HUKUK ve ADALETİN olmadığı Toplumlar; GERGİN olur!

Toplum olarak, her yerde gergin ve kavgalı bir durumdayız! Kime dokunsak patlamaya hazır bomba gibi! Neden Acaba?

Ehliyet, Liyakat, Adalet, Hakkaniyet ve Nizam, devletin temelidir! Bunlar olmadan devlet, varlığını belki bir dönem fakat ilelebet devam ettiremez!

Nizam-ı Mülk Siyasetnamesinde; İşinin ehli ve gayretkeş, liyakatli ve takdire şayan, tecrübeli nice kişi atıl bırakılarak bir köşeye atılmıştır! Ne idüğü belirsiz, usul erkân bilmez, kör cahiller nice vazifeyi uhdesine almıştır! İşinin erbabı, soylu soplu, eline beline diline sahip, özellikle devlete makbul hizmetleri geçmiş, yararlıklar göstermiş ve dirayetli kimselerin bir kenarda işsiz güçsüz durması akla ziyandır, diyor!

Nizam-ı Mülk; İşinin ehli kişi, şayet işi tevdi ettiğim görevi almakta tereddüt ya da reddederse, cebren bu vazifeyi ona yüklerdim! Böylece hem mala ziyan gelmemiş hem reayanın huzuru muhafaza edilmiş olur!

Kadim TÜRK Devlet Yönetim töresi; kişilerin, siyasi, ırk, cemaat ve başkaca cahiliye taassuplardan kaynaklı bozulmuştur!

Yeryüzü ve Gökler, Adalet sayesinde ayakta durur! Adalet, bütün erdemlerin başıdır!

Adalet ve Nizam, Devletin temelidir! Adalet olmadan, bir Devlet varlığını devam ettiremez!

Kurumlar ancak Kurallar sayesinde ayakta kalır! Kuralların uygulanmadığı kurumlarda, Kaos vardır ve Adaletten bahsedilemez!

Adaletin olmadığı durum ve kurumlarda, zulüm var demektir! Zulüm ile ABAD olunamaz!

Adaletin olmadığı kurum ve toplumlarda, kaos ve karmaşa hakim olur! Adaletin olmadığı, kurum ve toplumlarda, sosyal barış temin edilemez!

Devlet, yalnız adalet ile sonsuzlaşır ve adaletsizlikle yıkılır!

Devlet, adalet ile yönetilir! Devlet yönetim sistematiğinde; Ehliyet ve Liyakat, sıradan ve öylesine bir kavram değildir! Ehliyet ve Liyakat için öncelikle eğitim gerekir!

Hz. Mevlana; Adalet, bir şeyi yerli yerine koymaktır! Adalet, ağaçlara su vermektir! Adalet, bir nimeti yerine koymaktır! Yani hakkı hak sahibine vermektir! Adaletsizlik ve Zulüm, dikene su vermektir! Adaletsizlik ve Zulüm, Bir şeyi layık olmayana vermek ve bir şeyi konmaması gereken yere koymaktır! Adalet ve Zulüm, hakkı hak sahibine vermemektir! Bu hal; sadece belaya – felakete ve helake, sebebiyet verir, buyurmaktadır!

Hadis-i şeriflerde; İşinin ehli olmayana, İş ve görev tevdi edildiği, verildiği zaman, kıyameti bekleyiniz! Emanet zayi edildiğinde kıyametin kopmasını bekleyin, buyrulur!

Ya Resul Allah, emanetin zayi edilmesi nasıl olur, denince; verildiği zaman kıyameti bekleyin, buyurmuştur!

Emanete riayet edilmez ve Görev Ehlinden başkasına verilirse, ilim; dine hizmet için değil de, para ve makam için öğrenilirse! Fasık ve ehil olmayanlar işbaşına getirilirse! Kötülüğünden korkup zalime hürmet edilirse, o zaman çeşitli belaya ya da helake maruz kalınır!

Peki, Toplum genelinde; ehliyetsiz – liyakatsiz ve kifayetsiz muhteris tiplerin her alanda iş bulduğu, işe alındığı ve üst makamlara getirilmekte olduğu konusunda bir endişe ve şüphe var mıdır?!

Hz. Peygamber (sav) efendimiz; Bir an adâlette bulunmak, altmış yıl, nafile ibadetten hayırlıdır, buyurmaktadır! Neden acaba?

HUKUK ve ADALET, bir gün, HERKESE LAZIM Olacaktır!

Yeryüzü ve Gökler, Adalet sayesinde ayakta durur! Hukuk ve Adalet, bütün erdemlerin başıdır!

Hukuk ve Adalet, Devletin temelidir! Bir Devlet; Hukuk ve Adalet olmadan, belki bir dönem fakat sonsuza kadar varlığını devam ettiremez!

Kurumlar ancak Kurallar sayesinde ayakta kalır! Kuralların uygulanmadığı kurum toplumlarda, Kaos – Karmaşa ve Kargaşa vardır; Hukuk ve Adaletten bahsedilemez!

Hukuk ve Adaletin olmadığı kurum ve toplumlarda, kaos – kargaşa ve karmaşa hakim olur! Hukuk ve Adaletin olmadığı, kurum ve toplumlarda, sosyal barış ve huzur temin edilemez!

Devletin dini adalettir, adaleti olmayan devlet dinsizdir! Müslim olduğunu iddia edenler, HUKUK – ADALET ve HAKİKATE mugayir işler ve davranışlar sergileyecek, öyle mi? Sonra da din ve İslam diyeceğiz, öyle mi?

Devlet, yalnız adalet ile sonsuzlaşır ve adaletsizlikle yıkılır! Devlet, hukuk ve adalet ile yönetilir!

Devlet ve Toplum hayatında, olmaz ise olmaz, hukuk ve adalet, kavramıdır! Hukuk ve Adalet, toplumda; güveni, sosyal barışı ve huzuru da beraberinde getirecektir! Aksi halde, sosyal adalet, toplumsal barış ve huzur temin edilemez!

Toplumsal huzur ve barışın olmadığı toplumlarda, kaos – karmaşa ve kargaşa hakim olacağına ve doğa, boşluğu, kabul etmeyeceğine göre!

Toplumsal huzur ve barış; toplumu bir arada tutan yapı taşlarının arasındaki manevi harçlarla sımsıkı birbirine tutulur! Bu da toplumda, ahlaki ve hukuki değerlerin yaşatılması, insani değerlerin yüceltilmesi ile sağlanır!

Toplumsal huzur ve barış kültürünün varlığı, toplumsal yapıların içinde var olan farklı grupların, ihtiyaç ve beklentilerinin, tüm ilişkiler üzerinden karşılanıyor olması anlamına gelmektedir!

Toplumsal huzur ve barış için sosyal adaletin inşa edilmesi gerekir! Toplumun her üyesinin aynı temel haklara ve korumaya, fırsata, yükümlülüklere ve sosyal olanaklara sahip olduğu koşullara işaret eden bir adalet türüdür!

Sosyal adalet; toplum içinde yaşayan tüm fertlerin, insan olmak sıfatıyla sahip bulundukları her türlü sosyal ve ekonomik, siyasi hak ve özgürlüklerin eşitliğini temin ve emniyetini sağlamaktır!

