi ODALARI, mezkur tipler, DANIŞMAN kadrosu ile doldurulmaya ne zamana kadar devam edilecektir? DUR noktası olacak mı?


Peki, Kurum ve Kuruluşlara, özellikle de; BELEDİYELER -ÜNİVERSİTELER, Ticaret ve Sanayi ODALARINA; KOYUN ile KÖPEĞİ dahi fark ve ayrım edemeyecek tipte; ehliyetsiz – liyakatsiz – kifayetsiz muhteris birilerinin oğlu – kızı – gelini – damadı – yeğeni ve sevgilisi, DANIŞMAN kadrosunda istihdam ediliyorsa, kurum ve ülke adına, NELER yapılabilir ya da NELER NELER üretebilir?


Peki, Kurum ve Kuruluşlara, özellikle de; BELEDİYELER -ÜNİVERSİTELER, Ticaret ve Sanayi ODALARINA; KOYUN ile KÖPEĞİ dahi fark ve ayrım edemeyecek tipte; ehliyetsiz – liyakatsiz – kifayetsiz muhteris birilerinin oğlu – kızı – gelini – damadı – yeğeni ve sevgilisi DANIŞMAN kadrosunda istihdam ediliyorsa, Dünya ile nasıl REKABET edilebilir ve TÜRKİYE YÜZYILINI nasıl kurabiliriz?


Peki, Kurum ve Kuruluşlara, özellikle de; BELEDİYELER -ÜNİVERSİTELER, Ticaret ve Sanayi ODALARINA; bizden ve bize yakın mantalitesinde, KOYUN ile KÖPEĞİ dahi fark ve ayrım edemeyecek tipte; ehliyetsiz – liyakatsiz – kifayetsiz muhteris, birilerinin oğlu – kızı – gelini – damadı – yeğeni ve sevgilisi, DANIŞMAN olarak istihdam edilmesinden kaynaklı, bir VEBAL ve SORUMLULUKLARI var mıdır?


Böyle bir durum ZALİMLİK ve ZULÜM olarak kabul edilebilir mi? Ya da VEBALİ var mıdır?


Peki, Allah, Zalimleri ve Zulmedenleri sever mi? Böyle bir durum, Gayretullaha dokunur mu?


Böyle bir durum, Gayretullaha dokunursa, kimlerin KIYAMETİ olacaktır?

Hadis-i şeriflerde; EHİL ve LİYAKATİ olmayana, İş ve görev tevdi edildiği, verildiği zaman, kıyameti bekleyiniz. Emanet zayi edildiğinde kıyametin kopmasını bekleyin, buyrulur.


Emanete riayet edilmez ve Görev Ehlinden ve Lİyakatliden başkasına verilirse, ilim; dine hizmet için değil de, para ve makam için öğrenilirse. Fasık ve ehil olmayanlar işbaşına getirilirse. Kötülüğünden korkup zalime hürmet edilirse, o zaman çeşitli bela ya da helake maruz kalınır.


Sonsuz Hikmet sahibi Yüce Allah, Nisa suresi 58. ayette; Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder! Allah size ne güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah her şeyi işitmekte, her şeyi görmektedir, buyurmaktadır!

MODERN HAYATLAR ve BÖCEĞE DÖNÜŞEN; İNSAN!

Sonsuz Hikmet Sahibi Yüce Allah; İsra Suresi 70. Ayetinde; And olsun biz Ademoğluna şan, şeref ve nimetler verdik; onları karada ve denizde taşıdık, kendilerine güzel güzel rızıklar verdik ve onları yarattıklarımızın çoğundan üstün kıldık, buyurmaktadır.


Sonsuz Kudret ve Hikmet Sahibi Yüce Allah; İnsanı, Eşrefi Mahlukat olarak yaratmıştır.


Eşref-i mahlukat; ” yaratılmışların en şereflisi / en üstünü ” anlamına gelmektedir.


Eşref-i mahlukat; insanın akıl, irade ve ahlaki sorumluluk sahibi olması nedeniyle diğer varlıklardan üstün tutulduğunu, ifade etmektedir.


Peki, Aklını kullanmayan, İradesini Hayra değil de ŞER işlere tercih eden ve Ahlaki sorumluluğu, hatta asgari AHLAKI dahi olmayan insana neler demeli?


Sonsuz Hikmet Sahibi Yüce Allah; Bakara 30. Ayet’inde; Hani rabbin meleklere; Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım, demişti. Onlar, Biz seni övgü ile tesbih ederken ve senin kutsallığını dile getirip dururken orada fesat çıkaracak ve kan dökecek birini mi yaratacaksın, dediler. Allah; Şüphe yok ki, ben sizin bilmediklerinizi bilirim, buyurmaktadır.


