Sayın Cumhurbaşkanım!

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a; dünya, bölgemiz ve ülkemizdeki sorunlar, küresel baskılar, yeni bir dünya düzeni ve sistemin kuruluş sancılarının yaşandığı bir dönemde, yoğun programları arasında, Konya’nın bazı sorunlarını, zatı alilerine buradan arz etmek isterim!


Türkiye’de, Seksen bir il ve Seksen bir ilin hem VALİSİ ve hem de Valilik Hükümet Konağı bulunmaktadır!


Sayın Cumhurbaşkanım! Peki, Türkiye’de Seksen bir ilden VALİLİK HÜKÜMET KONAĞI olmayan İL var mıdır?


Konya desem herhalde inanamayacaksınız!


Sayın Cumhurbaşkanım! Peki, Türkiye’de Otuz Büyük Şehir Belediyesinden Büyük Şehir Belediyesi Başkanlık Makamı ve Büyük Şehir Hizmet binası olmayan Büyük Şehir var mıdır?


Şimdi bu soruya da, KONYA Büyük Şehir Belediyesi desem, yine inanamayacaksınız!


Fakat bu ifadeler hikaye veya dedikodu değil. İftira da değil. Sadece GERÇEK ve REALİTE…


Sayın Cumhurbaşkanım! Konyalı vatandaşlar; Konya Valiliği Hükümet Konağı ve Konya Büyük Şehir Belediyesi Merkez hizmet binalarının Kadim Başkent Konya’nın medeniyet ruhuna yakışır bir şekilde, acil ve ivedi olarak yapılmasını, zatı alilerinize, şehrini seven bir gazeteci olarak, hatırlatmak isterim!


Sayın Cumhurbaşkanım! Konya Valilik hükümet Konağının yapım sürecinin gecikme durumu var ise TARİHİ VALİLİK HÜKÜMET KONAĞINDAKİ TADİLAT ve RESTORASYON bitiminde, yeni bir bina yapılıncaya kadar, eski bina da, VALİLİK HİZMET birimlerinin devam etmesi KADİM BAŞKENT’E yakışır bir durum olacaktır!

1 -) 15 Ocak 2025 Tarihli KÖŞE YAZIM; Konya Valilik Hükümet Konağı ve Konya Büyük Şehir Belediyesi MERKEZ BİNA; Nereye ve Ne Zaman Taşınacak?


https://ahmetunver.com.tr/2025/01/14/konya-valilik-hukumet-konagi-nereye-ve-ne-zaman-tasinacak/

2 -) 21 Ocak 2026 Tarihli KÖŞE YAZIM; Konya VALİLİK Binası ve Merkez KÜTÜPHANE Açılıyor!


https://ahmetunver.com.tr/2026/01/21/konya-valilik-binasi-ve-merkez-kutuphane/

Sayın Cumhurbaşkanım! 2018 yılında kurulan ve Üniversite Sanayi İşbirliği çerçevesinde, Konya Organize Sanayi Bölgesinde, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından TEKNİK Üniversite kurulması için tahsis edilen Arsa üzerine Kampüs İnşaatı başlamadığını ve AVM’DEN dönüştürme binada, EĞİTİM – ÖĞRETİM faaliyetlerine devam ettiğini, yılan hikayesine dönüşen, Konya Teknik Üniversite Kampüs İnşaatı konusunu da, hatırlatmak isterim.


1 -) 6 Temmuz 2024 Tarihli KÖŞE YAZIM; Konya Teknik Üniversitesi, KAMPÜS İnşaatı NE Durumda?


https://ahmetunver.com.tr/2024/07/06/konya-teknik-universitesi-kampus-insaati-ne-durumda/

2 -) 24 Mart 2026 Tarihli KÖŞE YAZIM; Konya TEKNİK Üniversitesine, REKTÖR Atanması!

https://ahmetunver.com.tr/2026/03/24/konya-teknik-universitesine-rektor-atanmasi/

Sayın Cumhurbaşkanım! 2026 yılı Eylül ayında, Konya TEKNİK Üniversitesine ve KASIM ayında, Konya Necmettin Erbakan Üniversitesine REKTÖR ataması yapılacak!


Her iki Üniversiteye de; YEREL SİYASET – YEREL DİNAMİKLER ve YEREL SERMAYE Gruplarının BASKI ve girişimleri, KULİS ve LOBİ faaliyetleri çerçevesinde, kendilerine yakın ya da kendilerinin işaret edeceği bir kişiyi, REKTÖR olarak atama yapmayın!


Her iki Üniversiteye de; Ülkesi, şehri ve üniversitesi adına hedefleri olan, akademisyenler ve öğrencilerini; dünya ile REKABET edebilecek bir konum ve duruma getirebilmek için ÇABALAYAN – KOŞTURAN – DERT edinen ve GAYRET eden, Üniversite ve Sanayi işbirliği çerçevesinde, FİL FİŞİ KULEDEN SAHALARA inebilecek, Kurumsal BARIŞ ve HUZUR İklimini ve Kurumsal AİDİYETİ yeniden tesis edebilecek, ULUSAL ve Uluslararası VİZYONU olan bir Akademisyen, REKTÖR olarak atanmalı!


1 -) 11 Nisan 2026 Tarihli KÖŞE YAZIM; Konya Necmettin Erbakan Üniversitesine, REKTÖR ATANMASI!


https://ahmetunver.com.tr/2026/04/11/konya-necmettin-erbakan-universitesine-rektor-atanmasi/

Sayın Cumhurbaşkanım! Hz. Mevlana; Konya’nın ALTIN bir KÂSE ve bu kâsenin içinin de, AKREPLER ile dolu olduğunu, ifade etmektedir! Neden Acaba?


Sayın Cumhurbaşkanım! AKREP’LER Akrepliğini yani Cibilliyetinin gereğini yapacak ve Kadim Başkent ve Konyalılara, hizmet ve GÖNÜL ALMAK yarışında, engel çıkarmak adına her yolu deneyecekler!


Sayın Cumhurbaşkanım! Hoşgörü, huzur ve sükun şehri Mevlana diyarında, Yerel Siyasi ve Sermaye – Paylaşım Grupları; Denge, Çıkar ve Paylaşım, Rant, Güç ve iktidar konumlarının devamlılığı adına, benim adamım, benim kontrol ve denetimimdeki kişiler, bir YERLERE veya MAKAMLARA gelsin diye; KULİS ve LOBİ faaliyetleri, büyük bir tazyik ve entrika, ayak oyunu ve baskı operasyonları yapmakta olduklarını, bir kenara not edelim!


Sayın Cumhurbaşkanım! Burası, Kadim Başkent! Burası Kadim RUM diyarı! Kadim Başkentte, tarihte olduğu gibi ENTRİKALAR ve ETNRİKACILAR bitmeyecektir!


Sayın Cumhurbaşkanım! Yerelde Siyaset yaptığını zan eden Siyasiler; Hem SİYASETÇİ olduklarını – hem SİYASET yaptıklarını ve hem de Vatandaşa TEPEDEN BAKMAKTA olduklarını!

Yerelde Siyaset yaptığını zan eden Siyasiler; KİBİRLERİNDEN DÜBÜRLERİNİN GÖRÜNMEDİĞİNİ!

Yerelde Siyaset yaptığını zan eden Siyasiler; Vatandaşa SELAM vermekte zorlandığını, FİL DİŞİ KULELER ve GETTOLARDA Yaşamakta, İKTİDAR ve GÜÇ paylaşımı yaptıkları küçük bir klik çerçevesinde, siyaset yapmakta olduklarını da, hatırlatmak isterim!

Peki, Siyaset, GETTOLAR – FİL DİŞİ KULERLERDE, küçük bir KLİK ile mi yapılır? Yoksa VATANDAŞ ile beraber ve HALKIN içinde mi?

Sayın Cumhurbaşkanım; Birileri için Siyaset, dünyalıklar adına, he kendisi ve hem de çevresi adına, YOLUNU BULMAK Sanatı olarak algılandığı ve uygulandığı için Vatandaş ve Halk diye bir dertleri olamaz!


Sayın Cumhurbaşkanım; Tarihte, Şu okullar olmasa, Maarifi ne güzel ederdim diyenler gibi bugün de, Yerelde Siyaset yaptığını zan eden Siyasi ve Siyasetçi olduğunu iddia edenler, VATANDAŞ olmasa, SİYASET yapmak ve SİYASETÇİ olmak ne güzel olur, diyor!