Adalet, mülkün temelidir! Adalet güneşi batarsa, insanlar için yeryüzünde yaşamanın anlamı kalmayacaktır!

Hz. Mevlana; Adalet, bir şeyi yerli yerine koymaktır! Adalet, ağaçlara su vermektir! Adalet, bir nimeti yerine koymaktır! Yani hakkı hak sahibine vermektir! Adaletsizlik ve Zulüm, dikene su vermektir! Adaletsizlik ve Zulüm, Bir şeyi layık olmayana vermek ve bir şeyi konmaması gereken yere koymaktır! Adalet ve Zulüm, hakkı hak sahibine vermemektir! Bu hal; sadece belaya – felakete ve helake, sebebiyet verir, buyurmaktadır!

Hz. Mevlana; toplumda sosyal barışın, adaletin, huzurun sağlanması ancak ehliyet ve liyakate önem verilmesi, ehliyet ve liyakat sahibi insanların iş başına getirilmesiyle mümkün olabilecektir! Ehliyet ve liyakate bakılmaksızın işlerin yürütülmeye çalışılması halinde ise toplumsal düzenin işleyişinde aksaklıklar ortaya çıkacak ve sosyal düzen bozulacak, kaosa ve karmaşaya zemin hazırlayacaktır, buyurmaktadır!

Hz. Peygamber (sav) efendimiz; Bir an, ADALETTE bulunmak, altmış yıl, nafile ibadetten hayırlıdır, buyurmaktadır!

Maide Suresi 8. ayeti kerimede; Yüce Allah; Ey iman edenler! Allah için HAKKI ayakta tutun, ADALETLE şahitlik eden kimseler olun! Herhangi bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi ADALETSİZ davranmaya itmesin! ADALETLİ olun; bu, takvaya daha uygundur! Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır, buyurmaktadır!

Nisa suresi 135. ayeti kerimede Yüce Allah; Ey iman edenler! Kendinizin veya anne babanızın ve akrabanızın aleyhine bile olsa ADALETİ ayakta tutun, Allah için şahitlik eden kimseler olun! İnsanlar, zengin olsunlar, yoksul olsunlar, Allah onlara sizden daha yakındır! Öyleyse siz hislerinize uyup ADALETTEN ayrılmayın. Eğer ADALETTEN sapar veya üzerinize düşeni yapmaktan geri durursanız bilin ki Allah yaptığınız her şeyden haberdardır, buyurmaktadır!

Elveda; Ya Şehri Ramazan!

Ramazan; başı rahmet, ortası mağfiret ve sonu da cehennem azabından kurtuluş ayıdır!

Rahmet ve Mağfirete erişebilen kurtulanlardan olabilmek dileklerimle! Müminler olarak böyle iman eder ve böylece amel ederiz!

Ramazan; Kuran, tefekkür ve paylaşma ayıdır! Hayatımızın her anında Kuran ile yaşamayı ve tefekkür halinde olmamızı gerektirir!

Dünya hayatı insan için sadece bir yarıştan ibarettir! Makam – Mevki – Güç – İktidar ve Mal biriktirme, yığma ve sayma yarışı!

Sonsuz Kudret Sahibi Yüce Allah; tutmuş olduğumuz oruçları, kılmış olduğumuz teravihleri, Kur’an tilavetlerini, tüm ibadetleri, sadaka, fidye, infak ve fitrelerimizi kabul eylesin!

Yüce Allah; Ramazan ayının manevi havasından ziyadesi ile istifade ettiği kullarından olmayı cümlemize nasip eylesin!

Ramazan; paylaşmanın, sevginin, huzurun, birlik ve beraberliğin tesisine imkân vermektedir!

Dünyada yaşanan kaos – karmaşa ve kargaşa, insanların umutlarını tüketmektedir!

Ramazan; aç kalmak değildir! Ramazan, ibadet mevsimi de değildir!

Ramazan, Aciz bir İnsan olarak; kendimize dönme, kendimizi ve çevremizi fark etme, tefekkür ve tezekkür etmek; Yüce Allah’ın lütfu ve inayeti karşısında insanın aciz olduğunun farkında olmaktır!

Maddi bayrama eriştiğimiz gibi Cennet Bayramı, Beratını da alan kullarından olabilmek ümidiyle!

Arife gününün en büyük özelliği, gelenek haline gelen Kabir ziyaretleridir!

Ahrete intikal etmiş; Anne, baba ve tüm akraba-ü taallukat için Dualar edilir!

İnsanoğluna, ölümü ve ahreti düşündüren ve hatırlatan, kabir ziyaretleridir!

Hz. Peygamber (sav ) efendimiz; Ölümü çokça hatırlayın! Çünkü ölümü hatırlamak, insanı; günahlardan arındırır, dünyaya karşı zahit kılar! Eğer zenginken ölümü düşünürseniz, sizi zenginliğin afetlerinden korur! Fakirken tefekkür ederseniz, hayatınızdan memnun olmanızı sağlar, buyurmaktadır!

Daha nice Ramazan aylarına, Sağlıklı bir şekilde erişebilmeyi Sonsuz Kudret sahibi Yüce Allah nasip eylesin!

Ramazan Bayramımız Mübarek olsun! Tüm eş – dost ve sevdiklerimizle, birlik ve beraberlik içinde, Huzur Dolu Bayramlar!

Elveda! Ya Şehri Ramazan elveda! Elveda! Ey Şehri Kuran elveda!

Elveda! Ya Şehri Ramazan elveda! Elveda! Ya Vahyi Mübarek elveda! Elveda! Ya Şehri Rahmet elveda! Elveda! Ya Mübarek Ramazan elveda! Elveda! Ya Kuran ayı elveda!

Siyaset Kurumu Kaynamaya Başladı!

Son günlerde, siyaset ve siyaset kurumunun iyiden iyiye ısınmaya başladığına şahit oluyoruz! Peki, Neler olmaktadır?

Birileri, konjonktüre göre hareket etmekte, durum ve şekil almaktadır! Yoksa yirmi yıl önce olduğu gibi bekledikleri, planladıkları, hesap ettikleri konjonktür hazır mıdır?

Ülke, yirmi yıl öncesinde olduğu gibi büyük bir değişim ve dönüşümün eşiğinde ve tarih tekerrür ediyor gibi!

Yirmi yıl önce, mevcut iktidar partisinin kurulduğu günlerde olduğu gibi devlet tıkanmış ve ekonomi de yönetilemez hale gelmiştir!

  • Peki, Ülke yönetilemez bir durum ve konumda olduğu için mi, Türk Devleti; Doğu Akdeniz, Akdeniz, Karadeniz, Libya, Suriye, Kafkaslar, Balkanlar ve Afrika’da operasyonlar yapmaktadır!
  • Türk Devleti, bölgesinde, hem kendi hakları ve hem de bölge halklarının çıkar ve hakları için mücadele vermektedir!
  • Türk Devleti, bölgesinde, tüm küresel ve emperyalist kirli tuzak ve sinsi oyunları bozmakta, Ankara Vizyonu çerçevesinde kendi oyununu kurmaktadır!
  • Türkiye gibi ülkelerde; SİYASETTE bir şeyler vuku buluyorsa, bir AKIL tarafından önceden PLANLADIĞINDAN Emin olabiliriz!