Eşref-i mahlukat olan insan, Allah’ın yeryüzündeki Halifesi konumundadır.


Peki, Allah’ın yeryüzünde HALİFESİ olmanın asgari şartları nelerdir?

İnsanın değeri, hem eşrefi mahlukat olmasından, hem Allah’ın ruhundan üflemesi ve hem de Allah’ın yeryüzündeki Halifesi olmasından kaynaklanmaktadır!.

İnsanın değeri, modern toplumun dayatması, sadece dünyalık kazanması ya da üretmesi ile ilintili asla olamaz!

Allah, kâinatta bulunan canlı ve cansız bütün varlıkları, belli bir gaye ve fıtrat üzerine yaratmıştır. Bu varlıklar fıtratlarına uygun hareket ederek, bozulmadan varlıklarını muhafaza eder.

Peki, Sonsuz Hİkmet Sahibi Yüce Allah, İnsanı, sadece dünyalıklar için çalışması ve MAL YIĞMASI için mi yaratmıştır?

İnsan, dünya da var olduğu sürece tabii ki çalışacaktır. İnsan için dünya da Çalıştığının karşılığı var, buyrulmaktadır.

Peki, İnsan denilen Eşrefi Mahlukat varlık, dünya denilen mekanda, çalıştığı ve dünyalık kazandıkları kadar mı değeri vardır? Ya da olmalı?

Yoksa İnsan denilen varlığın değeri, Sonsuz Hİkmet Sahibi Yüce Allah, ruhundan üflemesinden kaynaklı, bir değeri olmalı?

Fıtrata uygun yaşayan Eşrefi Mahlukat – insan denilen varlık, KAMİL İnsan olarak DEĞER bulacaktır!

Fıtrata uygun yaşayamayan İnsan ise Esfeli Safilin olacaktır!

Modern toplum insanı; HAZ ve HIZ arasında, bir YARIŞ halinde bulunmaktadır!

Modern toplum insanı; makam – mevki tutkusu, mal – mülk yığmak ve servet tutkusu, iktidar – güç ve kadın tutkusu arasında, bir YARIŞ ve REKABET halinde bulunmaktadır!

İnsan denilen Varlık; hem HAZ, hem HIZ, hem MAKAM – MEVKİ, hem MAL – MÜLK ve SERVET Yığmak, hem de İKTİDAR – GÜÇ ve KADIN mücadelesi için ÇOK ÇALIŞMAK ve Çok KAZANMAK zorundadır!

Franz Kafka; Dönüşüm kitabında; Modern toplum ve insan denilen varlığın yabancılaşma kavramlarını ifade etmektedir.


Franz Kafka; Dönüşüm kitabında; Modern toplum da, otomat haline gelen bir insanın çevresine ve kendisine yabancılaşması , böceğe dönüşmesi ile farkına vardığı varoluşunu ve özgürleşmesini anlatmaktadır.

Franz Kafka; Dönüşüm kitabında; Modern toplumun bireyi, sürünün bir parçası haline getirdiğini ve sürüden ayrılanın dışlandığını anlatmaktadır.


Franz Kafka; Dönüşüm kitabında; Modern toplumda, yozlaşmış – çürümüş insan, aile ve toplum ilişkilerini anlatmaktadır.


Franz Kafka; Dönüşüm kitabında; Modern toplumda, İnsanın ürettiği ya da dünyalık kazandığı kadar önemsendiğini aksi halde hiç bir değerinin olmadığını ifade etmektedir.


Franz Kafka; Dönüşüm kitabında; Samsa’nın böceğe dönüşme hikayesini anlatmaktadır!


Peki, Franz Kafka; Dönüşüm kitabında böceğe dönüşen SAMSA, sisteme itiraz ya da başkaldırı olarak okumak gerekir mi?


Peki, Franz Kafka; Dönüşüm kitabında böceğe dönüşen SAMSA, böceğe dönüşmeden önce, çevresi tarafından zaten böcek gibi hissetmesi mi sağlanmıştır?

Franz Kafka; Dönüşüm kitabında böceğe dönüşen SAMSA metaforu üzerinden içinde bulunduğu toplumu eleştirmekte midir?


Franz Kafka; Dönüşüm kitabında böceğe dönüşen SAMSA, Modern hayat, bireyi özgürleştirmek yerine mevcut sisteme daha fazla bağımlı hale getirdiğinden, köleleştirmektedir. Bu durum, insanın her şeye yabancılaşmasına neden olmaktadır.


Peki, bir İNSAN neden böceğe dönüşmeyi ya da dönüşeceğini hayal etmektedir?


Modern toplum, Ailesi ve toplum tarafından dünyalık kazandığı sürece var olacağı ve bir değerinin olacağı, aksi halde bir BÖCEK gibi hissetmesine sebep olmaktadır!