Yerelde Siyaset yaptığını zan eden Siyasiler, siyaseti, halk ile beraber halkın içinde değil, küçük bir AZINLIK KLİK ile RANT – İKTİDAR ve GÜÇ Paylaşımı çerçevesinde, GETTO ve FİLDİŞİ KULERLER de, yapmaktadır!

Bir Çoban ve Danışman Hikayesi!

Danışman; Belirli bir alanda ( hukuk, finans, yönetim, eğitim vb. ) uzmanlığı ve deneyimi olan, doğru kararlar alınması için yol gösteren, bilgi ve görüşüne başvurulan profesyonel kişi.


Danışman; karmaşık sorunları çözümlerine yardımcı olmak için rehberlik, analiz ve stratejik destek sağlar.


Danışman; İç danışman ( kurum içi ) veya dış danışman ( harici uzman ) olarak çalışabilir.


Kurum ve Kuruluşlar, özellikle de; BELEDİYELER -ÜNİVERSİTELER, Ticaret ve Sanayi ODALARI; Basın Danışmanlığı, İnsan Kaynakları Danışmanlığı, Finans ve Muhasebe Danışmanlığı, Yönetim Danışmanlığı, Üretim Danışmanlığı, Ar-Ge Danışmanlığı, Uluslararası İşlemler Danışmanlığı ve Pazarlama – Satış Danışmanlığı alanlarına ihtiyaç duymaktadır!


Danışman; Kurum stratejisi belirleme, Çalışma ortamında koordinasyonu sağlama, İş programını planlama, İş akışını ve kurumdaki alt sistemleri düzenleme, Verimliliği artırma, İş gelişimine katkı sağlayacak proje üretimine katkı sağlama, Çalışanların işe bağlılığını ve motivasyonlarını artırma, Fırsatları fark ederek bunlara yönelik çalışmalar yapma, Gelecekte ortaya çıkabilecek sorunları öngörme ve çözüm fikirleri üretme, Kurumun ihtiyaç ve hedeflerini belirleme, Çalışma alanını geliştirecek fikirler üretme ve Çalışanların ihtiyaç duyduğu eğitimleri belirleme ve gelişimlerine destek olmak gibi görevleri ya da sorumlulukları bulunmaktadır!

  • Bir Çoban, yol kenarında koyunlarını otlatıyormuş. Yanına bir jeep yanaşmış.


Brioni gömlek, Cerruti ayakkabılar giyen, Ray-Ban gözlüklü ve YSL kravatlı genç bir sürücü, aşağı inip çobana sormuş:


Kaç tane koyunun olduğunu bîlirsem bana onlardan bir tanesini verir misin?


Çoban; bir genç adama, bir de koyunlara bakmış, Tamam, diye cevap vermiş.

Genç adam arabasını parketmiş, telefonunu bilgisayanna bağlamış, bir NASA sitesine girmiş, GPS´ini kullanarak yeri taramış, bir data base ve logaritma ile doldurulmuş 60 excel tablosu açmış ve 150 sayfalık bir rapor hazırlamış.

Çobana dönmüş ve Tam olarak 1586 adet koyunun var, demiş.

Çoban; “Doğru ” diye cevap vermiş ve Bir Koyunumu alabilirsin, demiş!

Genç adam, hayvanı almış ve jeep´inin bagajına koymuş.

Bu defa, çoban, genç adama dönmüş ve ben de, senin İşinin ne olduğunu bilirsem, koyunumu geri verir misin, diye sormuş.

Genç Adam; Evet, neden olmasın, diye cevaplamış.

Çoban; Sen bir yönetim danışmanısın, demiş.

Genç adam; Nasıl oldu da bildin, diye sormuş.

Çoban; Çok basit, diye cevap vermiş,

  • Buraya çağrılmadan geldin, bu bir… ikincisi, benim zaten bildiğim bir şeyi bana söylemek için benden bir hayvan aldın… Üçüncüsü, yaptığın hiçbir şeyden anlamıyorsun, çünkü Koyun yerine, Çoban köpeğimi aldın!

Peki, Kurum ve Kuruluşlara, özellikle de; BELEDİYELER – ÜNİVERSİTELER, Ticaret ve Sanayi ODALARINA; DANIŞMAN olarak istihdam edilen ya da Danışmanlık ücreti ödenen kişilerin ne gibi bir özelliği, yeteneği, yetkinliği ve uzmanlığı bulunmaktadır?

Peki, Kurum ve Kuruluşlara, özellikle de; BELEDİYELER – ÜNİVERSİTELER, Ticaret ve Sanayi ODALARINA; bizden ve bize yakın mantalitesinde, KOYUN ile KÖPEĞİ dahi fark ve ayrım edemeyecek tipte; ehliyetsiz – liyakatsiz – kifayetsiz muhteris, birilerinin oğlu – kızı – gelini – damadı – yeğeni ve sevgilisi, DANIŞMAN olarak istihdam edilmeye devam ediyor mu?

Peki, Kurum ve Kuruluşlar, özellikle de; BELEDİYELER – ÜNİVERSİTELER, Ticaret ve Sanayi ODALARI, mezkur tipler, DANIŞMAN kadrosu ile doldurulmaya ne zamana kadar devam edilecektir? DUR noktası olacak mı?


Peki, Kurum ve Kuruluşlara, özellikle de; BELEDİYELER -ÜNİVERSİTELER, Ticaret ve Sanayi ODALARINA; KOYUN ile KÖPEĞİ dahi fark ve ayrım edemeyecek tipte; ehliyetsiz – liyakatsiz – kifayetsiz muhteris birilerinin oğlu – kızı – gelini – damadı – yeğeni ve sevgilisi, DANIŞMAN kadrosunda istihdam ediliyorsa, kurum ve ülke adına, NELER yapılabilir ya da NELER NELER üretebilir?


Peki, Kurum ve Kuruluşlara, özellikle de; BELEDİYELER -ÜNİVERSİTELER, Ticaret ve Sanayi ODALARINA; KOYUN ile KÖPEĞİ dahi fark ve ayrım edemeyecek tipte; ehliyetsiz – liyakatsiz – kifayetsiz muhteris birilerinin oğlu – kızı – gelini – damadı – yeğeni ve sevgilisi DANIŞMAN kadrosunda istihdam ediliyorsa, Dünya ile nasıl REKABET edilebilir ve TÜRKİYE YÜZYILINI nasıl kurabiliriz?


Peki, Kurum ve Kuruluşlara, özellikle de; BELEDİYELER -ÜNİVERSİTELER, Ticaret ve Sanayi ODALARINA; bizden ve bize yakın mantalitesinde, KOYUN ile KÖPEĞİ dahi fark ve ayrım edemeyecek tipte; ehliyetsiz – liyakatsiz – kifayetsiz muhteris, birilerinin oğlu – kızı – gelini – damadı – yeğeni ve sevgilisi, DANIŞMAN olarak istihdam edilmesinden kaynaklı, bir VEBAL ve SORUMLULUKLARI var mıdır?


Böyle bir durum ZALİMLİK ve ZULÜM olarak kabul edilebilir mi? Ya da VEBALİ var mıdır?


Peki, Allah, Zalimleri ve Zulmedenleri sever mi? Böyle bir durum, Gayretullaha dokunur mu?


Böyle bir durum, Gayretullaha dokunursa, kimlerin KIYAMETİ olacaktır?

Hadis-i şeriflerde; EHİL ve LİYAKATİ olmayana, İş ve görev tevdi edildiği, verildiği zaman, kıyameti bekleyiniz. Emanet zayi edildiğinde kıyametin kopmasını bekleyin, buyrulur.


Emanete riayet edilmez ve Görev Ehlinden ve Lİyakatliden başkasına verilirse, ilim; dine hizmet için değil de, para ve makam için öğrenilirse. Fasık ve ehil olmayanlar işbaşına getirilirse. Kötülüğünden korkup zalime hürmet edilirse, o zaman çeşitli bela ya da helake maruz kalınır.


Sonsuz Hikmet sahibi Yüce Allah, Nisa suresi 58. ayette; Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder! Allah size ne güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah her şeyi işitmekte, her şeyi görmektedir, buyurmaktadır!

MODERN HAYATLAR ve BÖCEĞE DÖNÜŞEN; İNSAN!