İşbirlikçiler ve ağa babaları; Devlet ve Millet olarak; Küresel EKOL Tartışmaları ile bir yüz yılı daha kaybetmemizi talep edilmektedir? Kadim Türk Devlet Aklı, böyle bir duruma, izin vermeyecektir!

Peki, tüm bu gelişmeler çerçevesinde, parti mensubiyeti ve taassubu olmadan, Türk devletinin bekası ve Türk milletinin barış ve huzuru, 2053 ve 2071 hedefleri, Kadim Türk Devlet Aklının kurgusu var mıdır?

Mevcut şartlar altında, okudukları doğru olabilir! Siyasette, iki artı iki hiçbir zaman dört etmediğine göre! Bazen üç, bazen de beş veya altı edebilir!

Kadim Türk Devlet Aklı denetiminde, Devleti ebed müddet devam hedefleri çerçevesinde, Devlet Aklı tanımlı görevlerinin gereği; mezkur partilerden bazıları bölen, bazıları parçalayan, bazıları da toplayan ve bazıları da çarpan etkisi görevini yapacaktır!

  • Türkiye gibi ülkelerde ki siyasette, yirmi dört saat çok uzun bir süredir! Türkiye’de siyaseti okumak ve anlayabilmek için gösterilenler ve söylenenlere değil, arka planda göremediklerimiz ve söylenmeyenlere odaklamak gerekir!
  • Hangi siyasetçi, nerede, neleri ve neden söylemiştir! Bir de, neleri söylememiştir? Neden söyleyememiştir?
  • Vatandaşa sunulan ya da gösterilenlerin arka planında, başkaca bir akıl ya da bir plan var mıdır?

Kadim Türk Devlet Aklını tüm bu süreçlerde; KURGU ve PLANA dahil etmediğimiz takdirde, her okuma ve her yorum, eksik ve yanlış olacaktır! YOK hükmünde kalacaktır!

Devlet her gün 18 yaşındadır! Devlet Aklı; Devletin bekası ve milletin birliği adına, her şeye hakim bir konumdadır!

Devlet AKLI; Devlet Yönetim sistematiğinde, Küresel Ekol temsilcilerinin etkili ve yetkili bir konum ve durumda olmasına asla izin vermeyecektir!

Devlet Aklı; Devletin bekası ve milletin birliği; Devlet ebed-müddet devam ilkesi çerçevesinde; Türk asrının başlatılabilmesi adına, başka bir akıl, başka bir strateji, başkaca taktik ve yönteme ihtiyaç vardır!

Siyaset Kurumunda NELER Oluyor?

Siyaset; insanların yaşamlarını düzene sokan, bununla ilgili genel kuralları koyan ve bu kuralları hem koruyan hem de yeri geldiğinde değiştiren faaliyetlerin tümü olarak ifade edilmektedir!

Peki, bugün siyaset kurumu ve siyasiler, vatandaşın hayatını düzene sokmak ya da kolaylaştırmak gibi bir dertleri var mıdır?

Yoksa, Siyasiler; ekonomik ve siyasi kriz üretmek suretiyle, vatandaşı her gün fakirlik ve yoksulluğa doğru itmekte midir?

Vatandaşın her gün sadece soğan ekmek yemiş olması siyasilerin umurunda mı?!

Devlet çatısı etrafında toplanan sosyal bir örgütlenme biçimi olarak bakanlar kurulu, devlet daireleri, meclis ve pek çok devlet organı tarafından şekillenmektedir!

Devlet çatısı dışında, toplumda var olan siyasal partiler ve siyasal aktörler tarafından gerçekleştirilen iktidara yönelik faaliyetlerin, bütünüdür!

Siyaset kavramının temellerini iktidara yönelik faaliyetler oluşturmaktadır! İktidar kavramının olduğu her yerde siyasetten söz edilebilir!

Siyasi iktidarın odak noktasında bir tarafta toplumu yöneten hükümet varken, diğer tarafta siyasal aktörler tarafından yürütülen siyasi faaliyetler ve halk bulunmaktadır! Bu iki taraf sürekli olarak birbiriyle siyasi anlamda iletişim halindedir!

Siyaset, toplumu yönetme sanatı olarak da iade edilebilir! Siyaset farklı çıkar gruplarını uzlaştırarak gelirleri ve serveti hakkaniyet ölçüleri içinde paylaşmak olarak görülür!

Peki, bugün vatandaş ve farklı çıkar grupları arasında, gelir ve servet paylaşımı nasıl ve hangi düzeydedir?

Siyaseti aynı toplum içinde yaşayan insanların iktidarı ele geçirmek için mücadele etme yöntemi olarak da ifade edebiliriz!

Siyaset; bir toplumda, siyasi aktörlerin kendi aralarında yürüttükleri bir iktidar mücadelesidir!

Peki, bugün yaşamakta olduğumuz siyasi mücadeleyi nasıl okumak gerekir? Böyle bir siyasi mücadele, vatandaşın hayatını kolaylaştırmakta mıdır? Yoksa gün be gün, fakirlik ve yoksulluğa doğru hızla koşmakta mı?

Siyasal iletişim; siyasi ve iletişim süreçleri arasındaki ilişkileri ele alan araştırmalardan oluşan, disiplinler arası bir akademik alan, olarak tanımlamaktadır!

Siyasal iletişim; siyasal aktörlerin belli ideolojik amaçlarını, belli gruplara, kitlelere, ülkeye ya da bloklara kabul ettirmek ve gerektiğinde eyleme dönüştürmek, uygulamaya koymak üzere çeşitli iletişim tekniklerini kullanmaları, olarak da tanımlamaktadır!

Burada, önemli olan siyasal iletişimin nasıl yapılacağı, hangi teknik ve yöntemlerin kullanılacağı ve hedef kitlelere nasıl ulaşılacağıdır!

Peki, bugün yaşamakta olduğumuz siyaset ve siyasi iletişim sürecini nasıl okumak ve yorumlamak gerekir?

İletişimin temeli; ne söylediğiniz veya ne yaptığınızdan daha çok, nasıl yaptığınız ve nasıl iletişim kurduğunuz, önemlidir!

Peki, bugün birileri nasıl bir siyasi iletişim süreci yürütmektedir?

Siyasal iletişim; insanların birbirini anlama ve anlatma biçimi olarak gören düşünce ile asıl amacının iktidarı ele geçirmek ve devlet olanaklarından yararlanmak olarak gören düşünce, birbirine zıt iki düşünce olarak ortaya çıkmaktadır!

Peki, Siyasette hedef sadece devlet gücünü ele geçirmek ve devlet olanaklarını hem kullanmak ve hem de yararlanmak için mi yapılmaktadır?

Siyasal iletişim, iktidarı ele geçirme mücadelesi ve bu kapsamda her türlü reklam ve halkla ilişkiler faaliyetlerinin yürütülmesi, olarak ifade edilmektedir!

Peki, bugün yaşadıklarımız çerçevesinde, siyasiler; toplumu kucaklayıcı mı yoksa ayrıştırıcı bir siyasi iletişim dili mi kullanmaktadır?