Böceğe dönüşen Samsa, ailesi ve topum tarafından dünyalık bir değer üretmediği için acil olarak ölmesi beklenir bir duruma gelmiştir?

Peki, günümüzde, Modern toplum insanı; yaşlıları ya da ANNE ve BABALARI, huzur evlerine ve hasta olanları da, bakım evlerine göndermek için canla başla neden mücade etmektedir?

Ya da evlerde, yaşlılar ve hastalar için bakıcılar tutulmakta, ev halkı, yaşlı anne – baba ya da hasta olanlara, evin içinde dahi bir hafta veya ayda bir uzaktan selam verir duruma gelmiştir.

Modern toplumda, neredeyse her gün bir HUZUR Evi – Yaşlı Bakım Evi ve Özürlü – Engelli BAKIM Evleri açılmakta olduğunu da, hatırlatmak isterim! Peki, Neden?

Modern toplumda, insan çok yoğun olduğu için İŞ – GÜÇ derken, çevresine – ailesine ve çocuklarına ayıracağı vakti ve zamanı bulamamaktadır! Çünkü sadece çok çalışması ve çok kazanması beklenmektedir!

Modern toplum insanı sadece dünyalık kazanmak üzere ROBOT olarak formatlamıştır! Dünyalık kazanıyorsan VARSIN! Dünyalık kazanmıyorsan YOKSUN! Dünyalık Kazanmıyorsan zaten Ya BÖCEK ya da ÖLÜSÜN demektir!

Modern toplum, insanı meyyit-i müteharrik ( çürümüş, yozlaşmış, kokuşmuş dışa karşı kartondan bir dev gibi görünmeye ve ayakta durmaya çalışan, hareket eden canlı bir ölü ) haline düşürmek için her yolu denemektedir!

Kurban ve Kurbiyet

Bugün ”Arife” ve yarın ‘Kurban Bayramına’ erişeceğiz! Arife günü, Kabir ziyaretleri ile başlar ve ahrete intikal eden; tüm akraba- ü taallukata dualar edilir ve ibret almaya çalışılır!


Allah, Ahirete irtihal eden tüm akraba- ü taallukata, RAHMET eylesin!.


Dünya, Zevk – sefa, mal – mülk yığma ya da yarıştırma ve ebediyen kalınacak bir yer değildir.

Dünya, İMAN EHLİ için sadece imtihan yeridir!

Kurban kelime olarak; ‘ kurbiyet – yaklaşmak’ ve isim olarak ‘kendisiyle yaklaşılan’ anlamına gelir.


Kurban Terim manası; Allah’a yaklaşmak için kurban niyetiyle belirli vakitte kesilen özel hayvanın adıdır.


Kurban kesmeyi Allah’a teslimiyet ve saygının bir sembolü olarak anlamak ve Allah’a yaklaşmaya bir vesile olarak görmek gerekir.


Kurban; öncelikle, İhlas – Samimiyet – Teslimiyet – Takva ve akabinde de Kurbiyet demektir.


Sonsuz Kudret Sahibi Yüce Allah, Hac suresi 37. ayette; Onların etleri de kanları da Allah’a asla ulaşmaz; fakat sizin takvanız O’na ulaşır. Onları size bu şekilde boyun eğdirir ki, sizi hidayete erdirdiği için Allah’ı yücelterek anarsınız. Güzel düşünüp güzel davrananlara müjde ver, buyurmaktadır.


Ayette ki kesin ifadesi ile kesilen hayvanların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşmaz, Allah’a ulaşacak olan kullarının sadece takvaları ve samimiyetidir.


Sonsuz Kudret Sahibi Yüce Allah; Kurban vesilesi ile Teslimiyet – Takvası Allah’a erişen kullarından olmayı.


Sonsuz Kudret Sahibi Yüce Allah; İman ve Mümin olmanın gereği, kesilen Kurbanları dergâhında Makbul eylesin!


Sonsuz Kudret Sahibi Yüce Allah; Kendi rızası adına kesilen Kurbanlar hürmetine, ‘İç Huzuru yakalamış ve Kendini Aşma’ noktasına erebilenlerden olabilmeyi.


Sonsuz Kudret Sahibi Yüce Allah; Kendi rızasına muvafık olarak kesilen Kurban ve akan kanlar hürmetine, dünyada, bölgemizde ve ülkemizde ki; akan kanı ve terörün durmasına vesile olmasını, niyaz ederim!

HAYIRLI BAYRAMLAR! KURBAN BAYRAMINIZI TEBRİK ederim!
Daha nice Bayramlara, Sağlık – Sıhhat ve Afiyet içinde erişebilmek dileklerimle!