Sonsuz Hikmet Sahibi Yüce Allah; İsra Suresi 70. Ayetinde; And olsun biz Ademoğluna şan, şeref ve nimetler verdik; onları karada ve denizde taşıdık, kendilerine güzel güzel rızıklar verdik ve onları yarattıklarımızın çoğundan üstün kıldık, buyurmaktadır.


Sonsuz Kudret ve Hikmet Sahibi Yüce Allah; İnsanı, Eşrefi Mahlukat olarak yaratmıştır.


Eşref-i mahlukat; ” yaratılmışların en şereflisi / en üstünü ” anlamına gelmektedir.


Eşref-i mahlukat; insanın akıl, irade ve ahlaki sorumluluk sahibi olması nedeniyle diğer varlıklardan üstün tutulduğunu, ifade etmektedir.


Peki, Aklını kullanmayan, İradesini Hayra değil de ŞER işlere tercih eden ve Ahlaki sorumluluğu, hatta asgari AHLAKI dahi olmayan insana neler demeli?


Sonsuz Hikmet Sahibi Yüce Allah; Bakara 30. Ayet’inde; Hani rabbin meleklere; Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım, demişti. Onlar, Biz seni övgü ile tesbih ederken ve senin kutsallığını dile getirip dururken orada fesat çıkaracak ve kan dökecek birini mi yaratacaksın, dediler. Allah; Şüphe yok ki, ben sizin bilmediklerinizi bilirim, buyurmaktadır.


Eşref-i mahlukat olan insan, Allah’ın yeryüzündeki Halifesi konumundadır.


Peki, Allah’ın yeryüzünde HALİFESİ olmanın asgari şartları nelerdir?

İnsanın değeri, hem eşrefi mahlukat olmasından, hem Allah’ın ruhundan üflemesi ve hem de Allah’ın yeryüzündeki Halifesi olmasından kaynaklanmaktadır!.

İnsanın değeri, modern toplumun dayatması, sadece dünyalık kazanması ya da üretmesi ile ilintili asla olamaz!

Allah, kâinatta bulunan canlı ve cansız bütün varlıkları, belli bir gaye ve fıtrat üzerine yaratmıştır. Bu varlıklar fıtratlarına uygun hareket ederek, bozulmadan varlıklarını muhafaza eder.

Peki, Sonsuz Hİkmet Sahibi Yüce Allah, İnsanı, sadece dünyalıklar için çalışması ve MAL YIĞMASI için mi yaratmıştır?

İnsan, dünya da var olduğu sürece tabii ki çalışacaktır. İnsan için dünya da Çalıştığının karşılığı var, buyrulmaktadır.

Peki, İnsan denilen Eşrefi Mahlukat varlık, dünya denilen mekanda, çalıştığı ve dünyalık kazandıkları kadar mı değeri vardır? Ya da olmalı?

Yoksa İnsan denilen varlığın değeri, Sonsuz Hİkmet Sahibi Yüce Allah, ruhundan üflemesinden kaynaklı, bir değeri olmalı?

Fıtrata uygun yaşayan Eşrefi Mahlukat – insan denilen varlık, KAMİL İnsan olarak DEĞER bulacaktır!

Fıtrata uygun yaşayamayan İnsan ise Esfeli Safilin olacaktır!

Modern toplum insanı; HAZ ve HIZ arasında, bir YARIŞ halinde bulunmaktadır!

Modern toplum insanı; makam – mevki tutkusu, mal – mülk yığmak ve servet tutkusu, iktidar – güç ve kadın tutkusu arasında, bir YARIŞ ve REKABET halinde bulunmaktadır!

İnsan denilen Varlık; hem HAZ, hem HIZ, hem MAKAM – MEVKİ, hem MAL – MÜLK ve SERVET Yığmak, hem de İKTİDAR – GÜÇ ve KADIN mücadelesi için ÇOK ÇALIŞMAK ve Çok KAZANMAK zorundadır!

Franz Kafka; Dönüşüm kitabında; Modern toplum ve insan denilen varlığın yabancılaşma kavramlarını ifade etmektedir.


Franz Kafka; Dönüşüm kitabında; Modern toplum da, otomat haline gelen bir insanın çevresine ve kendisine yabancılaşması , böceğe dönüşmesi ile farkına vardığı varoluşunu ve özgürleşmesini anlatmaktadır.

Franz Kafka; Dönüşüm kitabında; Modern toplumun bireyi, sürünün bir parçası haline getirdiğini ve sürüden ayrılanın dışlandığını anlatmaktadır.


Franz Kafka; Dönüşüm kitabında; Modern toplumda, yozlaşmış – çürümüş insan, aile ve toplum ilişkilerini anlatmaktadır.


Franz Kafka; Dönüşüm kitabında; Modern toplumda, İnsanın ürettiği ya da dünyalık kazandığı kadar önemsendiğini aksi halde hiç bir değerinin olmadığını ifade etmektedir.


Franz Kafka; Dönüşüm kitabında; Samsa’nın böceğe dönüşme hikayesini anlatmaktadır!


Peki, Franz Kafka; Dönüşüm kitabında böceğe dönüşen SAMSA, sisteme itiraz ya da başkaldırı olarak okumak gerekir mi?


Peki, Franz Kafka; Dönüşüm kitabında böceğe dönüşen SAMSA, böceğe dönüşmeden önce, çevresi tarafından zaten böcek gibi hissetmesi mi sağlanmıştır?

Franz Kafka; Dönüşüm kitabında böceğe dönüşen SAMSA metaforu üzerinden içinde bulunduğu toplumu eleştirmekte midir?


Franz Kafka; Dönüşüm kitabında böceğe dönüşen SAMSA, Modern hayat, bireyi özgürleştirmek yerine mevcut sisteme daha fazla bağımlı hale getirdiğinden, köleleştirmektedir. Bu durum, insanın her şeye yabancılaşmasına neden olmaktadır.


Peki, bir İNSAN neden böceğe dönüşmeyi ya da dönüşeceğini hayal etmektedir?


Modern toplum, Ailesi ve toplum tarafından dünyalık kazandığı sürece var olacağı ve bir değerinin olacağı, aksi halde bir BÖCEK gibi hissetmesine sebep olmaktadır!


Böceğe dönüşen Samsa, ailesi ve topum tarafından dünyalık bir değer üretmediği için acil olarak ölmesi beklenir bir duruma gelmiştir?

Peki, günümüzde, Modern toplum insanı; yaşlıları ya da ANNE ve BABALARI, huzur evlerine ve hasta olanları da, bakım evlerine göndermek için canla başla neden mücade etmektedir?

Ya da evlerde, yaşlılar ve hastalar için bakıcılar tutulmakta, ev halkı, yaşlı anne – baba ya da hasta olanlara, evin içinde dahi bir hafta veya ayda bir uzaktan selam verir duruma gelmiştir.

Modern toplumda, neredeyse her gün bir HUZUR Evi – Yaşlı Bakım Evi ve Özürlü – Engelli BAKIM Evleri açılmakta olduğunu da, hatırlatmak isterim! Peki, Neden?

Modern toplumda, insan çok yoğun olduğu için İŞ – GÜÇ derken, çevresine – ailesine ve çocuklarına ayıracağı vakti ve zamanı bulamamaktadır! Çünkü sadece çok çalışması ve çok kazanması beklenmektedir!

Modern toplum insanı sadece dünyalık kazanmak üzere ROBOT olarak formatlamıştır! Dünyalık kazanıyorsan VARSIN! Dünyalık kazanmıyorsan YOKSUN! Dünyalık Kazanmıyorsan zaten Ya BÖCEK ya da ÖLÜSÜN demektir!

Modern toplum, insanı meyyit-i müteharrik ( çürümüş, yozlaşmış, kokuşmuş dışa karşı kartondan bir dev gibi görünmeye ve ayakta durmaya çalışan, hareket eden canlı bir ölü ) haline düşürmek için her yolu denemektedir!

Kurban ve Kurbiyet

Bugün ”Arife” ve yarın ‘Kurban Bayramına’ erişeceğiz! Arife günü, Kabir ziyaretleri ile başlar ve ahrete intikal eden; tüm akraba- ü taallukata dualar edilir ve ibret almaya çalışılır!


Allah, Ahirete irtihal eden tüm akraba- ü taallukata, RAHMET eylesin!.