Siyaset, toplumsal fay hatları üzerinden ayrıştırıcı bir dil kullanmakta ve toplumsal kaos – karmaşa ve kargaşa oluşturmak suretiyle, besleneceğini hedeflemektedir? Peki, geri teperse! Ya da kontrolden çıkıverirse!

Siyaset ve siyasiler, kutuplaştırıcı ve ayrıştırıcı söz ve ifadelerden vazgeçmeli! Siyasette, hedefe varmak için her yol mubah ilkesinden vazgeçmeli! Aksi halde, toplumsal KAOS – KARMAŞA ve KARGAŞA yakın demektir

Medusa’nın SALI Hikayesi!

Medusa’nın Salı Hikayesi; insan denilen varlığın, zor şartlar altında, hayatta kalabilmek adına, neler yapabileceği ve insanlıktan nasıl çıkabileceğinin bir göstergesi olarak karşımızda durmaktadır!

Günümüzde, Ekonomik şartlar ve insanların daha çok para kazanmak ve yığmak hırsı, Medusa’nın Salından farklı bir hikaye sunmuyor!

  • Ülkemizde, son dönemdeki ekonomik şartlardan kaynaklı, özellikle KONUT – BARINMA ve GIDA sektöründe, Medusa’nın SALI hikayesi, yaşanmaktadır!
  • KONUT fiyatları ve Kiraların yükselmesinden kaynaklı, Adalet Saraylarında, hem Kira tespit ve hem de Tahliye davalarının sayısı belli değildir!
  • Konut ve İş yeri sahipleri, kira artış oranlarından kaynaklı, daha fahiş kira akabilmek adına, kiracıları neredeyse canlı canlı yemeyi planlamaktadır!

Medusa’nın Salı hikayesinde yaşanılan yamyamlıklardan bir farkı var mıdır, acaba?

Ekonomik Kriz ve Enflasyon bahane, fırsatçılıktan istifade, insanlıktan çıkmak ve ahlaken çökmek şahane!

Ekonomik Kriz ve Enflasyon bahane, haram helal demeden daha çok para kazanmak şahane!

Ekonomik Kriz ve Enflasyon bahanesi ile yasal olduğunu zan ettikleri şahane fahiş fiyatlar ile zulmedenler, bu kazançlar helal olmadığı hatırlatmak gerekir!

Bir malın değeri; üç – beş ve hatta on kat yükselmesi, nasıl bir ekonomik kavram ile izah etmeli? AÇ GÖZLÜLÜK olarak mı geçiştirmeli?

Hem ekonomik kriz ve hem de enflasyon yükselirken, AHLAKİ olarak düşmekte ve ÇÖKMEKTEYİZ!

İnsan, İnsanın kurdu ifadesi, enflasyonist ve ekonomik kriz dönemlerinde, canlı bir şekilde karşımıza çıkmaktadır!

Eşrefi mahlukat olarak yaratılan insan, VİCDAN ve MERHAMET duygusunu kaybedince, kriz dönemlerinde, ne kadar alçalacağına şahit olmaktayız!

VİCDAN ve MERHAMETİNİ kaybeden bir insan, YAMYAM ve yırtıcı bir Hayvandan farklı şekilde davranmayacaktır!

Ekonomik Kriz ve Enflasyon bahane; makam – mevki – güç – iktidar ve servet sahipleri, şahane çok kazanmak hırsı ile merhamet duygularının alındığı ya da yok olduğuna şahit olmaktayız!

  • Peki, Medusa’nın Salı hikayesinde yaşanılan yamyamlıktan bir farkı var mı?
  • Peki, Yeryüzündekilere merhamet etmeyenlere, gök yüzündekiler merhamet eder mi?

Hz. Şuayb aleyhisselamın peygamber olarak gönderildiği Eyke halkı, ticaretlerinde ahlaki kurallara dikkat etmeyip, ölçü ve tartıda, halkı kandırdıkları yani bir nevi AHLAKİ ÇÖKÜNTÜ ve FIRSATÇILIK yaptıkları için HELAK olmuştur!

Araf Suresi 155. Ayetinde; İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden bizi helâk eder misin, Allah’ım, buyrulmaktadır!!

  • Medusa’nın Salı Tablosu; İnsanları Yamyama Dönüştüren Bir Kazayı Anlatan, Tüyler Ürperten bir Hikayedir!

26 Eylül 1791 tarihinde doğan ve 26 Ocak 1824 tarihinde genç yaşta hayatını kaybeden Fransız ressam Théodore Géricault’ın ünlü eseri, 1818 – 1819 yılları arasında yaptığı Medusa’nın Salı orijinal adıyla Le Radeau de la Méduse isimli bir eser!

Fransız ressam Théodore Géricault tarafından resmedilen Medusa’nın Salı tablosu, sanatçının en başarılı resimlerinden biri olarak kabul edilir!

  • Medusa’nın Salı tablosu, yaşanmış ve hayatta kalanları yamyamlığa kadar sürüklemiş bir kazanın hikayesini anlatır!
  • Medusa’nın Salında hikaye edilen tabloda, kazazedeler, korkunç bir kaza sonucu hayatta kalmak için derme çatma bir salla okyanusa açılır!
  • Dalgaların yanı sıra açlıkla da boğuşan insanlar en sonunda yamyamlığa varacak kadar kötü bir durum içinde kaldıktan sonra az sayıdaki insanla beraber kıyıya ulaşır!

Medusa’nın Salı tablosunun gerçek hikayesi: Dönemin Fransa kralı XVIII. Louis’in verdiği emir üzerine dört gemiden oluşan bir ekip Senegal açıklarına gitme hazırlıklarına başlar!

Amaçları, birkaç yıl önce İngilizler tarafından ele geçirilen kolonilerini yeniden kendi yönetimleri altına almak. Gemilerin en önemlisi 47 metre uzunluğundaki La Meduse isimli bir fırkateyn.
La Meduse fırakateyninin sorumlusu yirmi beş yıldır denize açılmamış olan Hugues Duroy de Chaumareys isimli bir deniz subayı.

Gemide memurlar, askerler, bilim insanları ve koloni yerleşimcileri olmak üzere 400’den fazla yolcu vardır. Hazırlıklar tamamlanır ve La Meduse, 1816 yılının Haziran ayında Fransa’dan Afrika kıyılarına doğru yola çıkar.

La Meduse fırkateyni, önemli yolcular ve yükler taşıdığı, diğer yelkenlilerden daha hızlı yol aldığı için önden giderek Senegal kıyılarına ilk varan olmaya çalışır. Fakat kaptan Chaumareys büyük bir hata yapar; Ne haritaları inceler ve ne de subay tavsiyelerini okur!

Kaptan Chaumareys’in amacı, Banc d’Arguin olarak adlandırılan en geniş kumsala ulaşmaktır. Ancak dikkatsiz bir şekilde ilerlediği için önündeki engelleri fark edemez ve Moritanya kıyılarının yaklaşık elli kilometre açığında La Meduse karaya oturur.

Hiç beklemediği kadar sığ bir noktada karaya oturan kaptan, çaresizce gemiyi yüzdürmeye çalışır!

Birkaç gün boyunca öylece kaldıktan sonra çıkan fırtına Le Meduse gemisinin omurgasını kırar. Yolcular gemiyi terk etmeli ve hayatta kalma mücadelesinin tam ortasına atılır.