Dünya, Zevk – sefa, mal – mülk yığma ya da yarıştırma ve ebediyen kalınacak bir yer değildir.

Dünya, İMAN EHLİ için sadece imtihan yeridir!

Kurban kelime olarak; ‘ kurbiyet – yaklaşmak’ ve isim olarak ‘kendisiyle yaklaşılan’ anlamına gelir.


Kurban Terim manası; Allah’a yaklaşmak için kurban niyetiyle belirli vakitte kesilen özel hayvanın adıdır.


Kurban kesmeyi Allah’a teslimiyet ve saygının bir sembolü olarak anlamak ve Allah’a yaklaşmaya bir vesile olarak görmek gerekir.


Kurban; öncelikle, İhlas – Samimiyet – Teslimiyet – Takva ve akabinde de Kurbiyet demektir.


Sonsuz Kudret Sahibi Yüce Allah, Hac suresi 37. ayette; Onların etleri de kanları da Allah’a asla ulaşmaz; fakat sizin takvanız O’na ulaşır. Onları size bu şekilde boyun eğdirir ki, sizi hidayete erdirdiği için Allah’ı yücelterek anarsınız. Güzel düşünüp güzel davrananlara müjde ver, buyurmaktadır.


Ayette ki kesin ifadesi ile kesilen hayvanların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşmaz, Allah’a ulaşacak olan kullarının sadece takvaları ve samimiyetidir.


Sonsuz Kudret Sahibi Yüce Allah; Kurban vesilesi ile Teslimiyet – Takvası Allah’a erişen kullarından olmayı.


Sonsuz Kudret Sahibi Yüce Allah; İman ve Mümin olmanın gereği, kesilen Kurbanları dergâhında Makbul eylesin!


Sonsuz Kudret Sahibi Yüce Allah; Kendi rızası adına kesilen Kurbanlar hürmetine, ‘İç Huzuru yakalamış ve Kendini Aşma’ noktasına erebilenlerden olabilmeyi.


Sonsuz Kudret Sahibi Yüce Allah; Kendi rızasına muvafık olarak kesilen Kurban ve akan kanlar hürmetine, dünyada, bölgemizde ve ülkemizde ki; akan kanı ve terörün durmasına vesile olmasını, niyaz ederim!

HAYIRLI BAYRAMLAR! KURBAN BAYRAMINIZI TEBRİK ederim!
Daha nice Bayramlara, Sağlık – Sıhhat ve Afiyet içinde erişebilmek dileklerimle!

KIZIL RÜZGAR Hadisi!

Kızıl rüzgar hadisi; Toplumsal ahlakın bozulması, emanete hıyanet, zekatın angarya görülmesi, lüks ve fuhşiyatın artması vb. 15 olumsuz durumun yaşanması halinde gelecek toplumsal felaketleri ( kızıl rüzgar, yere batma ve şekil değiştirme ) haber vermektedir.


Kızıl rüzgar hadisi; Ahir zamanda, ahlaki yozlaşma – bozulma – çözülme ve çürüme sonucunda oluşacak, musibetlere işaret etmektedir.


Eşrefi mahlukat olarak yaratılan İNSAN, kendisine bahşedilmiş olan akıl, irade ve ahlaki sorumluluk gereği mezkur uyarılardan ibret alması beklenmektedir.


Hz. Ali (r.a.) rivayet edilen bir hadis-i şerifte; Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Ümmetim ON BEŞ ŞEYİ YAPMAYA başlayınca, BÜYÜK BELALARIN gelmesi vâcip olur, diyor.


1 -) Devlet malının ganimet bilinmesi ve çarçur edilmesi.
2 -) Emanetin ganimet bilinip istismar edilmesi.
3 -) Zekât vermenin angarya kabul edilmesi.
4 -) Kişinin haksız olan karısına itaat etmesi.
5 -) Annesine isyan etmesi.
6 -) Arkadaşını kayırması.
7 -) Babasına cefâ ve eziyet etmesi,
8 -) Camilerde gürültülerin ve boş sözlerin yükselmesi.
9 -) Halkın en aşağılık kimselerinin söz sahibi olmaları.
10 -) Kişiye şerrinden korkulduğu için iyilik edilmesi.
11 -) İçkinin serbestçe içilmesi.
12 -) Lüks – şatafat ve İpek elbiselerin giyilmesi.
13 -) Şarkıcı kızların çoğalması.
14 -) Çalgı âletlerinin yaygınlaşması.
15 -) Bu ümmetin sonradan gelenlerinin önceden gelenlere lânet okuması.


İşte o zaman kızıl rüzgâr, yere batma veya suret değiştirme belâlarını beklesinler.


Kızıl Rüzgar hadisi: Savaş felaketi, büyük sosyal karışıklıklar, volkanik patlamalar, yangınlar veya atmosferik afetler olarak yorumlanmıştır.


Kızıl Rüzgar hadisi; toplumsal yozlaşma – çözülme – çürüme ve yozlaşmanın neticesinde başa gelecek azap ve musibetler konusunda, bir ikaz niteliğindedir.


Peki, günümüzde, DEVLET MALI ve tüm KAMU Kaynakları GANİMET olarak görülmekte ve çarçur edilmekte midir?


Peki, günümüzde, Kamu kurumlarına istihdam konusunda KAYIRMACILIK ve NEPOTİZM var mıdır?

Peki, Günümüzde, EMANET, EHLİNE mi verilmektedir?

Yoksa, EHLİYET – LİYAKAT – ADALET ve HAKKANİYET her yerde geçerli mi?

EHLİYET – LİYAKAT – ADALET ve HAKKANİYETİN olmadığı toplum ve kurumlarda, ZULÜM var demektir?

Allah, Zulmedenleri ve Zalimleri de, asla sevmez!


Peki, Allah, sadece kendisine kulluk etmenizi ve anne babanıza iyi davranmanızı emretti. Onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlanırsa onlara, ‘ ÖF’ bile deme! Onları azarlama! İkisine de gönül alıcı güzel sözler söyle, uyarıları ve ikazlarına rağmen, modern dünya insanı, anne ve babayı ya HUZUR Evlerine göndermek ya da evlerin bir köşesinde İTHAL BAKICILARA teslim etmek yarışında olduğunu da, not edelim!

Peki, günümüz modern insanı, özellikle de Türkiye gibi ülkelerdeki MUHAFAZAKAR KİTLE, LÜKS ve ŞATAFAT içinde bir hayatı ya da YARIŞI var mıdır?

Hz. Mevlana; Adalet, bir şeyi yerli yerine koymaktır! Adalet, ağaçlara su vermektir! Adalet, bir nimeti yerine koymaktır! Yani hakkı hak sahibine vermektir! Adaletsizlik ve Zulüm, dikene su vermektir! Adaletsizlik ve Zulüm, Bir şeyi layık olmayana vermek ve bir şeyi konmaması gereken yere koymaktır! Adalet ve Zulüm, hakkı hak sahibine vermemektir! Bu hal; sadece belaya – felakete ve helake, sebebiyet verir, buyurmaktadır!


Hz. Mevlana; toplumda sosyal barışın, adaletin, huzurun sağlanması ancak ehliyet ve liyakate önem verilmesi, ehliyet ve liyakat sahibi insanların iş başına getirilmesiyle mümkün olabilir! Ehliyet ve liyakate bakılmaksızın işlerin yürütülmeye çalışılması halinde ise toplumsal düzenin işleyişinde aksaklıklar ortaya çıkacak ve sosyal düzen bozulacak, kaosa ve karmaşaya zemin hazırlayacaktır, buyurmaktadır!


İslam dininde, devlet malı ( beytülmal ) veya kamu malı, tüm vatandaşların hakkı olan kutsal bir emanet olarak kabul edilir. Bu mallara, haksız yere el uzatmak, çalmak veya zarar vermek kul hakkına girdiği için büyük günahlar arasında sayılmaktadır.


Hz. Ömer; Fırat’ın kenarında bir koyun kaybolsa, onun hesabını benden sorarlar, buyurmaktadır.


Peygamber Efendimiz (s.a.v): Devlet malından bir hırka bile aşıran, savaşta bile ölse şehit olamaz, buyurmaktadır.


Hadis-i şeriflerde; İşinin ehli olmayana, İş ve görev tevdi edildiği – verildiği zaman, kıyameti bekleyiniz. Emanet zayi edildiğinde kıyametin kopmasını bekleyin, buyrulur.


Emanete riayet edilmez ve Görev Ehlinden başkasına verilirse, ilim; dine hizmet için değil de, para ve makam için öğrenilirse. Fasık ve ehil olmayanlar işbaşına getirilirse. Kötülüğünden korkup zalime hürmet edilirse, o zaman çeşitli bela ya da helake maruz kalınır.


Sonsuz Hikmet sahibi Yüce Allah, Ali İmran suresi 162. ayette; Hiçbir peygamber savaşanların hakkını zimmetine geçirmez. Kim böyle bir haksızlık yaparsa kıyamet günü, zimmetine geçirdiğini yüklenmiş olarak gelir; sonra herkese kazanmış olduğunun karşılığı, kimse haksızlığa uğratılmaksızın tastamam ödenir, buyurmaktadır.


Sonsuz Hikmet sahibi Yüce Allah, Nisa suresi 58. ayette; Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder! Allah size ne güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah her şeyi işitmekte, her şeyi görmektedir, buyurmaktadır!

Ayyıldız Müşterek Karargâhı Yükseliyor!

Türkiye’nin savunma yönetimini tek merkezde toplayacak, Ayyıldız Müşterek Karargahı, Ankara İLİ Etimesgut ilçesinde, yükselmeye devam ediyor.


6 Ocak 2020 tarihinde açılışı, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapılan ve BEŞ bin dönümlük arazi üzerine kurulu, yüksek güvenlikli tasarıma sahip; Milli İstihbarat Teşkilatı ( MİT ) ” KALE ” adı verilen yeni yerleşkesi, Ankara İLİ Etimesgut ilçesi Bağlıca semtinde bulunmakta olduğunu da, not edelim!

Ayyıldız Müşterek Karargahı; 12 Milyon Altı yüz bin metrekare Açık alanı ile dünyanın en büyük savunma komplekslerinden biri olma unvanını taşımaktadır.

Ayyıldız Müşterek Karargahı; Proje ve tasarım olarak Türkiye’nin PENTAGON’U olarak ifade edilmektedir.

Ayyıldız Müşterek Karargahı; 890 Bin metrekare, toplam kapalı alan kapasitesi bulunmaktadır.

Ayyıldız Müşterek Karargahı; Millî Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Türk Kara Kuvvetleri, Türk Deniz Kuvvetleri, Türk Hava Kuvvetleri ve müşterek harekât merkezi yer alacağı, 15 bin personelin EŞ Zamanlı çalışabileceği ifade edilmektedir.

Ayyıldız Müşterek Karargahı; Siber güvenlik kalkanlarından elektromanyetik saldırı korumalarına kadar, 21. yüzyılın hibrit tehditlerine karşı en üst düzey teknolojiler ile donatılmıştır.

Hibrit tehditler; askeri ve askeri olmayan yöntemlerin ( siber saldırılar, dezenformasyon, ekonomik baskı, hukuk dışı faaliyetler ) koordineli şekilde kullanıldığı karmaşık ve çok boyutlu zararlı faaliyetler.

Siber güvenlik; bilgisayarları, sunucuları, mobil cihazları, ağları ve verileri kötü amaçlı dijital saldırılardan ve yetkisiz erişimden veya hasardan koruma uygulaması.

Siber güvenlik; İnsanları, süreçleri ve teknolojiyi kapsayan ve iş kesintisi, veri hırsızlığı ve itibar kaybı gibi riskleri azaltmayı hedeflemektedir.

Ayyıldız Müşterek Karargahı; Güvenli haberleşme altyapısı ve kriz yönetimine uygun özel koordinasyon birimleri projenin temel taşlarını oluşturmaktadır.

Ayyıldız Müşterek Karargahı; Ankara’nın ev sahipliği yapacağı, 2026 NATO Liderler Zirvesi ile uluslararası boyuta taşınacağı, vurgulanmaktadır.

Ankara – Etimesgut ASKERİ HAVA Limanı, 2026 NATO Liderler Zirvesine hazır hale gelmesi de beklenmektedir!


7 – 8 Temmuz 2026 tarihleri arasında, Türkiye’nin başkenti Ankara’da düzenlenecek, NATO Liderler Zirvesine katılacak 32 DEVLET Başkanı ve yüzlerce katılımcıyı taşıyacak uçaklar, Etimesgut ASKERİ HAVA Limanını kullanacaktır!

Ayyıldız Müşterek Karargahı; Beştepe ve batı koridorundaki ulaşım ağlarına yakınlığıyla Ankara, “ Savunma Başkenti ” kimliği perçinlenmektedir.

Ayyıldız Müşterek Karargahı; Çevre dostu mimarisi ve kontrollü giriş-çıkış alanlarıyla geleceğin modern askeri yerleşke modelini temsil etmektedir.

Ayyıldız Müşterek Karargahı; Gökyüzünden bakıldığında, dev bir ay ve yıldız şeklinde görülen yapı, estetik ile teknolojiyi buluşturmaktadır.

Ayyıldız Müşterek Karargahı; Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve tüm Kuvvet Komutanlıkları, modern yerleşkede, Tek Çatı Altında Güç Birliği ve tam koordinasyon içinde görev yapacağı, operasyonel hız ve verimlilikte yeni bir dönem olacağı vurgulanmaktadır.

Ayyıldız Müşterek Karargahı; Karargah sadece beton ve çelikten ibaret olmadığı. KBRN tehditlerine karşı tam koruma, siber güvenlik altyapısı ve balistik saldırılara karşı dayanıklı tasarımıyla dünyanın en güvenli Siber ve Fiziksel Kale olacağı ifade edilmektedir.

KBRN; Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer kelime grubunun kısaltması olarak kullanılmaktadır.

KBRN; Kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer maddelerin kasten veya kazaen yayılması ile oluşan, insan ve çevre için zararlı ve tehlikeli durumları ifade etmektedir.

Ayyıldız Müşterek Karargahı; Projenin kalbindeki 23 bin metrekarelik dev tören alanı, Türk askerinin disiplini ve gücünü dünyaya sergileyeceği, Milli Bir Sembol olacağı, vurgulanmaktadır.

Ayyıldız Müşterek Karargahı; Ankara’nın silüetini ve Türkiye’nin stratejik gücünü değiştiren proje, Türkiye’nin dostlarına GÜVEN ve Geleceğe de GÜÇ katacağı, ifade edilmektedir.

7 – 8 Temmuz 2026 tarihleri arasında, Türkiye’nin başkenti Ankara’da düzenlenecek, NATO – Ankara Zirvesindeki misafirlerini, Türkiye’nin savunma yönetimini tek merkezde toplayacak Ayyıldız Müşterek Karargahında ağırlamaya hazırlanıyor!

Ayyıldız Müşterek Karargahı; Ankara’nın ev sahipliği yapacağı 7 – 8 Temmuz 2026 tarihleri arasındaki NATO Liderler Zirvesi, Türkiye’nin askeri ve diplomatik gücünü dünyaya sergileyeceği, tarihi bir fırsat olduğu, ifade edilmektedir.

MAVİ VATAN YASASI Geliyor!

Barbaros Hayrettin Paşa; “ Denizlere Hâkim Olan Cihana – Dünyaya Hâkim Olur ” diyor!


Deniz Ticaret Odası, Denizcilik Sektör Raporu verilerine göre; küresel ticaretin yüzde 88’i deniz yolu üzerinden sağlanmaktadır.

Deniz yolu taşımacılığının diğer taşıma türlerine göre avantajları fazla olduğu. Demiryolu taşımacılığına oranla 3.5 kat, havayolu taşımacılığına oranla 20 kat, karayolu taşımacılığına oranla 7 kat daha UCUZ olduğu ifade edilmektedir.

Peki, hem Deniz Ticaret Yolları ve hem MEB – Münhasır Ekonomik Bölgeleri, hem de MEB – Münhasır Ekonomik Bölgelerdeki HAKLARI ve KAYNAKLARI, kim ya da kimler kontrol edecektir?