La Meduse fırkateyninde kayıklar ve kanolar vardır! 400’den fazla yolcu için bunlar yeterli değildir.

Parçalanan geminin sağlam kalan kalaslarından 20 metre uzunluğunda, 6 metre genişliğinde derme çat bir sal yapılır. 5 Temmuz günü denizciler ve askerlerden oluşan 150 kişi bu sal ile okyanusa açılır!

Kanolar ve kayıklar yardımıyla salı kıyıya çekmektedir ancak yola çıktıktan iki saat sonra bağlantı ipleri kopunca Medusa’nın Salı okyanusun ortasında küreksiz, yelkensiz tek başına kalır. Kontrolün mümkün olmadığı bu sal, Atlantik okyanusunun hırçın dalgalarında sürüklenmeye başlar.

  • Derme çatma bir salın üstünde okyanusun ortasında kalmaktan daha kötüsü, erzakları ilk günden bitmesi! Bazı yolcular bir umut kendilerini köpekbalığı dolu sulara atar ve sonları felaket olur! Birkaç gün içinde düzinelerce yolcu bu şekilde hayatını kaybeder!
  • Geride kalanlar ise uçan balık olarak adlandırılan ve salın üstüne atlayan balıklarla beslenmeye çalışır! Balıklar yok denecek kadar az olduğu için ipler, şapkalar, kemerler kemirilmeye başlar! Açlık ve susuzluk ölümcül noktaya gelince, bazı yolcular ölen arkadaşlarını yiyerek yani yamyamlık yaparak hayatta kalmaya çalışır!

La Meduse firkateyninin arkasından gelen gemiler, 17 Temmuz günü Medusa’nın Salı ile karşılaşır. 150 kişi ile başlayan yolculuktan geriye sadece 15 kişi kalmıştır!

Açlık, susuzluk ve kızgın güneş altında, sonra, kazazedelerin beşi de hayatını kaybeder. Geri kalanlar Saint – Louis’e ulaşır.

14 Eylül 1816 tarihinde yayımlanan gazetelerde, hayatta kalan isimlerden bir tanesi olan cerrah Jean Baptiste Henri Savigny’nin röportajına yer verilir ve Medusa’nın Salı’nın hikayesi anlatılır.

1819 yılında, Medusa’nın Salı adlı resmini tamamlar. Bu hikayenin anlatıldığı 1990 yapımı Le radeau de la Méduse isimli bir de sinema filmi vardır!

BASIN & MEDYA ve SİVİL TOPLUM; NEDEN Fonlanır?

Alaycı KUŞ; duyduğu her sesi taklit ( 22 KUŞ Türü ) yeteneğine sahip bir kuş türü!

Amerikan istihbaratı, Soğuk Savaş döneminde, ALAYCI KUŞ verdiği gazetecileri, Ulusal Çıkarları çerçevesinde, kullanmıştır!

Peki, Ulusal ve Yerel Basın & Medya sektöründe, Gazeteci kimlik altında, Küresel Güçlerin fonladığı ya da kullandığı, Alaycı Kuşlarını tanıyabilir miyiz?!

Yerel çerçevede, Basın & Medya sektöründe, Gazeteci kimlik altında, PARAYI Verenin düdüğü çaldığı – çaldırdığı, Alaycı KUŞ sayısı ne kadardır?

BASIN & MEDYA ve SİVİL TOPLUM dernekleri; vatandaşın talep ve önerilerini aşağıdan yukarıya doğru oluşturulması yolu ile yönetime iletilmesi anlamına gelmektedir!

BASIN & MEDYA ve SİVİL TOPLUM dernekleri; hangi küresel güçler veya büyük devletler tarafından finanse edilmekte veya yönlendirilmektedir?!

Devlet ve milletin ali menfaatleri çerçevesinde; yerel, yerli ve milli bir duruş sergileyen basın ve sivil toplum örgütlerini elbette ki tenzih ederiz!

BASIN & MEDYA ve SİVİL TOPLUM dernekleri, küresel güçler ve büyük devletler tarafından neden ve nasıl desteklenmekte ve yönlendirilmekte, olduğu da ehlince malumdur!

Peki, Fondaş medyanın ulusal yayın yapanları olduğu gibi yerel çerçevede de yerel basın medya sektöründe, fonlanmaya devam ettikleri gazete ve gazeteciler, var mıdır?!

Küresel – Emperyalist güçler ve büyük devletler; çıkarları çerçevesinde, siyasi egemenliği etki ve tesir altına almaya çalıştıkları ülkelerde, denge denetleme açısından ”Basın & Medya ve Sivil Toplum” üzerinden ”örümcek ağını” örmektedir!

Türkiye gibi ülkelerde, küresel – emperyalist güçler ve büyük devletlerin kullandıkları sivil toplum ve basın dünyasında ki sivil örümcek ağı, dernek ve vakıflara her daim şahit oluruz!. Peki, ağ, örümcek ağı ve sivil toplum örümcek ağı nedir?!

Türkiye’de ki siyasal sistemi, küresel güçler ve büyük devletlerin denge ve denetleme zaviyesinden, sivil toplum örümcek ağında ki hangi dernek ve vakıflar ile irtibat halinde oldukları veya finansal destek verdikleri de, devlet aklı tarafından kayıt altında ve takip edilmekte olduğunu, düşünüyorum!.

Ağ iki anlamda kullanılır!. Ülkeler arası ilişkilerde, iletişim ve bilişim teknolojilerinde ki gelişmelerde coğrafi mesafeler kısalırken, karşılıklı bağımlılığın yaygınlaşması ve derinleşmesi sürecini açıklamak için ağ metaforu kullanılır!

Ağ toplumu; devlet, ekonomi, kültür, sivil toplum aktörleri ve bireyler arası ilişkilerin bir network görüntüsü verdiğini söyler!

Örümcek, ağını örer ve avını bekler! Av, ağa değdiği an, artık iş işten geçmiştir! Ağın neresine değdiğinin önemi yoktur! Ağın herhangi bir yerinde olan titreşim diğer yerlere hızla yayılır oralarda kendisini hissettirir! Ağa düşen Avın kurtulma şansı yoktur! Örümcek ağı, yaygınlaşma, derinleşme ve hız temelli bir sistemdir!

  • Türkiye gibi ülkelerde; Basın & Medya ve Sivil Toplum Örgütleri; ALAYCI KUŞLAR üzerinden Ulusal çıkarları çerçevesinde; toplumu etkilemeye, yönlendirmeye ve halkla ilişkiler faaliyetleri yapmaya çalışan ve öne çıkan, ABD Kongresinde yaptıkları yardımlar ya da harcamaların hedeflerine erişme konusunda etkili olup olmadığı tartışmalarının olduğu ve hatta kapanma noktasına gelen, iki kurumu incelemeye çalışalım!

1 -) USAID; 1961’de Demokrat Başkan John F. Kennedy tarafından, dış yardımın daha iyi koordine edilmesi amacıyla kurulmuştur.

Soğuk Savaş’ta Sovyetler Birliği’nin etkisine karşı bir hamle olarak hayata geçirilen kuruluş, ABD Kongresi tarafından finanse edilmektedir.