27 Kasım 2019 tarihinde, Libya’nın Ulusal Mutabakat Hükûmeti ile Türkiye arasında imzalanan, Denizcilik Anlaşması veya Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Anlaşmasını ( MEB – Münhasır Ekonomik Bölge ) Mavi Vatan ve Deniz Hakimiyeti Teorileri çerçevesinde okumak gerekir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti; Karadeniz, Akdeniz ve Ege Denizi’ndeki hak ve menfaatlerini yasal güvence altına almak için “ Mavi Vatan ” doktrini çerçevesinde, yeni bir kanun teklifi hazırlamaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti; Deniz yetki alanlarındaki egemenlik haklarını korumak ve uluslararası sulardaki standartları belirleyecek kapsamlı bir yasal düzenleme için çalışmaları başlatmaktadır.

Kurban Bayramı sonrasında, MAVİ VATAN yasası, TBMM’ye sunulması beklenmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Milli Savunma Bakanlığı; Karadeniz, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’de, 3 – 9 Nisan 2026 tarihleri arasında; 120 gemi, 50 hava vasıtası ve 15 bin personelin katılımıyla, Mavi Vatan – 26 Tatbikatı yaptığını da, hatırlatmak isterim.

MAVİ VATAN yasası kapsamında; Türkiye Türkiye Cumhuriyeti Devleti, denizlerdeki sınırlarını teşkil eden münhasır ekonomik bölge ( MEB ) ve kıta sahanlığı sınırları, yasal olarak kural haline getirilecektir.

MAVİ VATAN yasası kapsamında; Türkiye Türkiye Cumhuriyeti Devleti, deniz yetki alanları içinde uygulayacağı hukuki standartları netleştirilecek ve uluslararası sulara açılan deniz sahaları koruma altına alınacaktır.

MAVİ VATAN yasası kapsamında; Ege Denizi’nde, Türkiye ile Yunanistan arasında gerilime neden olan bölgelerin ( ada, adacık ve kayalıklar ) hukuki statüsü de, ele alınacaktır.

Türkiye ile Yunanistan arasında gerilime neden olan bölgeler, Uluslararası Deniz Hukuku ilkeleri doğrultusunda, “ Mavi Vatan Kanunu ” içinde yer alacaktır.

Peki, MAVİ Vatan yasası, TBMM’de Yasalaşması akabinde, Yunanistan ile gerilime neden olan bölgelerden kaynaklı, Türkiye ile Yunanistan arasında bir KIVILCIMA sebebiyet verir mi?

Mavi Vatan; Türkiye’nin deniz yetki alanları demektir. Türkiye’nin Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz’deki deniz yetki alanı ve sınırlarını belirleyen bir kavramdır. Türkiye’nin hak ve egemenliğini içeren deniz alanlarının bütünüdür.

Mavi Vatan, Türk Milletinin, deniz yetki alanlarındaki hak ve menfaatlerinin korunmasıdır.

Devletlerin sürekli düşmanı ve dostu yoktur, ancak çıkarları vardır, ilkesi çerçevesinde, Türk Devleti, Kadim Türk Devlet Aklı nezaretinde, Anadolu ve Mavi Vatan bölgesinde, bekası ve tüm hakları, bölgenin barış, huzur ve istikrarı adına, kara kuvvetlerinde olduğu kadar denizlerde ve deniz kuvvetlerinde de, güçlü olmak zorundadır.

Türk denizcilik tarihinin önemli dönüm noktalarından biri Preveze Deniz Zaferidir.

Zafer ile Akdeniz bir Türk Gölü haline gelmiştir. Tarih, Türk denizcilerinin hüküm sürdüğü tüm denizlerde barışın, huzurun ve adaletin hâkim olduğunu kaydetmiştir.

Akdeniz; Selçuklu Devleti döneminde Anadolu’nun hem Türkleşmesi, hem de İslamlaşmasının önü açılmıştır!

Haçlı seferleri ile başlayan ticaret savaşlarında Akdeniz’in önemini kavrayan Anadolu Selçuklu Devleti yönetimi ticari olarak, temayüz etmiştir!

Akdeniz tarihte, Anadolu Selçuklu Devleti döneminde, Türk gölü olmaya başladığına, şahit olmaktayız!

Hem ülkemiz, hem dostlarımızın emin olması ve güvenliğini sağlamak, hem de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Anlaşması ( MEB – Münhasır Ekonomik Bölge ) çerçevesindeki haklarımıza göz dikenleri caydırmak için Mavi Vatan Yasası, acil ve ivedi olarak yasalaşması gerekmektedir.

Türk Devleti, Anadolu coğrafyası ve Mavi Vatanda; istikbal, istiklal, beka ve varlık adına, tarih, kültür ve coğrafya aklı, etki ve ilgi alanı tüm gönül coğrafyasında; barış, huzur ve adaletin hakim olması, mazlum milletlerin haklarının hamiliği zaviyesinden, gerekeni gerektiği kadar ve BEKA adına daha fazlasını, yapmaya devam edecektir.

NATO / 2026 – ANKARA Zirvesi!

NATO ( Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü ) 4 Nisan 1949 tarihinde, Kuzey Amerika ve Avrupa’dan 32 ülkenin oluşturduğu siyasi ve askeri bir savunma ittifakı olarak kurulmuştur.


NATO; Üye ülkelerin toprak bütünlüğünü, siyasi bağımsızlığını ve güvenliğini, siyasi ve askeri yollar ile sağlamak için kurulmuştur.

NATO; Kararlar üye ülkelerin oybirliği ile alındığı. Sovyetler Birliği’ne karşı bir denge unsuru olarak kurulmuş fakat günümüzde küresel güvenlik için çalışmaktadır.

NATO; 2026 itibarıyla 32 üye ülke bulunmaktadır.

NATO; ABD, İngiltere, Kanada, Fransa, İtalya, Hollanda, Norveç, Portekiz, Lüksemburg, İzlanda, Danimarka ve Belçika, kurucu üyelerdir.

NATO; Finlandiya ve İsveç, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrası ittifaka katılmıştır.

NATO; merkezi, Brüksel / Belçika’dır. Türkiye, 18 Şubat 1952 tarihinde, NATO’ya üye olmuştur.


Türk Silahlı Kuvvetleri, 2026 itibarıyla personel sayısı bakımından NATO’nun en güçlü 4. ordusu konumundadır.

NATO; Sovyetler Birliği, Doğu bloku ülkeleri ve Varşova Paktına bir karşılık, Soğuk Savaş sisteminin devamlılığı adına, bir denge unsuru olarak kurulmuştur.

NATO’nun 4. maddesi: Taraflardan herhangi biri, taraflardan birinin toprak bütünlüğü, siyasi bağımsızlığı ya da güvenliğinin tehdit edildiğini düşündüğü zaman, tüm taraflar birlikte danışmalarda bulunacaklar! 

NATO’nun 5. maddesi;  Taraflar, Kuzey Amerika’da veya Avrupa’da içlerinden bir veya daha çoğuna yöneltilecek silahlı bir saldırının hepsine yöneltilmiş bir saldırı olarak değerlendirileceği!

BM Yasa’sının 51. Maddesi; Eğer bir saldırı olursa, NATO’nun 5. maddesine dayanarak;  tanınan bireysel ya da toplu öz savunma hakkını kullanarak, Kuzey Atlantik bölgesinde güvenliği sağlamak ve korumak için bireysel olarak ve diğerleri ile birlikte, silahlı kuvvet kullanımı da dahil olmak üzere gerekli görülen eylemlerde bulunarak saldırıya uğrayan taraf ya da taraflara yardımcı olacakları konusunda anlaşmışlar! 

2024 yılı NATO – Washington zirvesinin sonuç bildirgesinde, 2026 yılındaki zirvenin Türkiye’de yapılacağını duyurmuştur.

NATO – Ankara / 2026 yılı zirvesi, 2004 yılı İstanbul zirvesinin ardından Türkiye’de düzenlenecek, ikinci NATO zirvesi olacaktır.

NATO – Ankara / 2026 yılı zirvesi, 7 – 8 Temmuz 2026 tarihleri arasında Türkiye’nin başkenti Ankara’da düzenlenecektir.

NATO – Ankara / 2026 yılı zirvesi, NATO’nun devlet ve hükûmet başkanlarının küresel güvenlik konuları hakkında resmî kararlar alacağı, 36. NATO zirvesi olacaktır.