Kongre Araştırma Servisi’nin (CRS) bu ay yayımladığı bir rapora göre, ABD dış yardımlarının yaklaşık yüzde 60’ı USAID üzerinden yönetilmektedir.

USAID bünyesinde çalışan yaklaşık 10 bin kişiden üçte ikisi yabancı ülkelerde görev yapmaktadır. Program üzerinden 130 ülkeye yardım edilmektedir! .

2023 mali yılında ABD, dünya çapında toplam 72 milyar dolar yardımda bulunmuştur! Bunun yaklaşık 43,80 milyar doları USAID bütçesinde yer almaktadır.

2 -) NED ( Ulusal Demokrasi Vakfı – NED), yurtdışında demokrasiyi teşvik etmek amacıyla 1983 yılında kurulmuş bir ABD ajansı; Bir sivil toplum kuruluşu olarak anılmakla birlikte, yarı özerk bir sivil toplum kuruluşu olarak işlev görmektedir.

  • CIA eski direktörü William Colby; “project democracy” adı altında sürdürülen USAİD ve NED operasyonlarına yönelik; CIA’ın örtülü olarak yaptıklarını bu dernekler üzerinden açıktan yapıyoruz, diyor!

NED’e ( national endowment for democracy/demokrasi için ulusal fon) bağlı olan örgütler, faaliyet yürütecekleri ülkelerde ki projeler için paraları ödemektedir! Para kaynağı doğrudan ABD hazinesi, yani devlettir. NED ise paranın kasasıdır.

NED herhangi bir “project” işine girişip para vermeden önce ABD dışişleri’ne bilgi verilmektedir!
NED yönetim kurulunun onayına sunulan tüm “project” önerilerinin bir kopyası, ABD dışişleri bakanlığı siyasi işler yardımcılığına verilecektir!

USAİD ve NED; Çıkarları çerçevesinde ki hedef ülkelerde; Basın & Medya ve Sivil toplum Örgütleri; ALAYCI KUŞLARI fonlamak suretiyle, kabaca şu faaliyetlere destek olmaktadır!

  • İktisadi ortamı denetleme! Ulusal bunalımlar yaratılması! Merkezi hükümete güvensizlik yaratma! İş adamlarını örgütleme: yerel işadamı örgütlerinin ve ilişki bürolarının kurulması! Yolsuzluk kampanyaları: “yerinden yönetim” taleplerini yükselterek, devletin egemenliğinin zayıflatılması, yolsuzluk olaylarını abartarak topluma aşağılık duygusunun yerleştirilmesi!
  • Belediye hizmetlerinin yabancı şirketlere devredilmesi: yerel yönetimi güçlendirme adı altında, toplumsal hizmetlerin “karlılık” esasına oturan şirketlere devredilmesi, su-elektrik gibi kentsel işletmelerin yabancı şirketlere devredilmesi için gerekli düşünsel alt yapının oluşturulması!
  • Ulusal iktisadın çökertilmesi için ulusal sanayileşmenin ve enerji kaynaklarının yıkıma uğratılması, toplum ile devlet arasında çatışmayı da içerecek biçimde çevreci akımların, örgütlerin desteklenmesi ve ulusal madenciliğin, doğal yakıt üretim kaynakları işletmeciliğinin ulusal egemenlik alanının dışına çıkarılması!
  • Kamuoyu oluşturucu; aydınlara, yazarlara, bilim adamlarına yönelik içerde ve dışarıda, masrafları karşılayarak, konferanslara çekmek! Katılımcılarla doğrudan ilişki içinde, ilgili ülke hakkında bilgi almak ve “düşünce” ve “örgütlenme” özgürlüğü başlığı altında yeniden yapılanma düşüncesini benimsetmek!
  • İş adamları dernekleri, sendikaların kurulması, var olanların içine bilim danışmanlarıyla sızılması! Siyasi partilere eğitim programlarıyla, particilik dersleriyle yaklaşarak kadroların yönlendirilmesi! Gençliğin “düşünce özgürlüğü” ve “siyasi katılımcılık” propagandasıyla örgütlenmesi!

Peki, Basın & Medya ve Sivil Toplum Örgütlerinde, USAİD ve NED gibi kurumlar tarafından fonlanan içimizde ki, çok kullanışlı, ALAYCI KUŞLARI tanımadan ve idrak etmeden yol alınabilir mi?!

Peki, bu vb. faaliyetleri icra eden Basın & Medya ve Sivil Toplum Küresel İşbirlikçi bizden görünümlü, Tipleri bizden fakat Çipleri küresel Örümcek Ağı Örgüt ve kişileri görebiliyor ve tanıyabiliyor muyuz? Farkında mıyız?

Basın & Medya ve Sivil Toplum, Küresel İşbirlikçi, bizden görünümlü, Tipleri bizden fakat Çipleri Küresel Örümcek Ağı; Örgüt ve Kişileri; Bir haber ve bir köşe yazısı ile kimlerin nereye çalıştıklarını çözebiliriz!

Bir toplumun Basiret ve Feraset kapanınca! Doğal olarak; HAKİKATİ; Göremez, Duyamaz ve Hissedemez! Tepki de veremez! Tepki verenleri de dışlamaya ve taşlamaya devam eder!

BASIN & MEDYA ve SİVİL TOPLUM; SATIN Alınabilir mi?

Basın & Medya, TV Programcıları ve gazeteciler, sanatçılar, yazar çizerler, halkı şekillendirdiği için denetimde tutulmalı, diyor, küresel ve emperyalist güçler!

Alaycı KUŞ; duyduğu her sesi taklit ( 22 KUŞ Türü ) yeteneğine sahip bir kuş türü!

Amerikan istihbaratı, Soğuk Savaş dönemi ve halen, Alaycı Kuş adını verdiği gazetecileri, Ulusal Çıkarları çerçevesinde, kullanmaktadır!

Peki, Alaycı Kuş, operasyonu halen devam ediyor mu?! Alaycı Kuşlar ile halk, ikna edilmeye çalışılır!

Peki, Ulusal ve Yerel Basın & Medya sektöründe, Gazeteci kimlik altında, Küresel Güçlerin Alaycı Kuşlarını tanıyabilir miyiz?

Ya da Yerel çerçevede, Basın & Medya sektöründe, Gazeteci kimlik altında, PARAYI Verenin düdüğü çaldığı – çaldırdığı, Alaycı KUŞ sayısı ne kadardır?

Peki, Küresel güçler ve işbirlikçilerinin yerel basın medya sektöründe kullandığı ALAYCI KUŞLAR, kim ya da kimler olabilir?

Basın & Medya ve Sivil toplum; vatandaşın talep ve önerilerini aşağıdan yukarıya doğru oluşturulması yolu ile yönetime iletilmesi anlamına gelmektedir! Peki, realite böyle midir?!

Basın & Medya ve Sivil toplum; hangi küresel güçler veya büyük devletler tarafından finanse edilmekte, fonlanmakta veya yönlendirilmektedir?! Acaba, neden?!

  • Devlet ve milletin ali menfaatleri çerçevesinde; yerel, yerli ve milli bir duruş sergileyen basın &medya ve sivil toplum örgütlerini tenzih ederiz!