  • 7 – 8 Temmuz 2026 tarihleri arasında Türkiye’nin başkenti Ankara’da düzenlenecek NATO – Ankara Zirvesinde misafirlerini, Türkiye’nin savunma yönetimini tek merkezde toplayacak Ayyıldız Müşterek Karargâhında, ağırlamaya hazırlanıyor!
  • Türkiye’nin savunma yönetimini tek merkezde toplayacak Ayyıldız Müşterek Karargâhı; Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıklarını, tek bir “akıllı” çatı altında, binlerce personelin eş zamanlı çalışabileceği bir kapasiteyle birleşiyor!

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran; Türkiye, 7 – 8 Temmuz 2026 tarihinde, Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesine ev sahipliği yapacağını. NATO Zirvesi, sadece bir diplomatik buluşma değil; küresel güvenlik mimarisinin geleceğine yön verecek kritik bir eşiktir. NATO liderlerini ağırlayacak olan Türkiye; barışın, istikrarın ve ortak güvenliğin güçlendirilmesi adına kararlılığını bir kez daha ortaya koyacağını, ifade etmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti Dış İşleri Bakanı Sayın Hakan Fidan; 7 – 8 Temmuz 2026 tarihleri arasında Türkiye’nin başkenti Ankara’da düzenlenecek, NATO zirvesi ve İttifak’a yönelik ABD’nin dahil olduğu tartışmalara ve transatlantik güvenlik mimarisinin son bir yıldır oldukça büyük bir test altında olduğunu ve gerilim alanına tabi tutulduğunu, ifade etmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti Dış İşleri Bakanı Sayın Hakan Fidan; 7 – 8 Temmuz 2026 tarihleri arasında Türkiye’nin başkenti Ankara’da düzenlenecek, NATO zirvesine, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın davetlisi olarak ABD Başkanı Trump’ın geleceğini düşündüklerini de, vurgulamıştır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti Dış İşleri Bakanı Sayın Hakan Fidan; 7 – 8 Temmuz 2026 tarihleri arasında Türkiye’nin başkenti Ankara’da düzenlenecek, NATO – Ankara Zirvesi, belki NATO tarihinin en önemli zirvesi olacak, diyor.

Dünya ölçeği ve ülkemizde, yaşamakta olduğumuz savaş, savaşa benzer olaylar, siyasi ve özellikle, ekonomik kriz ya da ekonomik konjonktür, bir şeylerin gelmekte ya da değişimin arifesinde olduğumuzun göstergesi ya da işaret fişeği konumundadır!

VAKİT, Beklenilmeyeni beklemek durumunda olduğumuza işaret etmektedir. Ya da Zamanın Ruhu, dünya genelinde DEĞİŞİMLERE işaret etmektedir!.

Ukrayna – Rusya, İsrail – Filistin asimetrik savaşı ve ABD – İsrail ve İran saldırıları, SOĞUK SAVAŞ benzeri, yeni bir DÜZEN, yeni bir SİSTEM ve yeni bir DENGENİN kurulmakta olduğunu işaret etmektedir.

7 – 8 Temmuz 2026 tarihleri arasında Türkiye’nin başkenti Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesi; hem dünyayı, hem bölgeyi ve hem de ülkemizi, siyasi ve ekonomik olarak şekillendireceği bir zirve olacaktır.

7 – 8 Temmuz 2026 tarihleri arasında Türkiye’nin başkenti Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesi akabinde, alınacak kararlar ve yeni bir DÜZEN, yeni bir SİSTEM ve yeni bir DENGE çerçevesinde, Domino etkisi ile her yerde ve her ülkede, siyasi değişimlere şahit olacağız!

  • Belçika Kraliçesi ve  200 Belçikalı şirketten 400’ü aşkın iş insanı yatırımcının 10 – 14 Mayıs 2026 tarihleri arasındaki Türkiye ziyaretlerini;  7 – 8 Temmuz 2026 tarihinde Ankara’da düzenlenecek NATO Liderler Zirvesi ve 9 – 20 Kasım 2026 tarihindeki COP31 Konferansı ( 31. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı ) çerçevesinde okumak – yorumlamak ve değerlendirmek gerekir!

REZERV ve RİSKLİ YAPI ALANI İlan Edilmesi!

Bir ARAZİ veya ARSANIN Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından RESEN veya TOKİ ve YEREL YÖNETİMLER Talebi üzerine, REZERV YAPI ALANI ve RİSKLİ YAPI ALANI ilan edilmesi, ne demektir?


6306 sayılı Kanuna göre, REZERV YAPI ALANI; Kentsel dönüşüm uygulamalarında kullanılmak üzere, TOKİ veya Belediyelerin talebi ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından belirlenen ve afet risklerine karşı önlem alınarak yapılaşmaya müsait olan ARSA veya ARAZİLERİ, ifade etmektedir.


REZERV YAPI ALANI; 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından ilan edilir. Bakanlık bu yetkiyi resen ( doğrudan ) kullanabileceği gibi Toplu Konut İdaresi ( TOKİ ) veya ilgili yerel yönetimlerin talebi üzerine de belirleyebilmektedir.


Peki, Son dönemde; Konya’da ÜÇ Merkez ilçe ve 28 TAŞRA ilçesinde, hangi bölgeler ve ARSALAR, REZERV YAPI ALANI olarak ilan edilmiştir?


Taşra ilçelerden Sarayönü ilçesinde; Kurşunlu, Ertuğrul ve Ladik bölgelerinin, REZERV YAPI ALANI, ilan edildiği ifade edilmektedir!

Taşra ilçelerden Beyşehir İçerişehir mahallesinin de, REZERV YAPI ALANI, ilan edildiği ifade edilmektedir!

Peki, Sarayönü, Beyşehir ve diğer Taşra ilçelerdeki bazı ARAZİ ve bölgeler, REZERV ALAN İLANI olarak, NEDEN edilmektedir?

Peki, Kamu; AÇIKLIK – ŞEFFAFLIK ve HESAP VEREBİLİRLİK ilkesi çerçevesinde, Kamuoyunu bilgilendirmesi gerekir mi?

Aksi halde, Şehir efsanesi ve Şuyuu vukuundan beter dedikodular ortalığa yayılacaktır!

Doğa BOŞLUK kabul etmeyeceğine göre! Sağlıklı Bilginin olmadığı yerde, KİRLİ Bilgiler ve Dedikodular ortalığı kaplayacaktır!

Konya Merkezde ise Eski Sanayi ve Karatay Sanayi Esnaflarının taşınmasının gündeme gelmesi ile mezkur bölgenin REZERV YAPI ALANI ilan edildiği, MÜLK sahipleri tarafından ifade edilmektedir!

Peki, REZERV YAPI ALANI ilan edilen bölgelerde, vatandaşlar MAĞDUR edilmekte midir?

Ya da REZERV YAPI ALANI ilan edilen bölgelerde, MAĞDUR olan vatandaşlar var mıdır?

Özellikle, ŞÜKRAN mahallesi ve Eski Sanayi – Karatay Sanayi bölgesinde, REZERV YAPI ALANI ilan ediilmesinden kaynaklı, MAĞDUR olan vatandaşlar olduğu ifade edilmektedir!

REZERV ve RİSKLİ YAPI ALANI İlan edilen bölgelerde, Vatandaşların Mağduriyeti derken, yerel yönetimler tarafından, güncel piyasa gayrimenkul fiyatlarının çok aşağı bir bedel teklif edildiği!


RİSKLİ YAPI ALANI; 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında; Zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybı riski taşıyan bölgeler için Cumhurbaşkanlığı kararı ile ilan edilir. Süreç, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan teknik rapor ve dosyalar doğrultusunda yürütülmektedir.


RİSKLİ YAPI ALANI; ilan edilen bölgelerdeki yapıların her biri için tek tek riskli yapı tespitine gerek olmadığı. Bir bölge ”riskli alan” olarak tasnif ediliyor ise içerisindeki tüm gayrimenkuller riskli yapı sınıfına dahil olmaktadır.


Peki, Son dönemde; Konya’da ÜÇ Merkez ilçe ve 28 TAŞRA ilçelerde, hangi bölgeler ve ARSALAR, RİSKLİ YAPI ALANI; olarak ilan edilmiştir?


Konya Merkezde, özellikle Nalçacı Caddesi, deprem riski, can ve mal kaybı riskine istinaden mi RİSKLİ YAPI ALANI olarak ilan edilmiştir?


Peki, Nalçacı Caddesinin deprem riski, can ve mal kaybı riskine istinaden RİSKLİ YAPI ALANI olarak ilan edilmesinden kaynaklı, MAĞDUR olan ya da MAĞDUR edilen vatandaş var mıdır?