Basın & Medya ve Sivil toplum dernekleri; küresel güçler ve büyük devletler tarafından neden ve nasıl desteklenmekte ve yönlendirilmekte, olduğu, ehlince malumdur!

İnsanlar arasındaki bilgi alışverişi ve haberleşme olayına iletişim diyoruz! Bilgi alışverişi için kullandıkları araçlara da iletişim ve kitle iletişim araçları denir!

İnsanlar, çevrelerindeki olayları takip etmek ve yeni bilgiler edinmek, haberdar olabilmek için iletişim ve kitle iletişim araçlarını kullanır! Teknolojinin gelişmesi ile iletişim ve kitle iletişim tabii ki kolay bir hale gelmiştir!

Kamuoyu, iletişim ve kitle iletişim araçları vasıtası ile tüm gelişmeleri izler! Hükümet ve devlet politikaları ve ülkenin karşı karşıya olduğu iç ve dış sorunlar hakkında bilgi sahibi olur! Ancak haberlere erişim imkânı tabii ki tek başına yeterli değildir!

Bir haber oluşurken, bazılarının ön plana çıkarılması veya bazılarının gözlerden kaçırılması, bazı bilgilerin saklanması veya görmezden gelinmesi, haberin kurgulanması, haberin edit ve re-dakte edilirken bunları yapan kişilerin, politik, sosyal, siyasi, demografik, ekonomik ve kültürel ilgileri eşik bekçiliği faaliyetleri arasında sayılır!

Eşik bekçileri; Editör, yazı işleri personeli ve yayıncılar, haberin yazım ve sunumu ile ilgili yaptıkları seçimlerle kamuoyunda gerçekliğin şekillenmesi ve kamuoyu oluşmasında çok önemli bir etkiye sahiptir!

Eşik bekçileri, medya tüketicisi kamuoyunu istenilen veya istedikleri yönde harekete geçirmek veya yönlendirmek için kimi zaman aşırı uç yöntemlere başvurduğuna şahit oluruz!

Haber medyasında içerik üreten insanların kişilik özellikleri, haberin oluşturulmasında önemli bir süzgeç işlevi görmektedir!

  • Medya çalışanlarının kültürü ve yetiştikleri coğrafya, ait oldukları din, mezhep ve etnik köken, aldıkları eğitim ve cinsiyetleri, mesleki tecrübe ve kişisel yetenekleri, olayların siyak ve sibakını idrak dereceleri, mensubiyet ve meşrep gibi öznellikler haberin toplanmasından, haberin dokusu ve haberin kamuoyuna sunumuna kadar etki etmektedir!
  • Küresel güçlerin, ulusal ve yerelde ki kullanışlı işbirlikçi taşeron basın & medya çalışanları ya da tipi bizden fakat çipleri dışarıda olan; ALAYCI KUŞLAR, bu milletin soysal dokusu ve birliğini bozabilmek adına, her bir köşesi ve kademesinde cirit atmaktadır!
  • Basın & medya ve Sivil toplum Örgütlerini; küresel işbirlikçilerin yancısı – taşeronu – borazanı ve yerli – milli olmak üzere iki sınıfta toplayabiliriz!
  • Şimdi diyeceksiniz ki medyanın yancısı ve yalancısı olduğu gibi yerli görünümlü yabancısı ve taşeronu da var mıdır? Bazıları göbekten bağlı! Bazıları da ekonomik olarak! Bazı çalışanlar ise ikbal beklentisi zaviyesinden duygusal olarak bağlı!
  • Para, kadın, güç, makam ve mevki insanlar için motive eden bir etken olduğuna göre! Peki, Yerel ve Ulusal Basın & Medya çalışanlarının MOTİVASYONU nedir?

Allah; kimseyi, dünyalık üç – beş kuruş ve geçici makamlar uğruna; Aziz DEVLET ve Asil MİLLETE, HAİNLİK ve İHANET konumuna düşürmesin! İHANETİN bedeli; bu dünya da ve öbür tarafta, ehline malumdur!

Konya Valilik ve B. Şehir Belediye Binası Yapılıyormuş!..

2024 yılı Aralık ayı içinde; ülkemizde SEKSEN BİR Vilayet, her vilayetin bir Valisi ve Valilik Hükümet Konağı olduğunu, ifade eden bir yazı kale almıştım!

  • Peki, Türkiye’de, Seksen bir Vilayet olmasına rağmen, Valilik Hükümet Konağı olmayan İl, var mıdır?
  • Peki, Türkiye’de, Otuz Büyük Şehir Belediyesinden Belediye Hizmet binası olmayan Büyük Şehir, var mıdır?

Böyle bir soru mu olur dediğinizi de, duyar gibiyim!

  • Hem de, iktidar partisine, kurulduğu tarihten itibaren en yüksek desteği esirgemeyen ve oy veren bir il olduğunu söylesem!

Konya Valilik Hükümet Konağının bir yıl kadar önce, ihalesi yapılmak suretiyle, TADİLAT işleri başlamıştır! Daha sonra TADİLAT, Tarihi binanın RESTORASYONU olarak değiştirilmiş ve süreç biraz daha uzamıştır!

  • Peki, geldiğimiz noktada, Konya Valilik Hükümet Konağında ki; Tarihi binanın Restorasyonu ve Valilik Hizmet birimlerinin taşınma süreci, ne durumdadır?
  • Konya Kamuoyu ve tüm KAMU Kurumları, bu yaz, Tarihi Binaya, Konya Valilik Hizmet birimlerinin taşınacağını beklemektedir!
  • Peki, Konya Kamuoyu ve Konya’daki tüm Kamu kurum ve kuruluşları, eksik bilgiden kaynaklı boş hayal mi kurmaktadır?
  • Bakanlık, Konya Büyük Şehir Belediyesi ve Konya Valilik makamı ile yapılan protokol çerçevesinde, Tarihi binanın KENT MÜZESİ olması için YEREL yönetimlere devir edildiği, Eski Sanayi ve Karatay Sanayi bölgesinde, yirmi bin metrekarelik bir alana, Valilik Hükümet Konağı ve Valilik hizmet birimlerinin de, yerel yönetimler tarafından yapılacağı, ifade edilmektedir!

Almış olduğumuz kulis çerçevesinde, Tarihi Konya Valilik Hükümet Konağının Yerel Yönetimlere devir edildiği ve Tarihi binaya da, KENT MÜZESİ yapılması konusunda çalışmalar yürütülmekte olduğunu, daha önceden, kaleme almıştım!

Konya Valilik hizmet birimlerindeki çalışanlar, İller Bankasının eski binasında çalışmalarına devam ettiklerini fakat binanın depreme dayanıklılık raporu olmadığından kaynaklı, tedirgin oldukları, ifade edilmektedir!

Konya Valilik hizmet birimlerindeki çalışanlar, Konya Merkezinde farklı yerlerde olmasından, Tarihi Hükümet Konağındaki Restorasyon sürecinin bitmesi akabinde, hizmetlerin aksamadan devam edebilmesi adına, tarihi binaya taşınacakları günü dört gözle bekledikleri, ifade edilmektedir!

  • Geçtiğimiz günlerde; Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay; Konya Büyük Şehir Belediye Binası ve Konya Valilik Hükümet Konağı, Eski Sanayi ve Karatay Sanayi bölgesinde inşa edileceğini duyurmuştur!

Başkan Altay; Konya Valilik Hükmet Konağı ve Büyükşehir Belediyesinin aynı kompleks içinde yer alacağını; proje ile belediye hizmetleri daha geniş bir alanda, daha verimli sunulacağını ve şehrin yönetim merkezi daha modern bir alana taşınacak, diyor!

  • Peki, Konya Valilik Hükümet Konağı ve Konya Büyükşehir Belediyesi, tek bir çatı altında, ( ademi merkeziyet gibi mi ) bir araya gelecek, derken! Tek bir bina kompleksi şeklinde, sağ taraf VALİLİK ve Sol tarafı da, Belediye şeklinde mi planlanmaktadır?
  • Eski Sanayi ve Karatay Sanayi bölgesinde, inşa edilecek, Konya Valilik Hükümet Konağı ve Büyükşehir Belediyesi, NE ZAMAN hizmete geçmesi planlanmaktadır?
  • Tasarruf Tedbirleri kapsamında; Konya Valilik Hükümet Konağı ve Büyükşehir Belediyesi Hizmet binası İNŞAATI; iyimser ihtimal, DÖRT veya BEŞ yıl süreceği tahmin edilmektedir!
  • Eski Sanayi ve Karatay Sanayi bölgesinde, esnafın taşınması, arsa – dükkan sahipleri ile anlaşma ve inşaatının da DÖRT – BEŞ sene süreceği varsayımından hareket ile TARİHİ KONYA VALİLİK HÜKÜMET KONAĞI restorasyon akabinde, Valilik hizmet birimleri tarihi binaya taşınabilir!
  • Konya Valilik Makamı, İstanbul yolu üzerinde YİKOP binasında olmasından kaynaklı, Eski Sanayi ve Karatay Sanayi Bölgesinde İnşaat devam ederken, Şehir Merkezinde DAR-ÜL MÜLK Sergi Sarayında ki bir Kat tefriş edilmek suretiyle, sadece Sayın Vali Beyin kullanması da planlanmaktadır!
  • Peki, Valilik hizmet birimleri, birim müdürleri ve Vali yardımcılarının da aynı bina da olmadığı bir durumda, Sayın Vali, hangi işe yetişebilir ya da hangi işleri zamanında bitirebilir?

Konya Büyük Şehir Belediyesi çalışanları; farklı yerlerde hizmet vermekten ve özellikle de, SGK eski bina ve Askeri Hastane binalarının hem eski ve hem de, Deprem Raporu olmadığından kaynaklı, tedirgin bir durumda oldukları da,  ifade edilmektedir!

1 -) 14 Ocak 2025 tarihli KÖŞE YAZIM; Konya Valilik Hükümet Konağı; Nereye ve Ne Zaman Taşınacak?

https://ahmetunver.com.tr/2025/01/14/konya-valilik-hukumet-konagi-nereye-ve-ne-zaman-tasinacak/

2 -) 8 Şubat 2025 tarihli KÖŞE YAZIM; Yerelde DEVLET’E AYAR Vermek!

MSRMUN’25 Konferansı Düzenlendi!

Geçtiğimiz günlerde, Mahmut Sami Ramazanoğlu Anadolu İmam Hatip Lisesi uhdesinde, Konya Büyükşehir Belediyesi ve Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu İlahiyat Fakültesi dekanlığının destekleri ile Model Birleşmiş Milletler – MUN ( Model United Nations ) konferansı düzenlenmiştir!

MUN (Model United Nations) MSRMUN’25 Konferansa; yurtdışından ( Bosna Hersek ) 4 öğrenci, 15 farklı şehrin 18 farklı okulundan 120 öğrenci, Konya’dan farklı okullardan 140 okuldan toplamda 264 delege öğrenci ve 50 danışman öğretmen katılım sağlamıştır!

Katılımcılar, üç gün boyunca bir araya gelerek günümüz dünyasında yaşanan küresel sorunlar üzerine tartışmalar ve bu sorunlara çözüm önerileri sunmaları, diplomasi yeteneklerini geliştirmeleri hedeflenmektedir!

MUN (Model United Nations) Etkinlik süresince, sekretarya ve organizasyon ekibi, MSRMUN’25’in başarılı bir şekilde gerçekleşmesi için yoğun bir çalışma yürütmüş ve katılımcılara unutulmaz bir deneyim sunmak için gerekenleri de yapmıştır! Emeği geçenlere teşekkür ederim!

  • Model Birleşmiş Milletler (Model United Nations) eğitim kurumlarının öğrenci delegeler çıkararak belli ülkeleri ve Birleşmiş Milletler kurumlarını temsil ettikleri eğitsel bir simülasyondur!

MUN (Model United Nations) eleştirel düşünme, takım çalışması ve liderlik yeteneklerine ek olarak katılımcıların araştırma, konuşma, tartışma ve yazma becerilerini kullanmalarını ister ve geliştirir!

Programda, öğrencilerin ilgisini çekmek ve onların güncel dünya meseleleri hakkında daha derin bir anlayış geliştirmelerine izin vermek amaçlanmaktadır! Genelde konferans, panel, çalıştay veya forum usulüyle yürütülen toplantıları içerir!

MUN (Model United Nations) topluluğu üye öğrenciler, aktif olarak MUN konferanslarına hazırlanırken, kendi bünyesinde, konferans düzenlemektedir. Bu süreçte topluluk okul içi ve okul dışında çeşitli etkinliklere dahil olarak akademik İngilizce konuşma, dinleme ve yazma yeteneklerini geliştirmektedir!

Genel kültür ve kişisel gelişim anlamında gelişen topluluk üyesi öğrenciler, kimi zaman uluslararası boyutlara ulaşan konferanslarda üniversite sonrası hayatları için network oluşturma şansı elde etmektedir!

  • Mahmut Sami Ramazanoğlu Anadolu İmam Hatip Lisesi Müdürü Ahmet Erol; MSRMUN’25 Genç zihinlerin dünyaya dair fikirler üreteceği ve seslerini duyuracağı anlamlı bir buluşma olduğunu! Öğrencilerimizin dünya sorunlarına duyarlılık kazanmaları, analitik düşünme ve problem çözme yeteneklerini geliştirmeleri için bu tür etkinlikler, büyük önem taşıdığını! MSRMUN’25’in gençlerimizin gelecekteki liderlik yeteneklerine katkı sağlayacağına inandığını, vurgulamıştır!

Mahmut Sami Ramazanoğlu Anadolu İmam Hatip Lisesi; Konya İmam Hatip Lisesi bünyesinde, Konya Valiliğinin teklifi üzerine, Milli Eğitim Bakanlığının 18.07.1990 tarihli ve Din Öğretimi Genel Müdürlüğü onayı ile İngilizce yabancı dil ağırlıklı olarak eğitim ve öğretime başlamıştır.

1995 – 1996 öğretim yılında, Anadolu İmam Hatip Lisesi Derneğince yaptırılan Selçuklu Anadolu İmam Hatip Lisesi binasına taşınmış, 2016 – 2017 eğitim ve öğretim yılında, Fen ve Sosyal Proje Anadolu İmam Hatip Lisesine dönüştürülmüştür!