Rezerv alanlar ve Riskli yapıların dönüşümü ile vatandaşlar; depreme ve diğer afetlere dayanıklı konutlarda güvenle yaşayabileceği; hem kişisel güvenliği artıracağı ve hem de maddi kayıpları önleneceği.


Rezerv alanlarda yapılan planlamalar, yapıların teknik standartlara uygun şekilde inşa edilmesini ve gerekli altyapı önlemlerinin alınmasını sağlayacağı; olası afetlerde can ve mal kaybı riski minimuma indireceği.


Parklar, spor alanları, kültürel ve eğitim tesisleri gibi sosyal donatılar, mahalle sakinlerinin sosyal ihtiyaçlarını karşılayarak yaşam kalitesini artıracağı; komşuluk ilişkilerini güçlendireceği ve sosyal dayanışmayı destekleyeceği.


Rezerv alan uygulamaları, riskli yapıların yıkımı ve yeni konutların planlı şekilde inşası sırasında tapu ve mülkiyet süreçlerini düzenleyerek hukuki sorunları azaltacağı; vatandaşların mülkiyet haklarının korunmasını sağlayacağı.


Rezerv alanlarda yapılan planlama, şehirlerde düzenli yollar, ulaşım altyapısı ve çevresel sürdürülebilirlik unsurlarını içereceği; hem bireysel ve hem de toplumsal yaşam standartlarının yükseleceği gibi bir çok faydalarının alacağı, ilgili ve yetkililer tarafından, ifade edilmektedir.

MERKEZ İLÇE Muhtarlıkları, KAPANABİLİR!

Türkiye MÜLKİ İDARE BİRİMLERİNE göre; ülkemizde, 30 Büyük ŞEHİR Belediyesi ve 51 İL Belediyesi bulunmaktadır.


Türkiye MÜLKİ İDARE BİRİMLERİNE göre; ülkemizde, 519 Büyükşehir Merkez İlçe Belediyesi, 403 Taşra Merkez İlçe Belediyesi ve 404 Belde Belediyesi, bulunmaktadır.

Türkiye MÜLKİ İDARE BİRİMLERİNE göre; 51 İL merkezi, 519 Büyükşehir merkez İlçe Belediyesi, 403 Taşra Merkez İlçe Belediyelerinde, toplam 32.000 Mahalle ve Mahalle Muhtarı, bulunmaktadır.

Türkiye MÜLKİ İDARE BİRİMLERİNE göre; 18.000 Köy ve Köy Muhtarı bulunmaktadır.

Peki, Türkiye genelinde, kaç adet, MUHTARLAR BİRLİĞİ ve MUHTARLAR FEDERASYONU, bulunmaktadır?

  • Peki, Muhtar kimdir? Nasıl seçilir? Yasalar ve Mevzuat çerçeve, Muhtarın Görevleri ve Yetkileri nelerdir?

Muhtar; Köy veya mahallede sakinler tarafından seçimle iş başına gelen, 5 yıl görev yapan, mahalle / köyün idari ve sosyal işlerinden sorumlu temsilcidir.

Muhtar; Devlet kurumları ile halk arasında köprü kurarak, yerleşim yerinin düzenini sağlar.

Muhtar; Mahalle veya köy sakinlerinin ikametgah, nüfus kayıtları, tebligat ( mahkeme, icra ) tebliğleri gibi işleri yapmak.

Mezkur konularda, art niyetli kişiler tarafından yapılan tebligatlardan kaynaklı, mağduriyetler yaşanmakta olduğunu da not edelim!

Muhtara, Tebligat teslimi konusunda bir açıklık getirilmesi gerektiğini de not edelim!

Muhtar; Yol, su, elektrik, kaldırım gibi altyapı ihtiyaçlarını tespit edip belediye veya diğer kurumları bilgilendirmek.

Muhtar; Devletin mahalledeki temsilcisi olarak, kanun ve yönetmelikleri halka duyurmak ve hükümet emirlerinin uygulanmasına yardımcı olmak.

Muhtar; Mahalledeki asayişe ilişkin sorunları ilgili makamlara bildirmek, köy muhtarları, köy içi düzeni sağlamak.

Muhtar; İhtiyaç sahiplerini tespit etmek, yeşil kart başvuruları vb. konularda vatandaşlara yol göstermek.

Muhtar; Azaları ile birlikte çalışır ve 2026 itibarıyla ortalama 34.000 TL. maaş almaktadır!

Muhtar; Bir mahalle veya köyde, en önemli görevlerden birisi muhtarlarda bulunmaktadır.

Muhtar; Mahalle ve köylerin daha iyi bir hale gelmesi için çalışma yapan kişiler olarak bilinir.

Muhtar; Köylerde veya mahallelerde yürütme görevini üstlenen kişilere muhtar adı verilmektedir.

Muhtar; Halk tarafından seçildiği için köy veya mahalle sakinleri adına çalışmalar yapmaktadır. Görevini en iyi şekilde yapan muhtarlar her seçimden başarı ile çıkmaktadırlar.

Muhtar; vatandaşın nüfus, çevre temizliği, yardım ve buna benzer konularda yardımcı olmaktadır.

Muhtar; Hükümetten gelen çeşitli bildirileri halka açıklamak ve anlatmak.

Muhtar; Seçim zamanlarında sandık seçim kurullarına katılmak. Seçmen kağıtlarını çıkarmak ve halka ulaştırmak.

Muhtar; Köylerde yaşanan evlilik, ölüm ve bunlara benzer durumlarda kişileri kayıt altına almak vb. yasa ve mevzuat çerçevesinde görev ve yetkileri bulunmaktadır!

Peki, köylerde mezkur işler için muhtar ve muhtarlıklara ihtiyaç olmasına rağmen, teknolojinin gelişmesi ile İL Merkezleri, Büyükşehir İlçe Merkezleri ve Taşra İlçe Merkez Belediyelerdeki; 32.000 MUHTAR ve MUHTARLIKLAR, Neler yapmaktadır?

Peki, İL Merkezleri, Büyükşehir İlçe Merkezleri ve Taşra İlçe Merkez Belediyelerde yaşayan vatandaş, yılda kaç defa, herhangi bi iş için muhtar ve muhtarlıklara gitmektedir?

İL Merkezleri, Büyükşehir İlçe Merkezleri ve Taşra İlçe Merkez Belediyelerde yaşayan vatandaş, muhtar ve muhtarlıkların yapacağı tüm işlemleri, E-DEVLET üzerinden yapmaktadır!

İL Merkezleri, Büyükşehir İlçe Merkezleri ve Taşra İlçe Merkez Belediyelerdeki; 32.000 merkez MUHTARLIĞI, gereksiz demiyorum fakat başkaca görev ve sorumluluklar yüklenmek suretiyle daha aktif bir duruma getirilebilir.

Ya da Hazineye yüklemiş olduğu 15 MİLYAR TL Yıllık Maliyet; İL Merkezleri, Büyükşehir İlçe Merkezleri ve Taşra İlçe Merkez Belediyelere aktarılmak suretiyle daha fazla yatırım vb. işler de kullanılabilir.

Peki, Türkiye MÜLKİ İDARE BİRİMLERİNE göre; İL Merkezleri, Büyükşehir İlçe Merkezleri ve Taşra İlçe Merkez Belediyelerindeki; 32.000 MUHTARLIĞIN HAZİNEYE MALİYETİ NEDİR?

İL Merkezleri, Büyükşehir İlçe Merkezleri ve Taşra İlçe Merkez Belediyelerindeki; 32.000 MUHTARLIĞIN HAZİNEYE Yıllık; 15 MİLYAR TL. sadece MAAŞ MALİYETİ bulunmaktadır. Sair giderler; Bina, Elektrik, su, gaz vb. cabası!

Türkiye MÜLKİ İDARE BİRİMLERİNE göre, 18.000 KÖY ve KÖY MUHTARLIKLARI, yasalar ve mevzuat çerçevesindeki görevlerine binaen aynen kalabilir!

Türkiye MÜLKİ İDARE BİRİMLERİ; İL Merkezleri, Büyükşehir İlçe Merkezleri ve Taşra İlçe Merkez Belediyelerindeki; 32.000 merkez MUHTARLIKLARI KAPANABİLİR!